sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1133)
  • medya (20)

1133. alım gücünün çok çok düştüğünü hepimiz çeşitli örneklerle tecrübe ettik. ben de krizi avantaja çevirerek sade ve temiz beslenmeye başladım, okul dönüşünde pastaneden aldığım 3 liralık açmayı, efendime söyleyeyim markette sigara alırken yanında aldığım 5 liralık abur cubur alışverişini kesince 1 haftada ettiğim tasarrufu yatırım parası yaptım ve bankaya attım. kenarda biriken para için de kendime küçük hedefler belirledim ve insanların dalga geçtiği öyle para mı birikir dediği miktarları biriktire biriktire dört haneyi gördüm. kilo verdim, cildimde kötü beslenmekten oluştuğunu tahmin ettiğim pütürcüklerin yok olduğunu gördüm. nefis terbiyesi ne demek onu da gördüm.

benim babam emekli ve içine düştüğümüz geçim sıkıntısı sebebiyle çalışıyor hala. günlük 100 lira kazanıyor, ben de avmye gittiğimde ve bir maskaranın 40 lira olduğunu gördüğümde, benim babam gününün yarısını bu maskarayı almak için mi çalışıyor diye sorduğumda kendimi frenliyorum. temel cilt bakımı alışverişim yılda 2 kez oluyor ve rutinimden bir şey eksilmedi fakat sadece gerçekten ihtiyacım olan şeyleri alıyorum artık.

bugün 15:00

1132. Uzun süredir yazmak istiyordum. Yazarlığım henüz onaylanınca bugüne kısmet oldu. tüketmemeye öncelikle belirli gıdalardan başladım. mesela her iş çıkışı eve giderken marketten aldığım abur cuburlara son verdim, illa canım bir şey isterse annemin pazardan aldığı meyveleri yedim. her gün iş yerinde öğle arası içtiğim yaklaşık 8-10 tl verdiğim kahveyi bıraktım, bunun yerine bir termos alıp kahvemi evden götürmeye başladım üstelik daha lezzetli. yazın da aynı şekilde smoothie yapıp getirmeyi düşünüyorum böylece iş yerinde ara öğünlerde çikolata vs almama gerek kalmayacak.

yiyecek konusunda erkek arkadaşımla dışarda yediklerimize de kısıtlama getirdik. malum bahar mevsimi hava çok güzel, eğer dışarı çıkacaksak cafe dışında yeşil alanlarda takılıyoruz bunun için de evde soğuk sandviç ve tostlar hazırlamaya başladım, bir nevi pinik. hem emek vermiş oluyorum hem çok da uygun oluyor. dışarda bir yemeğe en az 70-100 tl arası para gidiyor, üstelik vejetaryen bir çiftiz, vejetaryen menü bulmakta hem zorlanıp hem de üstüne o kadar para vermek çok gereksiz.

tam olarak tüketmeme sayılmaz ama yakın mesafe için toplu taşıma kullanmayı bıraktım, yürümeyi tercih ediyorum. iş yeri ve ev arası yürüyerek 35 dk sürüyor, hava kötü olmadıkça yürüyorum, son zamanlarda şekerli gıdaları da azaltınca beleşten kilo vermiş oldum.

kozmetik konusunda biraz şanslıyım çünkü hiçbir zaman fazlasını almadım zaten, her gün makyaj yapmama rağmen aynı görevi gören üründen 2 veya 3 taneye aynı anda sahip olmamışımdır. ruj ve allık gibi ürünlerden birkaç tane çeşidim var onları da genellikle renkleri karıştırıp kullanrak farklı renkler elde ediyorum.

kıyafette ise ahh kıyafet... giyinmeyi seviyorum ama genellikle kıyafetlerimi yüksek fiyatlara alıyorum, haliyle kaliteli şeyler oluyor ve yıllarca da giyiyorum ama son zamanlarda maalesef ki kıyafete ayıracak param kalmıyor bile. bu şekilde alamamış ve tüketememiş oluyorum zaten.

son olarak evde annemle deterjan, sirke, lif gibi şeyler yapmaya başladık. hem ev temizliğinde hem kişisel bakımımda kullanıyorum çok daha sağlıklı ve uygun fiyata geliyor. tarifleri youtubedeki ''doğa çöp üretmez'' kanalından alıyorum genelde. bu şekilde çevreye de daha duyarlı olmuş bulunuyorum. bir taşla iki kuş.

tüketmeyerek de saedece ay sonunu getirebiliyorum, en azından oraya buraya borcum olmuyor. ayrıca beni daha bilinçli ve duyarlı bir insan haline getirdiğini düşünüyorum.

bugün 10:05 bugün 10:07

1131. Fastfooda para harcamak yerine o parayla kasaba gidip yemeği kendim yapıp 3 kişilik ailemle beraber yiyorum. Hem daha hesaplı, hem daha sağlıklı hem de annem işten yorgun argın geldiğinde yemek düşünmemiş oluyor.

Kozmetiğe istemsizce ilgi duymamaya başladım. Yeni çıkan ürünler beni cezbetmiyor mesela. Herhangi bir mağazaya girip 5 saat de kalsam kafamdaki elzem ihtiyaç listesinden başka bir şeye elim gitmiyor. Vaatlerine kanamıyorum uzun süredir. Bence artık hepsi birbirinin laciverti.

Ailemle yaşıyorum ve genelde market indirimde beraber gideriz. Misal, ped, şampuan,deodornt ya da ağız bakımda güzel bir indirim varsa babam bile 'yardır' der. Hatta pedlerde şahane indirim varsa babam market arabasını bana bırakır "al 10 tane ya da ne kadar lazımsa. İhtiyacınız bu çekinme" der. Beni bırakır annemle gezer, kasada buluşuruz "hadi poşetle sen karışma" der.

Problemli cildime 40 tane ürün yerine 3 kuruşluk kilin ve sabunun doktorun verdiği ilaçlardan bile daha etkili geldiğini fark ettiğimden beri başka hiçbir ürün peşinde koşmadım. Zaten cildimin temizliğine önem verdiğimden makyajsız gezmekle de derdim yok. Kendimi seviyorum ve yüzümdeki minik sivilce izleri benim karakterimin önüne geçmiyor kimse için. Makyajı canım sıkılınca ya da adetliyken havam değişsin diye yapar oldum nicedir.

Kıyafet tercihim ezelden beri basictir. Düz kot, düz üstler alırım ve modayı sallamam. Zamansız parça seçerim. Hala 8 yıldır giydiğim taş gibi kıyafetlerim vardır bu yüzden de nadir yenilerini aldığım için marka tercih ederim.

Üniversite dönemimde dahi kredi kartı kullanmadım. Ailece nakit insanıyız. Henüz bir eksikliğini hissetmedik.

1 tane vişne çürüğü,1 tane doğal pembe rujdan başkasına ihtiyac duymam. Kendime de yakıştırmıyorum. Sanırım gözüm çok alıştığı için.

Ayakkabıya çok önem veririm zir ayağımdan operasyonlar geçirdim. Eskisen acımazdım parasına. Adidas, puma alırdım çoğunlukla. Ancak her sene bir tane alırdım. Bana yeterdi. Şimdi onların fiyatı uçtuğu için tesadüfen başka bir markaya denk geldim ve nice pumadan, adidastan daha konforlu çıktı. Üstelik yarı fiyatına. 600 lira spor ayakkabı mı olur lan, kira mı ödüyoruz?

Senelerdir ön ödemeli hat kullanırım. Paketim oldukça uygun fiyatlı. Evde de ölümüne wifi. Bu sebeple spotifya verdiğim 14 liraya asla acımıyorum. Çünkü günün 15 saati müzik dinlerim. Evdeyken tın tın çalar bilgisayardan. Kimseyi rahatsız etmem.

Gezip tozmayı sülalece severiz. Çoğunlukla ailemle yola çıkarım. Genelde de cüzdan açmadan eve dönerim.

Saçımı bunca zamanda sadece 1 kez boyattım. Bi ara tekrarlamayı düşündüm ama saçıma zarar vermeyi göze alamadım. Onun yerine köpük ya da bakım yağı alıyorum. Bana yetiyor bu kadarı.

Ailemin ekonomik durumu gayet iyi olmasına rağmen ülkenin durumuna bakıp da dünya kadar kimyasala yüzlerce lira akıtmayı saçmalık olarak görmeye başladım büyüdükçe. Gratise vereceğim 200 lirayı bankaya eklemenin daha büyük mutluluk verdiğini keşfettim mesela.

Bir dolap dolusu eşya ya da kozmetik bana güven vermiyor. Ama bankada iyi meblağ olması gerçek bir yatırım bence.

Kaldı ki çevrem de insanlara giydiğine harcadığına göre etiket yapıştırmaz. Arkadaş çevremde kimse youtuber izlemeye vakit harcamaz ki sosyal medyaya da önem vermez hatta. Ben arkadaşlarımla buluşunca saatlerce süsten, kıyafetten ya da kim kime ne demişten konuşmak istemem. Haz vermez bana. Onun yerine kaliteli zaman geçirmek daha çok mutlu eder beni. Arkadaşlarım da benimle aynı fikirde ve bunun aslında bu çağda ne kadar büyük bir şans olduğunu bilir hep de şükredirim.

Bence insanları elimde ne kalacak diye düşünmeden harcamaya iten sebeplerden biri de çevrelerinde içe değil dışa önem veren kişiler olması.

Üstündeki kıyafet eski sezon olabilir. Temizse ne önemi var ki? Önemli olan fikirleriniz, hayata bakış açınız ya da yanınızdakilere bir şeyler katabilmeniz değil midir? Bi kafede 5 saat oturup sohbetine doyamadığım insanın ne giydiğini sorsanız ertesi gün, hatırlamam. Ama ne dediğine kahkaha attığımı anlatabilirim hemen.

dün 17:42

1130. herkesin de dediği gibi, tüketemiyoruz. çünkü hiçbir şeye para yetmiyor. aldığım tek şey ped ve pamuk. şampuanı da market şampuanlarından alıyorum artık. her ay oje alan ben en son ne zaman aldığımı hatırlamıyorum çünkü 1-2 liraya aldığım şeyi 6 liraya almak zor geliyor. her şeyin fiyatı öyle arttı ki kozmetik mağazalarına girmek istemiyorum. böylece de tüketemiyorum.

20 mayıs 15:16

1129. benim için de tüket-e-miyoruz kampanyası oldu malesef. bir süredir yalnızca ihtiyaç alışverişi yapıyorum. yüz temizleme jeli, ped, pamuk, şampuan gibi.

bugün şu dikkatimi çekti recete.com'da eski siparişlerime bakarken. 400 ml la roche posay effaclar jel alacaktım, 13.07.2017 tarihinde 44 tlye aldığım temizleme jelim şu an 89 tl. artık ihtiyaçlarımı da alamıyorum. yazık, çok yazık.

edit: yazım hatası

20 mayıs 15:14 20 mayıs 15:14

1128. ben şahsen kozmetik alışverişi hastalığımın önüne geçmek için kozmetiğe ayda 100 tl limit koymaya dayalı bir sistem yaptım kendime. bir tablo yaptım, ayları yazdım, karşılarına da her ay aldıklarımı ve fiyatlarını yazıyorum, o ay 100 tlden az harcama yaptıysam sonraki aya devrediyor, fazla yaptıysam da sonraki aydan eksiliyor. fakat bu harcamaya ped, pamuk, şampuan, deodorant vs. de dahil, yani kozmetik mağazalarında satılan her şey. 

tüketmiyoruz değil de az tüketiyoruz kampanyası daha çok benimki ve 100 tl de az bir meblağ değil belki ama gerçekten başka hiçbir şey işe yaramadı bende. bu sistem birkaç aydır işliyor gibi gözüküyor. high end bir şey almak istediğimde aylarca beklemem gerekiyor ve yeni başladığım için emin değilim ama bir şey almak isteyip aylarca bekleyince ya unuturum ya da almak istemem artık gibime geliyor. bir süre sonra 50 tlye düşürücem inş...

ne hale geldik ya, tablo mablo :D

16 mayıs 20:20

1127. üzülerek söylemeliyim "tüketemiyoruz kampanyası" olarak değiştirilmesi gereken başlık

14 mayıs 21:23

1126. (gbkz: Ön bilgi): Öğrenciliğimden beri gelirim iyi olmasına rağmen geçim sıkıntısı çekiyorum. Bunu da sürekli ihtiyacım olmayan şeyler satın almama bağlıyorum. Benim durumumda olan herkes (gbkz: tüketmemeye başlamadan önce bir psikologla görüşmeli). Ben yaptım. Hayatınızdan memnun olmadığınız sürece mutluluğu alışverişte arayacaksınız, önce bunu çözün. Başka şeylerle mutlu olabildiğinizi fark ettiğinizde hangi marka allık sürdüğünüzün ya da kaç liralık çanta taktığınızın gerçekten bir önemi kalmıyor.

(gbkz: 1 yıldır gerçekleştirmeyi başardığım değişiklikler):

* Kendi evimden çıkıp ailemin yanına taşındım. İşime biraz uzak ama 1500 tl kira + bir o kadar ev giderinin cebimde kalacağını düşününce yola katlanmak zor olmuyor. Ailemin yanında özgürlük anlamında bir sıkıntım yok, benimki şımarıklıktı, boyumun ölçüsünü alıp evime geri döndüm. Mutfak masraflarına ve bazı faturalarına ortak oluyorum ki böyle bir talepleri bile yok.

* Taşınırken fark ettim ki önümüzdeki iki yıl şampuan, ped, makyaj malzemesi ve kıyafet almasam yaşayabiliyorum. İki yıllık masrafım cebimden uçmuş gitmiş. Her eşyamı kategorilere ayırıp düzenledim. Verilecek olanları verdim. Kıyafetlerim küçük bir genç odası dolabına, makyaj malzemelerim –ki mac, nars gibi markalar dışında almam- orta boy bir kozmetik çantasına sığacak kadar kaldı. Bu surede ciddi kilo verdim (anne evinde sağlıklı yemek) ve eskiden alıp giyemediğim birçok kıyafetimi giymeye başladım. Bu da sanki alışveriş yapmışım hissi yarattı. Ayakkabı çılgınlığım zaten yoktu, eskidikçe en iyisini alan biriyim ve eskimesi de uzun sürüyor haliyle.

* Cilt bakım rutinimi değiştirdim. Envayi çeşit kremden maskeden azad oldum. Cildim şaşırtıcı derecede daha iyi şu an. Ne kadar az kimyasal o kadar iyi bir ciltmiş meğer.

* Influencer tayfayı takipten çıkardım. Youtube da makyaj videosu değil belgesel izlemeye başladım. Gratis Watsons gibi mağazaların sms listesinden çıktım. Reklama denk gelmedikçe indirimlerden haberim olmuyor.

* Kitap alma hastalığım vardı ama okuma hızımla ters orantılıydı. Goodreads’e üye oldum ve okuduğum kitapları oraya not etmeye başladım. Hedeflediğim kitaplar bitmedikçe kitap siparişi vermiyorum. Online kitapçılarda hazır sepetler yapıyorum nefsimi köreltmek için ama sipariş vermiyorum.

Bu şekilde devam ederek önümüzdeki bir yıl içinde tüm kredi borçlarımdan kurtulacağım, borcu biten kartı da gidip kapatıyorum anında. Şimdiye dek iki tane kapattım. Benden bu kadar.

14 mayıs 18:40

1125. (link: https://youtu.be/uBOi6c0m-fU içimizdeki tüketim canavarı) diye bir videoya denk geldim. Anlamsız tüketim alışkanlıklarımızın kendimizi, ilişkilerimizi ve hayatı algılayış biçimimizi de nasıl bozduğunu günlük bir dille sohbet tadında anlatmış. Seçimlerimizi yaparken belki ışık tutar. Çünkü bir konudaki aşırı davranışların altında mutlaka başka bir yerdeki eksiklik veya hazmedilmemiş durumlar ya da duygular yatıyor bence. Aslında alırken kendimizi satıyoruz farkında olmadan. Hızlı karar verirken Kendimizi, zamanımızı, çabamızı, kendimize verdiğimiz sözleri ve daha nice bizden giden şeyleri gözardı edebiliyoruz. Bu dertten muzdarip insanların, ki içinde ben de varım, önce kendisiyle yüzleşmesi ve yüzleştiğinde ortaya çıkan gerçekleri hazmetmesi gerekiyor. Son noktası da, hazmedilenler için bir aksiyon planlaması yapılması gerekiyor. Kozmetik konusundan yola çıkarsak bence eldeki tüm ürünler tüm stoklar o dolaplardan çıkarılıp yere konmalı. Ve kişi onun önüne oturmalı ve hepsini tek eline alıp sadece düşünmeli. Belki 15 dakika belki 20 dakika. O ürünlerin nereden geldiği, içindekiler, alırken yapılan fedakarlıklar, aynısından ya da ikamesinden kaç tane olduğu. Evde benzeri ya da muadili varken hangi ihtiyaç bize aynısından aldırıyor? Bunun ardında hangi korkular hangi ihtiyaçlar var? Üstünde düşündükten sonra, tasnif ve ihraç aşaması geliyor. Elemeler yapıldıktan sonra, her satın alım öncesi kararsızlıkta o oturma ve düşünme ani hatırlanırsa, kişi o alışveriş güdüsünü bastırabilir ve elindeki bittikten sonrası için davranışını öteleyebilir. Sosyal medyada sevdiği bir ürünü indirimli alınca ya da bulamadığı bir ürünü bulunca "ben de hemen bi tane kaptım" şeklinde açıklamalar okuyorum. Kapmak kelimesi bence çok tuhaf çünkü bir çağrışımı kıtlığı, açlığı ve zaferi tanımlıyor. Gerçekten kişinin vazgeçilmez ürünlerini tenzih ediyorum ama onlar olmadan da yaşadık, yaşıyoruz, yaşayacağız. Her ne kadar almazsak öleceğiz sansak da ölmüyoruz. Ortada hayati bir tehlike yok. (İlkel beynimiz her ne kadar bize aksini söylese de.) Eğer bizim planimiz yoksa, başkalarının bizim için mutlaka bir planı var. Başkasının planinin sujesi olmak yerine, bilinçli seçimlerle kendi planimizi oluşturup kendi hayatimizin öznesi olmayi seçmeliyiz.

14 mayıs 14:43

1124. Evde artık ne kıyafete ne ayakkabıya ne çantalara ne de kozmetik ürünlerine yer kalmadı. İndirimlerden stokladıklarım bile yük gibi. Şimdi ilk olarak onları tüketeceğim ve asla ama asla yeni şeyler almicam.

14 mayıs 12:39