girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (44)
  • medya (0)

44. Ne aşırı tüketimden, dolapların evin dolup taşmasından hoşlanıyorum ne de "minimalizm heyyooo" diye her şeyin minimuma indirilmesinden. Tüketmeyeceğim ürünü, giymiyeceğim giysiyi, kullanmayacağım hiçbir eşyayı almam ama gücüm yettiği ölçüde ve aşırıya kaçmadan elimde çeşit bulundurmayı severim. Sırf moda diye, bir akım var diye kapılıp gitmektense keyiflerin ve imkanların ölçüsünde yaşamak en mantıklısı bence.

23 mayıs 18:12

43. Türkiye'de iseniz mecburen uymak zorunda olduğunuz hayatı daha sade ve minimal düzeyde yaşama biçimidir. Çünkü dolar 5 lira.

23 mayıs 18:05

42. Giysilerimden başladım,giymediklerimi verdim,eskileri attım ve 7 aydır yeni bir şey almadım.Neyim varsa onu giyiyorum,sosyal medyada o indirim bu indirim artık hiç birini takip etmiyorum.Modayla çok ilgilenmiyorum.Elimdekiler eskimediği sürece alışveriş yapmayı düşünmüyorum,ihtiyacım olan bir şey olurda nokta atışı tek tek alacağım.Alışveriş çılgınlığının gerçekten sonu yok.Huzur minimal yaşamdaymış.

23 mayıs 05:04


41. 23 Mayıs itibariyle benim için zorunluluğa dönüşmüş olan akım. Project pan, kapsül gardırop, kamp tatili, bisiklete binmek gibi formatlara da yakın hissediyorum.

23 mayıs 03:49

40. kendisiyle birkaç yıl önce jenny mustard isimli youtuberın videolarıyla tanıştım. daha sonra geçenlerde netflix'te "minimalism: a documentary about the important things" belgeselini izledim. fikir olarak tüketime dayalı kapitalist sisteme protest bir yaklaşım olması sebebiyle beğendiğim ancak feminizm gibi birçok protest akım gibi ticarileştirilmesiyle suyunun çıkarıldığını düşündüğüm akım. 

23 mayıs 02:53 23 mayıs 03:00

39. kendisinden sürekli bahsedip başlığına şimdiye kadar girdi yazmadığım, hayatımızı sadeleştirerek kendi ruhumuzu bulma,besleme yolculuğudur minimalizm. Ben minimalizmle tüketmiyoruz başlığında da bahsettiğim gibi üniversite öğrencisi olarak farklı bir şehire taşındığım zaman tanıştım. Yurt odamda eşyalarımı yerleştirmeye başladığımda o kadar daralmıştım ki neden ben bunca eşyayı getirmişim diye sorgulamaya başlamıştım. Önceleri eşyalardan kurtulmam gerektiğinin farkında değildim, kendimin dağınık bir insan olduğunu düşünüyordum. Düzenli bir insan olma yolunda Marie Kondo'nun "derle, topla, rahatla" kitabını okumaya başlamıştım. Kitabı okudukça yavaş yavaş beni bunaltan şeyin dağınıklık değil hayatımdaki fazlalıklar olduğunu anlamaya başlamıştım. Dağınık bir insan olmamın sebebi hayatıma bana mutluluk vermeyen eşya, ilişki ve düşünce kümesini dahil etmemdi. Bu kitapla beraber öncelikle bana hiçbir şekilde mutluluk vermeyen, işlevsel olmayan eşyaları hayatımdan çıkararak başladım. Öncelik tabi ki benim için daha kolay bir kategori olan kıyafetlerimi arındırmaktı. Giymediğim ama hatrı sayılır bir miktarda para verdiğim için bağışlayamadığım ayakkabılar, renklerini ne kadar çok sevsem de ömrüm boyunca hiç takmayacağım çantalarım, miladını doldurmuş bana gerekli hazzı vermiş artık kullanmak istemediğim süs eşyalarım, her ne kadar hırkaları çok sevsem de aslında hiç giymediğim hırkalarım... bunların hepsinden kurtulmam kolaydı çünkü bu eşyalar ile duygusal bağımı koparmaya hazırdım. Nitekim öyle de oldu birinci evrede bunlardan kurtulmayı başardım. İkinci evrem benim için nispeten daha zordu, kullanmayı unuttuğum ama işlevsel oldukları için uzun süre kullanabileceğim eşyalar. Bunların içine farklı boyutlarda defterlerim, hunharca renkli kalemlerim, bir hevesle aldığım ama sonradan okumadığım kitaplığımda bekleyen kitaplar, parfümlerim, şampuanlarım, vucüt kremlerim gibi ürünler ömürleri gerçekten uzun olan ama benim bir kere dahi sonunu göremediğim için kendimce çabuk bittiğini düşündüğüm şeylerdi. Uzun vadede bunları bitirmek için kendime hedefler koydum. Belirlediğim ürünler bitmeden yeni ürünleri asla satın almamaya karar verdim. İşin garibi ben bu evrede hala minimalizmin, project pan'ın kavram olarak bilincinde değildim, sadece marie kondo'nun kitabında yazan şeyleri yavaş yavaş uygulamaya başlamıştım. Üçüncü evreye yavaş yavaş girerken elimdeki bazı eşyalarından maddi değeri olduğu için vedalaşamadığımı fark ettim. Bu durumu da modacruz ve sahaf uygulamasında çantalarımı ve kitaplarımı satarak başladım. Kitaplarımla vedalaşmam benim için gerçekten çok zor bir durumdu, kitaplara aşık bir insanım(burada küçük bir hata yapıp kitaplara olan sevgimi resmen tüketiyordum,kitaplar konusunda minimalist olamayacağımı fark edip artık sadece çok çok sevdiğim kitapları elimde tutuyorum, diğerlerini bağışlayarak elimden çıkarmaya çalışıyorum). O an kütüphanemde elimin hiç gitmediği, elimden çıksa güzel olur dediğim kitaplarla başladım, gençlik romanları,hikayeler, dergiler vb. Böyle böyle derken kütüphanemi küçültmeyi başardım. bu dönemler kavram olarak minimalizm ile tanıştığım dönemlere denk geliyor. buradan sonra büyük bir aydınlanma oldu tabi, sadeleşmek için yaptığım her şey daha da anlamlı olmaya başladı gözümde. Youtuberları takıp etmeye başladım, minimalist bloglarla bu turda tanıştım. Araştırmanın derinine doğru ilerlerken bir gün Laura Singer'ın TED konuşmasına denk geldim, sıfır atık konsepti ile tanıştım. sıfır atık benim dördüncü evremin başlangıcı oldu, hala da devam ediyor. önce plastik poşet kullanmak yerine bez çanta kullanmaya başladım. sonrasında kahveyi çok fazla tükettiğim için termos edinmenin çevreye daha yararlı olabileceğini keşfettim. sonrasında ıslak mendil yerine mikrofiber bezler ile anlık küçük temizliklerimi yapabileceğimi fark ettim. Cam ambalajlı ürünleri tercih etmeye başladım, suyumu cam şişeden tüketmeye başladım. Deterjanımı doğa dostu olan bir markayla -u green clean- değiştirdim, performansı hoşuma gitmedi hala arayıştayım. Saç kremi kullanmayı bıraktım, hindistan cevizi yağı ile saçlarımı nemlendiriyorum. Yakında hindistan cevizi yağını da bırakıp sirkeli suya geçmeyi düşünüyorum. diş fırçamı bambu olanlarla değiştirdim, diş macunumu kendim yapmaya başladım, şu an doğalika markasının diş macununu deniyorum. şampuanda önce hayvan testi yapmayan markaları kullandım, sonra tamamen vegan markalara geçtim, güncel olarak da şampuanı bıraktım doğal sabun ile saçlarımı temizliyorum. bu evre belirttiğim gibi benim için hala devam ediyor tahminimce sürekli devam edecek bir şey. Çoğunlukla makyajı yüzümdeki lekeleri kapatmak için yaptığımı fark ettim, bu kusurları kapatmak yerine tedavi etmeye başladım, makyaj malzemelerimi giderek azalttım, sadece ruju dehşet sevdiğim için onu kullanıyorum şu an. Tabi aldığım ürünlerde de hayvanlar üzerinde test yapmayan markalara yöneldim.Kim bilir belki kendi rujumu dahi yapabilirim elimdeki ürünler bitince.Beşinci evrem yemekler üzerine idi, yemek yemeği çok seven bir insanım, bayılıyorum. Yediğim yemeklerin de sadeleşmesine karar vermiştim bu amaçla rafine şekeri bırakmaya karar verdim. 3 ay boyunca devam ettirdim, tekrar başlayacağım diye başlığa yazmıştım ama hala düzgünce başlayamadım. Okul dönemim bittiğinde toparlayacağıma inanıyorum. Bunun dışında sebze tüketimini artırdım hayatımda, asitli içecekleri hayatımdan uzaklaştırmayı başardım gibi gibi. Bu evreye tekrar başlayacağım, baya pozitif etkileri olmuştu hem fiziksel -10 kg vermiştim- hem de ruhsal olarak. Altıncı evrem teknolojik olarak arınma evresi oldu, her türlü sosyal medya hesabımı, bilgisayarımdaki dosyaları, e postalarımı, kullanmadığım teknolojik cihazları, oyunlarımı bana mutluluk vermeyen alanlarını temizlemeye başladım. Bu evreye sık sık geri dönüyorum, düzenli bir sadeleşme yapmadıkça bu evre stabil kalamıyor bende. Yedinci ve belki de en zor evrem anılarımdan, ilişkilerimden kurtulmaktı. Hala bu evrenin içindeyim. Öncesinde bana mutluluk vermediğini düşündüğüm her türlü hediyeden kurtuldum, sadece benim için çok özel anlamı olan fiziksel eşyaları bıraktım. Her türlü beni depresyona sürükleyecek müziklerimi arındırdım, telefonumdan spotify listelerimden. Kendi ruhumu derinine incelemeye başladım, gözlemlemeye başladım. Hayatımdan sevmediğim nefret ettiğim insanları çıkarmaya çalışıyorum, bu evre beni baya zorluyor. Duygularımı isteklerimi keşfetmeye çalışıyorum, minimalizmi belki de en derinine hissetiğim alan burası. Baya uzun bir girdi oldu ama benim minimalizm serüvenim böyle idi, hala devam eden güzel bir serüven benim için. Ruhsal olarak bu konsep ile karşılaştığım için gerçekten çok mutluyum, hayatımda yaptığım en iyi kararlardan biri bu serüvene başlamak oldu. Kendi serüvenimi anlatarak umarım minimalizm ile tanışmanız için pozitif bir etkim olur, sağlıcakla kalın :)

-yazım hatalarım varsa özür dilerim, fark ederseniz lütfen bildirin :)

22 mayıs 18:26

38. ayakkabı konusunda uygulanması zor bence. nedeni; 2-3 ayakkabı yetmez çünkü ayakkabı hızlı eskiyen bir şeydir ve bu da kıyafeti çok kötü gösterir. üstelik aynı ayakkabıları giymek sağlık açısından zararlı olduğu gibi kötü bir intiba da veriyor. lakin bu demek değildir ki 60-70 çift ayakkabınız olsun. o da fazla.

demem o ki; makyaj, kıyafet, ev eşyası gibi konularda minimalizm çok güzel ve çevre dostu bir akım iken ayakkabıda aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

22 mayıs 14:33 30 mayıs 11:48


37. Tam anlamıyla başarması oldukça zor ancak hayatın herhangi bir alanında uygulanması ile bile oldukça güzel etkiler yaratan bir anlayış. Eşya, para ve hatta insan konusunda minimalist olup en azıyla yetinebilmek insana muazzam bir özgürlük hissi veriyor. Yarın bir yere çağrılıp her şeyinizi geride bırakmanız gerekirse, ne kadar az şey bırakırsanız o kadar özgürsünüzdür aslında.

22 mayıs 00:45

36. Minimalist insanlarla yaşamıyorsanız uygulaması evde zor ve sürekli göz yoran eşyalara maruz kalmak zorundasınız eşyalarda hakimiyetiniz yoksa. Bende kendi eşyalarımda azalmaya gittim. Kullanmadıklarımdan kurtuldum ama alma isteğimi tam yenemedim henüz. Kozmetik indirimleri nefsimi fena zorluyor :(

11 mayıs 13:08

35. Mümkün mertebe az tüketmektir. Sade yaşamaktır.

(bkz: Tüketmiyoruz kampanyası) ile güzel bir ikilidir

23 nisan 06:46 23 nisan 06:48