girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (50)
  • medya (0)

50. kendimi sürekli sorgulamaya iten geçmişten günümüze gelen bir akımdır. Gerekenden fazla ürün tüketmeyen biriydim zaten. belki yetiştirilme tarzımla alakalı yani ailemden kaynaklı bir durumdur. ben bu durumu daha çok özgürlüğüme düşkün olmama bağlıyorum. gereğinden fazla eşyaya sahip olmanın verdiği dağınıklık, temizlik yapma ve sahip olduğumuz ürünlere yapılacak olan bakım beni oldukça bunaltan bir durumdu her zaman. bilinçli olarak minimalist olmaya karar verdikten sonra aldığım ürünler daha da kullanışlı oldu. bu konular üzerine araştırmalar ve okumalar yaptıkça ufkum daha da genişledi. sadece nesnelere değil duygu, düşünce gibi soyut alanlarda da minimalizmi uygulamaya başladım. özgürlük alanınızın genişlediğini gördükçe huzur doluyorsunuz. benim bilinçli olarak uygulamaya başlamam 5 yıldan fazla oluyor ve bunun getirilerini gördükçe herkese tavsiye etmek istiyorum.

bugün 12:26

49. minimalizm felsefesini hayatımda uygulamaya başladığımdan beri daha sakin ve daha mutlu olduğumu hissettim.

bu felsefeyi yorumlamak kişiden kişiye değişmektedir. benim için çok senin için azdır. bu tamamen kişinin içinde bulunduğu duruma bağlıdır. büyük bir şehirde yaşıyorum, çalışıyorum ve vazgeçemediğim şeyler elbette bulunuyor.

ben sadece ihtiyaçlarımı belirledim. neyi istediğimi neyi kullanacağımı biliyorum. fazlasına yer açmaktansa kendi hareket alanımı artırmayı amaçladım.

ben ilk baş maddi anlamda bu yola başladım.

tabi bu uygulama bugun karar verdim yarın minimalistim ile olmadı. benim hala devam ediyor sadeleşme sürecim. ve bir aşamayı tamamlamadan diğerine geçmemeye, kendimi zorlamamaya çalışıyorum.

ilk aşamada beni uğraştıran eşyalar ile başladım. nedir bunlar, temizlik yaparken beni uğraştıran biblolar, tozunu almaktan nefret ettiğim tablolar ya da sırf hatırası var diye uzun yıllardır elimde tuttuğum nesneler.çok zor değil, bu tür eşyaları bir kutuya koydum. o nesnelerin olmaması bende büyük bir boşluk yaratacaksa diye beklemeye başladım. ve farkettim ki olmadığı zaman kendimi daha mutlu hissediyorum ve onlar yok diye de yaşantımdan bir şeyler eksilmiyor.

ikinci aşama olarak mutfak eşyaları ile başladım. 1 ay kendimi takip ettim. çok kullandıklarım ve hiç kullanmadıklarımı tespit ettim. kullanmadıklarımı yine bir kutuya koydum bekleme aşamasına geçtim. çoğunu da hala kullanmadığımı gördüm mesela peynir bıçaklarına benim ihtiyacım yoktu ve ihtiyacı olan birilerine verdim.

üçüncü aşamada takı toka çekmecemi düzenlemem oldu. kullandıklarım belliydi zaten; elimin gitmediği eski takılar, kırık tokalar belliydi. bu çekmecedeki fazlalıkları ayırmam çok zor olmadı benim için.

dördüncü aşamada kullanmadığım resmi kıyafetlerimi ayırmam oldu. modası geçmiş takım elbiseler, kumaş pantolonlar, asla giymeyeceğim gömlekler vs. kendime uygun her daim kullanabileceğim 2 takımı kendime ayırdım, diğerlerini ihtiyaç sahiplerine verdim.

beşinci aşamada gözlerimi yoran evdeki fazla yastıkları toparlamam oldu. koltukta üst üste bir sürü yastığa gerçekten ihtiyacım yoktu, ya da yatakta bulunan altı tane yastığa. evet şirin şirin kılıflar alıp onları sergilemek gözlerimize hoş geliyor ama yastık bu durduğu yerde durmuyor ki. sürekli düzeltmek kabartmak tam bir zaman kaybı ve bir süre sonra işkence haline geliyor. koltuklarda 4 tane yastığa, yatakta da 2 tane yastığa düşürdüm. gerisini yine kaldırdım ve bekledim. bir daha elim gitmedi. kalanların kılıflarını dönüşümlü olarak değiştirerek yine gözlerime güzel görünmesini sağlayabiliyorum. ilerleyen zamanlarda belki daha da azaltabilirim.

altıncı aşamayı ben kendim seçmedim. kendiliğinden oldu. o dönem makyaj malzemelerimi kontrol ediyordum ve bir çok rujumun kokusunun değiştiğini farkettim. ve dedim ki sırada kozmetik var. bütün renkli kozmetiklerimi önüme serdim. en çok kullandıklarımı, bir heves alıp kullanmadıklarımı ve bozulanları ayırdım. bozulanları çöpe attım. kullanmadıklarımı da arkadaşlarıma aileme dağıttım. elimde kalan ürünler de en çok kullandıklarım, imza ürünlerim dediklerim. bunlar da bir kozmetik çantasına sığabiliyor. 10 tane nude ruja ihtiyacım yok. en yakışan bir tanesi her makyajımda işimi görebilir. milyonlarca fara ihtiyacım yok, göz makyajında ne renkler kullandığım bellidir. moda diye kullandığım renklerle ne kadar çirkinmişim aslında. böyle düşünerek çoğu ürünümü bire indirdim ve bitmeden almamaya karar verdim. çünkü son kullanım tarihleri var ve kullanmadığımda bu tarih ötelenmiyor.

yedinci aşamam beni üzmeyecek çorap, tayt, pijama ve ev kıyafetlerimin olduğu bölümlere el atmam ile oldu. yine bu grupta eskimişler, yeniler ve kullanmadıklarım olarak ayırdım. eskileri attım, kullanmadıklarımı kutuya koydum. kullandıklarım ve çok sevdiklerimi bıraktım. bekleme aşamasına geçtim ardından. elimin gittiği oldu gitmediği oldu. elimin gittiği ürünlere de şimdi kullandın çok güzeldi evet ama bir sonraki kullanımın ne zaman olacak diye sordum ona göre yerini belirledim.

sekizinci aşama benim en zorlandığım alanlardan biri oldu. canım çantalarım. 30'dan fazla çantam vardı ve yer bulamıyordum onları koymaya. kullanmadığım, artık bana uymayan çantaları bir anda çıkardım hayatımdan. Hepsini ya verdim ya da attım. 10 tane çantaya düşürdüm. çok mu evet hala çok. ama şimdilik yenisini almadan bu 10 tane çanta ile yoluma devam edeceğim. ilerde belki biraz daha düşürebilirim.

dokuzuncu aşamada artık sıra kıyafetlerime gelmişti. yaza girerken kışlıkları kaldırdım. kullanmadıklarımı ayırdım kutuya koydum. kutu hala duruyor çünkü onları ayırabilmem için kışı geçirmem gerekiyor. yazlıkları dolaba yerleştirirken de geçen yaz hiç giymediğim kıyafetleri kutuya ayırdım. kışa girene kadar onları bekleticem ve sonunda onlar için gerekli işlemi devreye sokacağım.

benim için aşamalar şimdilik bu şekilde. minimalist miyim değilim, sadece hayatımdaki eşyaları sadeleştiriyorum. hala evde beni rahatsız eden eşyalar var. ellemeye kıyamadığım kitaplığım var, çekmeceler dolusu ıvır zıvırım var, dolap dolusu ayakkabılarım var, kabanlarım var. sırası gelince onlara da el atacağım. dediğim gibi kendimi zorlamadan sıkılmadan.

şu ana kadar yaşantımda çok büyük değişiklikler oldu.

en önemlisi alışverişe ayırdığım zaman çok kısaldı. sadece ihtiyacım ne onu biliyorum ve ona yöneliyorum. ürün depolamıyorum.

temizliğe ayırdığım zaman azaldı.

bir ikizler burcu olarak karar verme sürem azaldı.

Kendime ayırdığım süre arttı.

yaşam alanım arttı. yaşam kalitem arttı.

eşyalar bana sahip değil artık.

tüketmenin insana mutluluk getirmediğini, insanın kendine ayırdığı kaliteli zamanın kendisine mutluluk getirdiğini öğrendim.

unutmayın: “Önemli olan, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır”.

16 ağustos 13:24

48. Her zaman yaptığım ama adını sonradan öğrendiğim akım.Süslü boncuklu pembe şeyler hiçbir zaman güzel gelmemesinden yatağım dolabım rafım sade beyazdır.Makyaj malzemelerimi temiz, dudak göz yüz ayrı ayrı gruplandırılmış,tokalar birbirine girmemiş halde tutmaya çalışırım.Saç vücut yüz şeklinde ayrıştırdığım bir ufak dolabım var.Elimde olsa tüm eve aynısını uyguluycam da beş dakika sonra çocuklar her yeri eski haline getireceği için uğraşmıyorum.Giysilerimde bahardan yaza geçişte son bir yıldır giymediğim her şeyi bir kenara kaldırdım dolabıma koymadım ve öyle ferahladım ki anlatamam.(gizlinot: Bi de sanki yeni kıyafetler almış gibi hissettim kalabalıklar gidince,tuhaf) Aksesuarda da böyle uzun ince demir ya da piercing gibi küpeleri (gizlinot: Harika betimledim) minimalist bileklikleri siyah parlak desensiz güneş gözlüklerine bayılıyorum.Onun dışında pek rutin olmasa da günlük tutar,içimi dökerim, en yakın arkadaşımla saatlerce konuşup laf salatası yapmayı sevmiyorum.

22 temmuz 00:01 22 temmuz 00:03


47. Hiçbir eşyan olmasın akımı değil, ihtiyacın kadarını edinmeyi tavsiye eden insanın ruhunu hafifleten eşyanın değerini anlamasını sağlayan bir yaşam biçimi. 

Ailesinde istifçi biri varsa insan minimalist oluyor bence. Babam tam bir istifçidir. Hiçbir şeyi atmaya kıyamaz, çöp niteliğindeki eşyaları bile bir gün lazım olur mantığı ile biriktirir. Sanırım bu yüzden ben minimalist olmuşum. Kıyafetlerim de sayıca az makyaj malzemelerim de. İşimden dolayı çok kitabım var ama diğer roman türü kitaplarımı bağışlayarak elden çıkardım. Mutfak eşyalarını sadeleştirmeye çalışıyorum. Benim için en zorlayıcı kısım ise hediye olarak verilen el emekleri nam-ı diğer çeyiz. Kullanmadığım gibi atamıyorum, başkasına da veremiyorum. Baza altında fazlalık yapıyorlar. Onlar bir gitse ev ferahlayacak ama olmuyor işte. 

18 temmuz 19:44

46. sanıyorum ki dahilim, çünkü kozmetik çantam ve kıyafetlerim fazlasıyla minimal. okuma kitabı konusunda minimal olamayacağım maalesef...

18 temmuz 16:32 18 temmuz 16:48

45. Kıyafetlerimde uygulayacağım. Kozmetikte zaten uyguluyorum. Kitaplarda yapmayı düşünmüyorum, kitap satın almazsam o kitabı okuyamam. Ama yakında nereye koyacağımı da kara kara düşüneceğim.

18 temmuz 15:35

44. Annemin beni hayat boyunca yetiştirdiği felsefe idi, evde asla fazlalık olmazdı ama ben ergenlikten sonra 180 derece dönerek tam bir açgözlü istifçiye dönüştüm. En son bir kozmetik mağazasına böbreğimi bırakıp çıktıktan 10 dk sonra aynı mutsuzluğa devam ettiğimi idrak edince (hele şükür cnm) zevk alışverişi yapmayı bıraktım. Henüz 1.5 yıl oldu, kıyafetlerde büyük ölçüde başardım, kitaplarda ve makyaj malzemelerinde hâlâ başaramadım henüz, minimuma indirmeye çalışıyorum. Her kategoriden 1 makyaj malzemem olsun, hepsi bir makyaj çantasına sığsın istiyorum. Şu anlık bunu sadece maskarada yapmayı başarsam da hepsinde yapmak istiyorum. (zilyon tane far paleti ve ruj olmasından mütevellit hepsinde yapamadım henüz)  

12 temmuz 23:43 12 temmuz 23:47


43. Ne aşırı tüketimden, dolapların evin dolup taşmasından hoşlanıyorum ne de "minimalizm heyyooo" diye her şeyin minimuma indirilmesinden. Tüketmeyeceğim ürünü, giymiyeceğim giysiyi, kullanmayacağım hiçbir eşyayı almam ama gücüm yettiği ölçüde ve aşırıya kaçmadan elimde çeşit bulundurmayı severim. Sırf moda diye, bir akım var diye kapılıp gitmektense keyiflerin ve imkanların ölçüsünde yaşamak en mantıklısı bence.

23 mayıs 18:12

42. Türkiye'de iseniz mecburen uymak zorunda olduğunuz hayatı daha sade ve minimal düzeyde yaşama biçimidir. Çünkü dolar 5 lira.

23 mayıs 18:05

41. Giysilerimden başladım,giymediklerimi verdim,eskileri attım ve 7 aydır yeni bir şey almadım.Neyim varsa onu giyiyorum,sosyal medyada o indirim bu indirim artık hiç birini takip etmiyorum.Modayla çok ilgilenmiyorum.Elimdekiler eskimediği sürece alışveriş yapmayı düşünmüyorum,ihtiyacım olan bir şey olurda nokta atışı tek tek alacağım.Alışveriş çılgınlığının gerçekten sonu yok.Huzur minimal yaşamdaymış.

23 mayıs 05:04