yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1383)
    • medya (32)

    1383. ihtiyaç fazlası alışveriş yapma ve sürekli alışverişle ilgili aşırı düşünmenin çözümü sadece alışverişi azaltmak değil. kabul edelim ya da etmeyelim böyle bir problemimiz varsa genellikle duygusal açlığımız vardır. önemli olan bu duygusal açlığın nedenini bulmak ve çözümünü aramaya çalışmak. mesela yalnızlık mı sorun? özgüven problemi ya da degersizlik duygusu mu? kişi bu sorunu kabul ettiği an bile çok şey değişir? sorunu kabul etmek değişime adım oluşturur.

    duygusal açtığımız olduğunu düşünmüyoruz ve tüketimi azalttık diyelim peki bunun yerine ne koyuyoruz? bu boşluğu doldurabiliyor muyuz, bu da önemli? mesela ben kontrolsüz alışverişi bırakıp yerine kontrolsüz yeme ya da sosyal medya koyuyorsam bu da büyük bir sıkıntı. o yüzden belki de en önemlisi zamanı ve kendini tüketmemek. bu iki unsurun değerini anlamak ve verimli kullanmak.

    bugün 01:15

    1382. bu başlığa 4. girdim ama kapitalist tüketimciliği dayattığı şu günlerde nasıl minimum tüketimle yaşadığımı birkaç ipucuyla anlatmak istedim.

    1. kıyafet almak istiyorsam trenyoldan beğenilerime ekliyorum ama almadan önce 1-2 gün bekliyorum. sonraki gün gelince elim elbette siteye gidiyor ve tekrar o ürünlere bakmış oluyorum ama günden güne istediğim şeyler ya da reklamı yapılan şeyler değiştiği için çoktan bir önceki günün giysisini beğenmemeye başlamış oluyorum. (gizlinot: maymun iştahlılık at its best!)

    2. kozmetiklere bakıyorsam ve içimde bir alma isteği oluyorsa pinterestten, süslüden, oradan buradan aldığım ürün önerilerini ss alıp galerimde tutuyorum. bir süre sonra galerim kalabalıklaşmaya başlıyor ve bana daral geliyor. sonuç olarak "ay bu ne bu kadar?! sil hepsini ya, iyi ki almamışım hepsi kalabalıkmış!" diyip tümünden vazgeçiyorum.

    3. dışarıdan söylenen yemek de bence bu başlık altında değerlendirilmeyi hakediyor. eğer evde tüketebileceğim yiyecek varken dışarıdan söylemek istiyorsam hemen uygulamadan banka hesabımı açıp bakıyorum, geçen aylarda ne kadar çok fast-food yemişim aman tanrem diyor ve dolaptakilerden yemeye yöneliyorum.

    4. bütün bunlara ek olarak arada popüler kültürün bir parçası olduğu için düzenli olarak edinmek istediğim kitap-mum-takı vb ürünler de oluyor ve bunların bazılarını deneyip sevmemiş biri olarak bunları kendime hatırlatmam gerekiyor. bu konuda evernote uygulamasını yararlı buldum. sanki kendi blogummuş gibi oradaki farklı defterlere yeni notlar açıp "mum sevmedim çünkü nefes almamı zorlaştırıyor" ya da "kitap almamam lazım çünkü bak *kitaplık görseli* bir kıyamet okunacak kitap var daha!" gibi yazılar yazıyor, kendi çapımda ürün yorumluyorum. uygulama hem pcden hem de telefondan aynı hesapla ulaşım sağladığından istediğim an açıp bakabiliyorum.

    5. daha konvansiyonel bir tüketmeme terbiyesi lazımsa da gün içinde boş duvara bakıp "benim neye ihtiyacım var? benim gerçekten neye ihtiyacım var? kot etek mi, kot etek alırsam mutlu olacak mıyım? altın kolye mi alıcam, alsam nolacak?" gibi sorgu sualler yapıyorum kendi kendime. eğer ciddi anlamda ihtiyacım olduğunu düşündüğüm parayla alınacak bir şey bulursam küçük not defterime yazıyorum ve alışveriş sitelerinde aranıyorum ama bu arayışın sonunda yine 1 ve 2. maddeleri uyguluyorum.

    dün 19:08 dün 19:09

    1381. Tüketmiyoruzdan ziyade tüketemiyoruz oldu artık. İndirimde yakaladığım ürünleri mecbur bir tane yedekli olarak alıyorum çünkü 1 ay sonra bile fiyat değişebilir hatta her an her şey olabilir. 5-6 yıl önce sayısız ojem vardı, fiyatlarını görünce şok oldum Allahtan oje kullanmayı bırakalı çok oldu. bu minik bir örnek. Yavaş yavaş bırakmak zorunda kalıyor insan birçok şeyi, başka çare kalmıyor. 

    dün 17:29


    1380. eskiden ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almazdım, ta ki instagramda sürekli "siz de bıdıbıdımı merak ediyorsanız yukarı kaydırın" cümlesini duymaya başlayana kadar. sadece merakımdan kaydırmaya başladığım o linkler "ay bu çok güzelmiş ekle sepete" haline dönüştü.

    normalde her zaman kenarda bir miktar param olurdu. düşük gelirli bir ailede büyümenin alışkanlığı "acil bi durum olur kenarda köşede paran olsun kızım" kafası. geçen ay ilk kez eksiyi gördüm ve dedim ki ben napıyorum. dolabımda tek bir tişört koymaya yer bulamaz oldum. zaten karantina hiçbirini giyemiyosun, makyaj yapmıyosun NE GEREK VAR!

    her neyse bu farkındalıkla kendime hedef koydum ve kıyafet, makyaj, bakım ürünü bitene kadar veya ihtiyacım olana kadar almayacağım.

    bir de geçenlerde dolabımdaki uzun süredir giymediğim ve muhtemelen bir daha giymeyeceğim tüm giysileri bağışladım. o kadar rahatlattı ki beni, dolabım daha boş, tıkış tıkış değil. gözüm gönlüm açıldı resmen. less is more mottosu büyük rahatlıkmış süslüler kesinlikle bir deneyin derim.

    dün 17:25

    1379. Gelen beğeniler sonrasında 2 sene önce yazdığım şu (link: https://www.suslusozluk.com/tüketmiyoruz-kampanyası?i=962700 Link) girdimi hatırladım.

    Girdide 21 tl diye bahsettiğim otacı şampuanı 2 hafta önce 29 tl ye aldım eve'den. O zaman 100 liraya aldığım 20 dolar şu an 160 liranın üzerinde.

    Başka hesaba gerek yok, tüketmiyoruz kampanyasına devam

    dün 17:09

    1378. Sevgili Süslüler güzel haberi ilk sizinle paylaşmak istedim. Pandemi öncesinde ufak tefek birikim yapmaya başlamıştım ama dediğim gibi ufak tefekti. Annemde sağ olsun, gün paralarını bana vermişti. O da kenarda duruyordu.

    Pandemiyle birlikte tüketmeyerek bu birikimleri katladım. Yaklaşık bir yıldır maaşımın yarısından fazlasını kenara atmayı başardım. Bunda ailemle yaşamamın da etkisi oldu tabii...

    Veeeee bir ev peşinatına ulaşmayı başardım. Küçük bir yerde, küçük bir ev alıyorum. Yarım ev aslında, teyzemle ortak... Ama olsun. En azından bir güvencem var artık. Ve bunu tüketmeyerek başardım. Tüketmemeye devam!

    16 nisan 10:15 16 nisan 10:18

    1377. son 2 yildir izledigim belgeseller ve okudugum kitaplarin etkisiyle yavas yavas, cok fazla ve gereksiz tuketim yaptigimi farkedip, kendime dur dedim. su anda gerekmedikce veya bir seyi cok begenmedikce almiyorum. hatta cok begenmedikce de yalan olur. artik almadan once kafamda sunu istiyorum diye belirleyip ona gore bir arastirmaya cikiyorum. yani rastgele bir seye denk gelip cok begendim olmuyorum. o kadar mutluyum ki sozluk resmen bu durumdan haz aliyorum, kendimle gurur duyuyorum. daha once illaki aralarinda bahsedilenler vardir ben de yardimci olabilecek, bende ise yarayan taktikleri maddelemek istedim:

    - once neden tuketmeye bir dur dedigimizi kavramamiz gerekiyor bence. bu felsefeyi sindirdikten sonra, neyi neden yaptiginin bilincinde olunca nefsine hakim olmak cok daha kolay oluyor. 

    (link: https://www.imdb.com/title/tt13583144/ the minimalists) bu iki arkadasin ted konusmalarini dinlemistim once, daha sonra baska konusmalarini da dinledim kesinlikle tavsiye ederim.

    (link: https://www.imdb.com/title/tt3162938/ the true cost) bu filmi izledikten sonra moda sektorune bakis aciniz tamamen degisecek. son urun elinize gelmeden once hangi asamalardan gectigini, zara, h&m gibi markalarin banglades gibi ulkelerde insanlari nasil somurduklerini, ayrica bu sektorun urettigi atiklarla dunyayi ne denli kirlettigini izliyorsunuz. bu ve benzeri filmleri izledikten sonra inditex markalarindan ve h&m den alisveris yapmayi biraktim.

    - ikinci taktik burda devreye giriyor. o markalari biraktiktan sonra hayatimdan hicbir sey eksilmedi, okyanusta bir damla da olsa katkida bulundugumu hissettim ama. ayrica avmde, online sitelerde harcadigim zaman otomatik olarak dehset derecede azaldi. secenekler azalinca zaten geriye yerli markalar ve birkac surdurulebilir yabanci marka kaliyor. sadece buyuk markalari dusunmeyin, yerli butikler, el yapimi veya kucuk markalar radariniza girmeye basliyor bu surecte. ayrica iceriklerine de daha cok dikkat etmeye basliyorsunuz urunlerin. 100de 100 pamuk beyaz bir tshirtu zara degil de lcwaikikiden ya da pazardan almak gibi.

    - ihtiyacim oldugunu dusundugum veya bir yerde gorup cok begenerek almak istedigim urunu belirledikten sonra online sitelere bakmaya basladim. eskiden, cok trajik biliyorum, saatlerce sitelerde yeni neler gelmis diye surekli gezinirdim ihtiyacim olmamasina ragmen. hayir, bir sey alip da cikmiyordum ki! sadece neler gelmis belki bir seyi begenir de alirim diye bakiniyormusum, resmen tuketmek icin, bir seyi spesifik begendigim icin degil.

    - urunleri favorilere ya da sepete eklemek. bir seyi begendikten ya da karar verdikten sonra hemen satin almiyorum, ozellikle indirimde degilse. once hesabima ekliyorum ve ara ara aklima geldikce o urune bakiyorum. gercekten isteyip istemedigimi, ihtiyacim olup olmadigini sorguluyorum. belli bir zaman gecmis ve hala begeniyorsam o zaman aliyorum.

    - bu cok onemli bir madde, benim kanayan yaramdi. alacagim urunun gercekten sevdigim kriterlerde olmasina dikkat ediyorum, ona bir suru detay ekliyorum, sirf onu bulamadim diye idare etmek adina baska bir seyi almiyorum. mukemmeli bulana kadar devam. eskiden beyaz, pamuklu, bogazli bir kazak almak isteyince, aradigimi bulamadim mi? krem bogazli kazak alirdim ya da orgusu kucuk olsun istesem de orgusu buyuk olana denk geldiysem ne yapiyim digeri hicbir yerde yok bunu aliyim deyip onu alirdim. sonra dolabim icime sinmeyen, aslinda cok da begenmedigim ve giymedigim bir suru kiyafet ile dolup tasmaya basladi. beyaz kazak arayisim haliyle onlari alinca da bitmiyordu ki. cunku hala aradigima denk gelmemistim ve aslinda aldiklarim da yerini tutmuyordu. simdi ise hepsini cok icime sinerek, yorumlari okuyarak aldigim kiyafetlerim, makyaj malzemelerim oldugu icin, cok daha hizli hazirlaniyorum. uzerime giydigimi yakistiriyorum, dolabimi acip bakinca mutlu oluyorum. o bogulma hissi kayboldu. 

    - son olarak aldiklarimin hesabini tutmaya basladim susluler. asiri hosuma gitti bu. notlarima kaydediyorum. tarihi atip aldigim urunun adini ve fiyatini yaziyorum. gozumle yaptigim harcamalari gormek, o sayilarla yuzlesmek bana cok yardimci oldu. market alisverisinden bahsetmiyorum bu arada. buraya yazicaklarinizi siz belirleyebilirsiniz. ben kiyafet, kozmetik gibi keyfi olarak adlandirabilecegimiz harcamalarim icin tutuyorum bu listeyi. en son kasim 2020 ayinda kaban alisverisi yapmisim. bu aralar bir gomlek almayi dusundugum icin notlarima bakmak, sonra da sozluge girince baslikta deneyimlerimi paylasmak istedim. orda kasim ayini gorunce kendi kendimi kutladim ve mutlu oldum. tuketim cilgini birinden nasil buralara geldim diye. inanin sizi cok motive ediyor. gomlegi almaya da hak kazandigima inaniyorum (gizlinot: ashgdjhdjakhadkja) gomlek dediysem alelade bir gomlek degil. yuzde yuz ipek siyah dantelli kollari mansetli bir gomlek arayisindayim susluler. mukemmeli bulana kadar devam,detaylar onemli.

    editle gelen not: susluler eklemeyi unutmusum. son zamanlarda farketmissinizdir, firmalar pazarlama stratejisi olarak reklamlarini iyice kisisellestirdiler. artik mail atarken direkt maile

    whereismymind, senin icin sectiklerimize bakman lazim!

    diyerek basliyorlar. size isminizle hitap etmeleri aklinizda daha cok yer ediyor ve daha cok dikkat cekiyor. bu nedenle watsons, gratis, nyx gibi (bunlar surekli indirime girip surekli mailime dusen yerlerdi), hepimiz icin farkli markalar olucaktir, sirketlerin mail ve sms sistemlerinden cikmistim. zaten habire indirime giriyorlar, sanki inanilmaz bir sey oluyormus gibi bizi tuketmeye cagirmalari sinirimi bozuyordu. gerekli olan urunu tespit edip, pazar arastirmasi yaptiktan sonra indirimi kovalar aliriz zaten.

    29 mart 13:22 29 mart 16:53


    1376. Tüketimin bir sonu yok. Birini alınca başka türlüsünü isteyip duruyoruz gerek var mı çoğunlukla hayır. Sürekli kendimi frenlemeye başladım malum ekonomik nedenler yüzünden bir şey alırken. Tek durduramadığım konu kitaplar maalesef. O konuya da bir çözüm bulacağım ama en kısa sürede çünkü onlarca kitabım var okunmamış.

    Ama bu tüketmiyoruz olayının şöyle bir etkisini gözlemledim kendimde,tam olarak bununla alakalı değil ekonomi ile alakalı aslında. Bir şeyler almayıp kendimi sınırladıkça aldığım zevk azaldı. Eskiden ne bileyim bir kola bir kitap alıp mutlu oluyordum geçici süre de olsa. Şimdi alsam da almasam da sürekli gerekli miydi stresi. Üzerine düşününce o şeyden alınan haz azalıyor otomatik olarak.

    28 mart 15:51

    1375. Gittikçe tüket-e-miyoruz kampanyasına dönüşen.

    Üstelik sadece kozmetik değil, temel ihtiyaçlarda da boy gösteren açık veya gizli kampanya. Her şey dehşet pahalandı. İnsanlar artık "manyak mısınız siz" tepkisini daha az hatta hiç göstermiyor.

    2 gün zamlara tepki gösterip 3.gün hayatlarına devam ediyorlar, ediyoruz yani. Ben bu ülkenin pahalılığına günden 10-12 saat çalışarak ve daha az tüketerek yetişemiyorum artık. Ne olacak bilmiyorum.

    28 mart 15:44

    1374. Kaç yıldır çalışıyorum kenarda birikmiş hiç param yok. Bugün bütün gün bunu düşündüm en basitinden 4 tane kabanım var birini unutup makinaya attığım için bozuldu bişey oldu. Geçen hafta sipariş edip yeni aldım ama sorarsanız ihtiyacım var mıydı kalanlar yetmez miydi? Fazlasıyla yeterdi.

    Bu en basiti sonra daha varken aldığım diğer ıvır zıvırları saymıyorum.

    Gereksiz harcama işine bir çözüm bulmak istiyorum artık ihtiyacım olmayan şeyleri almak istemiyorum çok yordu beni. Bu sebeple buraya bunu yazıyorum önümüzdeki 2 ay (gizlinot: Nisan ve mayıs ayının tamamı )kıyafet, ayakkabı, kozmetik ( deodorant, ped, kolonya, pamuk, diş macunu vs hepsi bol bol var), kitap (daha okumadığım 3 kitap duruyor elimde) almayacağım.

    Umarım gereksiz alışveriş huyumu bırakırım.

    27 mart 23:27