yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2137)
    • medya (7)

    2137. 1971 yapımı ''severek ayrılalım''. yasak aşk temasını işleyen, ilk yarısı fena olmayan ama ikinci yarısı felaket sıkıcı olan bir melodram. hülya koçyiğit, cüneyt arkın, semra sar ve yalçın gülhan başrolleri paylaşmış.

    ---spoiler---

    meral (hülya) çok küçükken anne ve babasını kaybetmiş bir kız. amca dediği bir adam kendisini sahiplenmiş, amcasının kızı selma'yla (semra) da kardeş gibi büyümüşler, the shinning ikizleri modunda orada burada takılıp bullylik yapıyorlar. filmin ilk yarısı ışık hızında geçiyor. esas konu, kocasını kaybeden meral'le selma'nın kocası ömer'in (cüneyt) yaşadığı aşk. çok affedersiniz şerefsiz ömer baldızına yavşıyor. dünyada başka kadın kalmadı sanki, meral'i her yerde takip ediyor. zavallım selma da kendini sorguluyor, çirkinleştim mi, çocukla ilgilenirken kocamı mı ihmal ettim diye. meral başlarda yüz vermese de ölen kocasının eksikliğini hissedip ömer'in ısrarlarına dayanamıyor, selma her şeyi öğrenince meral de kendini tren raylarının önüne atıp canına kıyıyor. (gizlinot: youtube yorumlarında bir abla keşke izlemeseydim, cüneyt arkın'dan nefret ettim yazmış swh.) severek ayrılanlar da kardeş gibi büyüyen meral'le selma oldu. keşke selma arabaya binip gitse ve kendi yolunu çizseydi. çocukları için sözde her şey sineye çekildi ama selma'nın ömer'i terk etmesi dönemin kadınlarına da daha iyi örnek olurdu. senaryo klişe ama görüntüler, dönemin modası vb. çok güzeldi bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

    hırsımı alamadım ömer sen cidden şerefsizsin ya. iki kadının da hayatını mahvettin, pişkin pişkin hayatına devam ediyorsun bir de.

    ayrıca filmde meşhur (link: https://youtu.be/Ej0DCvSyUlk?t=1168 hülya koçyiğit koşuşu)nu da görebilirsiniz.

    ---spoiler---

    dün 16:44

    2136. 2010 yapımı the switch. dilimize ''sürpriz baba'' olarak çevrilmiş, jason bateman ve jennifer aniston başrolleri paylaşmış. türü ne derseniz romantik komedi gibi duran komedi ve dram harmanı diyebilirim. filmi sevdim ve izlerken çok zevk aldım. senaryosu tahmin edilebilir ama mutluluk veren filmlerden. çıktığı yıl filmi izleyenler çok gömmüş (gizlinot: gereksiz gömmüşler. hatta biri diğer klişe romantik komedilere göre kötü yazmış. bilakis diğer romantik komedilerden iyi, incelikli bir senaryoya sahip, hoş bir filmdi.) ama sinir eden tarafları olsa da (gizlinot: wally'nin uydu olarak gurursuz bir şekilde dolaşması ve son dakikaya kadar hiçbir şeyi itiraf edemeyecek kadar pasif oluşu, zor bir şey yaşasa da kassie'nin uyuz davranışları, herkesin içinde tokat atması falan. daha farklı bir şekilde birleşebilirlerdi, roland işin içine dahil olmasa da olurdu. böylesi biraz zorlama gibi oldu.) türüne göre gayet iyi bir filmdi. şans verin.

    küçük çocuğun büyümüş de küçülmüş tavırları koparttı beni, çok güldüm. wally ve benjamin'i izlerken aklım sürekli kramer vs. kramer'a gitti, mutfakta kahvaltı hazırlama sahnesiyle de bu benzerlik taçlandı. sırf bu ikili için bile izlenir film. (gizlinot: ayrıca kanallara açık çağrı, böyle bir filmi yayınlıyorsanız sperm kelimesini de sansürlemeyin, harry potter'da büyü kelimesini sansürlemek gibi bir şey yaptığınız, ya da hiç yayınlamayın...)

    20 ocak 21:52 20 ocak 22:30

    2135. the grand budapest hotel

    bence çok güzeldi. zamanın nasıl geçtiğini anlamadığım, çok ama çok keyifli bir filmdi.

    wes anderson filmlerini seviyorum.

    20 ocak 13:59


    2134. trt 2'de 2003 yapımı girl with a pearl earring'i (inci küpeli kız'ı) izledim. film aynı adlı kitaptan uyarlama, tablonun yapılış süreci kurgusal olarak ele alınmış. johannes vermeer tarafından yapılan tablonun yapılış süreci hakkında fazla bilgi (link: https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nci_K%C3%BCpeli_K%C4%B1z bulunmuyormuş). scarlett johansson hep hafif oyuncu olarak lanse edilir ama ben bu filmdeki duru performansına hayran kaldım, bugüne dek izlediğim en iyi performanslarından biriydi kesinlikle. filmin bir diğer yıldızı da catharina rolündeki essie davis, kıskanç eş rolünde muhteşemdi. para için sanat yapmak zorunda kalan içgüveysi (gizlinot: swh) rolündeki colin firth bildiğiniz gibi zaten.

    ---spoiler---

    film çok yavaş (gizlinot: sonlara doğru biraz daha yavaş) ama ilginç bir şekilde dinlendiriciydi. film tablonun yapıldığı yıl olan 1665'te geçiyor. 1665! düşünsen çıldırırsın, insanlığın o günlerden bugünlere geldiğini düşünmek insana garip hissettiriyor. o (link: https://64.media.tumblr.com/9d5ca12566a4458d6976563ad96ff422/tumblr_poxjfzOadE1qbhgiho2_r1_400.gifv dönemin) etkileyiciliği çok güzel bir şekilde yansıtılmıştı. karakterlerin çoğu iticiydi aslında, aile paralarından güç alan kaba insanlardan oluşuyordu, pieter sapık herifin tekiydi. hele cornelia tam (link: https://64.media.tumblr.com/6788cd95519cd35d932210e3c17d9e77/tumblr_mznvmwtdmh1r2igv7o3_250.gifv sopalıktı), filmin sonunda bir işe yarar diye bekledim ama yok, kıza şeytan diye söve söve izledim filmi. (gizlinot: sakinim.) pieter ve griet arasındaki tatlı (link: https://64.media.tumblr.com/e210414d5b6b3527f9ad015e6b13e8b1/tumblr_oknvun5J101v8hkaso9_400.png aşk) da tebessüm ettirdi. griet sonunda başladığı yere (link: https://64.media.tumblr.com/33b75102073c4f375132a2896a6683dc/tumblr_oknvun5J101v8hkaso2_400.png döndü) ve ölümsüzleşti.

    çok söylenecek bir şey yok aslında. eli yüzü düzgün, akmayan, kokmayan, sizi derinden sarsmayan ama bir şeyler hakkında araştırma yapmaya iten ve keyifli bir seyirlik vadeden güzel filmlerden biri. (gizlinot: uzun cümleler konusunda tek rakibim bihter ziyagil... umarım güzel bir şekilde anlatabilmişimdir.)

    edit: tumblr'dan bulduğum fotoğrafları ve gifleri link olarak ekledim.

    ---spoiler---

    19 ocak 23:03 20 ocak 00:24

    2133. off (gbkz: twilight) asdfgh

    arada yeniden izliyorum, içimde bir ergen var engel olamıyorum. bugün ikinci filmdeyim. kristen stewart a normalde gıcık olan biri değilim. bence çok kötü oynamıyor ama o filmde gerçekten facia özellikle ilk filmde. ama ona rağmen de izliyorum tam bir çelişki insanıyım ya (gizlinot: swh) cullen ların havalı havalı okula girişi yok mu. dedim, içimde bir ergen var.

    19 ocak 20:06

    2132. 2012 yapımı seeking a friend for the end of the world (gizlinot: amin... bu ne uzun bir film ismidir.), distopik bir romantik komedi. dilimize ''ilk ve son aşkım'' adıyla tercüme edilmiş. steve carrell ve keira knightley başrolleri paylaşmış. arada adam brody, rob corddry ve jim o'heir (parks and recreation jerry) gibi isimler de konuk olarak gözüküyor.

    edit: filmin yönetmeni ve senaristi lorene scafaria. ben kendisini coherence filmindeki gözlüklü ev sahibesi olarak tanımış(t)ım. ''Nick & Norah's Infinite Playlist'' ve geçen sene baya ses getiren, jennifer lopez'li ''hustlers'' diğer işleriymiş. onları izlemedim henüz. (gizlinot: imdb'yi ve vikipedi'yi kurcaladıkça böyle bilgileri öğrenmek keyif verici.)

    ---spoiler---

    filmin konusunu kısaca özetlemek gerekirse dünyaya meteor çarpmasına birkaç gün kala karısı (gizlinot: karakteri canlandıran oyuncu steve carrell'ın gerçek hayattaki eşiymiş) tarafından terk edilen dodge'un ve komşusu penny'nin yolları bir şekilde kesişir, sevdiklerine ulaşmak amacıyla bir yolculuğa çıkarlar ve bu yolculukta birbirlerine varırlar. bizim ikilinin arkadaş kalacağını ve eski aşklarıyla birleşeceklerini düşünmüştüm ama klişe denebilecek bir senaryoyla karşılaştık. film keira'nın karakteri gibi fazla romantik, düz adam yorumu yapmak istemiyorum ama bir haftada neyin aşkı kuzum? dodge'un penny'ye veda bile etmeden kızı uçağa bindirmesi ayrı bir hödüklüktü de kız gidip ailesiyle vedalaşsaydı keşke. ha bu sona da bir itirazım var mı hayır. doğrusunu söylemek gerekirse son dakikada bir şey olacaklar ve kurtulacaklar diye bekledim. meteor dünyaya çarpıyor ve beraber ölüyorlar, tüm insanlık yok oluyor evet. içinden geçtiğimiz şu zor pandemi günlerinde pek de iç açıcı bir film seçimi olmadı, insanı düşündürüp hüzünlendiriyor. filmin puanının kırılacağı noktalarsa, çoğu şey çok yüzeysel kalmış. bizim ikilinin aşkı, babayla olan muhabbetler vb. filmin son sahnesi hariç pek bir şey geçmedi bana. senaryo oradan oraya savruldu. bu bir yol hikayesi tamam ama daha tutarlı bir yol haritası izlenilebilirmiş.

    kiralık katil tutan kamyoncu abiyi arabanın anahtarlarıyla gömdükleri sahnede çok güldüm, trajikomikti.

    bir insan hiç metroyu özler mi dedin ya dodge, ben özledim, valla özledim... metrobüsü de- tamam bu şakaydı.

    edit: film 2020-2021 (gizlinot: imdb'de 24 mart 2021 yazıyor hatta. tırstım biraz lol.) civarında geçiyormuş. nedense bana dönem filmi gibi gelmişti bazı detaylar (mektupla haberleşmeleri, plak dinlemeleri) yüzünden. bırak 2020'yi 2010'lar gibi bile durmuyordu, 2000'lerin sonunda çekilmiştir diye düşünmüştüm filmi izlerken. şaşırdım.

    ---spoiler---

    18 ocak 21:46 18 ocak 22:26

    2131. Berlin Syndrome - dram/gerilim. Puanım 7/10

    --- konuya giriş (gizlinot: Spoiler değil ama hiçbir şey bilmek istemeyen okumasın) --- 

    Avusturalyalı genç bir fotoğrafçı olan clare, bina fotoğrafları çekmek ve daha sonra bunlarla bir çalışma yapmak için berlin'e geliyor. Burada andi ile tanışıyorlar, birkaç günlük tutkulu flörtün ardından olay clare'in tahmin edemeyeceği bir hale evriyor. 

     ------ spoiler ------ 

    Andi bence en baştan beri öğrencisi olan franceska'ya ilgi duyuyordu ama aralarında bağlantı olduğu için ona bir şey yapamazdı, kolay hedef olduklarını düşünerek kendine hep turist kızları seçti. Clare'i kurtaracak olanın da yine francesca olduğunu tahmin ettim başında ama sonlara doğru bayağı umudumu kaybetmiştim. clare'in ruh hali, günden güne ışığının sönmesi, ürkek tavırları, bunalımı çok güzel işlenmişti özellikle camlara tahta çakıldıktan sonra ben de o evdeymiş gibi hissettim daraldım ama yine de bir şeyler eksikti filmde, biraz yavandı. belki sanatsal kaygı ile çekilmiş olmasının etkisi vardır, daha gerçekçi ve hayata yakın vermeye çalışmışlar duyguları. hollywood gibi baş döndürücü plot-twistler yoktu. Mesela clare'in evde oje, saç, tırnak bulması ve başka kızlar da olduğunu anlaması daha vurucu, heyecanlı verilebilirdi. Yine de türü sevdiğim için ben beğendim. Son olarak, andi abv. 

    ------ spoiler bitti------ 

    18 ocak 01:12 18 ocak 01:13


    2130. -The lion king(2019)

    -A clockwork orange

    -One flew over the cuckoo's nest(muhteşem ötesi)

    17 ocak 23:44

    2129. bu hafta:

    -pieces of a woman(dram)

    -kolpaçino:3.devre(komedi)

    -unbreakable(gerilim)-serinin 1. filmi

    -split(gerilim)-serinin 2. filmi

    -glass(gerilim/dram)-serinin 3. filmi

    -umut ışığım(Romantik/Komedi)

    17 ocak 23:33

    2128. Promising young woman:

    Uzun suredir izledigim en etkileyici en surukleyici ve kendimi kaptirdigim film diyebilirim. Spoiler vermek istemediğimden genel bir yorum yapacagim ancak suslu sozlukteki hemcinslerimin hepsinin cok sevecegine emin oldugum bir film oldugundan hic dusunmeden izleyin derim. 

    İyi erkek görünümlü pislik erkekleri gun yuzune cikartan basrol karakterimiz Cassie uzerinden film ilerliyor. Ancak filmin konusunu tek temaya sigdirmak mumkun degil. guclu kadin, erkek hegomonyasi, erkeklerin her turlu yaptiklari suclardan aklanabilmesi, kadinin erkek kadar özgürce hayat yasayamayacagini(abd de bile yasiyor olsan) ve cinsiyet esitsizliginin hemcinslerimiz dahil kanimiza nasil isledigi gibi konulara parmak basiliyor. 

    Filmin isledigi temalar disinda kliseden uzak olmasi, surukleyiciligi, kullanilan ortamlarin gorsel soleni ile tamamiyla soluksuz izlenilen bir film oldu. kesin boyle ilerleyecek dusundugum her an beni ters kose etti film. 

    Son olarak basroldeki Carey Mulligan’a deginmeden edemeyecegim. İnanilmaz iyi bir oyunculuk sergilemis. Yasadigi her duyguyu hissediyorsun ve film boyunca rahatsiz edici derecede kendisiyle empati kurmamizi sagliyor. Gone girldeki ikonik amy karakteri gibi bu karakterin de ikoniklesecegini dusunuyorum. 

    Ozetle konusunu cok okumadan spoiler almadan filmi izleyin suslulerim. Eminim begeneceksiniz. 

    17 ocak 15:29 17 ocak 15:32