yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1534)
    • medya (13)

    1534. Hasta olmadan geçirdiğim gün sayısı 10. Bademciklerim şiş ve okuldan nefret ediyorum.

    bugün 08:57

    1533. sevgili süslü sözlükcüm;

    bugün de son birkaç ayımı kapsayan günler gibi tatsız tuzsuz. uzun zamandır üzerimde anlamlandıramadığım bir halsizlik ve enerjisizlik hali mevcut. hem her şeyi yapasım var hem de hiçbir şey yapasım yok. kafamda büyük büyük planlar yapıyorum ama eve adımımı atar atmaz yatıp kalıyorum... sonra bir bakmışım bir gün daha boşa geçmiş.

    ihtiyacım olan enerjiyi nerede bulabilirim hiçbir fikrim yok. kendi içimdeyse şayet sanırım en ufak kırıntısına kadar kullanmışım kalmamış. mobil oyunlar gibi reklam izleyip enerji çubuğumu doldurabilsem keşke.

    dün 12:35

    1532. özlemekten gözlerim doluyor, ağlamak istiyorum. 14 şubat'ta kapının önüne geldim. oturduğun eve bakmak ışıklarını izlemek nasıl iyi geldi bilemezsin. ama yetmiyor işte...keşke böyle olmasaydı. geri dönmeni çok istiyorum. imkansıza yakın biliyorum, ama istiyorum. olasılıklar bile mutlu ediyor. sonra boşuna diyip içime kapanıyorum. görüşeceğimiz gün gelecek di mi günlük ?

    18 şubat 18:10


    1531. sevgili lülük,

    grip oldum, boğazım günlerdir çok acıyor, her yutkunma yeni bir işkence. ay galiba farenjit bu, acı çekiyorum. bu arada yarın uçağa biniyorum ve yanımda oturanlara yol boyunca korona korkusu yaşatmayı düşünüyorum.

    pşu

    17 şubat 22:46

    1530. sevgili sü.lük.,

    nasılsın? ben hayatım trajedi olarak sürerken şekerpare yiyip kahve içmeye devam ediyorum.

    muck.

    15 şubat 23:49

    1529. merhaba günlük,

    bugün sokaklar 14 şubat sebebiyle kara kuru adamlar ve saçları sarıya boyatmaktan tiftik olmuş, takma tırnaklı kadınlarla doluydu.

    ben ise bu eğlenceli günüme yan yatıp portakal yiyerek devam etmeyi planlıyorum.

    bye.

    14 şubat 20:47

    1528. merhaba süslü sözlük günlük, kısaca sülük

    bu sabahtan beri anksiyetem arttığı için pek mutlu bir gün geçirmiyorum. ayrıca yine param bitti. herşey çok pahalı.

    öptüm.

    11 şubat 18:02


    1527. Cogzel salaga yatarim(gizlinot: 😏)

    11 şubat 12:59

    1526. İlk defa psikologum dışında bir şeye/bir yere içimi döküyorum, uzun olacak süslüler uyarayım. İnsanların beni anlamadıklarını fark ettiğimde kendimi anlatmaya çalışmaktan vazgeçtim. Kimseyi suçlamıyorum, anlayacaksınız neden kimsenin anlayamayacağını. Gece rüyamda yine araba sürüyordum. Benim için çok önemli bu.

    2 Kasım Cumartesi, uzun bir zamandan sonra ilk defa arkadaşımla dışarı çıktık. Çok olmuştu ben dışarı eğlenmeye çıkmayalı. Her şey çok güzel giderken, danslar edilir içkiler içilirken birden dengemi kaybettim. Sarhoş olduğumu düşündüm ama insan sarhoş olunca sol tarafını hissetmeye devam eder, değil mi? Yoktu, sol tarafım komple yoktu. Ağrı/acı eşiğim çok yüksek olduğu için senelerdir hastalıklarımı/hastalık ihtimallerimi hafife almaya çok alışkınım. Umursamadım. Uyuyunca geçer sandım. Beni taksiye taşıdılar. Uyudum, uyandım, sol elimde bir uyuşukluk. Görüşüm bir tuhaf. Görüyorum ama sanki sol gözüm tam işlemiyor gördüklerini. İşe gidemedim o Pazartesi. Acile gittim, her şeyi anlattım. Doktorum dedi ki “bir kontrol edelim, belki içki ve susuzluk vertigonu tetiklemiştir.” Testler yapıldı. Doktorum beni aradı, “bütün testler temiz, ne olursun gel bir mr çekelim, bu ciddi görünüyor.” Perşembe günü gittim. MR çekildi. Kendimi nörologun odasında buldum. Bana dedi ki, “beyninde pıhtı atmış, damarlar tıkanmış, keşke daha erken gelseydin.” Halk arasında bilinen adıyla inme inmiş bana.

    Tam anlamıyla dünyam başıma yıkıldı. Hayatımda ilk kez duydum, beyinde pıhtı atmasını. Çok ciddi geldi kulağıma. Ağlamaya başladım. “seni yatıracağız, aileni ara” dediler. Aradım. Annemi, en yakın arkadaşımı, iş yerimi. Ağlamadan konuşamadım telefonda. 5 gün kaldım hastanede. Her gün defalarca kan sulandırıcı ve değişik ilaç serumları aldım. Kollarımda ellerimde yer kalmadı damar yolu açacak. Mosmor oldu. “Bir ay raporlusun” dedi doktor. “sonrasına da bakacağız.” Yürüyor, konuşuyor, her uzvumu kullanıyordum. Görüşüm biraz tuhaftı sadece bir de sol elimin parmak uçlarında minik bir karıncalanma vardı. 17 Kasım Pazar günü pıhtının olduğu yerde minik bir beyin kanaması oldu. Sorunsuz atlattım. Hiçbir uzvumu kaybetmedim. Yürüyordum, konuşuyordum. Topuklu ayakkabılarımı giyebiliyordum. Söylemenin tam zamanı bende uzun süredir bulimia isimli bir yeme bozukluğu var. Korkunç bir şey. 26 Kasım Salı akşamı çok yedim, midem bulandı, iğrenç şişman olacaktım, kollarım zaten onca serum ve ilaçtan alman milli gülle takımının kollarına dönmüştü. Gittim, zorla kusturdum kendimi. Sonra başım ağrımaya başladı. Aha dedim, bir damarı daha kanattım, sıçtık. Doktora koştuk. Her şey normal dediler. 26 Kasım Salı gecesi gece saat tam 03:29’da bir anda sol tarafımda buz gibi bir şey hissettim. Kalktım yatağımdan, direkt yere düştüm, sol tarafım buz gibiydi, tutmuyordu. Telefonum elimdeydi, anneme telefon ettim, odama geldiler. Kardeşim beni ellerinde taşıdı hastaneye. Yol boyunca ağladım. MR’a götürdüler beni sandalyede, sağ elimle annemin eline yapıştım, hayatla aramdaki tek bağ annemin eliymiş gibiydi. Bıraksam ölecektim. “Anne sol tarafım yok anne, anne yürüyemiyorum, anne böyle kalacağım anne.” Benden başka kimse ağlamaya cesaret edemedi, herkes benim için güçlü durmaya çalışıyordu. Doktorumu arattık, sabahın beşi. Açtı kadıncağız. Tarif etti serumumu, hazırladılar, sabah altıya kadar ağladım. Gözlerimi uykuya kapatırken, hafif aralıktan annemin ağlamaya başladığını gördüm. Birkaç saat sonra doktorum geldi. Yürüyebiliyordum. Düzeldim zannetim. Eve gittik akşam dörtte. O gece tekrar geldi o buz gibi his. Yine hastane. Yine serumlar, ilaçlar. Doğum günümdü 28 Kasım. Hastanede geçirdik. Ertesi gün düzelmedi bu sefer. Sol tarafım tamamen bir başkasına aitti, ben ona anlatarak iş yaptırmaya çalışıyordum. Elini oynat, diyordum, sol el uçup gidiyordu. Yürü diyordum, yalpalayarak yürümeye çalışıyordu.

    27 yaşında, işinde gücünde bir kadın olarak beni tam 1 ay boyunca annem yıkadı. 1 ay sonra minik minik kolum sanki kendi kolummuş gibi hissetmeye başladım. Hala uyuşuk ve işe yaramazdı ama, benim kolumdu. Yürüyordum. 4 farklı hastane, 7 farklı doktor, 1 tane de kurul gördü beni. Bir milyon test yapıldı. Her şeyime bakıldı, ama kimse 27 yaşında sağlıklı, sporunu yapan, beslenmesine dikkat eden bir kadına nasıl inme indiğini açıklayamadı bana. En son geçen hafta kontrole gittim, doktor asistanlarına bu benim kıymetli hastam dedi. Övünmek gibi olmasın ama çok nadir bir vakayım. Bütün hastalıkdaşlarım 50 yaş ve üstü. Kalp ve tansiyon problemi olan dedeler ve ananeler.

    Ehliyetimi Mayıs’ta almıştım, arabamı Ağustos’ta. Arabama aşıktım. Her gece rüyamda sol elimin bana döndüğünü ve araba sürdüğümü görüyorum. Hem de manuel. Sol elimle direksiyonu tutuyorum, sağ elimle vites atıyorum. Topuklu ayakkabılarım ayağımda. Annemin rakuna benzemişsin dediği makyajımı yapmışım. Telefonum bağlı, müziğim son ses. Arabamın üstü açık. Dünyada benden daha özgür ve mutlu bir kadın yok. Nereye gittiğimin önemi de yok. O gün çok normal, o gün öleceğimi düşünmüyorum. Her sabah aynı his. Sol tarafım bendeymişçesine uyanıyorum. Ritüel gibi elimi duvara sürüyorum, parmak uçlarım pürüzleri hissetmiyor. Her şey tekrar geliyor o anda. Evet, sana inme indi, sol tarafın uyuşuk. Doktor geri geleceğini söylüyor ama gelmeyebilir de. 1 ay boyunca annen yıkadı seni. Regl oldun, pedini annen değiştirdi. Pantolon giyemedin, düğmeleri kapatamadığın için. Saçını toplayamadın. İnsanlar sana moralini yüksek tut derken, sol kısmını hissetmediğin dudaklarınla gülümsedin, deniyorum teyzecim merak etmeyin moralim çok yüksek dedin. Evden çıkmadın günlerce, tavanı izledin, netflixi ezberledin.

    Ancak 2,5 ay sonra dönebildim işime. Eskiden bana excel sihirbazı muamelesi yapardı insanlar. Canavar gibi kullanırdım, iki elimle hıphızlı. Şimdi sol taraftaki harfler zorluyor, kısayolları unutuyorum.

    12 ayrı ilaç kullanıyorum. Ömür boyu kan sulandırıcı kullanacağım. Sol elim doktoruma göre kesin gelecek. Kim bilir belki haklıdır, ama şu an yok. Zorlanıyorum bazen, utanıyorum insanlar fark edecek diye. Soranlara şakaya vuruyorum. İnatla ölmüyorum, inme geçirmezim ben diyorum. En sevdiğim şey, moralini yüksek tut. Bazen dilimin ucuna kadar geliyor, ben bu kadar becerebildim, keşke inme inmiş, sol tarafını kaybetmiş biri bana gösterse, nasıl yüksek tutuluyor moral. Benden bu kadar çünkü, ki iyi de gidiyorum. Görüşüm neredeyse normale döndü. Geçen hafta arkadaşımın doğum günü partisi vardı 3 saat topuklu giyebildim.

    Her gece rüyamda araba sürüyorum. Sol elimle direksiyonu, sağ elimle vitesi tutuyorum. Topuklu ayakkabılarım odamda bana bakıyor. Bekleyin bebeklerim, az kaldı geleceğim, diyorum. Bu olaydan önce çok salak dertlerim vardı. Aptal aşk acılarım, aptal sıkıntılarım. Asla inançlı biri olamadım, ama beterin beteri var demeyi öğrendim. Parmaklarımı oynatabildiğim gün, video çektim herkese yolladım, story attım. Pilates delisiydim, köprü yapmaya bayılırdım. Geçenlerde denedim, korka korka, yapamıyordum çünkü, yapınca çığlık attım anne diye. Kadın korku içinde koşarak geldi. Ödümü koparttın öküz dedi, ama oturduk güldük ben tekrar tekrar yaparken. Pilatese başladım tekrar, bu Perşembe yine gidiyorum. Kardeşim bu sabah dedi ki, sen yine araba sürmeye başlayınca sana otomatik alırız. Ben manuel sürmek istiyorum ama. Sol el direksiyonda, sağ el viteste.

    Bundan çıkarılacak hiçbir ders yok. Hayat tamamen saçma tesadüfler silsilesi. Aptal olaylara anlam yüklemeyi bıraktım. Günlerce tavanı izleyip mesajını beklediğim adamı bıraktım geride. Hayatımı bıçak gibi kesti bu. Önce/sonra. Artık çok az şey umrumda, ama hala aşamadığım şeyler olsa da çabalıyorum. Kilomu çok dert etmiyorum, çünkü hayattayım aq ya. Kollarım kalın, göbeğim çıktı, çok da umrumda değil. Şu işyerine saatlerimi, mesailerimi verdim, 6 deyince çıkıyorum şimdi. Annemi öpüyorum her gün, babamla sohbet ediyorum. Kardeşimle hiç arkadaş gibi olamamıştık, şimdi muhabbet ediyoruz sabahları yolda. Moralim bozukken mesaj atıyorum, içimi döküyorum. İyi gün kötü gün dostunu öğrendim. Bir sürü şey öğrendim, bir sürü şey kaybettim. Çok da umrumda değil biliyor musunuz. Yazın istifa edeceğim bu işten. Evlenmekten çok korkuyordum, şimdi tektaş seçiyorum. Gerçekten hiçbiri o kadar da önemli değil. Ben ölsem şu dünyada ancak 10 kişinin hayatını etkileyecekti. Ben de artık sadece o 10 kişiyi düşünüyorum. Hiç sevmem böyle tavsiye falan ama, inme geçirecek kadar yaşlıysam bence tavsiye de verebilirim. Naçizane söylemek istediğim, koy götüne rahvan gitsin şu hayatta.

    11 şubat 12:46 11 şubat 22:57

    1525. Bir uyandım ki ev küfür kıyamet. Yaşlı babam ağzı açılmadık, akla gelmedik, sinkafli kufurler ediyor televizyona karşı. Ne oluyor ya diye odaya girdim ki, girmez olaydım. Yıldız Teknik "profesörünÜn" zina ve çocuk yaşta evlenmeye dair haberi var tv'de.

    Siz var ya siz, ne vatandaşta, ne evlerde huzur bırakmadınız. Kim ölur kim kalır bilmiyorum ancak, tek istediğim yargilandiginiz günu akıl sağlığım yerindeyken, elim kolum tutuyorken ve halay çekecek gücüm varken görmek. Kaç yaşında adamı küfürbaz ettiniz sabah sabah.

    11 şubat 09:54 11 şubat 09:56