sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (59)
    • medya (0)

    59. Lise yıllarımda okumaya çalışıp bitiremediğim üç kitap vardır. Onlara dönüp okumaya çalışmasam da büyüdükçe kitapları zorla da olsa bitirmeye azmettim. Bahsettiğim üç kitap:

    1. Vadideki Zambak (Honoré de Balzac) - satırlar boyunca uzun betimlemeler yapıldığı için dikkatim dağılıyordu.

    2. Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil) - anlamını bilmediğim o kadar çok kelime vardı ki yabancı dilde bir kitap okuyormuşum hissi verdiği için bunalıma girip Okul kütüphanesine kısa süre içinde iade etmiştim.

    3. Fırtına (Yazarını maalesef hatırlayamıyorum) - Nasıl sıkıcıysa az çok okumama rağmen konusunun ne olduğunu bile anımsayamıyorum.

    Ne olursa olsun kitapları tamamen bitirme kararı almasaydım sanıyorum şu iki kitabı da bitiremezdim:

    1. Açlık (Knut Hamsun)

    2. Uğultulu Tepeler (Emily Brontë)

    İkisi de ölesiye kasvetliydi, bitirmek için sinirlerime hakim olarak sınırlarımı zorlamam gerekti.

    16 şubat 16:34

    58. gustave flaubert - madam bovary

    ya tamam; ben de betimlemelerden, söz sanatlarından hoşlanırım ama tam üç sayfa boyunca da kadının odası anlatılmaz ki! aşk-ı memnu'yla bağlaşlaştırarak okuyup kendimi motive etmeye çalıştım ama malesef yüz onuncu sayfada kitabı bıraktım. küçükken bir gogol'un ölü canlar kitabını bu şekilde sıkılıp bırakmıştım o nispeten güzel bir kitaptı (gizlinot: belki o yaşta beni sarmadı) ama madam bovary gerçekten çooook uzun betimlemeli ve o kadar yavaş akıyor ki, bir süre sonra sıkılıp kitabı bırakmak zorunda kalıyorsunuz. (gizlinot: gustave flaubert'in bir sözü vardı: madam bovary benim. yani kendisini anlatmaya kalksa, bu kadar özdeşleşemezdi kendisiyle sanırım)

    15 şubat 20:53

    57. virginia woolf- mrs. dalloway. iç diyaloglar o kadar ani bir şekilde araya giriyor ki sadece bir saniye dikkatim dağılsa iki sayfa geriye gidip okumaya başlamam gerekiyor. üç kere başladım ne kadar odaklanırsam odaklanayım kitaptan kopuyorum bir noktada. tekrar okumayı elbette deneyeceğim ancak şu ana dek sonunu getiremedim.

    12 ocak 15:52 12 ocak 15:53

    56. kitapları ve dizileri yarım bırakmaktan hiç hoşlanmıyorum ama goodreads'e göre 22 eylülde başladığım benim hüzünlü orospularım (marquez) kitabını dün kindle'ımdan silmek durumunda kaldım. Aşırı sıkıcı, mide bulandırıcı ve rahatsız ediciydi. Kaç aydır yalnızca %47sini okuyabilmişim ve o kadarlık kısmı bile beni krizlere gark etti. Marquez'e yazdıkları için bir şey diyemem, yazar her konuda yazabilir ancak pedofili benim pek kaldırabildiğim bir şey değil. Özellikle bir türkiye vatandaşı olarak bayağı hassas olduğum bir konu.

    12 ocak 12:23

    55. *Sigmund freud-kendi kendine psikanaliz: Kitap aslında çok kısa rahat okunabilir diye almıştım ama bana çok ağır geldi. Kitabın soru cevap şeklinde işlemesi de beni sıkan unsurlardan biriydi. Devamlılık yoktu diyebilirim. Ama yeniden okumayı deneyeceğim çünkü bitirebilirsem bana birşeyler katabileceğini düşünüyorum.

    *İyi hemşire: sergül kato’yu takip ettiğim dönemde harika bir kitap, okurken çok korktum falan dedi diye alıp okumaya başladım. Yarısından fazlasını okudum ama kitap bence çok sıkıcı. Kitabın içindeki notlar genelde sayfanın altında verilir, kolayca bakarız sonra devam ederiz. Bu kitapta en sona koymuşlar. Tek tek arayıp bulmak işkenceydi resmen. Anlatımı çok sıkıcıydı. Yani bir katilin hikayesi ancak bu kadar sıkıcı anlatılabilir. Bu kitabı tekrar okumayı denemem bile.

    12 ocak 00:03 6 mart 12:23

    54. Dalgalar- Virginia Woolf

    Eminim orijinal dilinde çok enteresan bir yapıttır zira yazarın, eseri okurken dalga efektli, dalga seslerini çağrıştıracak bir yapıda kaleme aldığını okumuştum. Kullanılan kelimeler ve kelimelerin telaffuzu sonucu ortaya çıkan ahenk bunu mümkün kılıyor muhtemelen. Ancak çeviride bunların hiçbirini hissedemiyoruz bence. Sürekli isimler, ortamlar ve anlatılanlar değişiyor ama takibi zor. İki kere başlayıp yarım bıraktım. Umarım bir gün bitiririm.

    11 ocak 22:29

    53. william golding - çatal dil

    Golding de zaten kitabı tamamlayamadan ölmüş. Bu kitap sayesinde anladım ki mitolojiden çok hoşlanmıyorum. İyi yanını da görmek lazım.

    11 ocak 22:25

    52. Fahrenheit 451. Büyük merakla aldım ama çeviri hatası mı bilmiyorum bitirmekte çok zorlandım. Büyük hayal kırıklığına uğrattı beni.

    11 ocak 21:40

    51. Oğuz Atay- tutunamayanlar. Takip mekanizmamı kırıyor kitap. 3. Okuma teşebbüsü de başarısız olunca bıraktım artık. Tutunamadım:(

    11 ocak 18:23 11 ocak 18:24

    50. Nietzche ağladığında’yı bitiremedim ve üzgünüm bitirmek isterdim ama akmadı bende 

    11 ocak 17:58