sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1045)
  • medya (14)

1045. Alışveriş anlayışım beğendiğim herşeyi alıp kenarda biriktirmekten ziyade eskiyenin yerine yenisini almak şeklinde değişti. Almak istediğim şeylerin parasını kumbaraya atıp aldım sayıyorum. En başlarda insan çok zorlanıyor ancak gerekmedikçe almamak da bir süre sonra alışkanlık yapıyor.

23 dk önce

1044. uzun zamandır bu başlığı takip edip süslülerin tavsiyelerini okuyup bir çoğunu hayatıma adapte ettim.temmuz ayından beri para biriktiriyorum.yaklaşık beş yüz lira bozuk para, yine yaklaşık beş yüz lira banka hesabımda birikim sağladım. sabah ve öğle yemeğimi evden götürmeye başladım. kendime tantitoniden otuz liraya termos aldım.kahvemide yanımda götürdüm.yine a101den on üç liraya satılan termostan aldım.onu da bitki çayı içersem diye sıcak su götürmek için kullandım.iflah olmaz derecede alışveriş hastalığım vardı.modelini beğendiğim bir kıayfetin neredeyse bütün renklerini alıyordum.eşimle defalarca kavga ettim harcamalarım yüzünden.sözlükteki bir çok yazarın bu durumlardan geçtğini okumak ve aslında paranın nasıl boşa gittiğini görmek benim için dönüm noktası oldu.bütün süslülere teşekkür ederim.giymediklerimi ayırıp dolap ve gardropsa yükledim.bi kısmını sattım.bir kısmı satılmayı bekliyor.ne zaman bi alışveriş sitesinde bir şey beğensem hep aklıma alırken tık diye alıyorsun ama satmak istediğinde aylarca satamıyorsun.paranın kıymetini bil. yüzlerce süslü bunu başardıysa sende başar diyerek kendimi frenliyorum.çok dağınık yazdım üzgünüm.buraya kadar okuyan süslülere de teşekkür ederim.

31 dk önce

1043. Bu başlık müdavimlerine ki onlardan biri benim, bir kitap tavsiyesi ile burdayım.

Kitabın Adı Alışveriş Yapmadığım Yıl.Yazar Cait Flanders.Umarım formata aykırı yazmamışımdır.Ama tanıtım yazısı bile buraya çok hitap ediyor gibi geldi.Tanıtım yazısında şöyle diyor :

"İlk fazlalıklarımdan kurtulma ve arınma gayretimin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmişti... ve dairemde sakladığım, ama hâlâ kullanmadığım çok fazla şey vardı. Yatak odamda, mutfağımda, oturma odamda, ofisimde ve banyomda bulunanların listesini yapabilirdim. Ama aslında görebildiğim iki kategori vardı: Kullandığım şeyler, kendimin ideal versiyonunun kullanmasını istediğim şeyler.... Akıllı Cait’in okuyacağını düşündüğüm kitaplar; profesyonel Cait’in giyeceğini sandığım kıyafetler; yaratıcı Cait’in gerçekleştireceğini sandığım projeler... Bir gün hepsini yapacaktım; bir gün daha iyi biri olacaktım. Ama o “bir gün” hiç gelmemişti.

Yirmili yaşlarının sonuna gelmiş olan Cait Flanders kendini birçoğumuzu pençesine almış bulunan tüketim döngüsünün içine sıkışmış bir halde buldu: Daha fazla kazan; daha fazla satın al; daha fazla iste. Kredi borçlarını ödemek için büyük fedakârlıklar yaptıktan sonra bile bu eski alışkanlıklarından kurtulamadığını gördü. Yaptığı ya da satın aldığı hiçbir şeyin onu mutlu etmediğini ve sadece amaçlarına ulaşmasını engellediğini fark edince kendiyle bir mücadeleye girişmeye karar verdi: Tam bir yıl boyunca alışveriş yapmayacaktı. Alışveriş Yapmadığım Yıl Cait’in sadece temel tüketim ürünleri alarak yaşadığı bir yılın belgelenderilmesidir. Cait bu dönemde alışveriş dışındaki alanlarda da daha az tüketmeye yöneldi. Evini fazlalıklardan temizleyerek sahip olduklarının yüzde yetmişinden kurtuldu. Atmak yerine tamir etmeyi öğrendi. Bu çabalarının her aşamasında, daha az tükettikçe kendini daha tatmin olmuş hissettiğini fark etti. Bu bir yıl boyunca Cait kendini hayatını altüst eden olayların içinde buldu ve tüketmeme mücadelesi bir hayat biçimine dönüştü. Neden kendini her zaman alışverişe, yemeye ve içmeye verdiğini ve bunun bedelini fark etti. Yaşadığı sarsıntılar sırasında yıllar boyunca kendine yardım ettiğini düşündüğü bu kötü alışkanlıklarını değiştirerek kendisi için gerçekten önemli olan şeyleri fark etmeye başladı. Cait’in dokunaklı hikâyesini ve ilham veren içgörülerini sunan bu kitap sayesinde, hayatımızda çok önemli olduğunu sanarak tutunduğumuz şeyleri sorgulayacak ve daha azla daha mutlu ve tatmin bir hayat yaşayacağız.

Eskiden bilinçsiz ve aşırı tüketen bir tüketici olan Cait Flanders her konuda bilinçli bir tüketiciye dönüşmüştür. Bizlere, kişisel hikâyeleri aracılığıyla, para, minimalizm ve farkındalığın yolları kesiştiğinde neler olduğunu anlatır. Cait, caitflanders.com adlı bloğunda, bizleri daha az tüketmeye ve daha fazla yaşamaya teşvik eder. Kanada’da, B.C. eyaletindeki Squamish’de üç aşkıyla birlikte yaşar: dağlar, ormanlar ve okyanus."

(link: https://kidega.com/kitap/alisveris-yapmadigim-yil-281123/detay ALIŞVERİŞ YAPMADIĞIM YIL KİTABI LİNK )

dün 16:14 dün 16:24

1042. 2019 yılında artık kozmetik alışverişi yapmama kararı almıştım sessiz sedasız, bugün nette gezinirken kendimi birden urban decay'in sitesindeki %50 fondöten indirimlerini inceleyip liquid all nighter fondöteni sepete atarken bulunca, sessizce mouse'u bıraktım ve içeri gidip tüm makyaj malzemelerimi çıkarıp fondötenlerimi saydım. Elimde şu an kaç tane bitmemiş fondöten olduğunun görselini aşağıya bırakıyorum. bu halimle hala fondöten kovalamak artık akıl mantık işi değil, tamamen psikolojik rahatsızlık, alışveriş bağımlılığı.

Bunu gördükten sonra oturdum öğleden sonradan bu zamana kadar bütün makyaj malzemelerimi kategorileyip kümeledim, hem fotoğraflarını çektim, hem isimlerini not aldım. Artık bir şey almak istediğim zaman önce o kategoride elimde ne varmış fotoğrafa bakıp, vicdanıma sığınacağım.

bir de şunu fark ettim, benim yanaklarımda sivilce skarları var. ben milyonlarca para harcayıp dünyadaki tüm fondötenleri alsam bile o izler benimle birlikte olacak. Neden para biriktirip kimyasal lazer yapmak yerine 300-400 liralık fondötenler alayım? aynaya baktığımda yine o izleri görüp mutsuz olacaksam 120 tane fondöten almanın amacı nedir?

ilgili medya:
1
13 ocak 21:37

1041. bir kere tüketmiyorum ben yaaa demek öyle kolay olmuyor (hiç değilse benim için öyle olmadı). baştan bilinçli bir şekilde tüketen kişilere saygım büyük ama ben (üniversite dönemimde başlayan) çılgınca tükettikten sonra ne yapıyorum diyenlerdenim. zararın neresinden dönsem kar :) bilinçli bir şekilde tüketme kararını aldığım konuları başlıklılar halinde yazıyorum umarım size de yardımı olur.

1. giysiler: fazla tüketmeye ilk başladığım alan buydu. üniversiteye geçmiştim yeni bir sosyal ortam, lisede formadan sonra her gün farklı giyinilecek olması beni strese sokmuştu. avmlerden çıkmaz olmuştum her boş zamanımda “ihtiyaçlarımı” tamamlamakla meşguldum. fiyatı uygun diye gece elbisesi bile almıştım bi kere bile giymedim giyeceğim günü hala bekliyorum (saçmalığa bak ya kimse de sen napıyorsun demedi deseler de onları dinler miydim bilmiyorum.kendimi onların o kadar ihtiyaç olduğuna inandırmıştım ki) sonrasında internet alışveriş olayım başladı her hafta 2-3 kargom geliyordu öyle bi trafik. ihtiyaçlarım asla bitmiyordu. telefonumda 5-6 tane alışveriş uygulamaları, yeni gelen ürünleri hemen fark ediyordum çünkü diğerlerini ezberlemiştim bile (allahım neler yapmışım ben şimdi yazarken yine utanıp üzülüyorum) tek tesellim tarzımdan dolayı hep sade ve klasik parçalar almam oldu hala severek kullanabiliyorum boşa bi yatırım olmadı diyeyim.

şimdi ne yapıyorum: belli aralıklarla dolabımı gözden geçiriyorum. nelere sahip olduğunu bilmek kişiyi frenleyecek en önemli şey. (böylece 5.kırmızı kazağınızı alma fikrinden vazgeçiyorsunuz) her seferinde giymediklerimi ayırıp çevremde ihtiyacı olan birilerine veriyorum. ufak değişikliklerle tekrar giyebileceğim kıyafetleri ayırıp terzide yaptırıyorum. (elimdeki kaliteli ürünleri bu şekilde değerlendiriyorum yeni bir şey giyiyormuş hissi veriyor ayrıca). giyilemeyecek durumda olanları ise h&m’nin geri dönüşümüne veriyorum. bütün kıyafetlerimi dolabıma doldurmuyorum bir nevi kapsül dolap yapıyorum. zaman zaman içeriğini değiştiriyorum böylece her seferinde elim aynı kazağa ,pantolona gitmiyor. kıyafetlerimi birbirleriyle daha çok kombinlemeyi öğrendim bu sayede. o an her şeye sahip olamasam da çok şeyimin olduğunun ve böyle yaşayabildiğimin farkına vardım. ayda bir değişen modaya göre değil de kendi stilimize göre bir dolap oluşturduğumuzda modanın belirlediklerini almak yerine ihtiyaçlarımızı almış oluruz.

2. makyaj: sıfırdan oluşturduğum bir alan çünkü daha öncesinde hiç makyaj malzemem yoktu, öyle olunca daha bi iştahlı girdim olaya. tenime uygun olmayan fondötenler, sürmesini bile henüz öğrenemeden aldığım çeşit çeşit far paletleri, göz kalemleri, parfümler…mucizeyi, ürünlerden beklemeye başladım ilk önce doğru makyaj yapmasını öğrenmeden (çünkü almak, sahip olmak; öğrenmekten, emek harcamaktan daha kolaydı)kişisel bakım ürünlerinde de durmadan bi stoklama olayına girdim.( ürünlerin sktsi yokmuşcasına almışım)

şimdi ne yapıyorum: nerdeyse bütün makyaj/bakım malzemelerim belli aralıklarla project pan listeme giriyor. ürünü hakkıyla bitirmenin dayanılmaz hafifliğini yaşıyorum. içerik okumaktan bihaber yaptığım alışverişlerimi bitirdim (kendi cildimi ve makyaj alışkanlıklarımı tanıdım bu dönemde). ürün yorumları okumak böylelikle overrated ürün almanın önüne geçmiş oldum (teşekkürler süslü sözlük bu konuda en önemli yardımcım oldu) artık ne istediğimi bilerek mağazaya girip alıp çıkıyorum.(önceden kasaya gidene kadar ne görsem alırdım) yeni ürünlerin peşinde koşmak yerine memnun kaldığım ürünlerden kendime az ama öz bir makyaj çantası oluşturdum (kafam rahatladı).

3. kitaplar: asla gözümün doymadığı sonsuz tükettiğim başka bir konu daha. ailem hiçbir zaman kitaba verilen parayı gereksiz görmedi. ne istesem alabildim aldıkça da takdir gördüm hakkını da verdim. zamanla aldıklarım okuyabildiklerimin sayısını geçmeye başladı. sevdiklerimle kitaplarımı hep paylaştım tek koşulum bana tekrar geri dönmesiydi çünkü ben daha okumamıştım. online alışveriş çılgınlığına kitaplar da eklendi her seferinde 3-4 tane kitap derken. her geçen gün okuma zevklerim değişiyordu ve yenilerini almak istiyordum. işin sonu kitaplarımın tozunu alırken onları okuyacağım günün hayalini kurmaya varmıştı.

şimdi ne yapıyorum: okuduklarımı ve bir daha okumayı düşünmediğim kitaplarımı dağıttım, hediye ettim. evimde bekleyeceğine başka insanlara ışık olsun istedim. her şeyin fiyatının arttığı bu dönemde kitap okumak lüks olmasın, paylaşarak bunun önüne geçebiliriz. küçük listeler oluşturdum kendime ve ufak ufak başladım. zamanla ne isteklerle alıp okumadığım kitapların bana nasıl güzel şeyler kattığını güzel vakit geçirdiğimi fark ettim. elimdekileri bitirmeden açgözlülük yapmamayı öğrendim.ileride de kitap satın almak yerine paylaşmayı, kütüphanelerden yararlanmayı düşünüyorum.

öncelikle sabrınız için çok teşekkür ederim. aslında bu konuyla ilgili daha çok yazmak istiyorum, zaten süslü sözlükte en çok vakit geçirdiğim yer burası :) bu başlık bana ve birçok süslüye oldukça fazla şey katmıştır. yazan herkesin emeğine sağlık umarım hep böyle motive ederiz birbirimizi.

13 ocak 15:07

1040. Daha önce burada (link: https://www.suslusozluk.com/tüketmiyoruz-kampanyası?i=877240 10 eylülde) yazdıklarımı güncellemek istiyorum. Hedeflerime tamamen ulaşamasam da kendi çapımda başarılı olduğum söylenebilir.

Bütün sezon boyunca giyim-ayakkabı-çanta olarak toplam 5 parça aldım. (Geçen sene bu sayı 20 civarıymış.) Bunları alırken gerçekten ihtiyacım olup olmadığına ve gardırobumdaki diğer parçalara uygunluğuna özellikle dikkat ettim. Son senelerde sezon modası olan parçalardan uzak durduğum için senelerce demode olmadan kullanabileceğim parçalar aldım.

Eylül'de yazdıklarımın üstüne bitmek üzere olan cilt bakım ürünlerimi (link: https://www.suslusozluk.com/süslülerin-satın-aldıkları-son-kozmetik-ürünü?i=885260 yeniledim) ve kasım ayında ufak bir ihtiyaç (link: https://www.suslusozluk.com/süslülerin-satın-aldıkları-son-kozmetik-ürünü?i=913837 alışverişi) yaptım. Bu iki alışverişin arasında bir yerlerde saç boyamı stokladım. Bunlar dışında bir oje bile almadım.

Sayacımı yeniden başlatmak isterim. 8 gündür giyim, 65 gündür ayakkabı ve 63 gündür kozmetik almıyorum. Kredi kartı ekstrelerimi ve gardırobumu gördükçe hafiflemiş hissediyorum.

11 ocak 16:41

1039. karbonat ve hindistan cevizi yağını kremsi dokuya gelene kadar karıştırıp boş cam nemlendirici kabıma aktarıyorum.alın size kol altı roll on.yaklaşık 2 senedir kullanıyorum çok memnunum süslüler.ter kokusu mu dediniz o da ne :)

11 ocak 09:54

1038. Tam 4 senedir trendyol, morhipo gibi online alışveriş sitelerinden alışveriş yapmıyorum. Yaptığım dönemde nasıl olsa indirimli fiyat diye saçmasapan ürünlere deli paralar veriyordum.

Ayrıca elektirikli eşyaları kullandıktan sonra muhakkak fişi çekiyorum. Faturaya görülür bir etkisi oluyor.

9 ocak 14:26

1037. az önce müdahil oldum sanırım bu kampanyaya, cilt bakımında kore ürünlerini denemek istiyorum, yaklaşık 15 dakika önce korendy de her şeyiyle cilt bakımımı karşılayacak bir sepet yaptım, sonra durup düşündüm, bu ürünlerin hepsinden evde var, sırf kore ürünlerine geçeceğim diye evdeki yarımlar öylece kalacak mı? e onlara da çok para dökmüştüm alırken, aldıktan sonra bedava gibi geliyor insana ama dönüp düşünmek lazım, karar verdim, biten cilt bakım ürünüm yerine yenisini alırken kore ürünü olarak alacağım, böylece zaman içinde hem elimdeki ürünleri tüketmiş hem de kore ürünlerine geçiş yapmış olacağım, sanırım gereksiz tüketimim ve aşırı harcamamın en büyük sebebi bir şey denemek istediğimde bir anda o ürünle ilgili herşeyi almam ve çok sabırsız davranmam, umarım bu huyumu törpüleyebilirim.

9 ocak 13:58

1036. ben galeyana gelip o an beğendiği her şeyi alan biriyim. belki hiç yokluk görmediğim için şımardım. ama tek başıma ailemle yaşayıp koca maaşı arabanın masrafları dışında gezmeye tozmaya harcıyorum. buna dur demem gerekiyor. bugün yurtdışında doktorasını yapan çok yakın bir arkadaşımlaydım, türkiyeye her geldiğinde kıyafetlerimi makyaj malzemelerimi çocuklar gib karıştırmayı çok seviyor. yaşadığı kuzey ülkelerinde maksimum salaşlıkta yaşayan insanlarla aynı ortamda. gerçi orta avrupa'ya falan bakarsanız trende görürsünüz 10 kadından 9u bıyıklı. bizim gibi takıntıları yok. neyse avmde hava soğuk diye gezerken sephoraya soktum onu. allık highlighter falan denettim. sonra tam alacaktı, bu kız euro ile kazanıyor ve benim belki şuan kazandığımın 5 katını kazanıyor. yine de kendine dur dedi. sephoranın indirime girmiş kendi ürünlerini bile deneme amaçlı bile olsa almadı. almaya kalkıştığı şeyleri euroya vursan 20 euro etmez. benim sanırım bunlara ihtiyacım yok, almayacağım dedi ve bıraktı. ardından sephorada bir yarım saat daha gezindik ama kız hiçbir şeye atlamadı. ki çok sever bakımlı olmayı, sade makyajı...anladım ki onun gibi "ihtiyacım yok" demediğim sürece borç batağında yüzeceğim. doymam gerekiyor artık farkındayım. o yüzden bir de böyle arkadaşımı aklıma getirerek deneyeceğim bakalım...

7 ocak 00:35