girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (50)
  • medya (2)

50. bugün parkta 2 saat boyunca sevgilisine ağlayan liseli kız, belki buralardasındır. belli ki haksız ve hatalısın yine de sen 2 saat boyunca nefes alamayacağın kadar ağlarken yanında odun gibi duran bir adamı kazanmaya çalışma. ağlayarak ve yalvararak yanında kalacak birisi için uğraşma. onsuz yaşamayamazsın zannettiğini biliyorum, zannetme. her şey ama her şey geçer.

19 mayıs 00:40

49. Şöyle bir deniz kenarında ya da yaylada bir yerde çaylı,şaraplı 3-5 gün geçirmek istiyorum.

çok mu şey istiyorum?

17 mayıs 15:25

48. İnsanlar beni çok yoruyor, çok yorgun hissediyorum

16 mayıs 20:15


47. Hayattan zevk almıyorum. Hiç mutlu değilim bir de en büyük hobim yorganın altında ağlamak. 33derecede neden yorganımı kafama kadar çekip orda durduğumu hiç merak ettin mi anne?!(gizlinot: Kafam yanıyor )(gizlinot: Yıkıklara sıcak işlemez )

16 mayıs 19:54

46. senden nefret ediyorum. varlığından da yokluğundan da nefret ediyorum. 

16 mayıs 19:00

45. Soru cevap bölümünde çok fazla ilişki sorusu geliyor, yok yere kendini paralayan çok kadın gördüğüm için şu an okuduğum kitabın adını yazmak istiyorum. “Bağlanma” - amir levine & rachel heller. 

“İlişkiye yüklediğimiz büyük önemin tersine, bağlanmanın ardındaki bilim hakkında çok az şey biliyor ve yanlış algıların, efsanelerin esir oluyoruz. Kendi karakterinizi ve bağlanma güdülerinizi tanıyarak güven ve huzur dolu, derin ve tatmin edici bir aşkın hiç de uzaklarda olmadığını görmeye hAzır mısınız?” (Arka kapak)

“kişisel gelişim” kitabı önyargısına düşen psikoloji meraklısı yazarlara da not olarak zaten bildiklerini düşündüğüm, bebeklik dönemi bağlanma tarzlarından yola çıkılarak oluşturulan ve daha önce bir çok kitapta çoğu zaman ağır bir dille incelenmiş bu konuyu, günümüz şartlarına uygun ve kolay okunabilir hale getirilmiş versiyonu olduğunu eklemek isterim.

bu konuyla daha önce hiç tanışmamış kişiler için, ilişki içindeki kendinizi ve karşınızdakini anlamak için keyifli bir başlangıç kitabı. 

7 mayıs 12:27 7 mayıs 17:28

44. Dün süslülerin tam da şu an aldıkları kararlara yazdığım girdimi bugün uygulamaya başladım. Sabahtan beri sadece yemek yerken birazcık süslü'ye göz atmak dışında internet ile işim olmadı. Bu süreçte sabah kursa gittim, uzun zamandır başlamak istediğim İngilizce çalışmama başladım ve Almanca bir hikaye okudum. Çok verimli miydi? Değildi. Biraz sıkıldım. Uzun zamandır ders çalışmadığım için tam olarak kendimi veremedim derse. Buna rağmen hiç oturmamaktan iyidir. Her geçen gün daha motive, daha odaklı çalışacağımı düşünüyorum. Bugün benim için bir başlangıçtı. Genel olarak güzel başladı. Umarım bu şekilde devam ettirebilirim. Saat 22.00'da internetle işim bitiyor. O saatten sonra da okuduğum hikayeyi çevirir yatarım diye düşünüyorum. Bu arada internette takılmayınca cidden aşırı zamanım kaldı kendime. Bu hoşuma gitti. Çeşitli etkinlikler ile doldurmayı düşünüyorum bu boşluğu.

6 mayıs 18:53


43. Nereye yazsam bilemedim ama burası uygun olabilir. Yaklaşık 2 haftadır stres ve hastalıktan dolayı ne makyaj yaptım ne de cilt bakımı, iyi olduğumda cildime baktığımda çok iyi görünüyordu. (gizlinot: Sanki böyle kapaticiligi cok az bir bb krem sürmüsüm gibi diyim daha iyi anlasilir.) Bu sürede beslenmem, kullandigim urunler (ki kullanmadım) hic bir sey degismedi. Cildi kendi kendine bırakıp dinlendirmeyi (gizlinot: En azından evdeyken) deneyebilirsiniz ben çok şaşırdım çünkü <3

6 mayıs 15:19

42. yerel kozmetik firmalarının hatta çoğu global kozmetik firmasının ten makyajındaki ton skalalarını gerçekten utanç verici buluyorum. aklıma şu an geldi, tarte shape tape fondöten tartışmalarını hala izleyen biri olarak (ton skalası korkunç çıkmıştı, bizi pek ilgilendirmiyor tabii burada ulaşamadığımız için ama yine de sinir bozucu bence) ülkemizdeki kozmetiklerin neden skalaları bu kadar korkunç olmak zorunda? sonuçta ülkemizde de az daha olsa siyahi, daha koyu renkte tene sahip bir sürü insan var, sadece orta ve açık tenli insanlara hizmet etmek hatta çoğu zaman onu bile tam tutturamamak bu yılda, bu dönemde neyin kafasıdır onu anlayamıyorum. sonuçta dünya koca bir köy bana kalırsa, global düşünmeden şirket olarak ne kadar ilerlenebilir ki? yurtdışına açılabilecek kaliitede ürünler üreten markalarımız var ama vizyonsuzluktan sürünüyorlar bence. ten rengimiz azcık normalden açık veya koyu olduğunda kendimize uygun fiyatlı fondöten, kapatıcı, aydınlatıcı bulmamız imkansızlaşıyor, güzellik, kişisel bakım, makyaj sadece belli bir ten rengi skalası dahilinde ten renklerine sahip olunca erişilebilir ve cüzdan dostu olmamalı diye düşünüyorum.

Not: cildim ortalama bir beyazlıkta yani çoğu zaman ten makyajı için malzeme alırken zorlanmıyorum ama bu diğer insanların yerine kendimi koyup buna üzülmeyeceğim anlamına gelmiyor.

6 mayıs 13:53 6 mayıs 13:54

41. Yarın Ales'e girecek herkese başarılar dilerim. Umarım herkes gönlündeki puanı alır. Bana da şans dilerseniz çok mutlu olurum :)

5 mayıs 23:46