yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (26498)
    • medya (194)

    26498. eskiden bir elçilik binasında çalışıyordum. koca koca kurşun geçirmez kapılar... o kapıları itip de açmak bilhassa benim boyutlarımda bir insan için oldukça zorlayıcı oluyordu; hele de ana giriş kapısı ya rabbi... bu sebeple her defasında bana ya bir güvenlik görevlisi, ya da etraftaki birisi yardım ediyordu.

    yıllar sonra içimde kalmış ki yazıyorum: o dalyan gibi heriflerden birisi bir gün kapıyı doğru düzgün itmeye resmen üşendi, az daha bana çarpıyordu kapı, ve adam bir de sırıttı...

    başka bir gün ise, bizim kaslı dövmeli dalyanlar ortada değilken, kapıyı benim için bir kadın açtı. kimdi bilmiyorum, personelden birisi, tanımıyorum, o kadını halen bravo diyerek anıyorum...

    birine yardımcı olup olmamanın cinsiyetle değil yeterlilik ve duyarlılıkla ilgili olduğunu düşünüyorum. buna rağmen, bilhassa o tarz heriflere ayıp, ne bileyim ya...

    bugün 00:25 bugün 00:31

    26497. bugün doğum günüm. 29 oldum. mutsuzum bugün. pişmanlık duygum var yine. umarım iyisindir. seni çok özledim.

    25 ocak 21:18

    26496. birkaç konuda biraz konuşmak istiyorum.

    benim yazılarımı takip edenler zaten biliyordur. çok uzun yıllardır bipolar hastasıyım. 8 yıldır falan da burda yazılar yazıyorum. o yüzden arada bazı girdilerimde buna da değiniyorum ister istemez. sözlükte bi yerlerde okumuştum belki soru cevap aparatında olabilir emin değilim. ruhsal hastalığı olanların bunu havalı birşey zannetmesi orda burda depresyondayım ya da bipolarım falan demesi gibi birşey yazıyordu hatta yanlış hatırlamıyorsam. o konuda katılıyorum böyle saçma bir algı var gerçekten. yani artık farklı görünmek diye mi düşünüyorlar, zor bir hayat yaşıyorum iltimas geçin, bana anlayış gösterin mi demek istiyorlar (gizlinot: zor olduğu doğru bu arada) bilmiyorum ama böyle birşey ben de çevremde gözlemliyorum bizzat. (gizlinot: Bir defasında başımdan çok komik bir olay geçmişti. Hastanede bir kadın hastanın bir görevliyle tartıştığı esnada sözlü tacizine maruz kalmıştım ve kendisine ne hakla benimle bu şekilde konuştuğunu sorduğumda bipolar olduğum için ve manik episodda olduğum icin olabilir mi acabaa? diye bağırarak cevap vermişti) (gizlinot: ezhel bile bi parçasında tiye almış mesela alayı da bipolar diye çünkü böyle bir algı var evet)

    eğer yazılarımda başka başka konularda birşeyler yazarken arada bu rahatsızlığımın olduğunu hatırlatarak sizleri sıkıyorsam kusura bakmayın öncelikle. bunun havalı görünmekle bir alakası olmadığının gayet tabii farkındayım. 13 yıldır ilaçla tedavi gören takipli bir bipolar hastasıyım. 2 sefer hastane yatarak tedavi de dahil olmak üzere gerçekten zor zamanlar yaşadım. bu rahatsızlık benim ömrümün en güzel zamanlarında hayatıma girdi. üniversitedeki başarımın ağzına s.çtı, kariyerimde ciddi kayıplar, duraksamalar yaşamama sebep oldu. bugün hem kariyer anlamında çok farklı bir noktadayım hem de hala eski özgüvenim yerine gelemedi. malesef hayatımda yaşattığı kayıpların travması bende büyük. ama bu rahatsızlığı hiçbir zaman çevreme bana anlayış gösterin gibi tabiri caizse yaptığım her yanlışa kılıf gibi göstermedim. ne üniversitedeki hocalarıma hastalığımı söylemiştim -ki onlar karşılarında bir anda 180 derece farklı birini gördüklerinde kendileri açık açık demişleri zaten bu sen değilsin, aynı kişi değilsin diye. ne de bölük pörçük ilerleyen kariyer hayatımda işverenlerime bahsettim. özellikle de iş yerinde asla bahsetmeyin ruhsal hastalıklarınızdan. malesef ön yargı oluşturuyor. normalde normal karşılanacak ufak tefek her tuhaflığınızı rahatsızlığınıza bağlıyorlar sokağa çıksanız ülkede sağlıklı insan yok halbuki. (gizlinot: zaten de nasıl olsun bu koşullarda) (gizlinot: sözüm ona ne zaman çok güvendiğim bir iş arkadaşıma bahsetsem sonrasında hep aynı şeyleri yaşadım)

    söylediklerim bu rahatsızlıktan müzdarip kişileri rahatsız ederse, sizlerden de özür dilerim. ama siz de benden naçizane birer öneri olarak alın lütfen söylediklerimi.

    zor zamanlar yaşadığınızı biliyorum. bazen çok daha zor zamanlar yaşadığınızı da. hatta zor bir durumun içinde olduğunuzun farkındayken normalmişsiniz gibi davranmaya çalışıp bunu kontrol edemediğiniz zamanlar olduğunu da biliyorum, yaşadım. ancak en azından tedavi görmeye başladıysanız artık bazı şeyler sizin elinizde, biliyorsunuz. teşhis konulmadan önce belki gerçekten farklı kafalar yaşanıyor olabilir zira ilaç vs kullanılmıyordur ancak ilaç kullanırken kişinin algısı gayet yerinde oluyor. algısı diyorum bakın. yani herhangi bir manik episod başlangıcında kişi kendisindeki değişimleri gayet hissediyor. normalde ilaç kullanmayan bir hasta böyle zamanlarda sadece çok mutlu ve hareketli bir dönemden geçtiğini zannedebilir belki ancak müdahale edilmezse dengeler bozulur. ama halihazırda ilaç kullanan bir hasta kendisindeki bu duygu durum değişimlerinin ayırdına varıyor. (gizlinot: belki o yeniden başlayan hareketlenmeler hasta kişinin işine gelebilir o ayrı konu. ama her zaman kontrollü gidilmesini tavsiye ederim şahsen. tehlikelidir ihmale gelmez. burda söz konusu tehlike hasta kişinin kendisiyle ilgili tabi ki yoksa çevreye bir sıkıntımız yok. cezai ehliyetimiz var yani o kadar değil asdgh) doktorum bana bir defasında çok uyumlu bir hasta olduğumu söylemişti. en azından 3 ayda bir kontrole gitmeye çalışın. aksatmayın. kendinizi dinleyin. çok fazla düşünmeye çok fazla konuşmaya mı başladınız mesela. yemek yemeyi, uyku uyumayı ihmal mi ediyorsunuz. kendinizi izleyin. doktorunuzu doğru bilgilendirin. ve benden size tavsiye bu rahatsızlığınızdan pek bahsetmeyin. yani çok çok yakın çevreniz harici bahsetmeyin. kimse anlamaz. istediğiniz kadar nasıl birşey olduğunu anlatmayı deneyin anneniz bile anlamıyor, gözlerinin önünde manik atak yaşamadıysanız. ki o da sadece anlamaya en yakın olduğu şey aslında. (gizlinot: çünkü bunu tam olarak anlamak için tecrübe etmen gerekir.) doktorunuza anlatın. burda anlatın. burda kimse sizin kim olduğunuzu bilmiyor. ben de bu yüzden burada anlatıyorum. burda dökün içinizi. doğru doktorunuzu bulun. hayatınızda şehir değişikliği vs gibi major bir değişiklik olmadıkça hep aynı doktora muayene olun. aynı şeyleri en baştan anlatmak da kişiyi yorar çünkü. ilaçlarınızın size etkisini iyi gözlemleyin. ben ilk yıllar lityum kullanıyordum mesela. güya bu hastalığın en eski ve en etkili ilacıymışmış. benim duygu durumumu dengelemekte çok yetersiz kalıyordu. kelimenin tam anlamıyla yarardan çok zararı varmış. depakine geçince bunu çok daha iyi anladım. ama bipolar olan başka bir arkadaşıma da lityum çok iyi gelmiş mesela.

    24 ocak 22:55 24 ocak 23:33


    26495. Dün 4 tane simit aldım, satıcı allah razı olsun sizden dedi diğer 3 simit de benden olsun artık gideceğim diye diretti, bugün kot pantolonu durulamaya atarken cebimde 200 lira unutmuşum bir baktım makinenin içinde kağıt parçası ama nasıl tertemiz nasıl en ufak bir yırtık yok. Resmen dezenfekte olmuş. Bugünlerde kalbim temiz gibi ama hadi bakalım.

    23 ocak 22:07 23 ocak 22:07

    26494. arapça ve rusça ile ilgili hiçbir şey duymak ve görmek istemiyorum artık.

    21 ocak 22:29

    26493. Bakımlı bir kadın olmanın ne kadar çok efor gerektirdiğini erkeklerin asla anladığını düşünmüyorum. Bu onlara hazır ve doğal, hatta kendiliğinden bir şeymiş gibi sunuluyor. Daha kötüsü biz sanki bazı şeyleri yapmak zorundaymışız gibi bir algı var.

    Ben bakımlı olmayı geçtim, bazen sadece, özellikle de soğuk kış günlerinde işin temel temizlik safhasını bile yerine getirmekte zorlanıyorum.

    Eskiden duş alır, karlara çıkardım, öyle biriydim... bugün duştan sonra belime yanıma soğuk gelse yataktan çıkamama riskim var.

    Saat olmuş gecenin üç buçuğu, uyanık kalışım bu defa belli ki keyiften değil cebelleşmekten, ve ben yatağıma yatıp uyumadan önce yıkanmak için askerleri kıskandıracak bir iç disiplin gösteriyorum...

    Bu böyle olmamalı, fakat ben bazı şeylerden artık çoğunlukla cidden sıkıldığıma da hükmettim. Saçımı görece kısa kestirdim, işim kolaylaşsın diye mesela, ama mecburi kurutma safhası duştan çıkıp da 5 dakika içerisinde yatağa dalmak gibi bir şeyi imkansız kılıyor.

    Kendi kendime temizlenebilmek istiyorum. Vücut bunu yapsın, ya da hiç kirlenmesin, terlemesin, dişler fırçalama gerektirmesin. Bir süper gücüm olsa uçmak, kaçmak, görünmez olmak, hatta para basmak yerine bunu seçebilecek haldeyim şu an...

    Ve hayatımda da bir erkek yok; aman, iyi ki yok...

    Edit: yıkandım.

    20 ocak 04:47 20 ocak 06:24

    26492. üzülüyorum, üzüntümün sebebini de kimseye anlatamıyorum. bu yaşıma geldim, bunca iş tecrübem var, kalifikasyonlarım, diller biliyorum. kendime uygun bir pozisyon buluyorum, maaş asgari ücretten bir tık üstte. bir karşılaştırma yapıyorum; hiçbir formel eğitim gerektirmeyen, sadece tecrübe isteyen aşçılık pozisyonunun maaşı daha yüksek (aynı kurum çatısı altında veya değil).

    inşallah derdimi doğru anlatıyorum. sizden istenen şey burada sadece iyi yemek pişirmeniz ve tercihen endüstriyel mutfak tecrübeniz olması. bu da az bir şey değil, aşçılık ağır bir iştir ve maaşlarının çok da yüksek olması gerekir.

    benden istenenlere bakıyorum, üç dil bil, on sene oku, en az 5 yıllık iş tecrübesini üzerine koy, iş tanımı gereği de aşçıdan en az 6 kalem daha farklı ve ekstra görevi yerine getir. çalışma saatleri aynı... o zorlu bir mutfakta, ateşin başında, sen ofistesin, keyfin yerinde, ona say.

    peki soruyorum: benden istediğiniz eğitimi alabilmek ve tüm o kalifikasyonları elde edebilmek için (hiç tecrübeyi saymıyorum), bugüne dek yaptığım (gbkz: masrafın) ederini, sizin için 10 yıl da çalışsam karşılayamam... o zaman bu nasıl iştir? hiç mi önemi yok eğitimin? yoksa neden isteniyor, isteniyorsa karşılığı neden verilmiyor?

    yer: kıbrıs. güneyi dahil. ve hesapta onlar ab üyesi. para birimi de euro...

    18 ocak 21:56


    26491. Senden sonra bu yalnızlık bana üç beden büyük geliyor :)

    Seneye de giyerim ben bunu :)

    18 ocak 21:52

    26490. 2000'li yılların özellikle 19'undan sonra herkes o kadar ama o kadar birbirine özenmeye, başkası gibi olmaya çalışmaya başladı ki. Kıyafetinden konuşma tarzına kadar ama. Çevremde özgün olarak nitelendirdiğim kim varsa üzerindeki ceket, okuduğu kitap, elindeki telefona kadar şıp diye anlıyorum influencer'ların sürekli pohpohladığı şeyler. Hepsi sözleşmiş gibi aynı şeyleri öneriyor, insanlar da aynı fabrikadan çıkmış gibi. Ne olmuş 10 sezon önceki Kıyafeti hala giyiyorsam, ne olmuş iphone bilmem kaç pro max'ım yoksa ? Bir müziği bile spotify listeme eklememe gerek kalmadan önüme düşen videolardan ezberliyorum, tiktok'ta hangi şarkı kullanılıyorsa birkaç haftaya trend listesinde. Cavendish music dinleyen tek kişiymişim gibi hissediyorum, bıktım bu yapay dünyadan.

    18 ocak 13:45

    26489. Ben bugün hayatıma giren en özel insanla o duygusal bağı kaybettiğimi farkettim. Benim için çok başkaydı onun için de farklı olduğunu biliyordum ama yürümedi başka sebeplerden ötürü. Aralarda tekrar konuştuk bir kez daha denedik ama yine ilk sefer yaşadığımız problemler ortaya çıktı. son seferinde tamamen iletişimi kesmiştik başka türlü olmuyor diye. Geçtiğimiz gün görüştük ve hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını hissetmek beni çok üzdü. Görünce içim kıpır kıpır olmuyor, bana dokununca içim erimiyor artık, hazırlanırken bile heyecanlanmadım mesela. Saatlerce bıkmadan konuştuğum insanla o gece muhabetemizden ilk defa keyif almadım. Ne kadar boş şeylerden konuştuğumuzu düşündüm, dikkatim dağıldı bazen dinlemedim. Belki zaman geçti diye belki de çok kırıldığım için eskisi gibi hissettirmiyor artık bilmiyorum ama içten içe çok üzüldüm. Bir yerde bitmesi gerektiğini biliyordum ama bu hisleri kaybetmek de üzdü çünkü gerçekten çok güzeldi. 

    18 ocak 01:29