girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (957)
  • medya (23)

957. Cosmetica indiriminin beni zerre heyecanlandırmaması ile büyük bir adım atarak desteklemeye başladığım kampanya. 

dün 12:24

956. hiçbir zaman yoğun makyaj yapan biri olmadım, belki bu durumun da etkisi olabilir ama allık, fondöten, pudra, kapatıcı vb. gibi ürünleri kullanmıyorum. sadece yüzümü temiz tutmaya çalışıyorum ve bunu da ekonomik sınırlar çerçevesinde; sağlıklı, güvenilir markaların ürünlerini tercih ederek yapıyorum. dolabı açtığımda fazladan kozmetik ürünü görmek beni rahatsız etmiştir her zaman. o nedenle en elzem olanlarını almanın, sınırlı bir süre için değil her zaman yapılması gerektiğine inanıyorum. yanı sıra çalışanlarını ezen, haklarını gasp eden markaları ya da müşterilere saygısız davranan çalışanları barındıran firmaları, mağazaları, restoranları vb. tercih etmemeye özen gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.

dün 12:19 dün 12:20

955. tüketmiyoruz kampanyasının indirimleri duyurma kampanyasıyla beraber üstte olmasını şahsen çok mantıklı buluyorum. zira devir gereksiz tüketmeme, tüketeceğin zaman ise olabildiğince indirimden faydalanma devri bence.

tanım: sözlükte okumayı sevdiğim faydalı başlıklardan biri.

18 eylül 15:33


954. Bu başlığa çok fazla girdi girmiş biri olarak indirimleri duyurma kampanyası başlığını da oldukça faydalı buluyorum.

Hepimiz deodorant, kitap, rimel, "tuvalet kağıdı" vs. kullanıyoruz. Bunların fiyatı ne olursa olsun alacağız. Tüketmiyoruz diye hiçbir şey almadan yaşayacak değiliz. Bu başlığın Alacağımız ürünü en uygun fiyatlı olduğu yerde almamızı sağladığını düşünüyorum.

Ayrıca bu tüketmeme işi biraz insanın beyninde bitiyor. Mağazaya girmemekle, başlık okumamakla alakası yok. İnsanın ruhu ve gözü doyduysa ve bilinçliyse ne görürse görsün almaz. Önce onu bir tartar,ihtiyacı olup olmadığına karar verir, ona göre alır.

18 eylül 11:41

953. süslü sözlüğe girince solda alt alta devamlı duran iki kampanya var. birisi indirimleri duyurma kampanyası, diğeri de tüketmiyoruz kampanyası.

bu kadar çelişkili bir şey daha göredim ben hayatımda.

ne bu iki tarafında gönlü olsun kampanyası mı?

indirimler duyurma kampanyasına giriyorum, şurda şu indirim varmış, ben zaten oradan x eşyasını almak istiyordum ddiyorum. daha sonra bu isteklerimden vazgeçmek için tüketmiyoruz'a giriyorum.

bu indirimler zaruri durumlarda kullanılırsa buna elbette sözüm yok ama benim gibi indirim görünce aklına alınmak istenilen eşyalar gelen bir çok insan da vardır.

diyeceğim o ki bir yerde tüketeyip, gereksiz harcamaya son vermeye çalışıyoruz. böyle güzel bir şey yapmaya çalışırken aynı anda indirim duyurarak birbirimize köstek oluyorz. bana çok saçma geliyor bu durum.

17 eylül 15:56

952. “Tüketemiyoruz, tüketemeyeceğiz” yazmak baymadı mı artık dediğim başlık.

17 eylül 15:40

951. Daha az ve daha çok düşünerek tüketmeye karar vereli bir yıldan uzun zaman oldu. Yazacağım şeyler muhtemelen daha önce başka yazarlar tarafından da dile getirilmiştir ama yine de kendi tecrübelerimi ve yöntemlerimi paylaşmak istedim. Umarım birilerinizin işine yarar.

- daha az ve düşünerek tüketmek bir anda verilen bir karar değil daha çok bir sürecin neticesi. Zaten ani verilen kararlarda devamlılık oranı çok da yüksek olmuyor gibime geliyor. Önce kendinizi neden daha az ve daha seçici tüketmek istediğinize ikna etmeniz lazım. Aklınızdan geçenleri kağıda dökmek ya da başka bir şekilde somutlaştırmak işe yarayabilir. Şu sıralarda herkes ekonomik kriz sebebiyle tüketim pratiklerini sorgulamaya başladı. Bu güzel bir başlangıç olabilir ama eğer bir gün kriz ortamı yok okursa daha az tüketme eğilimi de kaybolacaktır. O sebeple paradan başka gerekçelerin olması devamlılık açısından önemli. Kendimden bahsedecek olursam hiçbir zaman alışverişkolik olmadım ama paramı gereksiz şeylere harcadığımı düşünmeye başlamıştım. Evde biriken eşyalar üstüme üstüme gelmeye başlamıştı. Bence kesinlikle eşyaların da bir ruhu/enerjisi (artık adına ne demek istiyorsak) var ve tıpkı insan ilişkilerinde olduğu gibi bazen bir kıyafetle ya da makyaj malzemesi ile elektriğiniz tutmayabilir. Bir hevesle beğenerek alıp sonra görmek bile istemediğimiz şeyleri en başta sevdiğimiz "ne tatlı bir insan" deyip sonra nefret eder hale geldiğimiz insanlar gibi düşünebiliriz mesela. Eminim herkesin hayatına böyle insanlar girmiştir. Ayrıca çok eşya çok emek demek. Yıllarca yatılı okullarda kaldım, Erasmus'a gittim, şimdi yurtdışında yaşamaya başladım ve hepsinde onca eşyayı oradan oraya taşıyıp durdum. Onları yerleştirmek, temizlemek, düzenlemek vs. Hep zamanımızdan çalan şeyler. Eşyaların hayatlarımızı ele geçirmeye başladığını fark etmek önemli bir dönüm noktası oldu benim için. Eşya-insan ilişkisi üzerine düşünmek bende işe yaradı kısacası.

- cruelty-free ürün kullanmak: Elbette ki bu bir bireysel karar ama insanın kendini seçimlerinde kısıtlaması aslında kendini kontrol etmesinin düşündüğü kadar zor olmadığını gösteriyor. Bunu da belki oruç tutmaya benzetebiliriz. Çok zor gözüken ama aslında denediğinizde bir şekilde başarılı olduğunuz bir şey. Özlediğim tek şey Maybelline Lash sensational maskara ve o da sadece bir özlem. Asla aklımdan "belki sadece maskara için ufak bir taviz verebilirim" düşüncesi geçmedi, geçmiyor. Belki siz de sadece yerli malları tüketmek ya da işçi haklarına saygılı davranmayan firmaları boykot etmek gibi kendi ahlaki ve politik değerleriniz doğrultusunda kararlar alıp onlara sadık kalmayı deneyebilirsiniz.

- gerçekçi olmak: piyasada gerçekten çok çok güzel ürünler var ve yenileri de çıkmaya devam ediyor. Öteki taraftan Arzu nesnesi haline getirip aldığımız şeyler bir süre sonra cazibesini kaybediyor. Bu sebeple evimize bizimle gelecek eşyalar hakkında karar verirken gerçekçi olmak gerekiyor. Yukarıda bahsettiğim eşya-insan ilişkisini hatırlayacak olursak ben kendime "bu bana yük olacak mı?" sorusunu soruyorum. hem maddi hem de manevi açıdan yük olmasından bahsediyorum. Makyaj çekmecenizi açtığınızda gördüğünüz şey sizi mutlu eden eşyalar değil ama boşa harcanmış paralar ise yaşadığınız vicdan azabı işte o bahsettiğim yük. İkinci bir nokta ise her güzel şeye sahip olmak zorunda olmadığınızı kendinize hatırlatmak. "bu bana yakışır mı?" sorusundan ziyade "bunu gerçekten kullanır mıyım?" ve "bunu ne sıklıkla kullanırım?" sorularını kendinize sorun. Eğer kendinizi bunu şöyle bir günde şu şekilde kullanırım falan diye ikna etmeye çalışıyorsanız ikinci bir kez kendinizi sorgulayın çünkü muhtemelen "o gün" hiç gelmeyecek.

- listeleyin: sahip olduğunuz şeyleri kategorize ederek listeleyin. Sayılar sizi şaşırtacak. Hem Artık sahip olmak istemediklerinizi bu aşamada göreceksiniz ve böylece o eşyalara yeni evler aramaya başlayacaksınız. Bağışlayabilir, hediye edebilir ya da çeşitli uygulamalarda satabilirsiniz. Naçizane tavsiyem sahip olduklarınızı bir anda listelemeye çalışmamanız. Zamana yaymak verilen kararları her zaman daha uygulanabilir ve sürdürülebilir kılıyor, unutmayın.

- project pan: Liste yaptıkça kendiniz için kafanızda her kategoriye dair ideal sayılar oluşmaya başlıyor zaten. Bir şekilde atmaya, vermeye ya da saymaya kıyamadığınız ürünleri düzenli kullanarak bitirebilirsiniz.

- karıştırmak: daha önce çok kez söylendi biliyorum ama gerçekten arasında sadece sizin fark edeceğiniz ton farklılığı olan renkli kozmetik ürünlerine ihtiyacınız yok. Biliyorum, aynı şeyleri kullanmak herkese göre değil ve insan sıkılabiliyor. Ya da o an trend olan o ruju, farı ya da allığı aklından çıkarmak bir mücadeleye dönüşebiliyor. Bazen almamaya direnmek insanı psikolojik olarak yorabiliyor ve sonuç ürünü almakla neticelenebiliyor. Bu noktada almalı mıyım almamalı mıyım sorusundan önce ben bunu evdeki şeylerle elde edebilir miyim diye sormak işe yarıyor. Rujları karıştırarak çok farklı tonda Rujlar elde etmek mümkün. Yüzünüzde patlayan bronzerın rengini pudra ile dengelemek mümkün. Işıltılı allık almak yerine Highlighter ve allığı karıştırarak sürmek işe yarıyor. Işıltı ön planda olsun istiyorsanız önce allık/Bronzer sürüp sonra Highlighter sürersiniz. Bir oje inceltici alıp formülü değişmeye başlayan ojeleri kullanır hale getirebilirsiniz. almak istediğiniz renkteki ojeleri belki evdeki ojeleri karıştırarak da elde edebilirsiniz. Değişik renkler ve dokularla oynamaktan çekinmeyin. En son bugün kendime ıslak görünen bir Highlighter arayışı içindeyken neden koyu kıvamlı bir kremimle Highlighterımı karıştırmadığımı sordum. Sonuç tam istediğim gibi oldu. yeni bir ürün alsam belki yanlış bir tercih yapmış olacaktım ve ürün bir köşeye kaldırılacaktı. Ama şu da önemli: önce ufak ufak denemek. Yani bir anda bütün aydınlatıcıyı toz haline getirip kremle karıştırıp hüsrana uğramak da var. Kontrollü olduğunuz sürece eminim hoşunuza gidecek keşifler yapacaksınız.

- sahip olduklarınızın sizi başka biri yapmadığını/yapmayacağını hatırlamak: özellikle sahip olduklarınızdan ibaret olmadığınızı hatırlamak demedim çünkü buradaki ibaret kavramı aslında hala sahip olmak ve var olmak arasında bir bağlantı olduğu alt metnini taşıyor. Özellikle kadınlar toplumsal rollere hapsolarak büyüdükleri için çocukluktan itibaren bedenleriyle bir mücadeleye girişerek yaşıyor. Ergenlikte çıkan memeden utanmayı öğrenmekle başlayan bedene dair olumsuz duygu ve kaygılar ileride de devam ediyor. Alınan her bir makyaj ürünü aslında bir arzuyla beraber alınıyor: kıskanılan bir kadın olma arzusu. Satın aldığımız şey aslında çoğu zaman o arzunun kendisi. Bence artık kendimizi rahat bırakmanın ve bedenimize iyi davranmanın vakti geldi. Söylemeye çalıştığım şey asla Makeup-shaming değil. Aksine her kadının ne istiyorsa onu yapması, ne istiyorsa onu giymesi ve gerekiyorsa bunun için mücadele etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece verdiğimiz kararlar bizim mi, istediğimizi düşündüğümüz şeyler gerçekten bizim isteklerimiz mi bunları düşünmek lazım. Yıllarca erkek egemen bir toplumda zedelenen özgüvenimiz bu alışverişlerin temel nedeni gibi geliyor bana.

Çok uzun bir girdi oldu ama aklıma yeni şeyler gelirse daha da editlerim. Zamanını ayırıp okuyan herkese teşekkür ederim ve umarım yazdıklarım birilerinin işine yarar ya da birilerini daha iyi hissettirir. Geceniz güzel geçsin.

16 eylül 00:00


950. İki kız kardeş oturduk liste yaptık. Bi ay içinde ve kış için alacağımız şeyler neler ihtiyaç mı, lüks mü hep ayırdık. Kozmetik, temizlik, giyim, lazer, kuaför ne varsa hepsi.. elektrik, su, doğalgaza da daha fazla dikkat ediyoruz artık. Yapacak birşey yok herşey zamlı. Etkilenmeyen şeyler bile zamlandı..

15 eylül 21:24

949. Bu kampanyanın çıkış amacı sanılanın aksine otuzuncu rujunu almak için bir tane rujunu bitirmeye çalışma kampanyası değildi. Beşinci paletimi almaya gittim, zam gelmiş alamadım, zaten tüketemiyorum :s :s kampanyası da değildi. Bu kampanya gezi zamanında yaşananlardan sonra hükümete ve onun destekçilerine daha fazla para kaptırmamak için zaruri ihtiyaçlar haricindeki tüm harcamaları tamamen kesme kampanyasıydı.

Dışarı çıkınca marketten aldığımız suyun, sokaktan aldığımız sıkma portakal suyunun ya da bardakta mısırın, oturduğunuz kafede yediğimiz üç kuruşluk yemeğe ödediğimiz yirmi liranın kimleri zengin ettiğini artık hepimiz öğrendik. Bu kampanya bir protestodur. Halk olarak elimizdeki tek gücü kullanmanın en güzel yoludur.

Keşke bu durumda olmasaydık, iş/okul çıkışı arkadaşımızla buluşup içtiğimiz bir kahve, yediğimiz yemek içimize sinseydi. Ama maalesef bu şartlar altında tüketmeye devam etmek bana kendimi enayi gibi hissettiriyor.

15 eylül 20:32

948. Artık otuz tane far paleti bilmem kaç tane ruj kapatıcı pudra kullanmak istemiyorum. Elimden çıkartabildiğim kadar ürün çıkarttım. 4-5 ürünle makyaj yapıp dibini görmeden başka ürün almak istemiyorum.

15 eylül 19:02