7 yanıt
  • linki kopyala
  • şikayet et

sosyal medya ve insan psikolojisi?

iyi geceler süslüler, uzun zamandır kafama takılan ve konuşmaya ihtiyaç duyduğum bir konuda fikirlerinizi bilmek isterim. bir süredir sosyal medyanın hayatımdaki rolü ve gerekliliği ile ilgili düşünceler içindeyim. yaptığım şeyi, gittiğim yeri neden anlık veya kalıcı olarak yüzlerce kişiye gönderdiğimi psikolojik olarak paylaşma isteği olarak tanımlıyorum. ama bu oldukça gereksiz bir çaba gibi de geliyor.  içtiğim kahve veya bulunduğum yer-elbette fotoğrafını çekip ölümsüzleştirmek çok güzel- samimiyet seviyeleri değişkenlik gösteren bir sürü insanı ilgilendirir mi? neden ilgilendirmeli? toplumdaki yerimizi bu şekilde mi belirliyoruz? tüm bunlar bize günlük hayatta bir yarışma ortamı sunmaz mı? peki bunu neden yapıyoruz?

1. neden sorgulamayalım yahu? gündeliğimizin bu kadar içinde olan bir şeye dair neden soru sormayalım? sorgulamak ve daha derinden anlamaya çalışmak kadar doğal bir insan yönelimi var mı?

soru soran süslücüğüm, insan sosyal bir hayvan, tarihte hep çeşitli sosyalleşme şekilleri oluşturmuş. teknolojiyle geldiğimiz nokta böyle bir şey, kesinlikle absürd ve şüphe uyandıran tarafları var. yarışma şeklinde olmak zorunda değil elbette ama buna da yol verdiği küçümsenemeyecek bir gerçek.

23 mart 00:06

2. "adı üstünde 'sosyal medya' toplumdaki yerimizle alakası yok"

sosyal medyaya "sosyal" denmesinin nedeni zaten toplumsallaşmamızla alakası olması süslü. toplum orada bir yerlerde bulunan bir şey değildir, sosyal hayatta üretilir zaten. medya da iletişim demektir. sosyal medya = toplumsal iletişim aracı.

23 mart 00:09

3. 2015 yılıydı. Ünide son senemdi. Okulun uzama ihtimali yüksekti. Başka bi şehirdeki yaz okuluna gitmek zorunda kalmıştım vs berbat bir dönemdi. İnsanlar mezun olmuş,not sistemindeki -mezuniyet şartlarını sağladınız-yazısını bile edebiyat parçalayarak paylaşıyorlardı. Bi yandan da mutlu çiftlerin seramonisi vardı tabi. Kendimi dipte hissederken bunlara bakıp daha da kötüleştiğimi fark ettim. Ama bu baskasının mutluluguyla mutsuz olmak değildi kesinlikle.sadece kendimi yetersiz hissettiriyodu. Bi hışımla instagram,facebook ve swarm hesaplarımı sildim. Hem görsem selam bile vermeyeceğim insanların hayatlarına şahit olmaktan kurtuldum hem de telefon bağımlılığndan.(gizlinot: :d)

3 sene olacak nerdeyse kafam çok rahat.arkadaşlarla buluşunca atıyorum teli kenara.isteyen 1 saat ugrasıyor en güzel pozu yakalayıp da hemen bi yerde paylaşmak için. Onlara da bıraktırıyorum teli. Böylesi çok daha huzurlu geliyor bana. Sayılıyorsa eğer bi whatsappım var. Onu da istemiyorum aslında ama iş güç için gruplar moda oldu.başka türlü haber alamıyorsun.

23 mart 02:22


4. Çember kitabını okumanızı tavsiye ederim. Filmi de var gerçi ama kitabı okumak her zaman daha iyi. Okuyan sosyal medya hesabını kapatıyor genellikle :d

23 mart 06:50

5. 1. Anonim, insan yapısı bu sanırım, ben bir şeyleri sorgulamadan yaşayamam. Siz istemiyorsanız sorgulamayın tabii ki :)

Diğer süslüler cevaplar için çok teşekkürler. 

23 mart 08:32

6. Malesef sosyal medyada varsan varsın şeklinde gelişmeye başladı ilişkiler ve bireyler. Bireyler sosyal medyada bir şeyler paylaştıkça şahsiyet kazanmaya başlıyor. Artık kişinin kim olduğunu sohbetle değil gittiği yerler ve fotoğraflarıyla tanıyoruz. Eskiden oturur sohbet ederdik şimdiyse nereye gitmiş ne yapmış diye bakıyoruz. Black mirror’ın bir bölümünde de vardı. Puanı falan yükseliyordu. Onun başka versiyonuyuz. Fotoğrafımız ne kadar beğenilirse o kadar var oluyoruz malesef. Sosyal medya bize şahsiyet kazandırıyor malesef. 

23 mart 10:51

7. psikiyatrist agah aydın der ki (lacan akımından sanıyorum kendisi) , insan "öteki"nin gözünde kendini onaylatmak ister. onun gözünde biricik, tek olduğunu görmek ister. kendi varlığının onayını, onun gözünde, "ötekinin gözünde" görünce kendinin anlamlı olduğunu anlar. yani tüm mevzu "ötekinin gözünden ben". tanıklık edilmesi. biri varsa, seni görüyorsa sen de varsın. kimse yoksa, yoksun aslında.

kendisinin büyük fanıyım, youtube'da konuşmaları var, tavsiye ederim.

23 mart 23:27