yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2244)
    • medya (7)

    2244. 1977 yapımı acı hatıralar. türk-iran (gizlinot: iran'daki devrimden iki yıl önce çekilen bu film sayesinde iran'ın geçmişteki hali de görülebilmektedir. erler film zamanında birçok ortam yapıma imza atmış, bu başlığa daha önce yazdığım güzel şoför de onlardan biriydi.) ortak yapımı; emel sayın, iraj ghaderi ve sadri alışık'ın başrollerini paylaştığı bir atıf yılmaz filmi.

    ---spoiler---

    film daha ilk sahnesiyle, vokalist olan emel sayın'ın assolist neriman köksal 'çile bülbülüm'ü söylerken şarkıya damlayıp sahneyi ele geçirmesiyle, seyirciye nasıl bir eğlence vadettiğini gösteriyor. emel sayın yine kendi ismiyle oynuyor ama bu sefer kendisi değil, çocuğu kaçırılıyor. 37 kurşunla öldürülen (gizlinot: buradan emel'in babasının jean reno olmadığını anlıyoruz. o 22 kurşunla ölmemişti de... 'ağır hasan', 15 kurşunla hayatta kalma şansını kaçırmış.) bir mafya babasının kızı olan emel, yine mafyatik işlerle uğraşan kemal'e gönlünü kaptırıyor. birbirine 'tatlı' ve 'ekşi' diye hitap eden sayın ve ghaderi oldukça uyumlu bir çift olmuşlar. sadri alışık da emel'e platonik bir şekilde aşık olan ancak yiğitlikten ödün vermeyen gazino patronu osman rolünde, göz dolduran bir performansa sahip. bu filmde her daim mahzun duran yüzüyle, nasıl büyük bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor. geri planda olduğu düşünülebilir ancak filmin sonlarına doğru kemal'a attığı tirat filmin en unutulmaz sahnelerinden biriydi. (gizlinot: ayrıca 18. dakikanın 5. saniyesinde turist ömer selamı da veriyor, kendi kendine selam çakıyor. sadri alışık sevgim kabardı bugün.) filmin en büyük eksisi, hikayenin haini olan mahmut'un gücünün fazlaca abartılması olmuş. mahmut'un kötülükleri, karakterlerimizin saç baş yoldurtan yanlış anlamaları (gizlinot: senaristin kemal bininci kez hapise girmesin diye kemal'e mahmut'u öldürtmemesi de dahil olmak üzere) fazlaca uzamış, tadı kaçmış, filmin kalitesi de azalmış. bir de emel'e sahneyi bıraktırmasalar kadınlara daha olumlu bir mesaj olurmuş sanki. (gizlinot: kendi tercihi tabii ki ancak kemal'in bu kararda gizli bir etkisi var. hikaye bir ara a star is born'a bağlayacak zannettim.) filmde farsça şarkılar da dahil birçok şarkı söyleniyor, en akılda kalıcı olanlar ''gönlüm seninle'' ve ''çal kemancı''.

    film bilindik bir melodram ancak yine de izlenilebilir seviyede.

    ---spoiler---

    12 mayıs 20:32 12 mayıs 20:35

    2243. The Nightcrawler

    12 mayıs 18:08

    2242. the mitchells vs the machines. aile ilişkileri üzerinden ilerleyen bir modern zaman eleştirisi. bilimkurgu ve komedi diye belirtilmiş türü ama drama da ara sıra kayıyor. animasyon filmi sevenler kaçırmasın, sevmeyenlerin dahi bu filmi seveceğini düşünüyorum. bence tam bir aile filmi. çok beğendim. 

    11 mayıs 20:48


    2241. 1973 yapımı soyguncular. bir aksiyon-suç filmi. filiz akın'ın çift mesai yaptığı (gizlinot: iki karakteri birden canlandırıyor.) filmde akın'a ediz hun, ekrem bora, hulusi kentmen, nubar terziyan gibi oyuncular eşlik etmiş.

    ---spoiler---

    belma, günün yarısında soygunculuk, diğer yarısında 'ajda pekkan'ın (gizlinot: filmde 'kimler geldi kimler geçti' ve 'tanrı misafiri' şarkıları gazino efektleriyle seyirciye nostaljik anlar yaşatıyor. ha bir de arada 'tek başına' olarak bildiğimiz şarkının enstrümantal versiyonu duyuluyor.) sesi vasıtasıyla assolistlik yapmaktadır. selma ise sekreterliğini yaptığı patronunun oğlu erol'la beraber mutlu bir yaşantı sürmektedir. belma, fabrikayı soymak için selma'nın yerine geçer ve erol'a aşık olur. ona saplantılı bir şekilde aşık olan patronu savaş (gizlinot: ekrem bora'nın namı bir erol taş, aliye rona kadar yürümemiş ama bugüne dek izlediğim hiçbir filmde iyi karakteri oynamamıştı, adama hep kötü karakter oynatmışlar.) yüzünden zor durumda kalan belma, sonunda savaş'ı öldürür ve selma'nın suçsuzluğunu ispatlar.

    selma'nın kasadaki paraları çaldığı (sanıldığı) için erol tarafından tokat manyağı yapılacağını düşünmüştüm (gizlinot: çünkü ediz hun ve yanlış anlaşılma içeren bir film, why not?) ama erol ve babası çok anlayışlı davranarak beni şaşırttılar. gerçi filmin izlerken insanın içini ezen şiddet kotasını savaş feci bir şekilde doldurdu. belma'nın sevgi ihtiyacı, içinde bulunduğu hayata dair hoşnutsuzluğu ve yaşadığı ikilemler etkileyici bir şekilde yansıtılmış. selma'nın güzel giden hayatının gidişatının değişmesi ayrı bir dram. o dönemin izleyicilerinin mendili çokça ıslanmıştır, kesin bilgi.

    filmi sevme oranınız beklentinize göre değişir. yeşilçam standartlarına göre başarılı ve farklı bir iş, farklı mecralarda filmin çok kötü olduğu söylenmiş ancak bundan daha kötü filmler de izlemiştim. filiz akın'ın kuyumcu soygununda (muhtemelen bir dublör ama olsun) tavandan sarkıtılan iplerde sallandığı, filmin sonunda (gizlinot: kaş tekniği kullanarak ekranı ikiye bölmüşler.) iki adet filiz akın'ın karşı karşıya geldiği, kilitli kasanın açıldığında fotoğraf çekebilme teknolojisine sahip olduğu, ediz hun'la ekrem bora'nın kız kavgası yapıp koşturduğu bir film. insan bir filmden daha ne isteyebilir ki? (gizlinot: swh)

    ---spoiler---

    11 mayıs 20:36

    2240. Cebimdeki yabancı (2018, Türk) filmini izledim dün akşam. Google beğenileri %83 normalde bu beğeniler beni çok etkiliyor ve daha yüksek puanlı filmleri izlemeyi tercih ediyorum ama kadrosu çok iyiydi ben de o yüzden izlemeye karar verdim ve iyi ki izlemişim. Film akılda bazı soru işaretleri bırakıyor bazı yerlerde ve tahmin edilebilir yerleri çok ama bunun dışında hem çok çarpıtıcı hem de şaşırtan, etkileyen bir filmdi. Oyuncu kadrosu dediğim gibi oldukça iyiydi ve oyunculuklar da tatmin etti. İnsan ilişkilerinin çarpıklığı ve aradaki yalanlar üzerine kurulu bir konusu vardı. Biraz çerezlik kategorisine girse de izlemeye değer, zaman kaybı asla değil.

    11 mayıs 09:10

    2239. sen hiç ateş böceği gördün mü? (2021)

    10 mayıs 13:48

    2238. bir öneri üzerine I was, I am, I will be türkçe adıyla söz senettir filmini izledim. sanirim istanbul film festivalinde 2019'da seyircilere sunulmus. izlemesi oldukça akıcı, keyifli bi filmdi. tavsiye ederim.

    10 mayıs 12:53


    2237. 2018 yapımı babamın ceketi. müfit can saçıntı'nın yazıp yönettiği, mert turak'ın başrol oynadığı film. ayrıca ayşen gruda'nın yer aldığı son filmlerden biri. (gizlinot: biri diyorum çünkü ekim 2018'de bu film ve ''sevgili komşum'' isimli film vizyona girmiş ancak hangisi daha önce çekildi bilmiyorum. ocak 2019'da da kaybetmiştik domates güzelini.)

    ---spoiler---

    filmde en az ali rıza tekin kadar gururuna düşkün öğretmen bir babanın oğlu olan, kız arkadaşıyla (gizlinot: ana karakterimizin annesine sevgilisiyle internetten tanıştığını açıkladığı sahneler komikti. çerçevedeki fotoğrafları bile selfieydi, zamane aşıkları olduğu ısrarla vurgulanmış.) evlenebilmek için iş bulmaya çalışan ve 'babasının ceketi'yle iş görüşmelerine giden ferhat'ın hikayesi anlatılıyor.

    film vizyona girdiği zamanlarda metroda gidip gelirken o ufak televizyonlarda filmin tanıtımına denk geldiğimi hatırlıyorum. mert turak ve ünal yeter gibi iki başarılı yeni nesil oyuncu ve ayşen gruda'nın filmde yer alıyor oluşu filmi izlememdeki en önemli sebeplerdi. günümüzdeki işsizlik sorununu gerçekçi bir şekilde ele almışlar. bu (link: https://www.youtube.com/watch?v=ilzihma8o0s sahneyi) çok sevdim mesela. yeşilçam göndermelerine (gizlinot: güllü geliyor güllü, hulusi kentmen, bizim aile, sadri alışık, bu da mı gol değil, ayşen gruda'ya söylenen iki gözümün çiçeği, arzu manav'da çalışan ahmet arıman ve tuncay akça...) mest oldum. eleştiriler günümüzde ne kadar yapılabilirse o kadardı ama vermek istenen mesajlar çok netti. çekimler bazı yerlerde çok amatör kalmış (gizlinot: filmin başında erkan can'ın bayıldığı sahnedeki kameranın konumlandığı yer mesela, o tabak düşürme klişesi.), oyunculuklar daha iyi olabilirmiş. filmin ilk yarısını başarılı buldum, bol bol güldüm. (gizlinot: kendimi gülmek için zorlamış olabilirim veya mizah anlayışım kötü olabilir, çok da şey etmeyin.) ancak soygun sahnesiyle birlikte film acayip bir şekilde vasatlaşıyor, sanki filmin başlangıcıyla sonunu farklı kişiler yazmış. kahramanlara o soygunu yaptırıyorsan bu filmi düğün sahnesiyle sonlandırmamalısın. film klişe ve didaktik olduğunun farkındaydı (gizlinot: hocasına ''hocam bu çok klişe olmadı mı'' diyen işadamının sahnesi mesela. evin etrafının sniperlarla sarılması da bakın hiçbir şey çalamayan garibanın peşine düşüyorlar, çalanlara ses etmiyorlar tarzı bir mesajdı muhtemelen ancak olmamıştı ya.) ama keşke bu kadar başarısız bir finale sahip olmasaymış. sağlık olsun, sonraki maçlara bakacağız diyor; ayşen gruda'yı ve yalçın menteş'i rahmetle anıyor ve girdimi bir replikle sonlandırıyorum.

    ''ersin: dostluk dediğin zaten küçük sebepler üstüne kuruludur. büyük sebepler üstüne kurulan şeyin adı dostluk değildir ki, menfaattir.

    ferhat: bu hangi filmden lan?

    ersin: bu filmden değil, benden.''

    ---spoiler---

    9 mayıs 20:35

    2236. 1984 yapımı alev alev. halit refiğ yönetmiş, gülşen bubikoğlu, tarık akan ve cüneyt arkın başrolleri paylaşmış. birkaç sene önce rojda demirer'in ve berk oktay'ın yer aldığı bir dizi uyarlaması da yapılmıştı. olayların gidişatından pek memnun kalmadım ama akıcı ve başarılı bir senaryoya sahip bir filmdi, izlenilebilir.

    ---spoiler---

    murat'a sinir oldum, onu bekleyen ve evleneceğini söylediği bir sevgilisi varken dört ay dayanamayıp ümran'la gönül eğlendiririyor, bir de pişkin pişkin ''çalınan mutluluğumuz'' diyor. murat'a ''kendim ettim kendim buldum'' şarkısını armağan ediyorum. alev'in şahin'le bir tesadüf sonucu değil de kasıtlı olarak tanışması ve intikam planını izlemek zevkliydi, sevda aktolga'nın ve şemsi inkaya'nın karakterleri filme renk katmıştı, tam farklı bir senaryo diyordum ama o hikayeden çabuk sapıldı ve film klişe bir hikayeyle ilerledi. büyük konuşmayayım ama ben alev'in yerinde olsam murat'a hayatta dönmezdim, aşkın gözü o kadar da kör değil. şahin gibi yakışıklı ve centilmen bir adamla berabersin, seni aldatan ve dört buçuk aylık çocuğunu aldırmana sebep olan adama geri dönüyorsun. ne yalan söyleyeyim şahin'in sonuna daha çok üzüldüm.

    ---spoiler---

    5 mayıs 17:52

    2235. Il decameron

    Pier pablo pasolini'nin la trilogia della vita serisinin ilk filmi. Boccaccio'nun 14. Yüzyılda yazdığı aynı isimli kitabından uyarlanan film, iç içe geçmiş hikayelerden oluşmakta. Şimdiye kadar izlediğim ve ortaçağı en iyi yansıtan film olduğunu düşünüyorum. Gerek mekanlar, gerek kostümler ve gerek filmin 1971 yapımı olması bende bu tarz bir izlenim bıraktı. Ayrıca "din"  ve "ahlak" kurallarının üzerinden 600 yıla yakın zaman geçse bile benzer şekillerde kullanıldığının en büyük kanıtı niteliğinde bu yapım. Gerek kadın-erkek eşitsizliği, gerek din adamlarının dini kendi kafalarına göre değiştirip kullanması falan bana çok tanıdık geldi. Bu tarz konulara ilgili olanlara izlemelerini öneririm. 

    4 mayıs 20:09