yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1386)
    • medya (31)

    1386. şu indirim günlerinde özellikle zorlandığım kampanya. hatta daha dün indirimleri duyurma kampanyasına entry girmiştim. kendimle savaşıyorum resmen.

    normalde de çok tüketmem, geri dönüştürürüm, yeniden ya da farklı şekilde kullanırım eşyaları. derya baykal görse gurur duyar.(gizlinot: swh) ama benim de hemen herkes gibi kendimi kaybettiğim dönemler oluyor. Hele indirim zamanları bir fırsatı kaçıracak olma hissi ihtiyacım olmasa da beni alışverişe yöneltiyor. indirim zamanı geçtikten sonra bir şey alacak olursam kazıklanmış olacakmışım gibi. oysaki tam tersi. bu his yüzünden lazım olur diye alışveriş yapıp gerçekte harcayacağımızdan fazla harcıyoruz.

    dün sushi yapma seti(gizlinot: bunun gibi bir şey) alacaktım mesela. ne alaka? ben üşendiğim için makarnaya sos bile yapmam. neyse ki sipariş vermeden önce derin bir nefes aldım, kendimi sorguladım. sadece sushi zamazingosu da değil, onlarca sekmede farklı farklı ürünlere bakıyordum. hepsini kapattım. ilk niyetlendiğim gibi sadece haftalık gıda alışverişimi yaptım ve çıktım.

    Bu girdiyi de hem kendime not, hem de benim gibi kendisiyle savaşan süslüler varsa onlar için minik bir hatırlatma olsun diye yazdım. indirimler varken ihtiyacı alalım tabi ucuzlamışsa, ama gereksizse öncesinde bir durup düşünelim bilmem kaç saat mesaimize değecek mi aldığımız ürün diye.

    22 haziran 01:10

    1385. Tam 3 yıldır yeni ürün almıyorum elindekileri tüketmeye çalıştım çoğunu attım. 1 allık 1 rimel 1 kalem ve 1 far paleti işimi görüyor

    21 haziran 08:13

    1384. Son 2 senedir her türlü lüzumsuz kozmetiği evime sokuyordum.Bunun sebebinin henüz neyi sevip sevmediğimi, örneğin göz makyajını sevmediğimi, ruj olarak hangi tonların tarzıma yakışıp yakışmadığını hiç bilmemem olduğunu fark ettim. Kendimi tanımaya başladıkça likit mat rujları ne kadar sevmediğimi, fuşya renginin tarzıma hiç uymadığını, rimel sürmek ve göz altlarımı kapatmak dışında göz makyajı yapmayı hiç sevmediğimi, aydınlatıcı sürmeyi ve kontür uygulamalarının yüz hatlarımı iyileştirmek yerine doğal güzelliğini kapattığını gördüm. 2021 mayıs itibariyle çok minimal bir makyaj çantam var.

    2 ruj,

    1 maskara,

    1 kapatıcı,

    1 eyeliner ve bir allık.

    Yüz bakımım da aynı şekilde 1 temizleyici, 1 nemlendirici ve 1 tonik. Aylardır kozmetik alışverişi yapmıyorum ve inanın aklıma bile gelmiyor. 3 adet ojem var ve üçü de el yapıma kıyafetlerime en yakışanı. Başka renk aramıyor gözüm. Bu demek değil ki herkes benim gibi tek tek sayılı eşyaya sahip olacak. Ama herkesin kendine en gerekli, en yakışanları alması gerektiğini geri kalanları hayatından çıkartıp, cüzdanında tutmaları gerektiğini düşünüyorum.Deliler gibi sağa sola para saçma maceramın tek sebebinin hayatımdaki boşluğu ve kendimdeki bilinmezlik duygusunu doldurmak olduğunu anladıkça enerjimi buraya harcamalarım da son buldu. Paranın en güzel harcanma şekli eşyalara yapılan değil, yeni deneyimlere yapılan harcamalar olduğuna inanıyorum artık.

    1 haziran 14:46 22 haziran 04:22


    1383. Son aylarda bilinçsizce çok fazla harcama yaptığım için artık katılmak istediğim kampanya. Hiç bir şeye ihtiyacım olmadığı halde sırf indirim var, lazım olur diye aldığım ürünler ve kıyafetlerle doldu ev. Alıp alıp pişman oluyorum o yüzden buraya yazmakla başlayayım en azından somut bir adım atmış olurum.

    22 mayıs 00:51

    1382. uzun zamandır sözlüğe girmiyordum. sözlüğe dönüşümü de en çok yazdığım ve beni bilinçlendiren başlığa yazarak yapmak istedim.

    -ekonomiye hiç değinmeden yazacağım. çünkü hepimizin gördüğü ve bildiği can sıkıcı bu mesele üzerinde tekrar tekrar düşünmek istemiyorum.

    2021 kararları alırken ana kararlarım hep alışveriş üzerineydi.

    1. ihtiyacın olmayan hiçbir şeyi alma.

    2. kendi bedenin olmayan ve denemediğin hiçbir şeyi alma.

    3. uzun vadede işine yarayacak şeylere yatırım yap.

    4. %50 indirim %50 para kazanmak değildir. %50 para harcamaktır.

    kendime uyarı mahiyetinde yazdığım bu şeyleri çalışma masama astım. 1 senedir karantinada olmamız ve evde kalmamız da alışveriş alışkanlıklarımı çok değiştirdi. kendimizi mutlu etmek adı altında aldığımız ufak tefek şeylerle hayatımızı ve zihnimizi o kadar dolduruyoruz ki sonrasında bunalıma ve temizliğe yöneliyoruz.

    bu süreçte kozmetik ve cilt bakımı alışverişine dair büyük değişikliklere gittim. öncelikle güncel olması sebebiyle de hepimiz hayvanlar üzerinde deney ve cultyfree ürün seçimi hakkında bilinçlenmeye başladık. uzun süredir sürdürülebilir ve cultyfree ürünlerle bir rutin oluşturmaya çalışıyorum bu sebeple daha dikkatli alışveriş yapmaya ve daha az harcama yapmaya başladım. sadece kokusu fiyatı rengi haricinde önemsediğim yeni bir kategori olması alışveriş alışkanlığımı büyük ölçüde değiştirdi.

    elimde bol bol renkli kozmetik ürün bulunması sebebiyle zaten renkli kozmetik ürün almıyordum. ayrıca karantinada çok az makyaj yaptığım için belki 1-2 ürün ancak bitirebildim ve sadece bitenlerin yerine yenisini almam gerekti. artık bir makyaj tarzımda oluştu ve bana neyin yakışıp yakışmayacağını, doğru renkleri bildiğim için sadece görsel olarak beğendiğim ambalajı dikkat çeken ya da popüler olan bir ürünü almıyorum.

    ihtiyacım olmadıkça kıyafet almıyorum ancak dolabım bir genç kız için oldukça yetersiz bu sebeple bir şeyler aldım. aldığım şeylerin kumaşına, ne kadar süre kullanabileceğime, dayanıklılığına ve elimdeki diğer kıyafetlerle ne kadar kullanabileceğime dikkat ederek aldım. moda olan şeylerden ziyade daha klasik parçalara yatırım yapıyorum.

    bir kaç kitap almak istediğimde fark ettim ki kütüphanemde okumadığım çokça kitap var onları da bir heves bir merakla almış ancak raftan indirmemiştim. işim veya eğitim hayatımla alakalı olmadığı müddetçe keyfi kitap alışverişi yapmıyorum.

    bir tane masraflı hobim var : fotoğrafçılık. bu konu ile alakalı uzun süre önce bir alışveriş yaptım. genellikle makinemin tamiri için harcama yapıyorum.yeni bir lens yeni bir makine almak benim için çok büyük lüks.

    24 yaşındayım tüm bu harcamalardan kıstıklarımı biriktirip gezmek istiyorum en azından kendi ülkemde bile olsa doğası yapısı bozulmadan görmek istediğim çok yer var. belki bir gün ekonomik şartlar bu ülkenin gençlerine doya doya yaşayacağı gençliği sağlar. ve bizler de bu süreçte bilinçli tüketim yaparak daha yaşanabilir bir dünya kalmasında etkili bir rol oynarız.

    12 mayıs 16:01

    1381. arkadaşlar merhaba. diğer süslülerimizin de belirttiği gibi tüketmememizin başlıca nedenlerinden biri ekonomi ama ben bu sefer size başka bir neden daha söylemek için yazmaya karar verdim. bilirsiniz markalar kimi zaman indirim yapar böyle yüzde yetmiş bir alana üç bedava gibi. işte bu dev multi milyoner markalarda satılan giysilerin görmediğimiz karanlık bir geçmişi var. bir çok gelişmekte olan ya da gelişememiş ve tam anlamıyla sefalet içinde yaşayan toplulukların sömürüldüğü ülkelerde bu acımasız markaların ezdiği insanlar var. yeterince kıyafet dikmediği için dövülenler, aldıklarıyla para ile temel ihtiyaçlarını bile gideremeyen ve hak ettikleri paranın yarısını istedikleri için hayatlarını kaybedenler ve daha niceleri... bu durumu bilip sessiz kalan markalarda neredeyse her gün yeni bir kıyafet gelmiş mi diye sitelerine baktığımız markalar. eğer sizde benim gibi belgesel seviyorsanız The True Cost ( Gerçek Bedel) isimli belgeseli izlemenizi tavsiye ederim. Gerçekten iç ürperten ama gerçekleri gizlemeden tam manasıyla tokat gibi çarpan bir başyapıt. ve belgeseldeki şu cümleye katılıyorum : markalar kazanırken biz kaybediyoruz. hem ekonomik olarak hem doğal kaynaklar olarak hem de insanlık olarak.

    9 mayıs 20:25

    1380. Tüketmek bende bir hastalığın dönem dönem baş gösteren atakları sayılabilir. Bir yıl içinde tüketmediğimi resmen bir ay içinde tükettim. Sonunda param tükendi, şok geçirdim. Üstelik harcadığım parayı duysanız, suratıma tükürürsünüz. Asgari ücretin kaç katı olduğunu söylemek bile istemiyorum. Bu harcamanın içinde ne teknolojik birşey var ne de bir yatırım aracı. Bir işten elime geçen parayı resmen çar çur ettim. Ne aldın diye sorun, bir açıklama bile yapamam. Üstelik uzun zamandır adamakıllı harcamalar ve iyi birikimler yaparken oldu bu. Galiba birikim yapmanın da bir dozu olmalı. Ben zaten korona var diye hiçbir şey yapmadım, bir yerlere çıkmadım, bir tatil bile ayarlamadim kendime. Oldukça azalttım hatta çoğu isteğimi bastırdım. Sonunda da bu saçma sapan harcamayla uzun bir zamanın acısını çıkardım diye düşünüyorum. Adeta sıkı bir diyetin patlaması gibi Pandeminin bastırdığım etkileri de olabilir. Biraz da dışarıda yeme içme ve gezmeye harcayamadigim için parayı bunlara gömdüm. Şimdi bir aydınlanma geldi ve yasaklar bitince toparladigim parayı asla salak salak şeylere harcamayıp, yasaklar bitince hemen şehrime yakın bir beldeye gidip kafa dinlemeye karar verdim. Yaklaşık 2 senedir tatil yapmadım ve bu tatilsizlik kafama vurdu. Bari kaliteli harcayayım istiyorum. Çünkü gençliğim gidiyor hissiyle yaptığım yanlış harcamalar beni daha çok pişman ediyor. Tam artık maddesel şeylere değil, deneyimlere para harcayacağım dediğim dönemde korona çıktı. Ne dil kursu ne enstrüman kursuna gidemedim. Kötü dönemlerden geçiyoruz diye sürekli para biriktirmeye çalıştım. Ama en sonunda hayatta çok şey kaçırıyorum hissiyle mücadele etmek için sürekli birşeyler satın almaya ittim kendimi. Toparlanmam lazım, ülke batacak ben süremediğim makyaj malzemesine para veriyorum. Yazık.

    8 mayıs 17:56 8 mayıs 18:07


    1379. Burda yazilanlarin hepsine katiliyorum ve eklemek istiyorum. dolabima baktikca bogulmaya baslamistim bende. Yaklasik son 1 seneye yakin zamandir neden bu kadar cok kiyafet aldigimi sorgulayip (gizlinot: sanirim duygusal aclikmis sebebi) ihtiyacim yoksa artik almamaya karar verdim. Bir sey almak istedigimde dolabimda ona alternatif bir seyim var mi diye dusunuyorum. Ona gercekten ihtiyacim var mi. Eger alirsam onu dolabimdan neyle kombinleyecegim. Bu 3 soruyu iyice dusunuyorum. Zaten birinden birini geçemiyor verdigim cevap ve almaktan vazgeçiyorum. Eger 3 sorunun da cevabini verdiysem ve almaya kararliysam ben de urunu once favorilerime ekliyorum. Hemen almiyorum. Araliklarla girip o urune bakıyorum. Indirim bekliyorum vs. Ve gunu geldiginde hala o urunu almakta kararliysam oyle aliyorum. Ve cogu zaman acayip bi sekilde baka baka o kiyafetten sikiliyorum ve iyki almamisim bak sikilcakmisim diyorum.

    Burayi okuyunca bunu yapan tek ben degilmisim dedim ve gercekten ise yariyor. Yeter ki hemen almayin. kendinize zaman taniyin.

    Kozmetik icin de bu yazdiklarim aynen gecerli.

    27 nisan 03:32

    1378. Son iki yazar o kadar açıklayıcı ve öz konuşmuş ki.. Tıpkı yetki zehirlenmesi gibi ülkede eline ortalama üstü para geçene bunu korkusuzca teşhir etme dürtüsü de stoklanıyor sanırım. insanlar artık elindekileri görgüsüzce ifşa etmekten çekinmiyor. Görgüsüzlük komik bir şekilde popülerleşmiş halde. Çok zenginler teşhir ettikçe parası ve imkanı olmayanların kini büyüyor.En basitinden internetteki bir alışveriş videosunda istediği ve hakettiğini düşündüğü halde elde edemediği bir çift ayakkabı bile izleyenin artık canını sıkmaya yetiyor.Çünkü insanlar çalışıyor ve hakettiği parayı kazanamıyor. Çünkü hakettikleri ücretler haketmeyenlerin cebine acımasızca giriyor. Bu öfke pasif mi kalır yoksa bir şekilde tepkiye mi dönüşür bilinmez. En azından düşünmeye itmesi bile olumlu.Ancak ortada korkunç bir adaletsizlik olduğu kesin.

    27 nisan 02:52 27 nisan 02:57

    1377. bu başlıktaki girdiler aklıma son çekilen joker filmini getirdi. bence bu ekonomik sınıf farklılıkları ciddi ciddi ayaklanmalara sebep olabilir ilerleyen türkiye günlerinde. insanlar o hale gelmek üzere.. (gizlinot: tabi umarım olmaz da..)

    27 nisan 02:16