yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1204)
    • medya (25)

    1204. Ben bu kampanyadan gerçekten güç alıyorum. Benim gibi tüketim alışkanlıklarını gözden geçiren insanların olduğunu bilmek çok güzel. Kötüleşen ekonomik şartlar nedeniyle tüketemediğimiz doğru ama zaten hem doğayı yıpratmamak hem de kendimizi eşya yığınlarının altına gömmemek amacıyla tüketmemek de lazım. Burada hep giyim, makyaj falan konuluyoruz ama tüketmeme düsturuna mutfak için kap kacak, havlu, vs. de dahil bence.

    Bu yaz hiç ev eşyası, giyim-ayakkabı-çanta vs. alışverişi yapmadım. Makyaj malzemesi olarak da sadece ihtiyaç aldım. Özellikle ayakkabılarım çok yıprandı ve tepe tepe giydiğim için yıprandıklarını görmekten mutlu oldum. Ayakkabılarımı ve yaz boyu kullandığım iki çantamı tamire vereceğim, bu sayede önümüzdeki yaza da yeni şeyler almadan devam ederim diye düşünüyorum.

    Geçen kış trendyol batağına düşüp kalitesiz şeylere bi ton para verdim malesef. Bu kış çok dikkatli harcama yapacağım. Para biriktirip almak istediğim mesleki eğitimler var örneğin, kazak mı daha önemli mesleki gelişim mi.. Bunları da kendime cesaret vermek üzere yazıyorum!!

    16 dk önce

    1203. Uzunca bir zamandır kozmetik ürünü almıyorum only maskara:)Cosmetica indiriminden çok güzel bir sepet yaptım az önce kendime.Şu an almamaya karar verdim, boşuna öyle böyle diye kartla yaptığım alışverişler, zorlanıp ödeyemeyince o deli faizler, ne gerek var ya.hayati değil ve bu başlık güç veriyor insana.

    19 eylül 22:21 19 eylül 22:54

    1202. Ne kadar zamandır bu kampanyaya dahil olduğumu unuttum. Sadece uzun zamandır olduğunu biliyorum ve bu zamanda olumlu ve olumsuz anlamda çok şey değişti. Biraz fark ettiklerimden bahsetmek istiyorum.

    Öncelikle bugün en iyi zamandır.

    Ne demek istiyorum? Bir yıldan uzun bir süredir bu kampanyaya dahilim ve başladığım zamanla şu an arasında ciddi bir uçurum var. Fiyatlar bu sürede uçup gittiği için o zaman rahatça yaptığım birikimi şu an kendimi sıkarak yapabiliyorum. Bu böyle devam edecek. Seneye "geçen sene çok daha rahat birikim yapabiliyordum." diyeceğim çünkü birikim yapabilmek için kendimi çok daha fazla sıkmam gerekecek. Yani bir şeye başlamak istiyorsanız, bugün en iyi ve karlı zaman.

    Eşyaya değer atfetmeyin.

    Bahsettiğim şey marka değeri ve marka değerinin sizde oluşturduğu istek hali. Elimde severek aldığım kinetix sırt çantam varken sırf nike'ı marka olarak seviyorum, lüks görüyorum, onun benim olması kendimi daha özgüvenli hissettirecek diye gidip nike sırt çantasını almamak. Özgüveni eşyaya ve markaya bağlamamak bu dönemde öğrendiğim ve düşünce şeklime oturtmak istediğim bir durum oldu. Eşyalara markadan bağımsız bakmayı zor da olsa öğrendim. Bu sırt çantası, bu da bir sırt çantası. Aynı işleve sahipler. Aynı işi yapıyorlar. O zaman elimdekini kullanmak daha faydalı. Elimde bir tane varken ikinciye ihtiyacım yok düşüncesi.

    Koleksiyon fikrinin altında yatan nedenlere bakın.

    Beni mutlu eden şey kitaplardı. Odamda dört koca kitaplık vardı. Aynı kıyafetlerde yaptığımız gibi kitaplarda da dökme, düşünme, toparlama işlemi yaptım. Dört kitaplığımdaki kitapların tamamını yere boşalttım. Yalnızca "beni çok etkiledi, bu kitaptan ayrılmaya hazır değilim." ve "ben bu kitabı tekrar tekrar okurum." dediğim kitapları elimde tuttum. İnanır mısınız bilmiyorum ama üç koca kitaplık satılacak kitabım var. Zamanında okuma tarzıma uymuş, okumuş, beğenmiş ya da beğenmemişim. Büyüdükçe kitaplara bakışım, kitaplardan aldığım haz, kitap okuma zevkim değişmiş. Bu üç kitaplık artık beni yansıtmıyor ve küçük odamda büyük bir yük. Bunları ikinci el satış platformlarından satıp gerekeni ihtiyaçlara(yeni kitaplar, tamir ettirilmesi gereken kıyafetler, yırtıldığı ya da artık kullanılamayacak durumda olduğu için yenisi gereken eşyalar...) kullanıp kalanıyla yatırım yapıyorum.

    Birikim değil yatırım yapın.

    Bu bence tüm bu yazıdaki en önemli madde. Birikim önemlidir. Tasarruf önemlidir. Ama para durduğu yerde değer kaybeden bir şeydir. Bu yüzden birikimlerinizi yatırıma dönüştürmek çok ama çok faydalı ve gereklidir. Eğer bu işlerden anlıyorsanız borsa, hisse senedi hatta kripto paralara yönelebilirsiniz. Benim bunlarla ilgili herhangi bir fikrim ya da ilgim yok diyorsanız dünyaca kabul edilmiş güvenli para birimlerine geçebilirsiniz. Dolar, altın gibi.

    Fakir bir ülkenin vatandaşları olduğunuzu kabul edin.

    Bunu kabul etmek bana lüks bir yaşam sürdüğümü fark ettirdi. Gün geçtikçe fakirleşiyorum. Gün geçtikçe ihtiyaçlarımı daha zor karşılar hale geliyorum. Gün geçtikçe elime geçen paranın miktarı aynı olmasına rağmen değeri düşüyor. Bu çok kötü ve tehlikeli bir durum. Bizim geleceğimiz için. Biz genciz. İsteklerimiz, hedeflerimiz, ihtiyaçlarımız var. Gün geçtikçe daha çok mutsuzluğa itiliyoruz. Bunun temel sebebi sadece ihtiyaçlarımızı karşılayacak kıt kanaat paramız olması ve istek ve hedeflerimizden gün geçtikçe uzaklaşmamız. Bu ülke kötü yönetilen fakir bir ülke. Siz de bu ülkenin imkanlarına sahip bireylersiniz. Bunu kitlesel anlamda değiştirmek imkansıza yakın olsa da kişisel bazda değiştirilebilir. Kendinizi düşünün, bencil olun. Düzenin çarkını döndürmeye çalışmak yerine kendinizi garanti altına alın, yatırım yapın.

    Umarım yazdıklarım üçüncü sınıf kişisel gelişim kitabı havası uyandırmamıştır.(gizlinot: swh) Sadece geçen bu zamanda fark ettiklerimi bir başlık altında toplamak istedim. Tekrar etmek istiyorum. Tüketmiyoruz kampanyası on beşinci ruju almamak için kendinizi ikna etme yeri değildir. Bizi parçalayarak dönen çarkı yavaşlatma ya da durdurma yeridir. Okuduğunuz için teşekkürler.

    19 eylül 10:42 19 eylül 10:59

    1201. Kredi çektim. Birikim yapmak çok zor bari bi şekilde borca gireyim mecbur öderim boşa harcamam maaşımı diyip araba aldım. Bu başlığı baştan sona okuma zamanı şimdi. Ucu ucuna geçinecek gibiyim çünkü. Ama yine de mutluyum çok istediğim hayalime ulaştığım için. 

    19 eylül 09:54 19 eylül 09:54

    1200. makyaj yapmaya yeni başladığımda bir heves aldı başını gitti. o renkler, o ışıl ışıl yapılar resmen kendilerine çekiyordu ve durmadan alıyordum. tabi şimdi hepsi duruyor belli başlı şeyleri kullanıyorum. bir gün objektifçe düşündüm ve bunlara hiçbir şekilde ihtiyacımın olmadığını, elimdekilerini beni uzun zaman götürebileceğini kabul ettirdim kendime. o gün bu gündür hiç satın almıyorum makyaj malzemesi. arada indirimlerde yine gözüme çarpacak gibi olsa da kendimle yaptığım konuşmamı hatırlatıyorum kendime ve yürüyüp gidiyorum. daha sonra almadığımı, irademe sahip çıktığımı anımsayınca da ayrı bir haz almıyor değilim

    18 eylül 13:11

    1199. bugün kendi kendime tüketmemek için söz veriyorum. bir yıl boyunca giyim, çanta, ayakkabı, kozmetik almayacağım. elimdekileri daha iyi kombinleyip değerlendireceğim, giyecek hiç bir şeyim yok tripleri yapmayacağım. sahip olduklarımla mutlu olmayı öğrenmem gerek, kendime meydan okuyorum yoksa tüketmek beni tüketti. 

    18 eylül 12:33

    1198. biraz uzun ve öğrenci işi olacak. düzenli bir gelirim yok. 

    yurttan eve taşın, evden yurda derken küçücük bir askeriye dolabı da kullanmanın etkisiyle “her şeyden az olsun” mottosuyla yola çıktım. öğrenci bütçesiyle tüketmiyoruz değil “tüketemiyoruz” demek daha yaygın bir ifade, farkındayım. ama yapacak bir şeylerimiz hala var.

    ilk olarak ya zaten az içiyorum(haftada bir iki paket), bırakmasam da olur dediğim sigarayı bıraktım. 

    kredi kartım yok, ancak bursu eksiye düşerek harcama diye bir şey var. nakit avans oluyor adı sanırım. onu kestim.

    ihtiyaç listesi yaparak alışveriş yapmaya başladım. okul başlıyor, sıvı sabun da lazım, çoraplarım eskimiş, spor ayakkabım da çürümüş. hepsi için ayrı ayrı market incelemesi yapıyorum. hangisi daha acilse onu almaya çalışıyorum. 

    yurtta çalınır diye hiç kumbara almaya korkuyordum. eski bi krem kutusunu bozuk para kumbarası yaptım. 1 liradan küçük olan paraları atıyorum. öğrenci için 1 lira bozuk para değildir arkadaşlar.

    dışarıda yemek meselesine bir çözüm bulamamıştım. yurda gelene kadar açlığımı bastırması için aldığım tost 7.5 tl tutunca margarin ve ekmeğe değer mi diye düşünüyor insan... bu yüzden kendi sandviçlerimi yapıp yanımda taşımaya başladım. önceleri biraz çekiniyordum ama şimdi herkese alıştırdım. zamanım olmadığında da çiğ badem atıştırıyorum. 

    hayattaki en büyük ve tek meziyetim iyi kahveyi kötüsünden ayırabilmek. karton bardak nescafeyi içe içe midemi de delebileceğimi fark ettim, o nasıl bir asitli histir. kendi taze filtre kahvemi demleyip, parasına kıyıp aldığım kaliteli bir termosla bu işi de hallettim. 

    kısa vadede daha ucuza gelmiyor olabilir, ama uzun vadede cidden rahatlattı.

    duş jelleri hem sırtımda çok sivilce yapıyor hem de sabuna göre daha pahalı. defne sabunu edindim, üzerine kokusu güzel bir nemlendirici sürünce duş jelinin kokusunu da özlememiş oluyorum.

    cahille sohbeti ve fondöteni kestim, indirimlerde sadece ped, pamuk, parfüm gibi şeyler almaya çalışıyorum. fondöten dışında renkli kozmetik sevsem ve kullansam da trendler bir tekrardan ibaret. kandırmacadan başka bir şey değil. bir tane doğal, bir tane koyu renkli ruj yeter mesela. karıştırıp karıştırıp kullanıyorum. 

    oda arkadaşım sayesinde daha da bilinçlendim. çöplerimi ayırıyorum, soda şişesi dahil bir sürü cam, plastik ve kağıdı çevreye kazandırmış oluyorum.

    kitapları kütüphaneden alıyorum, bulamadıklarımı mutlaka sahaflardan temin edip değiştire değiştire yeniliyorum. 

    bizim evde hiç yumuşatıcı kullanılmazdı annem rahatsız olduğu için. arkadaşlarımdan çok özenirdim, aldım ben de yurda geçip ailemden kopunca. elzem değilmiş gerçekten, ağırlık yapıyor. hatta çamaşırları yıpratıyor. biraz da pahalı bir şey. belli başlı kıyafetler için kullanıyordum, daha az yıkanan mont, kaban, kot, sutyen vs gibi. sonra tamamen kestim. hiç eksikliğini hissetmiyorum.

    aslında bu aralar aşmaya çalıştığım şey; ikinci el kullanmayı öğrenmek olacak. ama hijyen takıntısı, yeni bir şey almanın hazzı da eklenince hep ikinci planda kalıyor. 

    mesela 300 liralık olan bir kabanı 100 tlye bulabilirim. ama aldığım kaban işe yaramaz haldeyse ve olur ya bir sürü insanın başına gelmiş dolap veya gardrops’dan iade talepleri reddedilmiş. işte bu durumda benim gözden çıkarabileceğim değil 100 lira 10 liram bile yok. pasajları gezebilirim belki.

    18 eylül 03:36 18 eylül 03:45

    1197. Ankara yavaştan sogumaya başladı ve ben sonbaharliklari çıkardım. Bazamin altında bosluklar olduğunu görünce epey yol kat ettiğimi fark ettim. Çünkü sattım, bağışladım ve yenisini almadım. Buna rağmen hala etiketiyle duran gömlek ve ceketlerim var ve bu sene de giymezsem elden çıkacaklar. Fakat şunu fark ettim ki büyük tutkuyla aradığım, mağaza mağaza gezerek bulduğum bir ayakkabıyı, toplasan 5 kez giymemişim; başlarda giymeye kıyamadığımdan(gizlinot: Evet öyle manyakliklarim vardır) sonrasında ise rahatsız edişinden. Ama bu yaz tepe tepe kullandığım ve sonunda topuğu tamir edilmez sekilde kırılan ayakkabimi attım ve o az giydiğim ayakkabiyi havalar iyice soğumadan attigim ayakkabının yerine kullanmaya karar verdim.

    Bir de kardeşim ve kuzenlerimden gelen kıyafet o kadar çok ki biraz onları da giyip, bu sene eskitip vedalasacagim. Bu kış da birşey almak istemiyorum. Sadece trenckotumun kemerinin tokası plastikti kırıldı. ben tokasına denk gelen kısmı keserek Trençkotuma son bir şans verip, eskitecegim. Ancak Seneye kaliteli bir trenckot alacagim. Gerçi iyisinin bile en ucuzu 300 tl. dolayisiyla bu hayal ekonimimiz iyi hale gelirse hayata geçecek

    .

    17 eylül 22:43

    1196. indirimde herhangi bir ürün gördüğümde eğer rengini ya da desenini beğeniyorsam muhakkak ''Buna ihtiyacım var mı?'' diye kendime sorarım. ''İstek'' değil de ''İhtiyaç'' alışverişi yapmaya özen gösteriyorum. Özellikle kozmetik konusunda bir ürünü bitirmeden yenisini almıyorum ve çok fazla yedekleme huyum da yok.

    17 eylül 16:46 17 eylül 16:46

    1195. -evde temizleme jeli, nemlendirici, tonik, maske gibi cilt bakım ürünlerinden en az 4 tane var. Her birini çok heyecanlanarak aldım ve çoğunu seviyorum ama malesef hâla sırf merakımdan yeni cilt bakım ürünleri almaya yelteniyorum. Sonuç olarak her biri yarım yamalak dolapta bekliyor bu seferde rutinimi bir düzene oturtamıyorum.

    karar verdim elimdekiler bitene kadar yenisini almak yok.

    zaten hiçbirinin cildime zararı olmadı severek kullanıyorum, zararı olsa atarım çöpe yenisini alırım.

    -stok yapmayı bıraktım. bi ürünü ne kadar seversem seveyim dibini görene kadar yedeklemicem çünkü bazen seçimlerim değişiyor.

    16 eylül 19:29