yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1584)
    • medya (14)

    1584. 1 aydır kendimi toparlayamadığım saçma sapan bir haldeyim.kendime de hiç yakıştıramıyorum,elimden de hiçbir şey gelmiyor.kolumu kaldıracak halim yok.

    hayatımdan şikayet etmek istemiyorum, biliyorum ki bu hayatta çok büyük acılar var.her gün çok şükür ki sağlıklıyım diyorum ama içimdeki diğer sesleri de susturamıyorum.sonra kendime kızıyorum şükürsüz biri gibi hissettiğim için.

    bu ülkenin adaletsizliği,ekonominin rezilliği,cehaleti, her şeyi sabah uyanır uyanmaz burayı terkedip gideceğim günleri hayal ettiriyor bana.ama dedim ya halim yok.böyle devam edersem gidemeyeceğimi de biliyorum,yine de bu halimi değiştiremiyorum.insanın sadece normal bir hayat standardına sahip olmak için kendi ülkesini bırakıp gitmek zorunda hissetmesi çok kötü.

    ben 18 yaşında gencecik ve idealist bir kızdım.5 senede ne oldu ne bittiyse içimde akademik anlamda hiçbir heves kalmadı.mesleğimi yapmak bile istemiyorum artık sanırım.bunu da bu gün farkettim, başka neler yapabilirim diye düşünüyorum sürekli,alternatifler arıyorum,klişe pastane açma hayalleri kuruyorum ve hatta koltukların rengine bile karar veriyorum.

    eskiden insanlığa bir katkıda bulunabileceğimden emindim, şimdi işim benim için sadece bana para kazandıracak bir araç gözümde.çok üzülüyorum böyle olduğu için ama böyle.

    pandemi de beni mahvetti.zaten evde vakit geçirmeyi çok seven biriyim ama artık hiç dışarı çıkmak istemiyorum.değişen şey ise artık evde olmanın beni mutlu etmemesi.dışarı çıkmıyorum ama evde de mutlu değilim hiç.

    ben ki 18 yaşında ağrı kesici bile kullanmayan insandım.şuan düzenli kullandığım 3 tane ilacım var.insan 23 yaşında yaşlanmış hisseder mi ya?ben hissediyorum.

    insanlar için çok sıradan olan hafta sonu sevgiliyle kaçamak yapma planları benim içimde öyle büyük burukluk ki.ben sevgilimle aynı ülkede bile yaşamıyorum,bugün kendimi kötü hissediyorum akşam sinemaya gidelim mi diyemiyorum, kabus gördüğüm gecelerde gelemiyor yanıma.başından beri böyle değilmiş gibi bir de kolay alışıyorum ki yanımda olmasına, sanki hiç sabah yalnız uyanmamışım gibi üzülüyorum her sabah. neden burada değil diyorum ya da benim burada ne işim var?

    bizim birbirimizi görmek için yaptığımız her plan koca bir seyahat planı. spontane planlar yapmayı çok istiyorum.keşke evlerimiz yürüyerek 5 dakika olsa,işten çıkınca beni arayıp ben çok yorgunum hiç halim yok sen yemek yaptın mı dese, keşke yüz yüze kavga edebilsek, keşke beraber dışarı çıkmaya üşenip eve pizza söyleyebilsek.

    biri bana bunları söylese ben de şımarık bulurdum,hayatında hiç mi dert görmedin derdim.yine de insanın bu kadar basit şeylere özlem duyması çok acı.

    bu ülkede ölüp gidersem beni öldürenler cezasını çeker diyebilmek.

    paranın her gün ellerinde eriyip gitmemesi.

    göç etmenin bir zorunluluk değil bir seçenek olması.

    23 yaşında olması gereken gibi hayat enerjisiyle dolu olmak.

    aylar öncesinden tatillerimi planlayıp uçak bileti almak zorunda olmadan sevgilimi görebilmek.

    en azından aylar öncesinden aldığım biletin ateş pahası olmaması.

    sevgilimle pijamalarımı giyip pizza yerken film izlemek.

    isteklerim oldukça basit aslında.

    tüm bunlar 1 aydır birikti birikti,bugün almak istediğim çizmenin sonuncusu satıldı diye bir ağlama tuttu beni.artık yepyeni bir ağlama sebebim var; her gün gencecik yaşta yaşam beklentisi olmadığı için, son günlerini acı çekmeden yaşasın diye kemoterapisi kesilen hastaları görmeme rağmen beğendiğim çizmeyi alamadım diye ağlayacak kadar şımarık ve şükürsüz bir insan olmam.

    yarım saat sonra annem arayıp ben aldım sana sürpriz yapmak için dedi.anneler iyi ki var.

    15 ekim 01:13

    1583. cehennem gibi iki gün geçirdik. hatay’ın ilçeleri yanıyor ve kimsenin umru değil, elimizden hiçbir şey gelmiyor. Soluyacak havamız kalmadı. terör örgütü ormanları kundaklıyor, evlere molotof atıyor. bir sürü hayvan yandı, bir sürü ev yandı, fabrika yandı... 8-9 ayrı noktada yangın çıkıyor hepsi de alakasız yerler. sesimizi duyurmak için napalım bilmiyorum. başıma ağrılar giriyor, her yer mahvolmuş, halk nöbet tutuyor teröristler için kimse uyumuyor. sonumuz hayrolsun. sebep olanların da allah belasını versin.

    10 ekim 23:02 10 ekim 23:47

    1582. O aramıza ördüğün duvarlar sadece benim üzerime yıkılıyor ve sen sadece arkanı dönüp gidiyorsun. 

    24 eylül 13:03


    1581. Aşırı mutsuz ve gergin bir gece oluyor sözlük. Gece yarısından beri canımın tatlı çekmesinden ötürü hayatımda ilk kez profiterol yapmaya giriştim, bir sürü tarif karıştırdım ve en sonunda yapmaya başladım. Tarif 3 kısımdan oluşuyordu hamur, krema ve çikolata sosu. Ben (gizlinot: Evet kendim. Ben.) Hepsini berbat etmeyi başardım. Hamuru birebir tarife uygun yaptım, fırından çıkan şey sönmüş ve yayılmış bulut omletti. Bu süreçte pastacı kremasını ve sosu yaptım. Krema demeye bin şahit isteyen devasa bir un pütürcüğü oluştu. Beyaz, şekerli, cıvık bir un pütürcüğü. Evet, krema içinde unlar pütür pütür kalmadı, un baloncukları arasında krema kaldı. Yenir dedim(gizlinot: Bu kararı vermek hiç kolay olmadı, kendimi 10dk ikna etmeye çalıştım ). Bu sırada inat edip 2. Kez baştan hamur yaptım (gizlinot: Saat Gece 1-2 suları ) hamur çıktığında hâlâ omlet kokusu devam etti, minik hamurcuklarıma 1 bakış atmak yetti zaten nasıl olduklarını anlamak için. Neyse dedim (gizlinot: Bu da zordu). Doldurdum içlerini kremayla, sos da üstüne geldi. Ağzıma attığım anda kremalı bir omlet poğaça yediğimi anladım. Daha da önemlisi ilk lokmayla birlikte diş etime batıp orada bir yara yaptı, kanadı.. sadece 2-3 Saat içinde bir sürü malzeme harcadım, sinir krizlerine girdim çıktım, 2 porsiyon berbat tatlı yedim(gizlinot: Saat 03.00), diş etimi kanattım ve uykusuz kaldım. Gece yarısı birkaç tane negro yemeyen aklıma sövüyorum.

    23 eylül 04:05

    1580. hayatımda geçen senelerde iyi bir ilişkim, iyi arkadaşlarım, iyi derslerim, nispeten iyi olduğunu düşündüğüm akademik bir başarım vardı. aile konusundan hiç yüzüm gülmedi ama bunlarla bunu tolere edebiliyordum. 

    bugün istediğim ve elimdeki tek yüksek lisans projesinden de kabul almadığımı öğrendim. zaten en çok tutunduğum şey hayatta bunların arasından her zaman bu olmuştu. buraya ne kadar yansır bilemem ama arkadaşlarım ve çevremdekiler bilir ki iflah olmaz bir ineğimdir. akademik kariyer yapmak amacıyla başardığım her şey beni çok mutlu etmiştir; başaramadığım da bugüne kadar çok şey olmamıştır. öyle büyük şeyler başarmasam da istediğimi hep aldım. o yüzden çok büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. üzgünüm, adil olanın bu olduğunu düşündüğüm ve benden daha iyi bir adayın olduğunu bildiğim için hocama kızmıyorum asla. kalbim çıtpıt etti yine de. arkadaşım dedi ki, bu adalet bi bize mi işliyor? ben de hak verdim. gerçekten böyle olduğunu düşünsem de şikayetçi değilim. sadece üzgünüm.

    arkadaşlarımdan çok fazlası aylardır skype yapmak isterken asla istemiyorum, kafam kesinlikle muhabbet götürecek bir durumda değil. bir ya da iki arkadaşımla konuşuyorum. gerisini sallıyorum. whatsappımda açılmamış birkaç mesaj, ses kaydı vs. hep bekliyor. önceden böyle biri değildim. artık kimseyle konuşmak içimden gelmiyor neredeyse.

    bunların içinde ilginçtir bir de aldatıldığımı öğrendim neredeyse bir hafta önce. en az üzüldüğüm bu oldu yani hocamın başka bir kızı seçmiş olması bana daha çok koydu sevgilimin başka bir kızla konuşmuş olmasından. ama yine de bu aldatıldığım ve hayatımda böyle bir şeye asla ihtiyaç duymadığım gerçeğini tabi ki değiştirmiyor. 

    ailevi durumlara hiç girmek istemiyorum, belki onlar aynı ya da sorunlar daha çok büyüdü bilmiyorum. ama benim psikolojim artık çok daha kötü onu biliyorum. aylardır sadece para kazanmak için staj yapıyorum, tatile gittim sabah 8'de kalkıp ders çalıştım, makale yazdım aynı zamanda home office stajıma devam ettim ve tüm diğer mental sorunlarımla uğraştım. birçok başvuru süreci geçirdim hepsi ayrı yıprattı.

    geçmişe bakınca yazının ilk başında yazdığım arkadaşlıklarım da kalmamış, ilişkim de, an itibariyle akademik başarım da. böyle mutsuz olduğum zamanlarda şunu dinlerdim: 

    "kimse yeni yara açamaz artık, çok canım yandı acımaz artık. bugün düşerse yarın kalkar, bu kız kendine acımaz artık." 

    kalkar inşallah bu kız ne diyim. çok canım yandı acımaz artık dedikçe kendimi daha da dipsiz kuyularda buluyorum. bakalım kahramanımızı bir sonraki çöküşünde neler bekliyor diyip gideyim. 

    23 eylül 00:13

    1579. Büyüyünce geçecek dedikleri şey mutlulukmuş.

    22 eylül 21:21

    1578. Ah günlük,

    Bazen tek bir söz yetiyor...

    "Geç kalınmışlık"

    22 eylül 01:32


    1577. Mümkün olsa sana sevginin boş bir hayal olduğunu inandıranlardan önce rastlar, yaşamın özünü görebilmeni sağlardım. Her şey bitse bile iyi ki yaşandı diyebilmenin ne büyük erdem olduğunu. Mantığını dinlediğin kadar ruhunu, kalbini dinlemen gerektiğini. nefes alıyorsan umudun olduğunu...

    22 eylül 01:22

    1576. Bugün evimizin bi üst sokağından geçerken gördüğüm o manzara.. boş bir arsa üzerinde ağaçlar var 2 metre arayla her ağacın altında bir veya iki kişi birbirinden uzak maskeli oturuyor. Karşıda ki binanın önünde bir ambulans var. Ağaçlardan birinin altında korona sebebiyle görevlilerin giydiği beyaz tulumu giymiş bir adam oturuyor. O ağlıyor birkaç kişi daha sessiz sessiz ağlıyor. Bi adam kolonya döküyor eline. Herkesin gözü ambulansın o tarafta. Evet bu bi cenazenin kalkışıydı. Hergün kaç kişi yaşıyor aynısını onu bile net bilmiyoruz. Korkuyorum sözlük insanların bu umursamazlığı yüzünden aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorum.

    17 eylül 15:00

    1575. sevgili günlük,

    belki bu corona sürecini tedbirlerle hastalık geçirmeden atlatacağım ama psikolojik olarak artık tükenmiş hissediyorum. bu ülkeye dair umudumu artıracak hiçbir şey kalmadığı gibi kendime dair de bir umudum kalmadı. eve kapandım ve arkadaşlarımdan, okulumdan uzak olmak artık beni düşündüğümden daha fazla etkilemeye başladı. bir ay sonra yeniden başlayacak olan online eğitimin stresini şimdiden içimde hissetmeye başladım. pdfler, ödevler... kim bilir yine hangi hoca şu süreci göz ardı edip bencilce ödevleri dayayacak? yaşadığımız şeyler dışarıdan bakınca artık o kadar korkunç geliyor ki. beni mutlu edecek hiçbir sabaha uyanmıyorum resmen, her gün stabil. iyi bir şey olmasına gerek yok kötü bir şey olmasın diye yaşamaktan çok yoruldum artık. iyi bir habere uyandığım tek bir gün bile yok. elime her telefonu aldığımda sürekli negatif haberler görmekten de yoruldum. "dünya sağlık örgütü bilmem nesi bunların daha iyi günlerimiz olduğunu söyledi, coronavirüsün bilmem kaç yıldan önce bitmesi mümkün gözükmüyor.." vs vs. neyin cezasını çekiyoruz bilmiyorum ama her yönden artık kendimi dipsiz karanlık bir kuyuda hissediyorum. herhangi bir şey için umut edecek gücüm bile kalmadı. ters gitme ihtimali olan her şey ters gitti. tam okulda güzel arkadaşlıklar edindiğim dönemde virüs patladı, eylüle biter galiba bu virüs derken şu an baştan da kötü durumdayız. ne güzel bir şey dileyebiliyorum ne de güzel şeylerin gerçekleşeceğine dair bir inancım kaldı. 

    17 eylül 01:16