yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1305)
    • medya (31)

    1305. Bu başlık altında yazabileceğim, kendi çapımda en yaratıcı ve basit dokunuşum: Instagram'da influencerlar yerine, hayat tarzlarını ve kendilerini beğendiğim İskandinav modelleri takip etmek oldu. Ne link paylaşıyorlar, ne çok tüketiyorlar... Şaşaalı olmayan, estetik yaşam tarzlarına sahipler ve bu bana ilham oluyor. Günde 3000 tane 'kaydıraklı sıtori' atan yapma influencerlar OUT, Kopenhaglı bacılar IN

    1 saat önce

    1304. Mezun olup işe başladığımda inanılmaz bir şekilde alıyordum. Turuncu bir allığım vardı ama gidip bir ton açığını alıyordum. Ya da dolabımda beyaz tshirt varken gidip 10.alıyordum ihtiyaç olursa diye. Bir süre sonra bilinçlenmek mi doyum noktasına ulaşmak mı ne oldu bilmiyorum ama yeni bir şey almak ilgimi çekmemeye başladı. Hatta evdeki eşyalar üstüme üstüme gelmeye başladı. Özellikle evlere hapsolduğumuz bu covid döneminde evdeki herşeyin aslında ihtiyacımdan fazlası olduğunu farkettim. Beyaz tshirt 10 tane de  olsa benim için kombinde birşey değişmiyordu. Yada allıkların içinde hep o en sevdiğimi kullanıyordum. Evet maaşım birçok insana göre fazlaca ama ben bu maaşı almak için ayda kaç saat çalışıyorum,kaç gece nöbete kalıyorum bunları düşündüm para kazanmak kolay değil bu ülkede bir çok insan için. Tutumlu olmakta fayda var. Cimrilik ya da savurganlık değil tam ortası tutumluluk

    bugün 19:59

    1303. benim tüketmeme olayım istemsiz gelişti. Bundan daha önce oturduğumuz evlerde sıkış tepiş her şeyi bir yere sokarak büyük bir kaos içinde yaşadık ve ben tiksindim.

    Her taşınmada, her yaz temizliğinde yine evden Battal boy poşetle gereksiz eşya çıkıyordu. gördükçe inanılmaz sinirleniyordum, bu saçmalıklar evde niye yer kaplıyor diye çünkü temizliğe de ket vuruyorlar. Böyle sıkış tepiş eşyaların olması temizliği çok zorlaştırıyor. 

    Sonra anladım ki ev eşyası da kozmetik de temizlik malzemesi de yiyecek de gereken düzeyde olmalı Evde. Bunu sırf intizamlı görüntü ve temizlik kolaylığı için yapıyordum sonra hayatımın diğer noktalarına da değdi. Daha az makyaj yapmaya daha az kıyafet bakmaya dışarı çıkarken yanımda daha az eşya taşımaya başladım. Sosyal medya kullanmayı bırakalı 3 sene oluyor. Onun boşluğunu daha iyi doldurmaya çalıştım. Gerçekten hiç kimseyi takip etmemek bir ürüne gözümün takılmaması büyük rahatlık. Pinterest youtube yetiyormuş bana. 

    Kozmetikte kullanılan elektronikte kullanılan tüm malzemeler dünyanın bir yerinde sömürüyle elde ediliyor. Pigmentasyonu sağlayan mika madeni için çocuklar göçük altında kalıp ölüyor ve saati iki dolara çalışıyor. Çin’de elektronik geri dönüşümü yapanlar da bu ücrete ortalama 12 saat çalışıyor günde. her ürün birinin zul’u. İhtiyacınız olmadığı halde üst modeli diye elektronik eşya almayın. Birbirine benzeyen renklerde boy boy palet, ruj almayın. Bir fondöten bitmeden baz bitmeden yenisini almayın. 

    Gereğinden fazla yemek yemek halen büyük bir sorun benim için. Porsiyonları düşürmek hayatta kalacak kadar yemek gerekiyor. Bunun dışında günlük su tüketimim 130 litreyi aşıyormuş bunu düzeltmek için çok uğraştım. Ama çoğu makinenin su kaybına çözüm bulamadım. Çamaşır makinesinin su akıtma borusu dışarıda, son durulamadan gelen temiz suyu depoluyorum artık. duş süremi kısalttım şarkı söylemeyi bıraktım yüzümü dişimi az akan suda temizliyorum. Gibi gibi. 

    Nerde çokluk orda bokluk diyorum. Sade minimal gereksiz lüks ve harcamadan uzak hayat tarzı kafamı rahat kılıyor. Bu değişimi yaşayan herkesin de kılacağından eminim. 

    bugün 13:09


    1302. merhaba canım süslüler, bu girdiye, başlığa yazan herkese teşekkür ederek başlamak istiyorum çünkü ben üye olmadan da önce 1 seneden fazla süre bu başlığı okuyarak kendimi dizginledim ve tavsiyelerinizden çok şey öğrendim. girdim uzun olacak çünkü çok şey değiştirdim kendimde.

    tüketim çılgınlığım mezun olduktan sonra bir dönem boyunca boş gezmemle başladı. öğrenciyken tek makyaj malzemem niveanın lip balmlarıydı. kıyafetlerim kaliteli ve güzel tasarımlıydı, çok şey alma ihtiyacı duymuyordum. zaten okulum o kadar yoğundu ki mezuniyet kıyafetimi almaya bile gidemedim zamansızlıktan, annemle teyzem alıp getirmişti sağolsunlar.

    ama ne zaman ki boşluğa düştüm, bende bir şeyler değişmeye başladı. bir arkadaşımın da etkisiyle makyaja başlamak istedim. alınan ilk 1-2 ruj ve rimel 3-4 ay sonra çekmeceleri masaları organizerları dolduracak kadar çoğalmıştı. o rujları bitirmeme imkan yoktu, basit bir hesapla 3 sene her gün ruj sürsem bitmeyecek kadar rujum vardı ve duramıyordum.

    1 dönemin sonunda yüksek lisansa başladım ve sonraki dönem çalışmaya başladım. taşınma süreci ve tek yaşamaya başlamamla beraber bu sefer evde saçma sapan stoklar yapmaya başladım. çeşit çeşit pedler, şampuanlar, bilmem ne kremleri, her kıyafet türüne özel deterjanlar, 5-6 çeşit yer temizleyiciler... markete gittiğimde evde zaten bulunan bir şeyi almadan asla çıkamıyordum. internet alışverişine sardım, koskoca dolabım doldu taştı.

    öğrenciliğim boyunca 10'dan fazla ülke gezmiştim, tamamen bana ait yerleşik bir düzen oturtunca nedense bu gezme görme işleri bana zul gelmeye başladı. nasıl olacaktı da izin alacaktım, her şeyi ayarlayacaktım da yurtdışına çıkacaktım? çok uzun işti, boşverdim. ama çok üzüldüm.

    2019 sonunda bana bu başlığı da okumalarımın etkisiyle bir aydınlanma geldi. zaten size de böyle olmuş, alıp alıp doyuma ulaşınca çok yiyip midemiz bulanmış gibi kusmuşuz kızlar. bu sefer aldıklarımızı elden çıkarmak istemişiz. bende de aynı şey oldu. ama hem aldığım kıyafetleri sevmem, hem kaliteli olmaları dolayısıyla asla eskimemeleri, evde kullanacağım temizlik, kişisel bakım vs malzemelerin de bir şekilde ihtiyacım olacağını düşündüğümden hiçbir şeyi atmadım. zaten yapım gereği küçüklüğümden beri bir şeyi atmam gerekiyorsa yıprandığınıi bittiğini görmeden atamıyorum. terapiye gitsem bu konuda birkaç şey bulunabilir belki.

    ben atmak yerine, bitirmeyi tercih ettim. elimdeki her şeyi nasılsa kenarda var diye bol keseden kullanmadım asla. yine aynı düzende kullanmaya devam ettim. sadece yenilerini almadım. tabi almamak için bana bir motivasyon kaynağı da lazımdı. anlık bir kararla yurtdışı uçak biletimi alıp erasmustan arkadaşımın yanına gitmeye karar verdim. sonra her şey kendiliğinden gelişti, vizesi pasaportu bir anda halledildi yola çıktıktan sonra. kendimi havaalanında buldum. kendimi gerçekten havaalanında buldum, çünkü ben bir sırt çantasıyla 10-15 gün dolaşmış insandım. kendime geldim. gittiğim ülkede de biriktirdiğim parayı harcarken hiç içim acımadı. aksine inanılmaz hoşuma gitti. yaşamam için gereken buydu adeta.

    bu sadece ilk adımdı. kendime yatırım yapmaya karar verdim, yüklü ama gerçekten ihtiyacım olan harcamaları hep ertelemiştim. ancak işime yaramayan saçma harcamalarımın toplamı bu büyük harcama olarak nitelendirdiğim şeyleri kat kat geçiyordu. enpara kredi kartı çıkardım. büyük harcamaları sonradan taksitlendiriyorum. dikkat ettiğim ise, çok takside bölmemek. çünkü 6 ay kredi kartım sıfırlanmıyor ve aylara küçük küçük bölündüğünden ekstrede az harcama görünüyor ve daha fazla harcama isteğim oluyor.

    ilk olarak buz lazere başladım. oldum olası bu tip şeylere vakit ayırmayı hiç ama hiç sevmem zaten kim sever ki? acil çıkmam gerektiğinde kıl tüy görme derdinden kurtulmak istedim. şu an için çok iyi gidiyor aşırı rahatım. sonra da bu yaşa gelip zaman bulamadığımdan ertelediğim ehliyet kursuna başladım. bunları da tek çekim yapıp enpara ile böldüm. önümüzdeki 3 ay boyunca 500 tllik taksidim var mesela, kredi kartımda o tutarı görünce ay sonunu düşünüp dikkat ediyorum. bu taksitler bitince de almanca kursuna başlayacağım.

    her ay maaşımı aldığımda ev kiramı, faturalarımı, aidatı ödeyip kalan parayı bölüyorum. borsaya, gram altına (bankadan alıyorum, fiziki altını üretim koşulları yüzünden yalnızca teknik alanda kullanılması gereken bir metal olarak görüyorum, yarattığı çevre felaketlerini etik bulmuyorum) yatırım fonlarına bölüyorum. elimde birikim yaptığım süreye göre ciddi bir miktar birikmiş param oldu.

    kendimde gözlemlediğim, boş kaldığımda, hayatımda beğenmediğim şeyler olduğunda kendimi bilinçsizce alışverişe vermekti. bunun yerine hem kendimi diri tutmak, niteliklendirmek ve hayal ettiğim yerlere gelebilmek için, meşgul olmaya karar verdim. öncelikle hiçbir işimi ertelememeye çalışıyorum dolayısıyla her gün yapacak bir işim oluyor. son zamanlarda sekteye uğrasa da düzenli spor yapıyorum, artık dolabım tamamen boşalmadan gıda alışverişi yapmıyorum. tek yaşadığım için çok aldığımda dolapta illa ki bozulan gıda oluyor ve hem doğaya hem bütçeme büyük zarar veriyorum. arkadaşlarıma zaman ayırıyorum ancak pandemi ve karantina süreci bunu yapış şeklimi de değiştirdi. kendi yaptığım yemekler kurduğum masalar ve sevdiğim insanlarla konfor alanımızda geçirilen zamanlar daha önemli hale geldi. alkol aldıktan sonra nasıl gideceğim derdi de yok.

    çalıştığım alandan dolayı geri dönüşüme de takıntılı bir insanım. çöpümü hep ayırıp atmaya dikkat ederim. ancak ülkemizde bu atıkların toplanması çok zormuş, sırtımda çantalarla elimde poşetlerle cam şişe kumbaraları ararken öğrendim ve bunların da yerini bulduğundan çok emin değilim. geri dönüşüm çok önemli evet ama o süreçte de az enerji harcanmıyor arkadaşlar. baştan atığı çıkarmamamız gerekiyor. şimdi hep katı şampuan, saç kremi ve vucudum için sabun kullanıp plastik atığımı çok çok aza indirdim. bu benim için çok önemli bir aşama. makyaj malzemelerimi de geri dönüşüm yapabileceğim markalardan alıp yurtdışına gittikçe yenilemeye çalışacağım artık. bunların ülkemizde olmaması gerçekten çok üzücü, benim bilmediğim bir uygulama varsa bilgilendirirseniz çok sevinirim. eskiyen kıyafetlerimi ve diğer tekstilleri de toplayıp h&m'e götüreceğim ortalık biraz durulunca.

    çok uzun yazdıktan sonra, benim gördüğüm kaynaklarımızı boşa harcamadan, aldığımız yepyeni eşyaları çöp etmeden hakkıyla kullanmak gerçek doyum. evde açılan koca boşluklar beni mutlu ediyor artık. yerleşmek ve olduğum yerde kalmak istemiyorum. gerektiğinde bir çantaya sığıp başka bir yere gidebilmek istiyorum. kaldıkça kalacağız ve hantallaşacağız. yeni diller öğrenmeli, yeni yerler görmeliyiz. dünya görüşüne para harcamalıyız. kendime dönüp baktığımda artık hangi ruju hangi markadan alabildiğim değil kaç dili ne seviyede konuştuğum önemli. belki şimdi işe yaramayacak ama yer değiştirmek istediğimde çaldığım bir müzik aleti beni bir aşama yukarı itebilir. bunu tecrübe etmiştim oysa. işime yarayandan fazlasını almayacağım. boş, düzenli, az eşyalı dolaplarım olacak. oldu da zaten eski haline göre.

    ben artık böyle düşünüyorum arkadaşlar. bunda emeğiniz çok büyük. daha da iyi olup yarattığım kirliliğin ortalamasını ölene kadar mümkün olduğunca düşüreceğime inanıyorum. daha değişmesi gereken çok şey var tabi ki. tecrübelerimizi paylaşmaya devam edelim lütfen. hiç tanımadığım sizleri seviyorum. okuyan herkese teşekkür ederim.

    bugün 10:50 bugün 10:55

    1301. *Baştan söylemeliyim ki bu bir iç dökme, bir itiraf ve bir kendiyle yüzleşme girdisidir, bu yüzden biraz uzun olacak.

    Yıllarca dahil olduğum kampanya bu aslında, fakat maalesef evde otura otura okulların da kapanmasıyla çok fazla boş vaktim oldu. Sosyal medyada öldürdüğüm zaman beni ister istemez alışveriş sitelerine itti ve ben herkesin tam tersine, yani tüketmemeye yöneldiği bir dönemde hiç olmadığı kadar tüketmeye başladım. Aile evinde olduğum için gıda, fatura vb hiçbir giderim yok neredeyse. Yatan aylık bursumun bir kısmını tabii ki ev ihtiyaçlarına ayırıyorum yine de, ay sonunu daha rahat görebilmek adına aileme destek olmaya çalışıyorum. Fakat aylardır evde olmama rağmen kenara koyabildiğim para 300-400 lirayı geçmedi. 

    Instagram influencer'ları, aa şunu şuradan almış aa bu çok güzelmiş hangi markaymış dedirte dedirte onlarca markayı takibe aldırdı bana. Ona da bakayım buna da bakayım derken zamanla sosyal medyadan sıkıldığımda alışveriş sitelerinde, trendyol butiklerinde gezer oldum. Çok yüksek bir alım gücüm olmadığı için büyük harcamalar yapmadım veya lüks sayılabilecek/ne gerek vardı denebilecek harcamam bütün aylar içerisinde 100 tl civarını geçmedi. E madem öyle ben neye para harcadım bu kadar?

    Bu alışveriş sitesi gezme alışkanlığı beni bunaltmaya başladı ki hem de ne bunaltmak. Çünkü her ne kadar almasam da bunları almak istediğimi, için için aklımın sürekli bir şeyler almakta olduğunu ve canımın resmen sürekli para harcamak çektiğini fark ettim. Bu öyle bir dipsiz kuyu ki sonu yok. Oturdum tek tek kartımın hesap geçmişinde (banka kartı, kredi kartı asla kullanmıyorum çünkü taksit ve borç benim ruhumu çok darlatıyor, kendime bu kötülüğü yapmayıp gece rahat uyuyorum) ne varsa tek tek yazıp bu ihtiyaç mı yoksa istek mi diye sınıflandırdım ve bu konuda oldukça dürüst davrandım. Hazirana kadar çok iyi gelmişim aslında, ama girdinin başında da dediğim gibi okulların kapanmasıyla boş zamanımın artması beni can sıkıntısıyla alışveriş sitelerinin kucağına bıraktı. 

    Ekonominin durumu hepimizin malumu, o yüzden özellikle fast-fashion ürünleri yani inditex grubu gibi büyük mağaza zincirlerinin 3. dünya ülkelerindeki kadınları günde 2 dolara çalıştırıp sömürdükleri ve maliyeti ortalama 3-4 doları geçmeyen o ayakkabılara, gömleklere, tişörtlere para vermek tabiri caizse vicdanımı sızım sızım sızlatmaya başladı. Bu markalardan ille bir şey beğenirsem ikinci el uygulamalarına düşene kadar beklemeye başladım ve böylece normalde 150 tiye satılan ve ihtiyacım olan bir çantayı 70 tl gibi bir fiyata aldım mesela örnek olarak. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyebilirsiniz ama hepimiz bir şeyler beğeniyoruz, harcıyoruz, tüketiyoruz. Ben de en azından ederinden fazla vermemeye çalışıyorum bir ürüne elimden geldiğince.

    Lafı çok dağıttım ama şöyle söyleyeyim, bir süre önce bir liste yapmaya başladım giyim alışverişim için (çünkü bu yaşıma kadar en en az tükettiğim kategori buyken artık her gördüğümü alasım geliyor). Bu listede gerçekten ihtiyacım olan ve alırsam dolabımdaki birçok şeyle kombinleyebileceğim şeyleri yazdım. Ama bu liste değişebiliyor tabii ki, mesela aylar önce beyaz pantolon çok isteyip yazmıştım, fakat sonraları kontrol edince aslında ihtiyacım olmadığını ve alırsam çok da sık kullanmayacağımı fark edip onu sildim. O listede mutlaka alacağım, ihtiyacım olan şeyleri de araştırarak, kumaşının türüne ve kalitesine bakarak, yerli marka/üretim olmasına dikkat ederek almaya başladım. 

    Renkli kozmetikle pek işim zaten yok, yaptığım makyajları genelde evde kendimi eğlendirmek ve vakit geçirmek için yapar sonra silerim. Bu sıcakta maskeyle dışarı çıkmak zorunda olduğumuzu da düşünürsek makyaj malzemesi harcamam bu süreçte neredeyse hiç olmadı. Cilt bakım ürünlerinde de kullandığım ürünler bellidir, ucuzundan işe yaramayan ürünlerdense memnun kaldığım kaliteli ürünlerin bitmesini bekleyip indirimden alıyorum ve stok yapmıyorum. Minimum kimyasal kullanmaya çalışıyorum, mesela nemlendirici kullanmak yerine soğuk sıkım yağları ve doğal gül suyu, maden suyu-sirke karışımı gibi tonikler kullanıyorum. Dolayısıyla bu kategoride yaptığım harcamalarda içim rahat.

    Maalesef kendimi almayacağım diye şartlandırmak bende pek işe yaramıyor sevgili süslüler, o yüzden bütün instagram takip listemi temizleyerek, trendyol uygulamasını telefonumdan silerek ve sosyal medyada geçirdiğim vakti sınırlayarak ruhumu hafifletmeyi planlıyorum. Bu tüketme isteği, bu sahip olmadığımız hayatları yaşama, kıyafetleri giyme isteği beni boğuyor artık, tüketmenin bir sonu yok. Aynı tarz, aynı parçaları giyen insanlar, birbirinin aynısı yüzler, giysi bakarken yitip giden ziyan olan saatler... Bunlar bana iyi gelmiyor süslüler. Bu yüzden kendimi rahatlatmak adına kendimi bu konularda kısıtlamaya çalışacağım ve başaracağımı da düşünüyorum. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim.

    dün 18:07

    1300. arkadaşlar ben zaten istesem de tüketemiyorum artık. babam turizmci ve koronadan beri işsiz çünkü turizm yok, euro, dolar almış başını gitmiş. zaten bundan önce de yoktu da hani yine de arada sırada müşterileri oluyordu, şimdi o da yok. aldığı bir emekli maaşı var, 1 ay boyunca onunla geçinmeye çalışıyoruz. kendime ne bir şey alıyorum ne de bir şey yapıyorum. ben artık çok sıkıldım sürekli para konusunda diken üstünde durmaktan. hayatımda beni en çok mutsuz eden ve depresyona sürükleyen şey bu ve kendimi bildim bileli asla düzelmiyor bu durum.

    29 temmuz 13:01

    1299. Ekonomimizin gidirek kötüleşmesi ve elimdeki paranın artık hiçbir şeye yetmemesi sebebiyle ben de tüketmemeye başladım. Zaten virüs sebebiyle dışarı çıkmıyorum, normalde de çok fazla kıyafet alan biri değilim. Öğrenci olduğum için şu an evde ailemleyim, gıda vb. harcamaları onlar yapıyor. Düzenli bir gelirim olmadığı için elime para geçtiği zaman kenara koyuyorum çünkü gün geçtikçe her şeyin fiyatı artıyor ve ilerde ne olucak bilmiyorum.

    Kozmetik alanında da hiçbir zaman high end şeyler alan biri değildim, yine evde oturduğum için var olan malzemelerine baktım ve gayet yeterliler benim için. Biten ürünlerin de ya indirimini kovalıyorum ya da daha uygun fiyatlısına yönelmeye çalışıyorum. Dışarı çıksam da çeşit çeşit renkli makyajla yapmıyorum ve gereksiz yere bir şey alamayacağım kadar pahalılaştı şu an fiyatlar.

    Tabiki herkesin bütçesi veya öncelikleri farklı ama minimalizme çok da uzak olmayan biri olduğum için fazla zorlandığımı söylemem bu tüketmeme kısmında. Tek zorlandığım kısım abur cubur maalesef, görünce dayanamıyorum.

    28 temmuz 21:13


    1298. "pound 6, euro 5.30, dolar 4.46 iken bu başlığın istesek de tüketemiyoruz olarak düzeltmenin daha doğru olduğu kanısına vardım." 15 mayıs 2018 tarihli bir girdi...

    euro 8.08, dolar 6,87, pound 8,85... ne diyim ki.

    28 temmuz 03:52

    1297. 20’li yaşlarımdaki alışveriş çılgınlığım, 30’larımda yerini minimalizme bıraktı. Eskiden öyle çok ve gereksiz giyim alışverişi yapmışım ki, eşe dosta vermekle, dolap hesabımda satmakla bitiremiyorum. Ne yazık, ne yanlış... 

    günümüze gelecek olursak, giyim namına 1 sene boyunca yalnızca bir tulum, bir de mont aldım. Elimdeki renkli kozmetik bitmeden/bozulmadan yenilerini asla almam. Bu süreçte yalnızca cilt bakımımdan harcamayı esirgemedim. Onlardan da çeşit çeşit almak yerine, içeriğine güvendiğim, kaliteli ürünlerden küçük bir set hazırladım kendime.

    19 temmuz 11:55

    1296. Son 1 senedir renkli kozmetik almadım. Elimdekilerin çoğunu elemiştim zaten. Kalanlar bana bir süre daha yetebilir belki maskara alabilirim.

      

    Kıyafet olarak son 1 senede 1 ceket, 1 kot pantolon, 2 tişört aldım. Hal böyle olunca da bu ürünlerimi kaliteli uzun ömürlü aldım. Uzun zamandır kullanmadıklarımı da satışa koydum.

    Ev eşyası olarak da hiç bir şey almadım, aksine evde olan fazla eşyaları sattım, hala da satıyorum. 

    Huzurluyum.

    19 temmuz 10:00