yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2016)
    • medya (6)

    2016. (bkz: The Great Escape)

    bu aralar eski filmlere sardım.

    dün 22:04

    2015. El camino. Tavsiye ederim. Breaking bad dizisini bitirmiş olanlar kesinlikle izlemiştir/izlemelidir. Filme puanım: 7,5/10

    dün 19:53

    2014. Seven pounds (gizlinot: Yedi yaşam)

    dün 18:58


    2013. Control - 2007

    Joy Division grubunun 23 yasinda intihar eden solisti Ian Curtis’in hayatini anlatan film. epilepsi hastaligi, erken yasta evliligi, beklemedigi ve istemedigi bir sohrete kavusmasi gibi bir cok sey hassas ruhuna fazla gelmis. İzlerken cok etkilendim. Love will tear us apart sarkisi en sevdigim sarkilardandir ve boyle etkileyici sozlere sahip bir sarkiyi yazan curtis’in yasantisini izlemek beni derinden etkiledi. Filmi cok beğendim grubu bilmiyorsaniz bile izlemenizi tavsiye ederim.  8/10

    dün 01:09

    2012. Klinik (clinical)

    Netflixte yer alan ve sanırım netflix yapımı olan bir gerilim filmiydi. Film kesinlikle durağan değil, akıp gitti. Sonu şaşırtan tarzdaki filmleri seviyorsanız buna da şans verin derim. Başından beri bir şeylerden şüpheleniyorsunuz ama tam olarak oturamıyorsunuz.

    Ancak filmde çok fazla kan ve mide bulandırabilecek sahneler var. Bunu da göz önünde bulundurun.

    Genel olarak izlediğime pişman değilim, bu süreçte vakitten bol bir şeyim yok lol

    27 mayıs 12:24

    2011. 2016 yapımı bir kore korku filmi olan "the wailing" . tamamen zaman bolluğundan kör atış izlediğim bir filmdi. kore sineması çok ilginç. onca büyük usta , başyapıt niteliğinde kurgular,toplumsal gerçekçilik... arada bir böyle "cheesy" filmler çıkıyor ya, beni çok üzüyor bu durum. bünyesinden old boylar, parasitelar, castaway on the moonlar çıkarmış bir sinema dünyasının hiç kötü bir şey yapamayacağını düşünüyorum herhalde...

    ----mini spoiler

    seul'un civar köylerinden birine dadanmış kara büyü işleri ile uğraşan ihtiyar bir emmimizin (aslında kendisi bir emmi değil) cahil köy halkının köküne kibrit suyu döktüğü, herkesin içine patır patır ecinni kaçıp, devayı hacıda hocada aradığı uzun uzun sekanslarla dolu yoran , geren (sinirden) bir kurgu. sonundaki vasat twist için bu kadar sündürmeye gerek var mıydı, onu da bilmiyorum ....

    ------mini spoiler sonu

    film o kadar gereksiz uzundu ki (bu arada uzun filmlerle derdim yok, aksine beklentimi karşıladığı sürece 4 saat de sürebilir) , zaman zaman "dabbe" zaman zaman "büyü" vibeları alacak kadar vaktim oldu. İzlenmez mi? boş vakti olan, böyle doğa üstü/mistik korkuları seven , sağlam bir dramatik alt yapı aramayan ,kore sinemasına bu film ile giriş yapmayacak olan izleyenler için sabırlı olmaları halinde izlenebilir bir film.

    27 mayıs 11:44

    2010. Before Sunset ve Before Midnight. Üçlemenin ilk filmi Before Sunrise'ı çok önceden izlemiştim. En sevdiğim filmlerdendir. Ancak diğer iki filmi izlemekte geç kaldım çünkü ilk filmin üzerinden sırayla 9 ve 18 yıl geçiyor. Yaşlanma fobim ve gençliğe düşkünlüğüm beni izlemekten alıkoydu (En sevdiğim roman da Dorian Gray'in Portresi diyeyim siz durumumu anlayın). Onları genç ve heyecanlı halleriyle hatırlamak istedim. Sonra dün aniden gözümü karartıp ikinci, bugün de üçüncü filmi izledim. Bi hüzün gelmedi diyemem ama korktuğum kadar da kötü olmadım. Belki de filmlerin gidişatından dolayı. Hiç umudum yok ama umarım biraz aşıyorumdur bu durumu.

    Spoiler olmasın diye ayrıntıya girmeyeceğim ama hala izlemeyenler varsa mutlaka izlesin. İnsanın kalbine dokunan, gerçekle de bağı kopmayan etkileyici bir üçleme. Eğer Viyana ve Paris'e gitme planımı gerçekleştirebilirsem çekim yapılan yerlerin de hepsini gezmek istiyorum. Bu hikaye bende derin izler bıraktı...

    27 mayıs 06:03


    2009. (gbkz: güzelliğin portresi) filmini izleyip hemen buraya yazmaya geldim, ben çok beğendim, beklentimin oldukça üstündeydi, burçin terzioğlu ve birkan sokullu başrolde ve ikisi de çok güzel bir performans sergilemiş bence, izlediğime hiç pişman olmadım. üyeliğiniz varsa netflix'ten izleyebilirsiniz.

    27 mayıs 03:42

    2008. Florence foster jenkins (2016)

    Başrollerinde merly streep, Hugh Grant ve Simon helberg'in yer aldığı bir biyografi filmi. İzlemenizi öneririm çok ama çok tatlı bir film olmuş. Merly Streep her zamanki gibi döktürüyor.

    ----spoiler----

    St. Clair bayfield'in sevgisine hayran kaldım. Kendimi böyle şeyler filmlerde olur diyerek avutuyorum.

    Florence ilk eşinden frengi kapıyor. Bu yüzden St. Clair ile hiç sevişmiyorlar. Buna rağmen karısına olan sevgisi, merhameti, aşkı hiç sönmüyor.

    ----spoiler----

    26 mayıs 23:48

    2007. (link: https://www.imdb.com/title/tt8579674/ 1917) son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biriydi, izlemek için oldukça geç kalmıştım fakat değdi kesinlikle.

    film birinci dünya savaşı sırasında schofield ve blake isimli iki kıdemsiz onbaşının düşman bölgesini geçerek yüzlerce askerin hayatını kurtaracak çok önemli bir mesajı iletme çabasını anlatıyor. gerçekten aşılması imkansız bir görev olarak görülüyor çünkü her ne kadar terk edildiği düşünülse de düşman bölgesinden geçmek zorundalar ve çok az zamanları olmasına rağmen yol oldukça uzun.

    senaryo eh işte durumda, zaten artık klişeleşmemiş savaş filmi konusu kalmadı. oyunculuklar da gayet iyi, andrew scott ve benedict cumberbatchi görme fırsatı da yakalıyoruz.

    bu filmi diğerlerinden ayıran olayı sinematografisi ve müzikleri bana göre, roger deakins her zaman olduğu gibi muazzam bir iş çıkarmış. bakmaya doyamıyorsunuz, resmen bilgisayar oyunu gibi film yapmışlar. film tek plan gibi dursa da aslında birçok sahnede özel efektler ve etraftaki nesneler kullanılarak ayrı ayrı olan sahneler birleştirilmiş. neredeyse filmin çekildiği her setin küçük maketlerini yapıp ışık olaylarını, gölgelerin ne tarafa doğru ve nasıl düşeceğini gözlemleyerek gerçeğe bu şekilde uygulamışlar. kamera asla geriye doğru gitmediği ve hep karakterle yol aldığı için kilometrelerce uzunlukta hendekler kazılmış, duvarları kameramanların geçebileceği şekilde parça parça yerleştirmişler.gerçekten inanılmaz zahmetli bir iş fakat hakkını vermişler. bu tarz, toplulukların büyük acılarını anlatan film/dizilerde en sevdiğim detaylar herhangi bir karakterin söylediği şarkılar oluyor genelde. o kadar gerçek ve duygu dolu geliyor ki filme inanılmaz kapılıyorsunuz, bu filmde de aynı şekilde bir sahne vardı ve rüya gibiydi.(link: https://youtu.be/J3h7Cv2fLe4 şarkı)

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=kMBnvz-dEXw bu videoda) da filmin nasıl çekildiği ve üstte yazdığım şeylerin daha detaylı halleri gösteriliyor, ilginizi çektiyse bakabilirsiniz. oldukça uzun bir yazı oldu fakat gerçekten görsel şölen olan bu filmi ancak böyle anlatabilirdim, izlemenizi tavsiye ederim.

    26 mayıs 15:40