yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (147)
    • medya (0)

    147. Ve başkaldırmanın bir işe yaramadığını bilip

    Susup duruyor.

    Tanrı'ya inansa, sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar oturup yakaracak: ölmesin bebeler, ölmesin bebeler, ölmesin bebeler, koru onları tanrım!

    Tanrı'ya inanmadığına, inanamadığına yakınıyor.

    Kime seslenmek bu karanlık gecede?

    Bu gündoğumunda hangi sözcükleri aramak, bulmak, seçmek, yerli yerinde kullanmak?

    Ne işe yarayacak?

    Hakkâri'de Bir Mevsim/ Ferit Edgü

    8 eylül 23:33

    146. Sevgi sadakatle, cesaret itibarla, ihanet intikamla odullendirilir.

    Yuzuklerin efendisi - kralin donusu

    8 eylül 22:35 8 eylül 22:38

    145. başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğumuzu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur...

    sabahattin ali-kürk mantolu madonna

    19 ağustos 16:43

    144. Bu mutsuzluğun mezardan başka bir sonu olduğunu sanmıyorum.

    Goethe-Genç Werther’ın Acıları

    19 ağustos 14:10

    143. şehre bakıyorduk denizden... çocukluğumuza bakıyorduk; balat sokaklarında çığlık çığlığa... haliç’in sularında kulaç kulaca... komşu mahallelerin çocuklarıyla yumruk yumruğa... papazın bahçesinden çalınan erikler, anemas zindanı’nda aranan hazine, tekfur sarayı’ndaki hayalet, patrikhane’deki isa peygamber, süleymaniye’de bayram namazı, ayazmadaki kutsal su, yatırlarda uyuyan sahabeler, eyüp’teki mezarlar, denizden çıkarılan haç... dar sokaklara yayılan yemek kokuları... birbirinin külüne muhtaç komşular...

    istanbul’a bakıyorduk denizden. ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... onların gözlerindeki kendi kederimize. çaresizliğimize bakıyorduk, avuçlarımızda büyüyen zavallılığa, kanımızda filizlenen korkaklığa... elimizden alınan hayata bakıyorduk... güneşli günlerimize, umut dolu sabahlara, eğlenceli bahar akşamlarına... sönen anılarımıza bakıyorduk, ölen hayallerimize, yıkılan düşlerimize... sönen anılarımızı, ölen hayallerimizi, yıkılan düşlerimizi yüklenip, yorgun bir şilep gibi bizden uzaklaşan şehrimize... şehrimizle birlikte yitirdiğimiz kendimize bakıyorduk...”

    istanbul hatırası/ahmet ümit

    9 ağustos 13:23

    142. artık sanki yaşamıyorum, yaşayan birini seyrediyorum; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. bir roman, kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini...

    Oğuz atay -tehlikeli oyunlar

    9 ağustos 13:19 9 ağustos 13:22

    141. "Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadiktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?"

    "Hayat herhalde bir katakulli değildi. Ama neydi? Bu hayatın bir manası olmak icap ederdi. Insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı! Daha büyük, ve insanca bir sebep lazımdı."

    Sabahattin ali - içimizdeki şeytan

    8 ağustos 12:58

    140. "Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."

    Yusuf Atılgan, Aylak Adam

    29 temmuz 20:38

    139. “Çok gençken herkesi, her şeyi, hatta dünyayı değiştirebileceğimizi sanırız. Nasılsa hiç yaşlanmayacak, hiç ölmeyecek ve sonsuza ulaşacağızdır. Oysa duvarda tek bir tuğla olduğumuzu ve ancak ‘iyi bir tuğla’ olmayı başarmakla yükümlü olduğumuzu görürüz bir gün...”

    iki yeşil susamuru - buket uzuner

    19 temmuz 23:44

    138. Şu sıralar zweig 'in yazdığı mary stuart ' ın biyografisini okuyorum. Bir değil iki alıntı paylaşacağım.

    • "ama gerçek ne zaman güç kullanarak bastırılmak istense, kendini savunmasını bilir. Gündüzün aydınlığında susturulsa, gecenin sessizliğinde konuşur. " Mary stuart / zweig

    • "Shakespeare'nin Hamlet'inde bir şair abartısı olarak görünen şey, inanılmaz bir şekilde gerçek olur; bir kraliçe 'kocasının cenazesinin arkasından yürürken giydiği ayakkabıların altı eskimeden' kocasının katiliyle evlenmek üzere rahibin karşısına çıkar. Quos deus perdere vult... (Tanrılar yok etmek istediklerinin önce aklını alırlar.) " Mary stuart / zweig

    10 temmuz 22:29 10 temmuz 22:47