girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (16)
  • medya (2)

16. Bunun en basit ve en etkili yöntemi eldeki ürün işlevini yitirmeden yenisini almamaktır.

İki haftada porsuyecek ürünleri olan markalara değil en az 3-4 yıl kullanılacak ürünler satan markalardan ihtiyaçları karşılamaktır.

Bu arada kişisel bir şey ama yanağı 0.000001 ton farklı göstersin diye 15 yıl yetecek bir alliktan 5 tane almayı anlamsız buluyorum. Aynı şekilde dudak açık gül kurusu değilde koyu gül kurusu görünsun diye onuncu ruju almayı da anlamsız buluyorum. Zaten makyaj ürünleri zor bittiği için bu epey kolaylık sagliyor. Ev dekorlarinda kullanılmayacağı halde odaya ayna yerleştirmek de buna örnek verilebilir.

Yani sorun almamak değil, olabilecek en az miktarda almak.

Bu arada hayatta genel olarak olabilecek en az miktarda insanla görüşmeye çalıştım ve ne kadar boş bir çevrem olduğunu fark Edip yalnız kaldım:) arkadassiz kalmak istemiyorsanız onermiyorum:)

13 ekim 16:00 13 ekim 16:11

15. meğer ben 27 yıllık hayatımın son 3 senesi dışında hep minimalizmi uygulamışım da farkında değilmişim. son 3 yıldır instagramın ve makyajın özendiriciliği beni alışverişe itiyor. gelelim benim tavsiyelerime:

- her şeyi elden çıkartıp, var olan eski şeylere muhtaç kalmak minimalizm olmaz, eleme yaparken dikkat edin.

- dolabınızı elemek için çok temel bir kural edinmelisiniz. eğer sonra kullanırım dediğiniz bir kıyafeti/aksesuarı 1 yıl içinde kullanmak aklınıza gelmiyorsa onu muhtemelen asla kullanmayacaksınız. bu şekilde yazın dolabımdan koca bir poşeti ihtiyacı olan ablayla kızına hediye ettim, iyi ki yapmışım diyorum.

- sürekli kullanmadığınız ürünler dışında asla stok yapmayın, stok sayınız da mümkünse ikiyi geçmesin.

- eğer sosyal medyadan çok etkilenen yapıdaysanız ünlüleri takip etmeyin. çünkü yaşam tarzları tamamen tüketime yönlendirici.

- giymekten sıkıldığınız kıyafetleriniz varsa bunlarda değişiklik yapın. örneğin; kotunuzu şort yapabilirsiniz. böylece hem kıyafet sayınız artmayacak hem de dolabınıza yeni şeyler katılmamış olacak.

13 ekim 06:02

14. önce insanlardan başlamak gerekiyor;

ilk adım sivri dilli, kötücül, art niyetli ve aşırı konuşan insanları hayatından çıkar.

ikinci adım yanında huzur bulduğun, samimi ve sevgi dolu az sayıda insanı hayatına sok.

üçüncü adım hem düşüncende hem kıyafetinde hem yaşadığın alanda sadeleşmeye ve basitleşmeye git.

12 ekim 17:08


13. Evdeki tüm fazla eşyalarımı zamanla yok ettim. Biblolarım, oyuncaklarım, onlarca bardak, tabak ve tencerelerim, neredeyse tüm temizlik ürünleri, fazla koltuklar, kitaplığının yarısından fazlası. Evime gelen insanlar ne kadar ferah olduğunu söylüyorlar hep ki bence de öyle.

Makyaj malzemesinde rujda sıkıntı yaşıyorum, çok fazla var, atamıyorum ama yenisini de almıyorum. Onun haricinde gerekli olan her malzemeden 1 adet var.

Kıyafetlerim yine sıkıntılı çünkü son iki senedir devamlı kilo alıp veriyorum, farklı bedenlerde çok kıyafetim var ama yavaş yavaş büyük bedenlerden kurtulmaya başladım.

Ayakkabı olarak 1 spor ayakkabı, 1 bot, 1 çizme ve 1 converse var.

Temizlik malzemesi hic almiyorum, sirke ve karbonat yetiyor.

Ev eşyası olarak yatak odamda yatak ve 2 adet yatak başı komodin var, dolabım gömme dolap, o yüzden epeyce şanslıyım, makyaj masam yok, gerek duymuyorum.

Salonda 2 koltuk, 1 sehpa ve kitaplık var.

Stok yapmıyorum, bir şeyi alacakken ihtiyacım var mi diye soruyorum kendime, alacağım ya da almak istediğim ürünlerin ücretlerini bir kenera atıp biriktiriyorum.

Kısadan hisse insanin ruh sağlığı açısından güzel olay minimalizm, alınan ürünlerin kölesi olunmuyor, alınamayanlarin verdiği 'param yok, trende uygun değilim' düşünce yapısı yo k oluyor.

12 ekim 14:56

12. 2 yıllık minimalizm serüvenim gayet güzel gidiyor. Bunu şuan Ankara Armada avm de yazıyorum. "Buna ihtiyacım var mi? Yoo hayır." Diyerek yoluma devam ediyorum. İhtiyacim olan neydi? Sadece nemlendiricim ve asetonum. İkisine 15tl verip çıktım. Çünkü minimalist mağazaların efendisi rossman <3

Koton reklamında fahriye evcen'e çok yakışan 39.90 tl triko kazak bana yakışmıyor işte zorlamanın anlamı yok.

2 yıldır kıyafet almıyorum.

Gardrobum az öz, renkler belli, çünkü rengarenk sevmiyorum . Bunu bilerek gardrobumda herşeyi düzenledim. Gömlekler hep şifon, iş hayatımda çok lazım. E iş hayatı dışında da zaten bıkmışım gömlek ceket giymekten, kazak,tişört giyiyorum e öyleyse diğer normal kumaş gömleklere veda.

5 tl diye sosyete pazarından aldığım ispanyol paça kota da veda. Çünkü basenim geniş yakışmıyor.

İçime sinmeyen, sırf ucuz, indirimde diye aldığım ama dolapta etiketiyle bir köşede bekleyen kıyafeti giymiyorum. Sat gitsin.

Ben dolabimi nasıl ayıkladım ?

Tek tek tüm kıyafetlerimi serdim. Zaten çok giydiklerinizi bilirsiniz. Onlari kenara ayırın . Sonra emin olamadiklarinizi tek tek ayna karşısında deneyin. Ama makyajlı olun. Takın takıştırın. Bununla işe,buluşmaya,okula vs. Gider miyim? Diye kendinize sorun. Bir an bile tereddütünüz varsa o kıyafet hop elendi.

Kenara çıkanları toparlayin. Gardrops,dolap ,zebramo gibi uygulamalarda satın veya ihtiyacı olanlara verin.

Makyaj malzemelerimde bir orta boy makyaj çantasına sığacak kadar küçüldüm. Sabah makyaj 5dk sürüyor. Eyeliner,far varsa 10 dk.

Ayakkabılarda baktım ki hep aynı tarz, aynı topuk boyu ve aynı renk giyiyorum. Hepsi dursun dedim ki zaten epey süre ayakkabı almam. Ciddi ciddi parcalanana kadar giyecegim. Çünkü ayakkabılarımı her akşam eve gelince havalandırıp,silip,kutusunda saklıyorum. Neredeyde hiç eskimiyorlar. Dolayısıyla uzun ömürlü oluyorlar.

Yemek konusunda minimalizm :

Buzdolabinda herşeyden az az var. Böylece taze yiyoruz. 2 gün gidecek şekilde 2 kap yemek yapıyoruz. Bir çeşit çorba,bir sebze yemeği, yanına kendi yaptığımız yoğurt ve salata. Günde 1 porsiyon meyve. Haftada 2 kez et ve 1 kez balık. Yemeğimi evden götürüyorum veya ofiste kahvaltılık,yumurta,makarna gibi seçenekler var. Hemen yapiveriyorum.

Kısa mesafeleri yürüyorum. Hem temiz hava almak hem hareketlenmek için. Kafamdaki yoğunluğu da yolda yururken miminize edip, işleri planlıyorum.

Telefon görüşmelerini de genelde yolu yürürken yapıp bitiriyorum ki günün kalanında vaktimden çalmasın.

Ayrıca takılarımda sadece gümüş ve altınlari tutup çok az ve çok sevdiğim imitasyon takıları elimde tutuyorum.

Şal ve fularlarim 25 tane iken 5 taneye düşürdüm. Çünkü herşeyle uyan 5 tanesi benim için yeterli. Diğerlerinin arasından seçim yaparken harcadığım vakit ve yaşadığım stres çok gereksiz.

Bu sene siyah trençkot istiyordum. Annem "benim gencligimden kalma, terzi dikimi bir ceketim var" dedi. Hop trenckotum oldu. Hatta görsellere ekleyeceğim.

Tv izlemeyi bıraktım (gizlinot: Yeni evimde tv de yok mis) her akşam 25 sayfa kitap okuma kotası koydum. Bir kota koyarsanız herşey daha kolay.

Banyodaki malzemelerin hepsi 1 e düştü. Aynı anda 4 saç köpüğüne gerek yok. Hepsi stoğa alındı ve şuan için en çok kullanılan dolapta yer alıyor.

Ojelerimin sayısı 7. Siyah,bej,bordo,kırmızı,bebek mavi,rose gold,haki yeşili . Gayet yeterli her kiyafetime gidecek tonlar.

Her kıyafete uyacak 2 saatim var. Bir tane de annemin genc kizligindan kalma saatim oldu. Bir daha saat alacağımı sanmıyorum.

Minimalizm benim icin kafa dinginliği demek. Evden çıkarken o şuna uydu mu, bu bunu kaldirir mi diye düşünmemek ve daha önemli şeylere odaklanabilmek demek.

Telefonumda dahi minimalist olmaya çalışıyorum, hem telefon modelinde hem de kullandığım içeriklerde,galeri,mesaj kısımlarındaki gereksizliklerden silerek anında kurtuluyorum. Gösteriş, kılık kıyafet,araba ve telefonun önemsendiği bir meslek grubundayım. Ama hayır iphone almadım. Çünkü twitter dışında sosyal medyam yok, gazete ve sozlukleri okuyup, youtube da video izlemek için gayet yeterli bir telefonum var. Bozulana kadar yeni birşey almayı düşünmüyorum. İphone ile problemim yok ancak çok az özellik kullandığım birşeye o kadar para vermek istemiyorum.

ilgili medya:
1
12 ekim 14:02 12 ekim 14:10

11. işte kendimi minimalizme uyarladığım bu aylarda karşıma çıkan,beni anlatan başlık.bende hayatımı minimalizme uyarlarken girdi yazan bütün süslülerimizin fikirlerini okudum.hepsi gerçekten çok yaratıcı...

minimalizmi hayatıma uyarlarken: önce gardırobumdan başladım.tamamen boşalttım. giydiğim, giymediğim, giymeye devam edeceğim artık giymediğim ne varsa.hepsini ayıkladım.iyi durumda olup giymediklerimi kocaman bir poşette beklettim zamanla baktım.hala giymiyorsam verdim.bir de aynı şeyden iki tane olanları eledim.mesela lacivert sweatshirt.dolaba bakmadan kaç tane benzer şeylerden almışım.giyilmiyor ayıkladım.aslında minimalist açıdan gardrobumu tamamladığımı düşünsem de arada giymediğim fazla birşey var mı diye bakıyorum.

gelelim kozmetiklere: en çok gönümü çelen ojeler ve rujlar.rujlardan bozulmuş olanları attım.aynı rengin 70 tane muadili olan rujlarımı kuaförüme verdim.ojelerde de aynısını yaptım.aslında önemli olan bunları dağıttıktan sonra tekrar krize girip almamak.benim kemikli yapıda ellerim var ve sedefli ojeler yakışmıyor(çok denedim belki yakışır diye) gidip sedefli oje almanın benim açımdan bir anlamı yok.sadece 5 tane ojem kaldı.

kitaplar: kitaplıkta zamanı geçmiş çoğu kitap (ders,okuma,test) kütüphanelere verdim.

şu an evdeki hükmüm sadece yatak odamda geçtiği için bunları yaptım.ama evdeki fazlalıklara da el atmıyor değilim yani:)

verdikçe,attıkça o ferahlığı hissettikçe insanın içi açılıyor.herşeyi daha geniş görüyorum.

12 ekim 13:27

10. tabaklardan koşar adım uzaklaş. tek başına yaşarken mutfak gereçleri için her şeyden en fazla iki tane almak cidden huzur veriyor. yok efendim salata tabağı, çorba kasesi, servis tabağı, ana yemek tabağı... bi tane hafif derinliği olan genişcene bir tabak al kendine. ömür boyu ondan ye. obsesifce tabak kolleksiyonu yapıyor türk kadınları. sıradan bir evin mutfak dolapları aynı anda 100 kişiye servis yapabilecek kapasiteye sahip.

benim öğünlerde uyguladığım minimalizim şu:

pişir, yıka, kaldır.

ye, yıka, kaldır.

12 ekim 11:10 12 ekim 11:11


9. önceki entry'lerde de yazıldığı gibi minimalizm hayatın birçok alanına uygulanabilen bir kafa yapısı.. kendimi minimalist olarak nitelendirebilirim evet ama önceki halime göre.. kafanızda japon tipi bir minimalist belirmesin yani.

insan ilişkilerinde her zaman seçici oldum, bana iyi gelmeyen saygı duymayan insanları hiç barındırmadım hayatımda. akrabaymış ayıpmış bayrammış seyranmış mantığım hiç olmadı.

kıyafet, makyaj malzemesi, takı toka, ayakkabı konusunda sapıttığım bi 4-5 yıllık süreç var.. 3 sene önce kafama dank etti ve değişmeye başladım.. çoğu insan gibi ben de vererek başladım.. ikinci aşamada elimdekileri tadilat yaptırmaya, yeniden değerlendirmeye başladım.. üçüncü aşama ise yeni birşey alırken seçici olmak.. sapıtmış vaziyetteyken her şeye ama herşeye hevesim vardı.. dolayısıyla gardrobumu sürekli eksik görüyodum.. sonra hayatıma bi baktım tepeden.. örneğin haftasonlarım genelde evde geçer, klas bi mekana gittiğim yok, tiki bi çevrem yok.. ee haftasonu giyecek şık bi kıyafetim yok diye niye zırlıyosun dedim kendi kendime.. şimdi eşofman, sweatshirt, tayt falan giyiyorum haftasonları.. ihtiyacım var histerisinden çıktım..

giymediğim ayakkabı, kıyafetim artık yok diyebilirim... var olan eşyalarımı da kullanmaya çalışıyorum çeşitli çeşitli.. hep aynı eşyalara abanmamaya dikkat ediyorum.. aslında sevdiğim ama kullanamadığım eşyaları da hep elden çıkardım..misal bere şapkaya nedense elim gitmiyo... şal fular ankara'da çok kullanılmıyo çünkü bahar mevsimleri pek kalmadı artık.. 10 cm topuklu ayakkabı çok aldım bi ara ama pek kullanamadım... 7 cm seviyorum.. elbise ve etekte kalem tarzını seviyorum.. kabarıkları eledim.. hırka kullanamadım mesela.. bi ara çok almıştım..

parfüm merakım vardı, her allahın günü parfüm sıkılmayı gerektiren bir hayatım olmadığına karar verdim.

çeşit çeşit makyaj malzemesi alırdım, makyajı kendimde ve kendi hayatımda fazla sevmediğime karar verdim.. bakımsız kadınların olduğu bir iş yerinde çalışıyorum.. haftasonu da dediğim gibi mütevazı bi hayatım var.. makyajı severim aslında da para dökmeye, cildimi fazla yıpratmaya gerek yok..pudra, allık, ruj iş yeri makyajım.. haftasonu makyaj yapmam.. rujlarımın, kullandığım kremlerin sayısını da azaltmaya çalışıyorum.. misal şu anda 10 rujum var.. benim hayat tarzımda 3 ruj falan yeter..

insanın çok fazla eşyası olunca, kullanmaya sıra gelmiyo.. eşyalar eskiyemeden modası geçiyo, sıkılıyoruz vs.. parasını çıkartamıyo yani.. hem evde yer işgal ediyo, hem alabileceğimiz çok daha kullanışlı ve hayatımız uygun bir eşyaya mani oluyo çünkü insan vicdan yapıyo, hem de keseye zarar..

genel olarak da fazla eşyaya hiç gelemem.. evde ikinci kez okumayı hak etmeyen kitapları kütüphaneye bağışladım.. mutfak eşyaları, ev eşyaları aklınıza gelen ne varsa kullanılmayan, ya veririm ya atarım..

whatsapp mesajlarımı, epostaları, galeriyi, mesajları, kullanılmayan uygulamaları, rehberi sürekli temizlerim....

son olarak da youtube'da türkçe bir kanal var minimalizmle alakalı.. ordan öğrendiğim birşey: amaçları elemek.. kafamda çok fazla amaç, plan, hayal vardı.. gerçekleştiremedikçe stres yapıyordu.. oturdum gerçekçi bir şekilde düşündüm.. bence anca şunlara vakit ayırabilirim diyerek bir iki hobi seçtim.. diğerlerini eledim..

tüm bunları yaparken hangi harcama kalemlerinin benim için vazgeçilmez, hangilerinin de benim hayatım için çok da gerekli olmadığını düşündüm.. yani bütçeleme yaptım..aynı şeyi zamana da uyguladım..neler zamanımı yiyor, nelere zaman ayırmalıyım diye oturdum düşündüm..

bunlar benim kendi hayatıma uygun olduğunu düşündüğüm kararlar ve yöntemler.. biri diyebilir ki, yaw haftasonu taytla geçer mi.. ya da 3 ruj olur mu.. herkesin şartları, maddi gücü, zevkleri farklı.. minimalizmi kalıba sokmamak lazım bence.. ama insan sadeleştikçe tüketme güdüsünün nasıl iliklerine işlediğini daha iyi anlıyor.. bunları mutlu olmak için yaptım ve evet daha mutluyum.. amaç bu..

12 ekim 11:05 12 ekim 11:40

8. ben işe öncelikle kıyafetlerimden başladım. giyilebilir durumda olanların bir kısmını sattım bir kısmını da bağışladım. sonra eşyalarıma geçtim. şu an o aşamayı kıyafetler kadar kolay halledebildiğimi düşünmüyorum. ama umuyorum eşyalar konusunda da evime, odama bir sadelik getirebileceğim. bir de bu akımın ruhsal boyutu var. öncelikle sanatta ve mimaride ortaya çıkan bir akım fakat yaşam alanlarımıza minimalizmi uyguladığımızda, evimizi ferahlattığımızda, insan bunu neden hayatımdaki insanlar için de uygulamayayım diye düşünüyor. bu sebeple bana kendimi iyi hissettirmeyen, fayda sağlamayan, enerjisinden haz etmediğim kişilerle arama mesafe koydum. bunu sosyal medyada da yaptım. ben özetle bu şekilde minimalizmi hayatıma uyarladım, sizlere de tavsiye etmekteyim. gerçekten de az çokmuş, insan biriktererek değil paylaşarak mutlu oluyormuş.

11 ekim 14:51

7. minimalizm uyarlayabileceğim tek yer evim ve evimdeki eşyalar. kıyafet, ayakkabı, takı vs konusunda kesinlikle minimlist olmaya niyetim yok :)) sürekli alışveriş yapan biri değilim ama bi ürünü zaten kolay kolay atmam yıllarca kullanırım o yüzden az değillerdir.

edit: ama söz konusu kozmetik ve bakım ürünleri ise onda da çok çeşitli ürünler olmasını pek tercih etmiyorum çünkü o zaman bazılarının yüzüne hiç bakmıyorum. o yüzden az olsun, memnun olduğum ürünler olsun ok.

19 mayıs 09:12 19 mayıs 09:14