sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (37)
  • medya (0)

37. bir kıyafeti yırtılana ya lekelenene kadar giyen bir insan olarak son birkaç senedir kesinlikle desenli kıyafetler almıyorum. çünkü alındığı dönemde göze hoş gözüken o desenler aradan iki üç sene geçtikten sonra göze kesinlikle çok demode geliyor. sanıyorum bu durum yalnızca puantiyeli kıyafetlerde yaşanmıyor. çiçekli desenler bir süre sonra çok basma fistan görünüyor mesela. iki sene önce pantolonların ve eteklerin yan tarafında tek şerit çizgi oluyordu, şu an çok çirkin gözüküyorlar. ben artık sade, kaliteli görünen ve modası geçmeyecek renkte (şimdinin modası neonlara dokunmuyorum mesela), ömürlük kıyafetler satın alıyorum.

11 haziran 22:42

36. Giymediğim iki eski kot pantolonu keserek şort yaptım. İlki acemiliğime denk geldi ama ikincisi mis gibi yüksek bel jean şort oldu, kesin giyeceğim.

Dipnot. Paçaları eşit olsun diye üst üste koyup kesmeyin, kesim yamuk olabiliyor.

11 haziran 16:04

35. kendimce şöyle yöntemler uyguluyorum

1) matara aldım ve artık dışardan su almıyorum

2) termos kullanmaya başladım. çok kahve ve çay tükettiğim için en azından öğlene kadar olan ihtiyacı gidermiş oluyorum

3) çok canım çekmediği sürece yemekhane dışında yemek yemiyorum, baya uyguna geliyor

4) bir şeyi gerçekten çok ama çok beğendiysem alıyorum, ucuzmuş ya da indirimdeymiş diye hemen almıyorum

5) bunu yapmaya başlayacağım, bundan sonra atıştırmalığımı olabildiğince evden götüreceğim bknz meyve, kuruyemiş, kraker vs

10 nisan 01:33

34. Bu seneye kadar elime geçen her parayı saçma sapan alışverişlere harcadım. Cimri dediğim arkadaşım birikim yapıp araba alınca nereye kadar alışveriş yaparım diye düşünüp kendimce bir tasarrufa girdim.

Elimdeki kıyafet ve kozmetik ürünleri bana 2-3 sene yetecek kadar çok. İndirim kovalamıyorum artık, sadece şampuan, sabun, ped gibi ihtiyaçları almak için kozmetik mağazalarına giriyorum. Saç kremsizde saçımın gayet açıldığını gördükten sonra onu almamaya başladım mesela. Markete girince abur cubur almadan çıkmazdım, sırf almamak için öylesine bile girmiyorum, ihtiyacım varsa gezmeden alacağımı alıp çıkıyorum. Yürünebilecek yerlere yürüyorum, yol paramıda kumbaraya atıyorum. Elimde olan kıyafetleri eskiyene kadar giyiyorum, yenilerini almayı istersem “seneye zaten beğenmeyeceksin” diyerek kendimi frenliyorum. Dışarda yemek yememeye özen gösteriyorum, eve gidip yemek yiyorum. Parfüm deodorantları bitirmeden asla yenilerini almıyorum, cüzdanımda kalan tüm bozukları kumbaraya atıyorum çünkü en çabuk onları harcadığımı fark ettim. Dışarıya evden su götürüyorum, arkadaşlarımla evde görüşmeye çalışıyorum. Duşta uzun kalan biri olarak, maksimum 7-8 dakika da hızlıca duşumu alıp çıkmaya gayret ediyorum.

Böyle uzar gider. İstenince oluyormuş. Son 2-3 senede kıyafet market kozmetik tarzı alışverişlerimin parasının yarısını ayırsam gerçekten iyi bir birikim yapabilirdim.

Zararın neresinden dönsen kâr

9 nisan 23:01

33. biz bunu ailecek 3-4 aydır çok ciddiye aldık. eşim sağolsun güzel bir excel tablosu ile evirdi çevirdi bizi.

18 yaşında çalışmaya başladım ve yaşıma göre güzel paralar kazanıyordum evlenmeden önce hiç masrafım yokken deli gibi alışveriş yapardım ama deli gibi. düğünümüzü kendimiz yaptık sayılır alışveriş alışkanlıklarımızı da değiştirmediğimizden kredi kredi borç borç yılmıştık. neler yapıyorum yazacağım, ufak şeyler bu kadar mı işe yarar!

ilk öncelikle mutfakta sıfır israf çalışması;

kereviz yapraklarını atma salatada, saplarını buzluğa koy çorbada turşuda kullan.

ıspanak köklerini haşla soğanla kavur. ister üstüne yumurta kır ister salata yap.

karnabahar, brokoli saplarını haşla salata yap.

pilav mı kaldı bulgur pirinç fark atmiyor çorba yap.

fazla yemek mi var güzelce kaynat kavanoza koy, kapağını sıkıca kapat, soğuyunca bozdolabına koy. istersen 20 gün sonra aç ye.

fazla ekmeği bayatlamadan buzluğa koy, sonra çözdür ye. bayatını ufala buzluğu koy köfte olur. yumurtalı ekmek olur. fırınla galeta unu yap.

dolar dolar taşar yazmaya kalksam.

biranı bile evde iç üff ne fark ediyor.

evde kahvaltı yap en azından bir yulaf lapası. öğlen için yanına koy salatalık malzeme ile bir avuç haşlanmış nohutunu oh.

kozmetiğe gelince;

zaten hiç makyaj yapmam bir ara meraklanmışım almışım. fazlaların hepsini sattım. bir tane rimel 2-3 ruj bir de allık bıraktım. abi fondoteni hiç sevmiyorum. o youtube artık nasıl sıkıcı bir hale geldi, bırakın makyaj videosu seyretmeyi. istemeden de olsa aldırıyorlar.

öz bakım;

zaten her gün duş alan insansanız şampuanlara fazla para vermeye gerek yok. bim den aplus şampuan aldım, ne kepek yaptı ne yıprattı. içeriğini bilemiyorum ama sanki diğerleri çok temiz.

cildimi düzenli temizliyorum, bir tane ürünle. yalan olmasın bir tanesi de bitsin diye banyoda duruyor arada da o. bir tane nemlendirici yetiyor. göz kremi falan yok. ya güneş kremi ya nemlendirici. iç suyunu, sık siyah noktanı, aktardan al yeşil kilini 4 liraya yap maskeni oh. duş jeli yok beyaz sabun.

diş fırçalarımız oral-b nin döner başlıklıları, düzenli sabah-akşam dişini fırçalayınca bim in powerdenti bile tertemiz yapıyor. 6 ayda bir dişçiye git kontrole oh. devlet hastaneleri bedava bakıyor.

manikür-pedikürü bıraktım kesmeden iterek evde yapmaya alıştırıyorum. ojeleri inceltici ile açıyorum. kaş bıyığa maalesef gidiyorum beceremiyorum çünkü evde. kıl tüy de lazer ile tamam.

oğlumun bezini primadan migrosun minnies ine geçirdik taş gibi bez. ne sızdırıyor ne pişik yapıyor. felaket kar. kıyafetlerini arkadaşımın oğlundan kalanlarla idare ediyoruz. en azından evde giyecek olanları. çocuğun yediği helal giydiği haram lafı acaip doğru daha 3 çocuk çıkartırlar.

dolap sağolsun (yeri gelmişken dolap linkimi vereyim :) (link: https://dolap.com/profil/melikecevik mutlakatık) ) ikinci el, hiç kullanılmamış kaliteli ürün alıyorsun evdeki giymediklerini satıyorsun hem sen karlı, hem kapitalizm kahroluyor.

birazını sat, birazını ver hem yeni alınacaklara bütçe, hem ferahla hem sevap oh.

arabayı bırak yürü.

alışverişini aylık yap, her akşam markete girme.

akşam yorgunsun hadi dışarıdan yiyiverelim diyorken tam bi nefeslen ben bir tarhana yapayım paramız gitmesin de zaten yanına salatayı da yapıyorsun mezesini de. aylık dışarıda yemek olayı 1-2 ye düşüyor.

eve alınacak temizlik malzemelerini kıs. cif kullanmasam da bulunduruyorum çünkü arada temizliğe gelen abla istiyor. çamaşır suyu mutlaka oluyor tuvaletler temizlenmiyormuş gibi geliyor. sonrası sıvı arap sabunu. duşakabin,zemin, koltuk sandalye hali.

çok fena yoluyorlar bizi. reklamlar çok güzel iş görüyor. hele bizim ülkemizde yaşamak bu kadar pahalıyken kendimizi korumamız lazım. saatlerce çalış emek ver bir tane far paletine hiç olsun. yok artık !

sonuna kadar okuyan varsa helal olsun diyorum, teşekkür ediyorum.

yatırımlarımızı doğru yere yapalım kardeşlerim. ilk etap da pahalıymış gibi geliyor ama cilt bakımı, lazer epilasyon, diş fırçası, düzenli doktor kontrolleri uzun vadede efso kar sağlıyor.

oldu hoşçakalın...

9 nisan 12:25

32. Sabah kahvaltısından tasarruf etmek için kendimce uyguladığım iki tarif var. Eskiden ya dışardan simit poğaça gibi hızlıca birşeyler alıp geçiştirirdim kahvaltıyı ya da ofiste para verip yapardım. Bazen de en kötüsü yapmazdım. Uzun süredir bu tarifleri hazırlıyorum. İkisi de akşamdan hazırlanıyor böylece sabah vaktim yok bahanesi ortadan kalkmış oluyor.

Öncelikle minik bir kavanoz lazım.

İlki için bir domates yarım salatalık ve yeşil biberi irice doğrayıp kavanoza koyuyorum. Üstüne on adet zeytin, bir miktar beyaz peynir, biraz maydanoz ve bir çay kaşığı zeytinyağı koyuyorum. Ağzını kapatıp buzdolabına koyuyorum, sabah da direk çantama atıp çıkıyorum. Bunu ekmeksiz yiyorum tok tutuyor yine de.

Diğeri de bilindik yulaflı tarif. 4 yemek kaşığı yulaf, bir tatlı kaşığı bal, yarım doğranmış muz, 3 adet ceviz ve sütten oluşuyor. Bunu da akşamdan dolaba koyup sabaha kadar bekletiyorum böylece yulaflar yumuşamış oluyor. İkisini de hazırlaması maksimum beş dakika alıyor. Belki benim gibi üşengeç birilerine motivasyon olur bu girdi :)

5 şubat 15:02

31. Yemek atmamaya gayret ediyorum. Bir gün önceden kalan haşlanmış sebze varsa baharat krema vs. ne yakışıyorsa ekleyerek makarna sosu,bayatlamış ekmeklerle köfteleri kullanarak iskender benzeri fırın yemeği gibi yaratıcılığımı kullanarak israftan kaçmaya çalışıyorum.Dünyanın en büyük problemlerinden birisi açlıkken kaynaklara saygı duymak açısından da dikkatli olmak çok önemli. Dışarda küçük şişeli su almak yerine bir su şişesi edinmek de yapabileceklerimizin arasında. Eğer şehrinizdeki musluk suyuna güveniyorsanız filtre cihazları kullanarak damacana su alımını da bırakabilirsiniz ki çoğu marka zaten musluk suyundan daha temiz değil.Giyim alışverişine gelecek olursak çoğumuzun zaten yıllarca almasak yetecek kıyafetimiz vardır bence, yeter demeyi bilmemiz gerek sadece.

4 şubat 11:32

30. tüketmiyoruz kampanyası gibi bu başlığında aktif olmasını ve üst sıralarda yer almasını canı gönülden istiyorum. ülkemizin ekonomik durumu malum. artık yeme -içme ,giyim,aktivite gibi her alanda bütçemizi düşünmek zorundayız.gelirlerimizden çok giderlerimiz oluştu ne yazık ki.

kendimce uyguladığım bir kaç yöntemi sizlerle de paylaşmak istiyorum belki faydası dokunur.

öncelikle dışarda yeme içme olayımı minimuma düşürdüm sebebi hem ekonomik hemde sağlık. sabahları yarım saat erken kalkıp beslenme kutuma haşlanmış yumurta peynir zeytin gibi kahvaltılıklar koyuyorum. öğle yemeğimi için genelde akşamdan kalan yemeği saklama kutusuna koyuyorum . ilk başlarda yanımda bunları taşımak zor geldi.market poşetleriyle taşıyordum çünkü.sonra bez torba edindim koluma astım ama hem kol çantası hem bez torba yine zorlandım. miniso ve mumusodaki yemek çantalarına baktım ama oldukça pahalıydı. aliexpressten yemek taşıma çantası aldım 10 liraya.çok memnunum.

abur cubur çok sevmiyorum ama markete gidince bazen dayamayıp alıyordum.artık almıyorum.bir ürün alacağım zaman marketlerin indirim broşürlerini takip ediyorum.yaşadığım şehirde polis kantini var.diğer marketlere göre daha uygun ordan alışveriş yapıyorum.pazara çıkmayı alışkanlık edindim. böylece bir haftalık meyvem sebzem oluyor hem de sağlıklı besleniyorum.yemeklerimi pazar günü yapıp borcamlarda buzdolabına koyuyorum.yazın aklınıza gelebilecek her sebzeyi ve meyveyi şoklayıp dondurucuya attım.

portakal ve limonları dilimleyip kilitli poşetlerde dondurucuya koyuyorum sonra onları limonata yapıyorum böylece dışardan daha az içecek almış oluyorum.

giyim konusunda eskiden bir sürü çeşidim olsun diye ucuz ucuz eşyalar alırdım.artık öyle yapmıyorum.daha az alışveriş ve içeriğine dikkat ediyorum.

5 litrelik damacananın içine elime geçen bütün bozuklukları atıyorum.orda para biriktiğini görmek inanılmaz mutlu ediyor beni.

kozmetik düşkünlüğüm çok yok ama gratis vb. yerlere gidince gözüm dönüyor bir sürü şey alıyordum.artık gitmiyorum böylece gereksiz , bir kenarda duracak eşyalarımda olmuyor.

ayakkabı ve çanta hastalığım var benimde her süslü gibi. hemen hemen her renk çanta ve ayakkabı almışım ama hiç birini kullanmıyorum.

2+1 evimde o kadar fazla eşya var ki ve buna rağmen bir sürü de ihtiyaç çıkartıyordum kendime. temizlik yapmak işkence gibi oluyordu. minimal yaşam videoları izledim bol bol.aslında az eşya ile daha geniş bir evim olmasını istiyormuşum ama kendime itiraf edememişim.

giymediğim bütün eşyalarımı ayırdım iyi durumda olanları 2. el sitelere koydum. giysi kumbaralarına attım. Gardrobumda bir sürü yer açıldı.sırada mutfaktaki fazlalıklar var.sonra evdeki diğer fazlalıklar.

Sizlerde tasarruf önerilerinizi paylaşırsanız hem birbirimize destek oluruz hem de motivasyonumuz düşmez.

4 şubat 11:05

29. uygulayıp faydasını gördüğüm birkaç konudan bahsetmek istiyorum.

bunların ilki uzun süre kullanacağım bir şey alırken mümkün olduğunca en iyisini almaya çalışmak. örneğin üç yıl önce saç düzleştirici ve maşa almıştım, daha önce kullandıklarım babyliss'in eski metal plakalı modellerindendi ve bozulmuştu. elektronik almaya niyetlenince ürünlerdeki fiyat uçurumunun ne kadar fazla olduğunu görmek mümkün. yerçekimsiz ortamda çilek yerken muz tadı verme vaadi olan şişirilmiş ürünleri dışarda bırakarak seramik plakalı, piyasada en çok beğenilen, kaliteli ve dolayısıyla görece daha pahalı ürünler aldım. daha ucuz ama saçıma daha fazla zarar verecek, uzun vadede saç maskesine, kuaföre vereceğim paralarla yapmaya çalıştığım küçücük karı fazlasıyla zarara çevirecek ve kısa süre sonra değiştirmek isteyeceğim daha uygun fiyatlı alternatifi seçmedim. Hala düzleştiriciyi ve maşayı memnuniyetle kullanıyorum, aklıma değiştirme fikri bile gelmiyor. Yani tasarruf etmek için, aldığım üründen tamamen tatmin olmam gerektiğini düşünüyorum. yoksa aklım her fırsatta daha iyisini alacağım anı kolluyor ki bu hem çevre hem bütçe açısından tam bir ziyan. aynı şey kozmetik için de geçerli. bir tane allığım bir tane fondötenim, bir tane pudram var ama piyasada en iyi sayılanlardan (bu her zaman herkes için en iyisi demek değildir, benim cildim biraz problemli olduğundan çoğunlukla görece yüksek fiyatlı ürünler kullanmak zorunda kalıyorum). sahip olduğum ürünlerin sahip olabileceklerim arasında en iyileri olduğunu bildiğimden aklım diğerlerinde kalmıyor. Örneğin nars orgasm'a sahipken the balm'dan allık alma isteği duymuyorum (ki cildim sağolsun bana öyle bir lüks de sağlamıyor). renkli kozmetiğe çok düşkün biri olmadığımdan da renk renk allık, far alayım farklı makyajlar yapayım durumum yok bu da yardımcı oluyor tabi.

ikincisi aslında çoğu kişinin bildiği bir şey ama ben de çok etkili bulduğum için tekrarlamak istedim. parayı makyaj malzemesi yerine bakım ürünlerine yatırmak. eminim cildinin asla düzelmeyeceğini düşünen, bu yüzden sürekli kapatıcı ve fondöten kullanarak işi içinden çıkılmaz hale getiren çoğu kişi doğru bakım ürünleriyle çok daha iyi bir cilde sahip olup makyaj ürünlerine bağımlılığını azaltabilir. makyaj yapmak bir zevktir kesinlikle makyaj yapmayalım gibi bir anlam çıkmasın ama makyajı bir zorunluluk olmaktan çıkarıp zevk haline getirmek hem de hayat boyu bizimle olacak cildimize, kendimize iyilik yapmak için o farın üç rengini değil birini alıp onların yerine iyi bir göz çevresi kremi almak çok daha mantıklı bir seçenek diye düşünüyorum.

Üçüncü olarak ayakkabı, çanta, saat ve şık ortamlarda giyilecek en az bir takım elbiseyi kaliteli almak. Bunlar insanın havasını en çok değiştiren şeyler.

Son olarak her şeyin "en iyisi"ne sahip olmaya çalışmamak. bu madde ilkiyle çelişiyormuş gibi görünse de aslında söylemek istediğim farklı. içinde bulunduğumuz sosyoekonomik durumu yadsıyarak alışveriş yapmak bizi borç batağına sürüklemekten ve çok daha iyi olabilecek genel durumumuz/görünümümüzü kötüleştirmekten başka bir şey yapmaz. mümkün olduğunca işlevsel ve kaliteli ürünler kullanmak, bugünkü sosyoekonomik durumumuza uygun ya da bir ürüne özellikle ilgiliysek bir seviye üstünde seyreden ürünlere sindire sindire sahip olmak makul diye düşünüyorum.

girdi biraz uzun oldu kusura bakmayın. bunlar benim hayat kalitemi ciddi anlamda arttıran şeyler olduğu için paylaşmak istedim, umarım birilerinin işine yarar.

21 ocak 18:26

28. Kendimce yaptıklarım şöyle:

-Elime geçen bütün 1 liraları kumbaraya atmak.Daha bir ay olmadı açıp saydım 78 lira birikmiş.

- Dışardan su almamak. Evden şişeme doldurup çantama atıyorum.

- Dışarda yemek yemeyi minumuma indirmek.

- İhtiyaç listesi oluşturup listenin dışına çıkmamak. Kışlık kıyafetlerimi ve ayakkabılarımı çıkarıp baktım. Gerçekten ihtiyacım olan ürünleri belirledim bunların dışında hiçbir şey almayı düşünmüyorum.

- Sinema,konser yerine ücretsiz etkinlikleri takip etmek.

- Kitap satın almak yerine öğretmen olmanın avantajıyla okul kütüphanesini kullanmak.

- Ögle aralarında dışardan sağlıksız yemeklere para ödemek yerine sandviç,meyve vs götürmek.

14 eylül 2018 16:21