yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1237)
    • medya (25)

    1237. çok net evlencez, para lazım ve her şey çok pahalı. o yüzden tüketmeyeceğim. zaten istemeydi, nişandı, düğündü derken daha ev kurmadan bir sürü masraf yaptık.

    sevdiğim beyle evlendiğimde, satın aldığımda hissettiğim hazdan daha büyük bir mutluluk yaşayacağım. o yüzden tüketmeyeceğim.

    15 kasım 12:54

    1236. Yaşasııın indirimlere inat hiçbir şey almamak. Ha favorime eklediğim iki gömleğe baktım ee bunların fiyatını şişirmişler ne anladım bu işten. Kapat kapat

    11 kasım 09:39

    1235. 11.11'e rağmen ve trendyol'a inat bir çöp bile almayacağım. 

    10 kasım 08:45

    1234. tüketmiyorum çünkü bunun gerçekten sonu yok.

    başlamadan uyarayım, oldukça uzun bir girdi olacak ve ben bu girdide 'tüketmemek için şunu yapıyorum, şu alandaki tüketimimi kısıtlamak için şunları şunları yaptım, siz de bunları bunları yapın' şeklinde öneriler sunmayacağım çünkü hem benim kendi hayatımda kolayca pratiğe dökebildiğim şeyler sizin hayat tarzınızda uygulanabilir olmayabilir hem de diğer yazar arkadaşlar yeterince muazzam önerilerde bulunmuşlar. ben daha ziyade neden artık tüketmek istemediğimi ve beni rahatsız eden şeyleri anlatmaya çalışacağım (gizlinot: bu girdinin bir kısmı nedeniyle eksi bombardımanına tutulacak dahi olabilirim ancak cidden umrumda değil).

    tüketmiyorum çünkü sonu yok. yemin ederim ki satın almanın ve tüketmenin sonu yok. bu sene içerisinde kaç yeni maskara piyasaya sürüldü/ülkemize geldi mesela? maybelline snapscara, essence I need a miracle, loreal bambi eyes, too faced damn girl, nyx on the rise liftscara, beaulis define it/fake it/maximize it/extend it/swipe it/curl it/load it/watch it/bıdı bıdı it, aklıma gelmeyenler/gözümden kaçanlar, bunların waterproof versiyonları, farklı renkte olanları, en siyah olanları, hayır daha siyah olanları, en aman allahım nasıl siyah olanları... yıl sonuna kadar daha kaç yeni maskara çıkar dersiniz? ve yeni çıkan bir maskara diğerlerinde olmayan hangi özelliğe sahip olabilir en fazla? kozmetik derya deniz, ben ise sadece maskaradan bahsettim farkındaysanız. bunu çarpın fondötenle, kapatıcıyla, aydınlatıcının likiti, kremi, tozu, jellysiyle, bronzerla, göz bazı, yüz bazı, dudak bazı, tırnak bazı, kirpik bazı, kaş bazı, burun bazıyla. ne çıkıyor ortaya? sonu yok. her zaman kirpikleri arşa değdirmeyi vaad eden bir maskara çıkacak, her zaman gözenekleri en çok kendisinin gizlediğini iddia eden bir fondöten üretecekler. her zaman olacak daha yenisi. hangisini almaya yetişebileceğiz? 98 tane maskaranın her birini tek bir kirpik teline sürsek dahi kaç senede bitirebileceğiz? ya onu kullanırken yeni çıkanlar?

    tüketmiyorum çünkü ekonomi iyi değil. bakın ben 24 yaşında hem okuyan hem çalışan bir kadınım. freelance projeler aldığım için belirli bir maaşım yok, elime o ay bin lira da geçtiği oluyor, beş bin lira da. tamamen o ayki performansıma bağlı. bu meblalar kimine az gelir kimine çok, ancak olay zaten o değil. ben ev geçindirmiyorum çünkü ailemle yaşıyorum fakat elbette ki aileme maddi olarak yardım ediyorum. beni bu yaşıma kadar hiçbir şeyden mahrum bırakmayarak büyütmüş insanlara bu benim evlatlık vazifemdir. çok büyük gider kalemlerim yok; telefon faturamı ödüyorum, telefon taksidimi ödüyorum, bilgisayar taksidimi ödüyorum sayılırsa yüklü miktarlardaki giderlerim bunlar. gerisi temel harcamalar yemektir kahvedir kişisel bakım ürünleridir alışveriştir ulaşımdır kıyafettir sosyal etkinliklerdir. on dört yaşında bir erkek kardeşim var, tam en ergen dönemleri olduğu için hiçbir şey içinde ukte kalmasın, hiçbir şeyden mahrum olmasın, hiçbir şeyi eksik kalmasın istiyorum. dolayısıyla ona sürekli harçlık veriyorum, canının çektiği şeyleri almaya çalışıyorum, abla şunu yiyelim mi hadi yiyelim, abla şuraya gidelim mi hadi kalk giyin, abla şuyum bitiyor al ben sana almıştım yenisini... böyleyiz sürekli ve helal olsun ablasının bebeğine bitanesine, olay bu da değil. ancak ben cidden ay sonunu nasıl getirdiğimi bilemez oldum son 3 4 aydır. elime kredi kartı ekstresini alıp bakıyorum 'ya nasıl olur, bu kadar nereye harcamışım ben bu ay' diyerek, içinden çıkamıyorum. tekrar ediyorum ben ev geçindirmiyorum, çok büyük giderlerim yok, çocuk okutmuyorum, elime geçen para bir ay bin liraysa dört ay beş bin lira ancak hala ay sonunda elimde ekstre kalakalıyorum. geçen gece hem iş yetiştirmem gerekiyordu hem de ödev teslimim vardı, yani sabahlayacaktım. benim de çalışırken sürekli atıştırmak gibi uyuz bir huyum var, ağzım boş durunca direkt uyku bastırıyor. evde kahve de bitmişti hadi bir markete kadar çıkayım dedim. aldığım şeyler iki paket tek içimlik sıcak çikolata, bir küçük paket nescafe gold, bir küçük paket süt tozu, eve bir paket otuzlu yumurta, bir kutu dondurma, iki üç parça abur cubur ve 110 lira para ödedim. aldığım şeylerden bırakın yemek çıkarmayı yağda yumurta bile yapamazsınız çünkü yağ bile almamıştım. 110 lira para ödedim ancak bir öğün bile yemek çıkmıyor. her markete gidişimiz en az 100-150 lira ve alınan ürünler öyle temel şeyler ki bir kilo domates, bir kilo yoğurt, bir litre süt, bir paket çekirdek, bir litre meşrubat. 4-5 parça ürün alıyoruz 100 liradan aşağı değil. çekirdek ve kola ya, bir film gecesi yapmaya kalksanız bir litre kola, bir paket çekirdek ve iki paket çikolata alsanız en az 25 lira para. 3-4 liraya aldığımız çiğ köfte dürüm+ayranlar şu anda 10 lira, ki çiğ köfte benim öğün değil abur cubur saydığım bir besin. kardeşimle/arkadaşımla dışarı çıkıyoruz yemeğidir, kahvesidir, tatlısıdır 150 lirayı buluyor. bakın içinde konser-sinema-tiyatro biletidir herhangi bir etkinlik yok, sadece bir yerlerde oturup bir öğün yemek+tatlı yiyip kahve içmek 150 lira para (gizlinot: cimri bir insan cidden değilim, hatta sürekli para hesabı/mevzusu yapılması beni inanılmaz iter ancak bunlar gerçekler).

    tüketmiyorum çünkü gerçekten gına geldi artık. sürekli bir asla indirim olmayan indirim, sürekli bir 100 liradan 99.99 liraya indirme kampanyaları, sürekli bir 'al, bunu kaçırma, bunu mutlaka alman lazım yoksa öldün bittin' baskısı. ocakta yeni yıla girdik indirimleri, şubatta 14 şubat indirimleri, martta kadınlar günü indirimleri, nisanda 23 nisan indirimleri, mayısta anneler günü indirimi bitmeden 19 mayıs diye indirim, haziran geliyor hadi babalar günü diye indirdik, temmuzda dünya emoji günü indirimi, ağustosta 30 ağustos indirimi, eylülde aman eğitim-öğretim dönemi başlıyor indirmeyecek miyiz indirimi, ekime girdik 29 ekim indirimi, kasıma giriyoruz zaten 9-10-11 üç gün fiks indirim sonra öğretmenler günü indirimi onun tantanası bitmeden kara cuma, aralıkta yıldan çıktık ay dur yenisine giriyoruz indirimleri hop hadi tekrar ocak, şubat, mart... kurban bayramı indirimi, ramazan bayramı indirimi, bilmem ne mağazasının bilmem kaçıncı yılının indirimi, 55853. şubemizi açtık of allahım nasıl satıyoruz indirimi, inditeks indirimleri, uygulamayı indir indirimi kap, 5 al 8 öde, 2 alana mağazayı üzerine yapıyoruz, gratis gün aysa da eklips törpüyü 10 liradan 9.99'a düşürsem diye bekliyor, trendyol delisine zaten her gün bayram. bakın bugünden beri trendyol başlığı sol frameden düşmedi, normal zamanda zaten sürekli bir 'çok sorduğunuz (gizlinot: noone:..... ama gerçekten noone yani:.....) rujum için yukarı kaydırın', 'sizin için beğendiğim bütün kazakları tek linke topladım (gizlinot: bu tribe de ayrı hastayım, aman ne çok şey yaptın sanki bana gidip pamuğu eğirdi iplik yaptı da kazağı kendisi ördü, ay ne kadar yer yandı be), yukarı kaydırın', 'zart oldu yukarı kaydırın', 'zurt oldu size link bırakıyorum'... gerçekten mi ya?

    tüketmiyorum çünkü vasıfsız kere vasıfsız insanların cebini benim üzerimden doldurmasını istemiyorum. pr çok başka bir olay, onu baştan tenzih ediyorum ancak her koleksiyonun her ürününün her rengini her 'off çok influencer, evet biraz da orama influencer'a göndermek de pr olmamalı ya. yapmayın allah aşkına yapmayın yani. bu insanların resmen parasını ödeyerek aldıkları hiçbir şey yok, duş jellerinden hijyenik pedlerine kadar her şeyleri her çeşidinden koli koli gönderiliyor. makyaj malzemesini cilt bakımını geçtim iş artık buzdolaplarını doldurmaya kadar vardı, geçen ismi lazım değil bir youtuber kişisi nohut mu pirinç mi ne reklamı yapıyordu, iki gün sonra çeşit çeşit soğuk çay reklamı. kahvesi ayrı, dondurması ayrı. aşevi misiniz kardeşim siz? yine ismi lazım değil bir başka youtuber kişisine benim en son denk geldiğim videosunda bilmem kaç çeşit mayo/bikini hediye gönderilmişti, kendisi de gevrek gevrek 'e bu kadar mayoya bir tatil şart oldu' diye yılışmıştı da ıyşş diyerek videodan çıkıp kendisine her yerden engeli basmıştım. geçen yine biri 'yeni eve taşınıyorum duvar kağıdı seçmem lazım' diye yem atıyordu sponsorlara. ayakkabıları ayrı, powerbanklari ayrı, takıları ayrı, makyaj fırçaları ayrı, kendileri bitti sevgililerine ayrı. bu nedir ya? bu nasıl bir saçmalıktır yani? yeni bir ürün çıkardıysan ve bunun pr'ını yaptırmak istiyorsan o üründen tek bir tanesini ilgili kişinin cildine/tarzına uygun olacak şekilde gönderirsin, ki o kişi de en sağlıklı şekilde deneyip inceleyebilsin ürünü, ve ilgili kişiden bunun belirli bir süre içerisinde reklamını yapmasını istersin. bunun takibini yapmak her youtube kanalı olana koli koli ürün yollamaktan daha kolaydır diye düşünüyorum.

    bu arada, şunu açıklıyor olmak bile yeterince saçma aslında da, 'youtuber tayfaya göndermeseler sana mı gönderecekler/sen de youtube kanalı aç sana da ürün gönderilsin/ay ne açsın millete giden ürünü mü saydın' diye düşünecek insanlar illa ki çıkar, bu tepkileri soru-cevap aparatında fazlasıyla görmüştük. olay ürün değil arkadaşlar. olay pr değil, olay bir paket şampuan bir tüp maskara değil. çünkü söz konusu bir paket şampuan bir tüp maskara değil. olay markaların marka değerini zerre hesaba katmadan pr mantığına asla sığmayan şekilde bu insanlara ürün yağdırması. benefit selin olayı unutulmamıştır daha diye düşünüyorum.

    tüketmiyorum çünkü vasıfsız kere vasıfsız markaların cebini benim üzerimden doldurmasını istemiyorum. ne watsons, ne koton, ne golden rose, ne flormar kadına, hayvana, emekçiye, hitap ettiği kitleye zerre saygısı olmayan hiçbir markanın ürününü almayacağım artık. ben 'ama o benim hayatımın ojesi', 'ama o maske saçıma çok iyi gelmişti' diyerek emek hırsızı, kadın düşmanı, hayvan sevgisinden zerre nasiplenmemiş vicdansızlara tek kuruş kazandırmayacağım artık. kazandırmak isteyen varsa buyursun ancak ben o ojeyi sürmedim diye ölmem. her şeyin muadili var, her markanın/her ürünün yerine yenisi gelir. ha gelenler de mi gidenleri aratıyor, kullanmam arkadaşım. oje sürmedim diye de ölmem. ancak vicdan çok farklı bir şey.

    artık tüketmiyorum, şu anda elimde her kategoriden beni önümüzdeki 3 ay boyunca rahat rahat götürecek ürün var. önümüzdeki 3 ay boyunca saç/cilt/vücut bakımına ve renkli kozmetiğe dair hiçbir şey almayacağım. önümüzdeki 3 ay boyunca bütün gereksiz tüketimlerimi ortadan kaldırıyorum ve daha uzun vadeli ve kazançlı konulara (gizlinot: ehliyet kursu ve akabinde kendi arabamı almak, genital bölge için lazer epilasyona başlamak, her ay en az bir tam altın alıp banka hesabına atmak gibi) bütçe oluşturuyorum. önümüzdeki 3 ay sonrasında da gereksiz hiçbir şeyi tüketmeyeceğim. 

    10 kasım 00:30 10 kasım 00:36

    1233. kapitalizmin dayattığı "tüketirsen varsın", "tükettiğin kadar varsın" düşüncesine karşı çıkıyorum ve bunu uzun süredir yapıyorum.

    önce kozmetikle başlamıştım sonra da hayatımın diğer alanlarında da uyguladım. alternatiflere yöneldim. fark ettim ki stokçuluk da beni mahvediyormuş. onu da bıraktım. ihtiyacım olan kadarını alıyorum kullanıyorum evde kullanılmayı bekleyen yığınlar yaratmıyorum. kişisel bakım, kozmetik için bu böyle.

    kıyafet için indirim kovalıyorum. kaliteli ve uzun zaman giyebileceğim parçaları alıyorum. arkadaşlarımla akrabalarımla da kıyafet değişiyoruz bana yakışmadı, küçük kaldı vs. diyerek böyle de epey kıyafet çeşitliliği yaratıyoruz.

    sağlıklı beslenmeye para harcıyorum. sinemaya, tiyatroya, gezip görmeye, spora paramı harcıyorum ve inanılmaz huzurlu hissediyorum.

    5 kasım 17:51 5 kasım 17:53

    1232. **tüketmiyorum, tüketmeyeceğim.

    bu konuda neler yapıyorum, hangi konularda başarısızım görmek ve sizinle paylaşmak için buraya yazmaya karar verdim. iyi kötü nasıl farkındalık kazandım size de söyleyeyim, öncelikle maaş kartınızın hesap hareketlerini açıyorsunuz ve bir gelen bir de giden hareketlerine bakıyorsunuz. nelere harcamışsınız toplu bakınca insan garip oluyor. hatta açın ocak ayından itibaren bakın, yani neredeyse bir senedir aldığınız maaşlardan elinizde kalan nedir görün. sonra düşünün, o parayı kazanmak için kaç saat çalıştığınızı, kimlere tahammül ettiğinizi ve o parayı nelere harcadığınızı.

    *para kontrolü:

    maaş kartım dışında hiçbir kart ve kredi kartı kullanmıyorum. maaşım 15inde yatıyor, enpara'da 2 tane birikim hesabım var. ilki "zor günler" için. maaşımı alır almaz oraya bir miktar koyuyorum ve ordan asla para çekmiyorum. dokunulmaz hesabım o, yokmuş gibi davranıyorum. ocak ayından beri bu şekilde davranıyorum ve kendimi güvende hissediyorum. her sene 12 ay boyunca bunu bu şekilde devam ettirmek niyetindeyim.

    diğer hesabım ise "tatil" adında. maaştan kira, faturalar, kyk geri ödeme için olan miktarı buraya koyuyorum çünkü ödeme tarihim maaştan ileri tarihte. ödemelerden artan veya ekstra gelen para olursa "tatil" hesabında birikiyor, amacım bu hesaptaki parayla tatil yapmak ve ihtiyaç duyduğumda kullanmak. maaş kartımda market ve benzeri harcamalar için belli bir miktar kalıyor, sadece kartı kullanıyorum, cüzdanımda nakit bir miktar olur ne olur olmaz diye ama onu harcamam. ayı bu şekilde bitirmeye çalışıyorum.

    *giyim:

    kıyafet, ayakkabı, çanta alışverişini yani giyinmeyi gerçekten seviyorum. kendimi kontrol etmeye en çok çalıştığım konulardan biri. bunu da yavaş yavaş aşıyorum. genellikle indirim zamanı alışveriş yapmaya çalışıyorum çünkü indirimsiz alacağım ürünün o fiyata değmediğinin farkındayım artık. yaz biterken ve kış biterken indirimlerden alıp bir sonraki yaz, kış kullanmak en iyisi. ihtiyaç dışında sezonda almamaya dikkat ediyorum.

    *market:

    ucuz market zincirlerindeki en temel gıda ürünlerinin bile fiyatı sürekli artarken bu konuda ne yapılabilir bilmiyorum. market için giden para ay sonunda baktığımda gerçekten çok fazla bir kişi için kaldı ki aman aman şeyler de almıyorum. market için harcadığım parayı bir şekilde kontrol altına almam gerektiğini düşünüyorum. bu yüzden 15inden 15ine, 4 hafta × haftalık alışveriş miktarı şeklinde bir planlama deneyeceğim. haftalık aldığım zaman bu şekilde dolapta çürüyen meyve, sebze, yemek de olmayacak.

    *makyaj:

    cilt bakımında kullandığım ürünler belli, onları bittikçe yeniliyorum, bitmesine yakın zamanlarda indirimleri takip ediyorum, stok yapmıyorum.

    diğer makyaj ürünlerinde hepsinden bir tane ve en iyisi anlayışına girdim. bir fondöten, bir kapatıcı, bir rimel şeklinde. ruj konusunda biraz esneğim sadece çeşitlilik açısından. öyle rahatladım ki fazlalık yok hayatımda.

    *eğlence:

    dışarı çıkınca illa ki para gidiyor, dışarı çıkmak ve sosyalleşmek de gerekli zaten. kendime bu konuda hiç sınır koymadığım için dışarda harcadığım para bir hayliymiş ama artık avm kültüründen çok sıkıldım, bunaldım. avmlere girmek istemiyorum, gerçekten alışveriş yapmam gerekince uğrayıp çıkacağım bir yer olsun istiyorum ki zaten online alışverişi daha çok seviyorum. avmlerde mağazalarda o dağınıklık, o kalabalık düşündükçe bile daraltıyor insanı. bakalım yapabilecek miyim.

    dışarda yemek konusunda ise sadece arkadaşlarımla birlikteyken yiyorum. saçma sapan restoran zincirlerine o kadar çok para döküyoruz ki artık parama yazık diye düşünüyorum. bazen olur ya canın ister onun dışında dikkat edeceğim bu konuya. yemeğimi evde yapıyorum ama bunu devamlı hale getirmek istiyorum. iş için de yemeğimi evden götürüyorum. suyumu, kahvemi de termosuma koyuyorum.

    kitap alışverişine, tiyatroya, sinemaya, konsere para ayırmak çok daha mantıklı. onun dışında kahveni yapıp, evinde yayılıp kitap okumak bile avm kültüründen bin kat huzur verici.

    geçen aylarda yüzme kursuna gitmiştim ve bu beni hepsinden daha mutlu etti. önümüzdeki aylarda ise pilates seti almayı düşünüyorum, pilates ve yogaya başlayabilirim. almanca öğrenmek istiyorum ve buna da Aralık ayında başlayacağım.

    *tatil:

    görmek istediğim birçok yer var hem yurtiçi hem yurtdışı. fark ettim ki hep erteliyormuşum. beni en çok mutlu eden şey bir yerler keşfetmek, yeni insanlar tanımak, farklı kültürleri görmek. neden bunları erteliyorum ki? asıl bunun için çalışıyorum zaten. o yüzden biriktirdiklerimi bunun için harcayacağım yani kendime. senelik tatillerim belli olduğu için aylar öncesinden bilet kovalayabilirim. planlar yapıyorum şimdiden.

    **biriktirdiklerimizi ne yapacağız peki? lazer epilasyona başladım ve parasını böyle ödedim. uçak bileti aldım. eğer bu şekilde devam edebilirsem, aralık bitmeden yeni yılda zam gelmeden 10 yıllık pasaport alacağım. daha sonra ehliyet alacağım ve tatillerim için harcayacağım.

    5 kasım 09:16

    1231. hayatımı sadeleştirmem gerektiğini tüketmiyoruz kampanyası ile kavradım aslında. bir yerden sonra ürettiğim atık miktarını, kendime ve çevreye verdiğim zararı fark etmeye başlamamla gereksiz tüm alımlara bir dur dedim.

    yaşadığım memlekette çöpler plastik, kağıt ve diğer diye ayrılıyor. bir gün, bir hafta içinde ürettiğim plastik atık miktarını görünce şoke oldum. çöp neredeyse boyumu geçiyordu. böylece, ürettiğim plastik atık miktarını azaltmaya, dünyada bıraktığım karbon ayak izimi indirgemeye karar verdim. çünkü artık burnundan plastik pipet çıkan kaplumbağaları, karaya vurmuş içi plastik dolu ölü martıları görmek istemiyorum.

    evi gereksiz ufak tefek şeylerle doldurduğumu fark ettim. o küçük şeyler bugün yarın kullanırım dediğim ve bugün büyüyüp dağ gibi olan şeyler. öncelikle onlar için bir kullanım alanı yaratmaya çalışıyorum. çünkü elimdeki çoğu şeyi sadeleşmek adına kullanmadan atmak, bana daha da büyük israf gibi geliyor. bu yüzden, elimdeki şeyleri hakkını vererek kullanıp atmayı, daha mantıklı buluyorum.

    ee çevreye katkın ne kardeş dediğinizi duyar gibiyim. bu benim yalnızca geçiş evrem, şimdilik zaten elimde olan plastik içeren şişeleri vesaire bitirdikten sonra içeriği temiz ve doğal ürünleri tercih edeceğim. bez poşetlerinizi götürüp içine bakliyat, makarna, pirinç alabileceğim yerlere gidiyorum. cam kavanozlar saklama için çok güzel araçlar olabiliyor.

    iş yerime yemeği kendim götürüyorum. her gün dışarda yemektense kendim düşük bütçeli karın doyurucu yemekler yapıp kabıma koyup götürüyorum.

    kahveyi iş yerinde termosumla içiyorum. herhangi bir kahve dükkanına gittiğinizde tek kullanımlık bardaklar istemek yerine kendi kabınıza doldurmalarını isteyince çalışanlar da mutlu oluyor.

    eğer dışarda yemek zorunda kalırsam ve bunun için de plastik çatal kaşığa gereksinim duyarsam diye bir ''spork'' aldım. bu kaşık-çatal karışımı güzel bir edevat. kampa neyin gidersem de yararını görürüm düşüncesi de almama yardımcı oldu. ek olarak, metal, yıkayıp yıkayıp kullanmalık bir pipet aldım. herhangi bir yerde bir içecek içmek istediğinizde direk pipeti yapıştırıveriyorlar. içeceğimi söylediğim zaman pipet istemiyorum diye özellikle belirtiyorum.

    su şişemi her zaman yanımda taşıyorum. musluktan doldur iç, ne para vereceğim.

    ayrıca decathlondan aldığım katlanır çantamı da her zaman yanımda bulunduruyorum, plastik poşet almayayım diye.

    elektronik eşyalarımı şarj ettikten sonra her zaman prizden çekiyorum.

    çoğu ödememi kartla yapmak yerine nakit yapmayı tercih ediyorum. paranın gidişi fiziksel anlamda beni almamam için aşırı uyarıyor.

    bozuk paralarımı biriktirip biriktirip daha sonra bankaya yatırıyorum. çıkan meblağlara inanamazsınız.

    alışverişe çıkmadan önce mutlaka bir şeyler atıştırıyorum ve alacaklarımın listesini yapıyorum.

    yaptığım her alışverişi kuruşu kuruşuna defterime yazıyorum. bu da çok yardımcı oluyor.

    yanımda küçük bir saklama kabı taşımaya çalışıyorum, kalan yemek artıklarını buna paketletip eve götürmek için.

    şimdilik bunlar ve daha yazamadığım nicesini yapıyorum, yapmaya çalışıyorum. buraya kadar okuduysanız valla helal olsun. umuyorum ki bu küçük tüyoların katkısı olur. haydi y'akşamlar.

    3 kasım 02:45

    1230. Eskiden çok aktif olarak sürdürdüğüm, son 1 aydır asla yanından geçemediğim kampanya. Sanırım silkelenmenin vakti geldi :))

    2 kasım 22:47

    1229. Bugün itibariyle tüketmiyorum. Her maaşta yaptığım hesaplardan kredikartı borcundan ihtiyacım olmayan ihtiyaçlardan bıktım ! Tüketmiyorum hedefim mart ayına dek belli bir para biriktirmiş olmak. Hepimiz biliyoruz bu tüketim çılgınlığı instagramın ,bloggerların vesairenin etkisiyle şuursuzca alışveriş yapıyoruz. Bugünden sonra Tüketmiyorum! oh be .

    2 kasım 22:30

    1228. Elime geçen para miktarı çok azaldığı ve ürün fiyatları gereksizce pahalılaştığı için hayatıma uygulamak zorunda kaldığım bir kampanya oldu kendisi. Bu süreçte 2 şeyi gördüm; ilki bazı ürünleri kendime kullanmak zorundayım diye dayatmışım ve yokluğu benim için bir şey ifade etmiyormuş aslında. Yani bir noktada kullandığım ürün sayısı yarı yarıya azaldı diyebilirim. Her şeyi dışarıdan temin etmek yerine evde bir şekilde halledilebildiğini gördüm, mesela yüz ve saç maskelerinin. İkinci öğrendiğim şey azıcık eskidi diye kıyafet, ayakkabı ve takıları atmadan kurtarmaya çalışmak oldu. Stan smithlerim yaklaşık 3 yıllık ve rengi bağcıkları renk değiştirmişti ve atacaktım sonra ayakkabı yenileyen bir yere denk geldim ve 60 liraya yenilettim 2 yıl daha giyilir oldular, kıyafetlerim konusunda ise en yakın arkadaşım tüy temizleme makinesi oldu diyebilirim. Tüylenen her şeyimi temizleyip temizleyip kullanıyorum gerçekten bu işlem kullanım ömürlerini arttırıyor. Bu sayede para arttırmaya ve küçükte olsa birikim yapmaya başladım. Bu yaklaşık 2-3 yıldır yaptığım bir şey umarım istikrarım bozulmaz hep böyle devam ederim.

    30 ekim 14:27 1 kasım 16:04