girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (60)
  • medya (1)

60. -üzüntü ile sevinç su ile yağ gibi değildir, birbirine karışabilir-

josé saramago-körlük

17 nisan 01:59

59. Az yaşıyoruz, az görüyoruz, az biliyoruz; bari hayal edelim.(gizlinot: Kara kitap)

15 nisan 23:30

58. "Fakat Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım."

13 nisan 15:48


57. İşte küçük bir gerçek; öleceksin

8 nisan 18:40

56. “ ‘Bizim millet herkesi hemen suçlamaya bayılır.’ dedi. ‘öyle bir cemiyette yaşıyoruz ki, herkes birbirinden şüphe ediyor.’ Hüsamettin Bey tamamladı: ‘Hele bir kaçmaya başla bakalım: Hemen peşinden kovalayanlar bulursun.' ”

8 nisan 18:27

55. "Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen görev kendinizi kabullenmenizdir; benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil." (gizlinot: Irvin D. Yalom - Nietzsche Ağladığında)

o kadar doğru ki, sadece bu paragraf bile çoğu kişisel gelişim kitabından daha fazlasını anlatıyor bence.

6 nisan 22:31

54. "çok okuyordum. babam gururla şöyle diyordu: "olga evlenmeyecek çünkü aklı çok fazla." ama bu varolduğu sanılan zeka, insanı bir yere götürmüyordu. ne bileyim, ne bir yolculuğa çıkabiliyordum, ne derinlemesine bir konuda çalışabiliyordum. üniversiteye gidememiş olmaktan ötürü kanatları budanmış bir kuş gibiydim. aslında benim beceriksizliğimin, yeteneklerimi kullanmayışımın nedeni bu değildi. schliemann, truva'yı kendi özel eğitimiyle bulmamış mıydı? beni frenleyen başka bir şeydi, içimdeki o minik ölüydü, anımsıyor musun? beni durduran, ilerlememi engelleyen oydu. duruyor ve bekliyordum. neyi? bu konuda en ufak bir fikrim yoktu." (gizlinot: Yüreğinin Götürdüğü Yere Git - Susanna Tamaro)

30 mart 02:34


53. "Tanrılar zarları atar ve bunu yaparken bize oynamak isteyip istemediğimizi sormazlar. Bir erkeği, bir yuvayı, bir işi, bir mesleği, bir düşü terk etmiş olmanızla ilgilenmezler. Sizin her şeyin yerli yerinde olduğu bir yaşamınız olması, her arzunun çalışmakla ve direngenlikle gerçekleştirilebileceği umurunda değildir tanrıların. Tanrılar bizim ne tasarılarımızdan ne de umutlarımızdan kaygı duyar, evrene zarları atarlar - ve bu, rastlantı sonucu size rastlar. O andan başlayarak kazanmak ya da kaybetmek bir şans işidir."

29 mart 17:16

52. Bir kaç sene öncesine kadar..

“Beni tanıyan herkesin size söyleyeceği gibi, makbul biri değilim. Kötü adamı sevdim hep, kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinek kaydı tıraşlı, kravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık, yolları kırık.”

Henry charles bukowski

27 mart 03:56

51. "Denizde, dalgalar arasında boğulacağını anladıktan sonra hiçbir hareket yapmayarak kendilerini suya salıverenler ve felaketi bir an evvel isteyenler gibi kendimi bırakmıştım. Bir şey ümit etmemenin rahatlığından başka barınacak ruhi bir köşem kalmamıştı.

Artık hiçbir şey tahmin edemiyor, hiçbir şey beklemiyordum."

26 mart 14:58