yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1589)
    • medya (17)

    1589. bugün canım mesai bitiminde paydos birası içmek isteyince her zaman gittiğim tekelciye uğradım. sigara kâğıdım bittiği için merkeze kadar gitmek istememiştim, belki tekelcide kâğıt da vardır diye düşündüm. sorunca tekelci "şu muydu arap diyerek" ocb'nin bi' kâğıdını uzattı. baya baya malum bir şey sarmada kullanılan kâğıtlardandı uzattığı. "yok ya bunlar pek olmuyor, şu üstünde arapça yazanlardan arıyorum, en incesi o" dedim. "bi' sorayım onu toptancıya, bakmayın siz günde bilmem kaç paket satıyorum bundan" dedi. "işte bilmem ne sarmak için alıyorlar malum" dedi. "oo" dedim "demek kolayca temin edebiliyorlar ki iş kâğıda kalıyor". "tabii tabii, ne var ki artık sigara gibi" dedi. tebessüm ettim, biz bandrole bi' dünya vergi ödememek için içtiğimiz ithal tütünü sırf ithal diye zor buluyoruz adamlar malın gözüne vuruyormuş şuna bak diye geçirdim içimden.

    ***

    biraları aldıktan sonra hastane yolundan eve doğru yokuşun akışına öylesine bıraktım kendimi. yol üstünde dip dibe dizilmiş eczanelerin önünden geçerken, iş yerinden çıkmadan evvel içimden sürekli "ağrı kesici almayı unutma, ağrı kesici almayı unutma" diye tekrarladığımı hatırladım. not alsam da unuttuğum için tekerleme gibi dilime dolamıştım resmen. çocukluğumdan beri lafa bizim kasap, bizim fırın diye giren insanlara hep özenmişimdir. o an her defasında farklı bir eczaneden alışveriş yaptığımı fark ettim. benim "bizim eczane"m yoktu, "bizim fırın"ım da... ait hissedememek ne boktan bir şey diye geçirdim içimden. daha fenası tam ait hissetmişken boynuna ip dolamışlarcasına kaçmak istemek aslında diye düşündüm. birkaç saniye önce bunları düşünen ben değilmişim gibi "bu sefer de şu eczaneden alayım" diyerek tabelasına bile bakmadan giriverdim bir tanesine.

    küçük bir eczaneydi burası. öyle raflarında sıra sıra kozmetik ürünün olmadığı, bildiğimiz eczaneydi işte. kapıdan girer girmez çalışanlardan birisi fişek gibi ayağa kalkıp kocaman gülümseyerek "hoşgeldiniz" dedi. öyle bir gülümsedi ki acaba daha önce bu eczaneye gelmiş miydim diye tereddüt ettim. tanıyor muydu beni? başka bir yerde mi tanışmıştık acaba diye düşündüm, öyle bir gülümsemeydi yüzündeki... insan insana böyle gülümsemezdi...

    "merhaba, bir kutu majezik lütfen" dedim. "bir kutu majezik, tamam" dedi. hemen fişek gibi atılıp "artık iki tip majezik var piyasada, bakın bu yeni çıkan" diyerek ilacı gösterdi. öyle hevesliydi ki... "aa öyle mi, aralarındaki fark nedir" diye sorunca sanki bilimsel bir buluş üzerinde çalışıyormuşuz gibi bana doğru yaklaşıp soğuk olmayan bir ciddiyetle eline bir kalem alıp ilaç kutularının üstündeki etken madde kısımlarını işaretledi ve "birinde bilmem ne etken maddesi var, böylece kas gevşetici etkisi de gösteriyor" dedi gülümseyerek. "tabii fiyat farkı da oluyor, hemen bakıyorum" diyerek bilgisayarın başına koştu. ben sormadan muhtemel her soruyu anında yanıtlıyordu. fiyatı da söyledikten sonra "ben baş ağrısı için kullanıyordum" deyince "tamam o zaman, bu size daha uygun" diyerek klasik majeziği minik eczane poşetine koydu. "günde üç adetten fazla kullanmayın lütfen" dedi gülümseyerek. daha önce birçok ağır migren ilacını reçetesiz alabilmiş biri olarak daha önce hiçkimse beni böyle uyarmamıştı. öyle bir işini olması gerektiği gibi doğru yapma hali. bir de... insan insana böyle gülümsemezdi...

    10 dakika içinde aptallaşmıştım. "işinizi ne kadar seviyorsunuz" dememek için kendimi zor tuttum. ama bu zamana kadar bana her anlamda kaybettirmiş olan tutukluğum yüzünden içime içime söylemekle yetindim bu cümleyi. parayı uzattım, gene kocaman gülümseyerek para üstünü uzattı. o an bana baktığının farkındaydım ama çocuk gibi utandığım için kafamı eğerek parayı yerleştirmekle uğraştım. çıkarken nihayet cesaretimi toplayıp kafamı hafifçe kaldırarak "çok teşekkür ederim" dedim. öyle direkt öyle bilerek bir bakıştı ki gözlerindeki...

    çıkınca içimi bir sıkıntı kapladı. insandan uzak kaldıkça insani her hissi yitirecek hale gelmişim, bu 10 dakikalık kısacık alışverişte bunu anladım. işini severek ve hevesle yapan insanlar beni her zaman kendilerine hayran bırakmıştır. bir de kocaman gülümsemesi işin içine girince salaklaştım resmen.

    insan insana böyle gülümsemezdi...

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=V6S2wEv5y6c arkada çalan)

    dün 21:38 dün 21:43

    1588. bir süreliğine insan detoksu yapıyorum. (gizlinot: ghostlamanın kibarcası galiba :()sürekli affeden, ilgilenen, mesaj atan arayıp soran taraf olmak insanın enerjisini çok tüketiyor. kimseye yaranmak istediğimden değil tamamen içimden geldiği için yapıyorum, ama bir yerden sonra bu rol üstünüze yapışıyor. bu yüzden sosyal kelebek tarafımı uyku moduna aldım. birkaç güne kafayı yiyip odamdaki eşyalarla konuşmaya başlamam umarım.

    1 haziran 23:11 1 haziran 23:12

    1587. sevgili süslü günlük,

    dayanamıyorum. aile evine dayanamıyorum. muhafazakar ya da anlayışsız bir ailem yok ama yine de dayanamıyorum. çocuklu komşularımın sokağa çıkma yasağı var diye aptal küçük çocuklarını küçücük bahçemizde at koşturmaya çıkarmasına ve saat dörtten akşam ona kadar kah kendilerinin kah çocuklarının birinci kattaki odamın dibinde bağırmalarına, ders çalışmamı veya herhangi bir şeyden zevk almamı engellemelerine dayanamıyorum. ailemin araları bozulmasın diye tek kelime etmemesine ve etmek isteyen bana karşı çıkmasına dayanamıyorum. yapacağımız en küçük şeyin bile bu kadar gecikmesine dayanamıyorum. ufacık bir aktivitenin bile beraber yapılması ısrarına dayanamıyorum. gelen her kargomu merak etmelerine, çıkacağım her yeri ve herkesi, baskıcılıkla olmasa da sohbet eder gibi sormalarına dayanamıyorum. o kadar öfkeliyim ki. gitmek istiyorum. üniversiteye, kendime ait ufak alanıma dönmek istiyorum. sadece kendi planımın, kararlarımın, zaman çizelgemin, sorumluluğumun olmasını; aileminkileri telefonda, hafta sonu ziyaretlerinde ve yaz tatilinde dinlemeyi istiyorum. bir türlü kurtulamıyorum. son birkaç aya kadar öfkelensem de bu kadar değildi ama ülkemiz dışında her yerin normalleşmesi ve ülkemizde de üniversiteler hariç her yerin açılmasıyla her gün her dakika sorumlulara beddualar ettiğim bir döneme girdim. sürekli içimden hakkımı helal etmiyorum diyorum ama böyle harflere basa basa.

    23 mayıs 22:14


    1586. Haftaya sınav+sözlü var. Ama ben ders çalışmamak için her şeyi yapıyorum. Sınavdan kalmayı hak ediyorum. Ama kalmak istemiyorum. Haftaya burayı geçtim diye editlemek istiyorum.

    Edit: Geçtim. (gizlinot: Yuppiii)

    23 mayıs 09:12 28 mayıs 11:25

    1585. Bazılarını önemsemeyi bırakmanın vakti geldi. Severlerse durduğum yerde duruyorum zaten.

    22 mayıs 08:15

    1584. üç çok yakın arkadaşsınızdır. içinizden birisinin başına çok kötü bir şey gelir. diğerinin bu durumdaki tavrı aşırı bencilcedir ve sizi de en az (hatta belki daha fazla) olayı yaşayan arkadaşınız kadar yıkar. çünkü düşündüğünüz tek şey "demek ki benim de başıma gelse böyle düşünecek, davranacak" olur. tam bunun ortasındayım. çok sinirliyim ama bir şey diyemiyorum ve iliklerime kadar tiksiniyorum.

    21 mayıs 20:01

    1583. Hayatımda istediğim hiçbir şeyi kolaylıkla elde edemiyorum.Sanki herkes her şeye şıp diye ulaşabiliyor da allah beni 78964 kez sınıyormuş gibi bir his...Böyle dönem dönem farklı şeylerle gerçekleşen ama aslında kendi şahsımda olan bir sınanma hali.Sonunda istediğim oluyor belki ama dönüp baktığımda kendimden neler gittiğini düşünüyorum sürekli. Hayal ettiğim bu değildi.Yine benzer şeyler oluyor ama ilk defa istediğim şeylere ulaşıp ulaşamayacağımı kestiremiyorum.Umarım yine öyle olur.Umarım kendimden çok fazla şey vermeden bunları aşabilirim.

    21 mayıs 14:18


    1582. bazen kendimi bu hayatla baş edemeyecek kadar kırılgan hissediyorum. daha da kötüsü her şeyi kendi ellerimle ben yapıyorum.

    21 mayıs 14:12

    1581. sevgili günlük,

    bugün de derslerime girmedim, kaydı bile izlemeyi düşünmüyorum umrumda değil. bugün yemeği abartmadım kendime bi' aferin diyorum. bu arada saçım uzun süredir istediğim rengi tuttu sonunda. gönüllü staj yapacak bir yer bulmam lazım ama her gün dışarı çıkıp insan görecek güç ve özgüvenim yok. biraz kilo verirsem cesaretimi toplarım gibi. evde de strese girmemek imkansız, kafamı bozmak için yer arıyorum. ailemi analiz etmeye başladım sıkıntıdan ve vardığım sonuç ailem olmasalardı asla yaklaşmayacağım insanlar oldukları. soruları, tepkileri, dikkatleri, bir şey söylerken ses tonları, ricaları bile kaba geliyor. büyük ihtimal fazla duygusal davranıyorum ama ailemin yanında kendim olabilmeliyim diye düşünmeden de edemiyorum. kendi sordukları şeyi cevaplarken bile sözüm kesiliyor ve asla lafımın devamını duyma çabası gelmiyor ama ben anlattıkları her şeyi dinlerim. eziğin teki olmamaya çalışıyorum ama çok zor, kendimi dinletememe illeti aile dışına çıktı çoktan. vücut dilimle "keyfimi kaçırdın ve seninle ne konuşasım ne de seni dinleyesim kaldı" deme ustası oldum, yanıma geldiklerinde sadece auramla savuşturuyorum büyücü oldum galiba jskkf dinlediğin için teşekkür ederim, iyi geceler

    21 mayıs 01:34

    1580. bir süredir spor yapmaya başladım. bunda içine giremediğim pantalonlar etkili oldu. uzun süredir spora ara vermiştim. başlarda yürüyerek hallolur diyordum ama olmadı. benim ihtiyacım kardiyoymuş. neredeyse her gün yapmama , if ile devam etmeme rağmen hızlı sonuç alamıyorum. nedeni de sanırım 30 lu yaşların ortasında olmam. kabul etmesem de kendi sağlığım için şimdilik iyi bir motivasyonla devam ediyorum. her gün yaptığım sporu not alıyorum bu beni teşvik ediyor . bir de yaktığım kaloriyi arttırma çabam, saatin teşvik etmesi iyi geldi. umarım bir sonuç alırım. yapmayan üşenenlere de belki motive edici olur diye yazıyorum. günde kendine ayıracağın 1 saati böyle değerlendirmek iyi hissettiriyor.

    20 mayıs 15:35