girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (96)
  • medya (1)

96. Abimin günahkar kız arkadaşı başlığı beni kanser etti, cidden okumaz olaydım. Lütfen o yazarda en ufak bir haklılık payı olanlar beni engellesin rica ediyorum. Hele sen, o yazıyı yazan kötü kalpli ‘şey’ sen gerçekten en kötü duyguların ürünüsün, değil muhafazarlık allah bile kurtaramaz seni.

19 ağustos 23:57

95. Kadını hakaret olarak kullanan kadınlar görüyor ve sinirleniyorum. O yüzden birkaç kelam etmek istedim. Kız ve kadın farkı bekaret değildir. İnsanlar 18 yaşına kadar kız çocuğudur. Yani kızdır. Reşitlik ile birlikte genç kadınlığa ve sonra kadınlığa adım atarlar. 40 yaşında bakire birine kız denmez. Çünkü o kadındır. Aynı şekilde 8 yaşında bir kız çocuğuna da kadın denmez. Lütfen cinsiyetimizi hakaret olarak kullanmayalım.

19 ağustos 23:37

94. Seri artılayan süslüye benden de sevgiler. Teşekkür ederim <3 akşamı ı güzelleştirdin

11 ağustos 22:04


93. Niye erkenden uyuyorsun artik, aglama sebeplerime bir tane daha ekliyorsun :( (gizlinot: Soyleyemiyorum)

6 ağustos 05:21 6 ağustos 05:22

92. Hayatında biri olan eski sevgilisi ile konuşan kişilerin aldatılmadığına inanması beni bu hayatta en çok eğlendiren şeylerden biri.

6 ağustos 04:01

91. Türkiye'de kadın - erkek ilişkilerinin en büyük katillerinden biri yaz dizileri ve buna bağlı olarak ortalığı böyle yapış yapış böyle vıcık vıcık bir romantizmin sarması. Millet hayallerde yaşıyor gerçeği beğenmiyor sonra. :-/

2 ağustos 22:35

90. sosyal medyanın dış görünüşün önemi aşısını yüksek dozda insanlara aktardığını bu sözlükte o kadar net görünüyor ki.... aynı zamanda insanları tek bir kalıba sokma çabası da başarılı bir şekilde oluşturuluyor.

başlıklardaki yorumlar;

zayıflar "pis şişkolar bizi kıskanıyor"

şişmanlar "pis zayıflar, kendilerini bir halt sanıyorlar"

bu neyin yarışı?

bazı insanlar iç dünyalarında tatminsiz ve mutsuzlardır ve negatif karadeliklerine başkalarını da biliçli veya bilinçsizce çekmeye çalışırlar. bazen gerçekten öyle düşündükleri için, bazen kıskançlıktan, bazen boş egodan kaynaklı başkalarını küçümsemelerinden, bazen objektif bakamadıkları için, bazen de dar kalıplı dünyalarında konuşacak daha iyi bir konuları olmadığı için acıtan kelimeleri kusmakta sakınca görmezler. ama bu kişilikle, ahlakla, kendi iç dünyasındaki ve yaşamındaki tatminlikle alakalıdır. yani karşınızdakinin çok şişman, zayıf, iyi eğitimli, kötü eğitimli, fakir, zengin olması ile alakalı değil... tamamen o kişinin kişiliği ile alakalıdır.

çok güzel de olsan, çok çirkin de olsan yukarıda bahsettiğim türdeki insanlar canını yakmak için, düşüncesizce konuşmak için sınırsız sebep oluşturabilirler maalesef.

bu arada "bana sıska dedi" diye şikayet edip arkasından şiman başlığında şişmanlara psikolojik linçle kusanlar ve "bana şişko dedi" diyip, zayıfların başlığında linçle kusanlar; kusura bakmayın ama "siz aynısınız", mentalite olarak birbirinizden hiç bir farkınız yok...

ben insanları şişman, zayıf, iyi eğitimli, fakir, zengin... gibi etiketlerle ayırmak yerine, "kişi, birey" olarak değerlendirme taraftarıyım. emin olun her kesimde, her etikette iyi ve kötüler var, bu ayrıştırmanın anlamı yok.

yanlış anlaşılmamak için şunu da belirteyim, burada insanların yaşamış oldukları sıkıntıları, görünüşleri hakkında yedikleri psikolojik linçleri paylaşmalarını sonuna kadar destekliyorum, kendi yaşadıklarını çok düzgün ve objektif bir şekilde yazan yazarları da destekliyorum. sadece bunu yaparken karşı gruptan olan herkesi birer pislik olarak görmelerini ve ayrıştırmalarını desteklemiyorum. ben burada yaşadığım bazı üzücü olaylarda aslında yalnız olmadığımı hissettiğim bir sürü yorumla karşılaştım. bana psikolojik açıdan destek olacak yorumlar mesela...

not: hem çok fit ve manken gibi güzel olan kız tarafını, hem de aşırı kilo alıp özgüvenini kaybeden kız tarafını yaşadım ve iki tarafta da farklı psikoloijk baskılar yaşadım insanlardan, ikisisinde de beni üzen insanlar oldu... ama hiçbirini pis şişkolar veya pis sıskalar hepiniz aynısınız olarak değerlendirmedim, "kişi" olarak değerlendirdim. bazı insanların beyni sadece dış görünüş ve etiket ekseninde çalışır, yapacak bir şey yok..

1 ağustos 16:58 1 ağustos 18:44


89. Süslü sözlüğün enleri sorusunu görünce sevdiğim yazarları yazayım diye girdim ama soru altında 3. dünya savaşı çıkmış. Daha az karışmış bir soru altında sevgilerimi sunacağım.

22 temmuz 19:33

88. Yarın KPSS'yi girecek tüm sözlük üyelerine başarılar diliyorum. Gönlünüzden geçenlerin gerçekleşmesi dileğiyle.. Yarın güzel sonuçları konuşmak dileğiyle herkese iyi geceler dilerim (gizlinot: Bana da şans diler, dua ederseniz sevinirim :) )

21 temmuz 23:18

87. insanları belli bir kalıba sokmaya çalışan zihniyetten hiç hoşlanmıyorum.

sanki çiğ köfte yiyince, suşi sevemezsin ya da osmanlı mutfağından tatlara bayılıp, aynı zamanda tayland yemeklerini de sevemezsin diye bir kural var. benim için tavuk döner, kebap yiyince bunu küçümseyen zihniyetle, suşi yiyorum diye beni özenti olarak eleştiren ya da tadına bile bakmadığı farklı kültürün yemeğine "iğrenç" diyen zihniyet aynı sığ kafa yapısına sahip. "Ben asla lüx restorana gitmem diyen" zihniyet ile "ben sadece salaş yerlere giderim" diyen zihniyet de aynı kalıplaşmış düşüncelere sahip. 

esnek olmak bu kadar zor mu? ya da dengeyi tutturmak? yani yeri geldiğinde lüx, yeri geldiğinde sokak lezetlerine açık olsak olmuyor mu? ya da yeri geldiğinde türk yemeği yiyip, yeri geldiğinde yabancı kültüre ait bir yemek yemek neden bu kadar abartılıyor?

damak zevki herkeste farklıdır, tabi ki herkes suşi veya lahmacun sevmek zorunda değil, herkes dünya mutfağına açık olmak zorunda da değil ama karşındaki insanı tercihlerinden dolayı neden küçümsersin ya da bir kalıba sokmaya çalışırsın onu anlamıyorum. ya da hiç tatmadığın bir yemeğe bu düşmanca ön yargı neden? 

bence yemek kültürü de müzik gibi evrenseldir. bu kadar ön yargılı olup, kalıplaşmaya gerek olmadığını düşünüyorum. 

 hiç bir ülkenin de safkan bir yemek kültürü olduğuna inanmıyorum çünkü göç ve kültür harmanlanması dünyada hep vardı. bu bazen de ticaret ile sağlandı, buna örneklerden biri ise baharat yoludur. bu da gösteriyor ki bence atalarımız bizden daha fazla dünya lezzetlerine açıklarmış. kökeni hindistan olan bir baharatla (örneğin karabiber) yapılan bir batı yemeği ne kadar safkandır mesela? 

dünyada safkan bir yemek kültürüne inanmasam da türk ve osmanlı yemek tariflerinin korunması ve nesilden nesile aktarılması taraftarıyım. muhteşem çeşitlilikte, farklı kültürlerin harmanlanmasıyla oluşmuş bir yemek kültürümüz var çünkü.

 Kendi yemeklerimizi markalaştıramıyoruz, kültürümüzü kaybediyoruz eleştirisine ise sonuna kadar katılıyorum. 

bu arada ikea vasıtasıyla dünyada popüler olan isveç köftesinin kökeni osmanlı'dır. bunu isveç'in resmi kurumları da kabul eder. şimdi adamlar dünya mutfağına açık olmakla kötü bir şey mi yapmışlar?

19 temmuz 08:22