sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (1141)
  • medya (20)

1141. ben şahsen kozmetik alışverişi hastalığımın önüne geçmek için kozmetiğe ayda 100 tl limit koymaya dayalı bir sistem yaptım kendime. bir tablo yaptım, ayları yazdım, karşılarına da her ay aldıklarımı ve fiyatlarını yazıyorum, o ay 100 tlden az harcama yaptıysam sonraki aya devrediyor, fazla yaptıysam da sonraki aydan eksiliyor. fakat bu harcamaya ped, pamuk, şampuan, deodorant vs. de dahil, yani kozmetik mağazalarında satılan her şey. 

tüketmiyoruz değil de az tüketiyoruz kampanyası daha çok benimki ve 100 tl de az bir meblağ değil belki ama gerçekten başka hiçbir şey işe yaramadı bende. bu sistem birkaç aydır işliyor gibi gözüküyor. high end bir şey almak istediğimde aylarca beklemem gerekiyor ve yeni başladığım için emin değilim ama bir şey almak isteyip aylarca bekleyince ya unuturum ya da almak istemem artık gibime geliyor. bir süre sonra 50 tlye düşürücem inş...

ne hale geldik ya, tablo mablo :D

16 mayıs 20:20

1140. üzülerek söylemeliyim "tüketemiyoruz kampanyası" olarak değiştirilmesi gereken başlık

14 mayıs 21:23

1139. (gbkz: Ön bilgi): Öğrenciliğimden beri gelirim iyi olmasına rağmen geçim sıkıntısı çekiyorum. Bunu da sürekli ihtiyacım olmayan şeyler satın almama bağlıyorum. Benim durumumda olan herkes (gbkz: tüketmemeye başlamadan önce bir psikologla görüşmeli). Ben yaptım. Hayatınızdan memnun olmadığınız sürece mutluluğu alışverişte arayacaksınız, önce bunu çözün. Başka şeylerle mutlu olabildiğinizi fark ettiğinizde hangi marka allık sürdüğünüzün ya da kaç liralık çanta taktığınızın gerçekten bir önemi kalmıyor.

(gbkz: 1 yıldır gerçekleştirmeyi başardığım değişiklikler):

* Kendi evimden çıkıp ailemin yanına taşındım. İşime biraz uzak ama 1500 tl kira + bir o kadar ev giderinin cebimde kalacağını düşününce yola katlanmak zor olmuyor. Ailemin yanında özgürlük anlamında bir sıkıntım yok, benimki şımarıklıktı, boyumun ölçüsünü alıp evime geri döndüm. Mutfak masraflarına ve bazı faturalarına ortak oluyorum ki böyle bir talepleri bile yok.

* Taşınırken fark ettim ki önümüzdeki iki yıl şampuan, ped, makyaj malzemesi ve kıyafet almasam yaşayabiliyorum. İki yıllık masrafım cebimden uçmuş gitmiş. Her eşyamı kategorilere ayırıp düzenledim. Verilecek olanları verdim. Kıyafetlerim küçük bir genç odası dolabına, makyaj malzemelerim –ki mac, nars gibi markalar dışında almam- orta boy bir kozmetik çantasına sığacak kadar kaldı. Bu surede ciddi kilo verdim (anne evinde sağlıklı yemek) ve eskiden alıp giyemediğim birçok kıyafetimi giymeye başladım. Bu da sanki alışveriş yapmışım hissi yarattı. Ayakkabı çılgınlığım zaten yoktu, eskidikçe en iyisini alan biriyim ve eskimesi de uzun sürüyor haliyle.

* Cilt bakım rutinimi değiştirdim. Envayi çeşit kremden maskeden azad oldum. Cildim şaşırtıcı derecede daha iyi şu an. Ne kadar az kimyasal o kadar iyi bir ciltmiş meğer.

* Influencer tayfayı takipten çıkardım. Youtube da makyaj videosu değil belgesel izlemeye başladım. Gratis Watsons gibi mağazaların sms listesinden çıktım. Reklama denk gelmedikçe indirimlerden haberim olmuyor.

* Kitap alma hastalığım vardı ama okuma hızımla ters orantılıydı. Goodreads’e üye oldum ve okuduğum kitapları oraya not etmeye başladım. Hedeflediğim kitaplar bitmedikçe kitap siparişi vermiyorum. Online kitapçılarda hazır sepetler yapıyorum nefsimi köreltmek için ama sipariş vermiyorum.

Bu şekilde devam ederek önümüzdeki bir yıl içinde tüm kredi borçlarımdan kurtulacağım, borcu biten kartı da gidip kapatıyorum anında. Şimdiye dek iki tane kapattım. Benden bu kadar.

14 mayıs 18:40

1138. (link: https://youtu.be/uBOi6c0m-fU içimizdeki tüketim canavarı) diye bir videoya denk geldim. Anlamsız tüketim alışkanlıklarımızın kendimizi, ilişkilerimizi ve hayatı algılayış biçimimizi de nasıl bozduğunu günlük bir dille sohbet tadında anlatmış. Seçimlerimizi yaparken belki ışık tutar. Çünkü bir konudaki aşırı davranışların altında mutlaka başka bir yerdeki eksiklik veya hazmedilmemiş durumlar ya da duygular yatıyor bence. Aslında alırken kendimizi satıyoruz farkında olmadan. Hızlı karar verirken Kendimizi, zamanımızı, çabamızı, kendimize verdiğimiz sözleri ve daha nice bizden giden şeyleri gözardı edebiliyoruz. Bu dertten muzdarip insanların, ki içinde ben de varım, önce kendisiyle yüzleşmesi ve yüzleştiğinde ortaya çıkan gerçekleri hazmetmesi gerekiyor. Son noktası da, hazmedilenler için bir aksiyon planlaması yapılması gerekiyor. Kozmetik konusundan yola çıkarsak bence eldeki tüm ürünler tüm stoklar o dolaplardan çıkarılıp yere konmalı. Ve kişi onun önüne oturmalı ve hepsini tek eline alıp sadece düşünmeli. Belki 15 dakika belki 20 dakika. O ürünlerin nereden geldiği, içindekiler, alırken yapılan fedakarlıklar, aynısından ya da ikamesinden kaç tane olduğu. Evde benzeri ya da muadili varken hangi ihtiyaç bize aynısından aldırıyor? Bunun ardında hangi korkular hangi ihtiyaçlar var? Üstünde düşündükten sonra, tasnif ve ihraç aşaması geliyor. Elemeler yapıldıktan sonra, her satın alım öncesi kararsızlıkta o oturma ve düşünme ani hatırlanırsa, kişi o alışveriş güdüsünü bastırabilir ve elindeki bittikten sonrası için davranışını öteleyebilir. Sosyal medyada sevdiği bir ürünü indirimli alınca ya da bulamadığı bir ürünü bulunca "ben de hemen bi tane kaptım" şeklinde açıklamalar okuyorum. Kapmak kelimesi bence çok tuhaf çünkü bir çağrışımı kıtlığı, açlığı ve zaferi tanımlıyor. Gerçekten kişinin vazgeçilmez ürünlerini tenzih ediyorum ama onlar olmadan da yaşadık, yaşıyoruz, yaşayacağız. Her ne kadar almazsak öleceğiz sansak da ölmüyoruz. Ortada hayati bir tehlike yok. (İlkel beynimiz her ne kadar bize aksini söylese de.) Eğer bizim planimiz yoksa, başkalarının bizim için mutlaka bir planı var. Başkasının planinin sujesi olmak yerine, bilinçli seçimlerle kendi planimizi oluşturup kendi hayatimizin öznesi olmayi seçmeliyiz.

14 mayıs 14:43

1137. Evde artık ne kıyafete ne ayakkabıya ne çantalara ne de kozmetik ürünlerine yer kalmadı. İndirimlerden stokladıklarım bile yük gibi. Şimdi ilk olarak onları tüketeceğim ve asla ama asla yeni şeyler almicam.

14 mayıs 12:39

1136. Daha önceden yazdığım girdi için (link: https://www.suslusozluk.com/tüketmiyoruz-kampanyası?i=853555 Buraya). Yeni fikirlerle geldim süslüler. Çünkü ”tüketmiyoruz” olayı dönemsel olmamalı, insanın hayat tarzına yerleşmeli. Sanırım ben tam olarak da bunu yapıyorum. Bunu bana Yıllar önce deselerdi, ben ve çevrem buna gülerdik. Ben ki öğrenciyken 27373837 tane fondöteni olan kız, ben ki yaz günü sırf doğramaya üşendiği için rendelenmiş domates alan kız. Ben ki ayakkabısının kaybolduğunu iki yıl sonra farkeden kız. Ama işler öyle olmuyormuş. Hayat gerçekten zormuş. İşin parasal kısmı bir yana “vakit” kısmı da çok önemliymiş. Eskiden saatlerce internette online sitelere bakardım. Gratiste indirimi duyunca atlardım tramvaya 45 dk yol gider,iki allık kovalardım. Gerçekten bunlar için vaktim ve enerjim yok. Eve getirdiğim her ürün benim için fazladan yük demek. Onları koyacak yer bulmak, düzenli tutmak bana parasından daha külfetli geliyor. Fazladan aldığım her kıyafet bana; yıka, ütüle,kaldır,yer bul, düzenle, yıka, ütüle... olarak geri dönüyor. Bazen yılda bir kere giydiğim kazağa hizmet ettiğimi düşündükçe sinirleniyorum. Mevsim geçişlerinde onları yıkamak, bazanın altında onlara yer bulmak, iki ay sonra tekrar gün yüzüne çıkarmak gerçekten pek de akıllı işi değil. Eşim gerçek bir minimalist. Beş gömlek, on tişört, üç hırka, iki pantalondan oluşan bir dolabı var. Kıyafetlerinin hiçbiri üst üste asılı değil. Hafta sonu bir tatil planladığımızda bavul yapması üç dakika. Abartmıyorum üç dakika. Ondan bu konuda çok şey öğrendim. O da benden ”evde yemek yeme” konusunda çok şey öğrendi. Artık her şeyi evde yapıyorum. Önceden haftada üç dört kere dışarda yemek yerken. Şimdi ayda iki kere yiyoruz. Ve gerçekten inanılmaz kar ettik. Ayırdığımız paralarla yurt dışı tatili planlıyoruz. iki kere giyeceğim ayakkabıya para gömmektense şehir görmeyi tercih ediyorum artık.

14 mayıs 11:35 14 mayıs 11:40

1135. Bu pahalılıkta bu başlık benim için TÜKET(E)MİYORUZ ‘dur. İndirimden ihtiyaçlarımı almak isterken kendimi bu kadar kötü hissetmemiştim. Geçen sene indirimde 25 TL’ye alabildiğim rimel bu sene indirimde 50TL!! Seneye ne olur onu hiç bilemiyorum

13 mayıs 21:01

1134. gratis indirimini kazasız belasız hiçbir şey almadan atlattım:)

ama niyans in motion loreal'in yeni çıkacak olan serisini denemiş ve allık gerçekten çok güzeldi:(

ama tüketmiyoruz kampanyası dolayısıyla almayacağım.

çünkü (link: https://www.suslusozluk.com/project-pan?i=938801 bitirme projem) bitmedi.

13 mayıs 20:40 13 mayıs 20:41

1133. (yazar: nilll) e aşırı aşırı katılıyorum. Son zamanlarda kişilerin “özel olduğu” düşüncesine oynuyorlar resmen. Belki daha önce de vardı bu ki ilk “loreal çünkü biz buna değeriz” ile fark etmiştim. Hani herkesten farklı olma, üstün olma, kendine layık olma gibi bir dürtü düşünce olur ya heh tam da onu kullanan sloganlarla dere tepe düümdüz gidiyorlar. Her sene yeni yıl ile başlayıp sevgililer günü, anneler günü, babalar günü,arada bayram vs diyerek insanların egolarına hitap edecek şeylerle mail kutularını, cep telefonlarını resmen taciz etmeleri.

Bir de daha lisedeydim sanırım annemin kartıyla eczaneden birkaç şey alacakken “gelin cilt analizi yapalım” diyen eczacının gazına gelip oturmuştum koltuğa. yağ dengesi oturmamış, sınav stresiyle boğuşan ve tam da doğru tahmin ettiği gibi 16-17 yaşında fiziksel görüntüsünü gaayet sorun edecek birine “vay cildin böyle , eyvaah neler görüyorum böyle, ne hale gelmiş” diye diye darphin peelingler, dead sea maskeler, biodermalar kakalayan ( evet resmen kakalamıştı bana ve ben de keriz gibi almıştım,kerizi kerizlerler o zaman değil ama şimdi ayıyorum) o eczacı gibi insanın kişiliğine, beğenilme duygusuna oynayanları o kadar net ayırt edebiliyorum ki. Muazzam olamayız, gözenekler olabilir olmaması anormal zaten tabi sünger gibi de olmasın ama :) ola ki öyle yine de sunucu, oyuncu değilse yüzüyle iş yapmıyorsa kusursuz güzellik dayatması niye. Silikonu bastığın bazı iteleyesin diye mi. Yemiyoruz :)

11 mayıs 23:02 11 mayıs 23:06

1132. Kesinlikle şuan yapmamız gereken eylem. Hatta bununla ilgili bir kitap önerisinde de bulunayım , “ Max Barry - ironi “ Mutlaka okumanız gerek sistemin bizi nasıl köleleştirdiğini en güzel şekilde anlatıyor. Eminim okuduktan sonra düşünceleriniz çok değişecek

11 mayıs 22:27 11 mayıs 22:28