yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (25937)
    • medya (178)

    25937. Genelleme yapmak istemem ama sözlükte %60-70 oranında süslünün günlük dili ile buraya yazmadığını düşünüyorum. Tabi bundan sana ne diyeceksiniz harbiden bana ne ama söyleyeyim dedim çiçeğim(gizlinot: Aggdhahsh) 

    bugün 15:45

    25936. Ekşi sözlükte bazen girdilerimden kadın olduğum çıkarımını yapanlar oluyor yavşaklığa maruz kalıyorum, kötü hissettiriyor. (gizlinot: Trde Kadın olmak zor valla)

    bugün 03:23

    25935. ekşi sözlükte çaylak olan şahsımın yazdığı aynı entryi buraya copy-paste'liyorum.

    ''çok büyük bir boşluktayım, iğrenç hissediyorum. yemek yiyememeye başladım, uyumaktan suratım şişmiş durumda, kendimi aptal gibi hissetmekten yıprandım. belki de sadece pms'tir; belki de biraz alkol alsam rahatlayacağım ama yoruldum artık. hissizmişim gibi davranmayı artık kaldıramıyorum.''

    an itibariyle zulamdaki vodkayı bitiriyorum. ben gerçekten yoruldum.

    bugün 03:04


    25934. Bunu anlatmazsam içimde kalır!

    Reddit'te bir topluluk buldum. Aodv diye garip bir isimleri var, fotoğraf olarak da İbrahim Tatlıses'in "Yaşamak bu değil" albümünün fotoğrafını koymuşlar. Merak ettim tıkladım. Böyle nasıl anlatsam... Sadece fakir edebiyatı kastıran sofraların fotoğraflarının paylaşıldığı anormal bi topluluk...

    Kurallara baktım, 3. Ve 4.numaralı kurallar şöyle: "aodv bir olgudur, sorumluluk değildir. İçten gelir. Yapaycılığı sevmez."

    "Aodv yemeğe değil, nasibe ve nasiple doğru orantılı sefalete bakar."

    Çok samimi geldiler, katıldım. Bir yandan da içim içimi yedi: aodv ne demek ki?

    Neyse birkaç gün geçti, bileceğini düşündüğüm bir arkadaşıma sordum. Topluluğu anlattım gösterdim falan. Bilmiyormuş.. Salladı yine de bir şeyler: "allah olmayanlara da versin"

    Uzun uzun güldüm.

    Sonra Meraktan topluluğun ilk paylaşımına kadar indim, bir de ne göreyim, aodv hakikaten "allah olmayanlara da versin" demekmiş!!

    Hem bu kadar troll, hem bu kadar samimi bir topluluk çok çok az bulunur. Artık ben de aodv'ciyim (gizlinot: Bunu söylerken gururla yumruk yaptığı elini göğsüne götürdü.)

    ilgili medya:
    2
    bugün 02:47 bugün 02:50

    25933. suanki halimden o kadar farklı bir hayatım olabilirdi ki bazen hala ister istemez o eski ihtimalleri düsünüp hayaller kuruyorum.

    Sevdiğim adam yanımda, işim var, nişanlanmışız, kücük evimizde beraber yasıyoruz yanımızda kedimiz.

    Bazı anlara o kadar dönmek istiyorum ki suan her seyimi verirdim o sevilme ve güvendesin hissini yaşamak için..

    dün 22:19

    25932. alnımı sivilce bastı. bugünlerde çok fazla stresliyim acaba ondan mı oldu diye düşünürken üç gündür yediğim nutella kavanozuyla göz göze geldim. bir senedir nutella yemiyordum namıssız hemen alerji mi yapılır.

    dün 21:19

    25931. Ne istediğimi bilmemek kısmi toplum baskısı üşengeçlik hayattan çekinmek ne ararsan var ve bu yüzden çok rezil bi hayat sürüyorum gibi hissediyorum. Bi yerlerden sıfırdan başlamam lazım illa büyük şeyler de değil. Spor yapsam bile kendime verdiğim değer artacak ama ben kaçıyorum her şeyden? Nasıl olacak yeni başlangıç ne gerekiyor mesela

    dün 17:30


    25930. Bu hafta sergilediğim bir davranış/tutum yüzünden, kendim ile gurur duydum. Keşke hep böyle olabilsem dedim. Çünkü normalde pasif biriyimdir. 

    Şöyle ki, iş yerinde, bu hafta öğleden önceleri, başka bir takım ile çalışmam gerekti. Çalıştığımız odada, diğer odalarda da olduğu gibi, camların açık olması gerekiyor. Herkesin maskesini takması gerekiyor. odada su dışında bir şey içilmemesi, yemek yenmemesi gerekiyor. Yani kendi asıl grubumda da böyle. Kahve içmek için öğle arasını bekliyoruz, çok içmemiz gerekiyorsa, dışarı çıkıp içip, ofise geliyoruz. sandviçimizi, meyvemizi dışarıda yiyoruz. Odanın içi soğuk da olsa, o cam açık oluyor. Maskeler de hep takılı.

    Neyse. Bu takımda, 4 erkek ve 4 kadın var. Bu bilgi önemli bir detay diye yazdım. Kadınların 4ü de maskelerini düzgün bir şekilde takıyor. erkeklerin hiçbiri maske takmıyor, ya da burnu açık bir şekilde takıyor. Kadınlardan 2si oruç tutuyor, erkeklerden hiçbiri tutmuyor. Maskenizi lütfen takın diye uyardım. Dalga geçen bir cümle kurup, 5 dakikalığına taktılar. Tekrar uyardım. Nefes alamıyoruz takınca demeye başladılar. Herkes aynı durumda dedim. Eğer takmayacaksanız, ofise bildirmek zorundayım dedim. Taktılar. Sonra bir baktım, termos getirmişler, kahve koyuyorlar. Maskeler aşağıda. Odada su dışında bir şey içmek yasak, Bakın kapıda yazıyor, asılı dedim. Bu ne ya böyle şey olmaz, sizden önce böyle çalışmıyorduk dediler. Biz böyle çalışıyoruz, siz de böyle çalışmak zorundasınız dedim. Sonra camları kapatmak istiyoruz dediler. Yine kapıda asılı olan yazılı kural listesini gösterdim. 

    Bu sabah managementtan sorumlu biri geldi. Beni şikayet etmişler, camlar hep açık, üşüyoruz, kahve içirtmiyor filan diye. Neyse gelen kişi aynen şunları dedi: 'peaks'i şikayet ettiğiniz için, gelip kontrol etmek istedim. Gerçekten kahve içiliyor mu, camlar kapanıyor mu diye. Kapanmamış, kahve de yok ortada. güzel ama bundan sonra düzenli olarak kontrole geleceğim.' Dedi. Adamların suratının aldığı hal, içime su serpti. 

    Yani o kadınlar oruç tutuyorlar tüm gün, bunlar kahvelerini içmek için, öğle arasını bekleyemiyorlar. Ben de kahve, çay içmeyi severim çalışırken, baya bir alışkanlık benim için de, ama böyle şımarıklık yapmıyorum ya.  Şu erkeklerdeki kendine güven,  'herkesin uymak zorunda olduğu kurallara uymayacak kadar' bencil olabilme yeteneği/fikri nasıl bu noktalara geldi de, uyarıldıklarında bu kadar tepki verebiliyorlar. Ay bir de, kurallara uymalarını 'sağladığım' için beni şikayet edecek seviyeye erişebilmiş bir özgüven, kendine sevgi hissi, işte bakın bunu kıskanmadım değil. 

    dün 14:26

    25929. geleceğim ve mental sağlığım için gitmeli miyim yoksa zorla omzuma yüklenen, aileme karşı olan sorumluluklarım yüzünden kalmalı mıyım? Uzun zamandır aklımı meşgul eden bir çıkmaz sokak bu. Biraz yoruldum sanki.

    dün 11:02

    25928. Son günlerde öyle belgeseller ve videolar izledim ki hiç bir markaya, hiç bir gıdaya, hiç bir pazarlamacıya güvenim kalmadı.

    Çark o kadar ilginç ki. Bir marka gidiyor bir ülkede bir firmayı fonluyor. Aynı zamanda TV ve yayın yoluyla ürünleri parlatıyor. Fonlayan firmanın rakibi saniyorsun hopp dünyaya açılıyor. Fonlayan firma pazarını kaybetmeyi bırakın pazar büyütüyor.

    Bu Kore kozmetiği falan da aynı böyle. Biz de cildimiz miss gibi olacak diye kullanıp duruyoruz. The ordinary firmasının L'Oreal grubuna ait olduğunu bilmek mesela.

    Yayın yolları Önceden TV idi şimdi influencerlar, yarın başka bir şey olacak. Allah aşkına bir ürünü abuk sabuk videolar cekerek 'kullandım çok memnun kaldım' diyen kişinin bu kadar zenginlesmesini aklınız aliyor mu? Ama zenginleşiyorlar neden? Kara paralar aklanmali, pazarlar buyumeli, her şey tepedeki adamın elinde olmalı. Sıradan biri işte bütün bunlara yardım edince zengin olur tabi ki.

    Kocaman bir çark burası. O Chanel çantalar falan neden öyle astronomik rakamlara satılıyor sanıyorsunuz. Bugün fahiş fiyatlı her markanın arkasında çok kirli işler dönüyor biz de Chanel taktik diye mutlu oluyoruz. Halbuki o para ile kim bilir hangi ülkenin hangi insanına neler oluyor.

    Zaten sogumustum bütün bu olan bitenden, iyice tiksindim.

    Bundan sonra marka düşkünü hic bir insanın hiç bir vicdani duyarini samimi bulamam, hatta hiç birine inanamam. O noktaya geldim. Yazık ya onca insana silah çekmekten başka farkı yok bunun.

    Bu sistemin başında kızılderili bebeklerin kafasıyla top oynayan haydutlar var. Ne acı.

    dün 10:58 dün 11:02