girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (604)
  • medya (2)

604. türkiye'de san sebastian cheesecake furyasının bitmesini istiyorum. bir kaç blog hariç yapılan tarifler pınar beyaz içerikli kekten öteye gidemiyor çünkü. özellikle yok bilmemneşun mutfağı,yok güllü tarifler tipi ablalarımızın hiç girişmemesi gerektiğini düşünüyorum. bir tarifin orjinalliğinin bozulması tüm özelliğini kaybettiriyor zaten. geçen gün japanese cheesecake ile san sebastian'ı birbirinden ayıramayıp yanlış tarif vereni gördü bu gözler.

1 saat önce

603. insanların psikolojik rahatsızlıklara özenip, bende şu var, bu var demesinden iliklerime kadar nefret ediyorum. 

1 hafta morali bozuk gezdi diye “depresyondayım” denilmesinden, çabuk heyecanlanıyor diye kendisine panik atak tanısı koyanlardan ve sabaha kadar bilgisayar yada telefonda takılıp uyumuyor diye ”bende insomnia var” diyenlerden bıktım. 

ben insomnia yaşamadım, uykusuz dönemlerim oldu, hatta burada uyku ilacı sormuşluğum oldu, ama atlattım. Ben yaşamadım ama yaşayan arkadaşlarımın psikolojilerini gördüm. majör depresyon ve panik atak tedavisi için de uzun bir müddet ağır ilaçlar kullandım. bunlar size belki muhabbet konusu gibi geliyor olabilir, ama bunlar hastalık. üstelik yoğun ilaç tedavisi gerektiren hastalıklar. hastalarının hayatlarını yaşayamadığı hastalıklar. özenilecek, övünülecek hiç bir durumu yok. her gün çarpıntıdan saatler boyunca ölecek gibi hissetmenin, nefes alamamanın, elleriniz ve kollarınızın uyuşmasının ve “sonunda ölüyorum” diye düşünmenin, bunun her gün defalarca tekrarlanmasının, boş hissetmenin, mutlu veya mutsuz hissedememenin, aslında hiç birşey hissedememenin, yaşayacak başka hiçbir şeyiniz kalmadığını düşünmenin, dışarıda her gün ışıldayan güneşin, içinizin karanlığını bir nebze olsun bile aydınlatamamasının övünülecek hiç bir yanı yok.  

psikolojik rahatsızlıklar çocuk oyuncağı değil, arkadaş ortamında bahsettiğinizde sizi “ilginç” kılacak şeyler hiç değil. etrafınızdakiler gerçek dostlarınızsa, psikolojik problemlerinizi paylaşmanız onlara ilginç gelmeyecek, sizin adınıza endişelenecek ve tedirgin olacaklar. yapmayın. hiç kimse için, düşmanım için bile dilemem bu rahatsızlıkları. ama bir gün gerçekten başınıza gelirse, feleğiniz şaşar. küçümsemeyin. Eğer gerçekten bu yönde bir sıkıntı hissederseniz de, çareyi internette değil, doktorunuzda arayın. 

bugün 01:29

602. Birkaç gündür bir tayt sözü dönüyor hem akışta hem soru-cevapta. Başlığında bilgi verildiği ve dün gece sorulduğu halde bir iki tane daha soru var bugün. Bir süslü bahsetmişti geçenlerde, ben de artık işkillenmeye başladım ve reklam çalışmaları olduğunu düşünüyorum

dün 21:25


601. 3 kişiden aynı anda hoşlanıyorum ve aralarından bir tanesinden bile ayrılmak istemiyorum. Ağlıycam.

dün 21:14

600. Osman sonant’ı asla yakışıklı bulmuyorum . Bırakın karizmatik bulmayı bayağı çirkin bir adam bence ya :( fi’de sadık Murat kolhan karakteride hiç ama hiç ilgimi çekmemişti . Ama herkes o kadar bayılıyor ki vallahi linç edilmekten korkuyorum :((((

dün 17:50

599. Duygu Özaslan bence güzel değil.

13 kasım 00:05 13 kasım 12:22

598. sadece youtube,instagram gibi mecralardan tanıdıkları kişileri video veya fotoğrafların altında ölümüne savunan,onların en ufak bir eleştirilmelerine dahi katlanamayan ,eleştiren kişilere saldıran insanları anlayamıyorum .Düşünüyorum da ailelerini ,arkadaşlarını bu denli savunuyorlarmıdır acaba?

7 kasım 20:06


597. insan hayatı, hayvan hayatından kıymetli değildir. hiçbir hayat, hiçbir can bir diğerinden daha kıymetli değildir. bir ağaç mesela, benden daha kıymetsiz değildir. sapla saman karışmasın lütfen.

hepimizin bu dünyada bir yeri var. bitkinin, hayvanın, insanın, böceğin. insan hayatının diğerlerinden kıymetli olduğunu düşünmek, insan egosunun bir yansımasıdır.

bunun dışında, insanlar bebek sevebilir, hayvan sevebilir, ikisini de aynı anda çok sevebilir. bir annenin bebeğine olan sevgisi, bir insanın kedisine ve ya başka bir hayvana olan sevgisi bunlar çok kıymetli şeyler. zaten bir anneyi çocuğuna çok düşkün diye yermek de yine insan egosunun bir yansımasıdır. herkes aynı olmak zorunda değil, yıllarca kariyeri için çocuk sahibi olmak istememiş kadınlar da var, en büyük hayali anne olmak olan kadınlar da. hayvan dostuna çok düşkün bir insan olsun, evladına çok düşkün bir anne olsun, ikisine aynı anda çok düşkün bir insan olsun, bunlar insanı insan yapan, bizi birbirimizden ayıran farklılıklardır. hangi taraftan olursanız olun, kimseye kendi fikrinizi dayatamazsınız. birine zorla bebek sevdiremez, zorla hayvan sevdiremezsiniz. bırakın, zarar vermediği sürece kim nasıl yaşarsa yaşasın.

ha bu arada, kendi adıma neden evimdeki hayvanlara "evlat" dedigimi de anlatayım, sütten kesilmemiş annesiz bir kedi yavrusu mesela. bakan bilir. aynı bebek gibi geceleri ağlar, kalkıp beslersin tek gözün kapalı, sonra yanında uyumak ister, zaten ayrı yerde uyutamazsın o kadar küçüktür ki... hep gözünün önünde olsun istersin. bebegin altını değiştirmekten daha fenadır mesela, tuvalet olayını öğrenene kadar bulduğu her kuytuya tuvaletini yapar. kendini temizlemekten acizdir, siz onun poposunu temizlersiniz. sonra da kuytudaki marifetini :) narindir, hemen hasta olur, sesi hiç kesilmez, ayaklarının üstünde durabilmeye başladığı zaman sürekli peşindesiniz mesela. her şeyi merak eder. bebekte bu süreç birkaç yıl sürer, yavru bir kedide birkaç ay ama sonuçta aynı süreç, aynı annelik ve koruma iç güdüsü.

bir bebeğim olursa onu da çok seveceğim, onu da her koşulda koruyacağım, kedilerime, köpeklerime yaptığım gibi. bana göre sevginin sınırı olmamalı, başka insanlar için varsa da, bu bizi hiç mi hiç alakadar etmez.

buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim, uzun oldu kusura bakmayın...

edit : ekleme.

6 kasım 22:24 6 kasım 22:26

596. Hayvanseverlik adı altında bazıları resmen show yapıyor. Ozellikle son zamanlarda ciddi bir trend halinde bu. Kedi baslığında ki ağdalı vıcık vıcık cmlelerden de anlaşılabilir kolaylıkla. Bir anne, çocuğuna orda yazılan şiirsel cümleleri kursa ya da konu dışı sekmesinde kedilerinı anlattıkları gibi evladını anlatsa "ayy avam bu kadın tam bir kro. Sanki bir tek o doğurdu" diye aşağılar, kendinde bu haddi bulur. Hele hele kendi canını tehlikeye atıp bir insan yavrusu doğuran kadına, sırf bebeği için hayatının önceliklerini düşünüp ona göre hareket etmek istedi diye insanlık dışı cevaplar verenlere bırakın hayvan emanet edilmesini böyle muhakeme yeteneğinden yoksun olana poşet emanet edilmez. annenin bebeğini kediden daha değerli ve önemli bulmasını linç edip laf edenlerin ciddi bir problemleri olduklarını düşünüyorum .

Hayatları boyunca çocuk doğurmamış kadınlar gelip burda "ama kedi ile bebeği nasıl bir tutamazsın ya o da senin bir evladın olmalıydı madem öyle yapmayacaktın çocuk(oha!!)" yazdıklarını görünce elim ayağım buz tutuyor böyle insanlar gerçekten var mı diye. İster kabul edilsin ister edilmesin malesef ki

Bebek>kedi

Bebek>kedi

Bebek>kedi

Hatta insan yaşamı > hayvanların yaşamı. Evet ayila bayıla yediğiniz etlerin haricinde o evlerinizde yaşayanlar da dahil.

Bir de şu var. Süslü sözlük anneliği çocuğunu seven kadını değil, çocuk doğurduğu için pişman olan ve çocuğunu sevmediğini söyleyen kadınları seviyor ve alkışlıyor.özellikle aradığı bu. Diğeri türlü kadinlar konuşamıyor burda. Resmen baskı ortamı var. Gerçekten ibretliksiniz.

6 kasım 21:29 6 kasım 23:45

595. Aldatılan insanların 3. kişiyi suçlamasını asla anlayamıyorum/anlayamayacağım. Kendim de aldatılsam, annem de, ablam da aldatılsa bu böyledir. Size karşı sorumluluk duyması gereken, size güven veren ve hatta sizi düşünmesi gereken asla 3. kişi değildir. Evet, evli bir adamla asla beraber olmam ama sebebi eşini düşünmem değil, 2. kişi olmayı kendime yakıştıramamam ve eşini aldatan bir insana hiçbir koşulda güven duyamayacak olmamdır. Yoksa eşini düşünmek benim sorumluluğumda değil. Bizzat kendi sorumluluğunda. Hatta artırıyorum eşini aldatan biriyle arkadaş dahi olmam çünkü bu onun düşüklüğüdür. Eşine, hayat arkadaşına, bir ömür geçireceği insana bunu yapan bana neler neler yapmaz. Ama defalarca söylediğim gibi bu tepkim de eşini düşündüğüm için değil kendimi düşündüğüm için. Bu sebeplerle bu sitedeki yazarların kocamadokunma kampanyasında başı çekmesi beni şaşırtmakla kalmayıp epey de güldürüyor.

5 kasım 18:13