yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1398)
    • medya (32)

    1398. son 10 sene içinde drugstore mağazaların hızla açılması ve youtuberlik influencerlik vs gibi işlerin de artan oranda artmasıyla birlikte ihtiyacımızdan çok çok fazlasını aldık. Her şeyimiz olsun istedik. O da lazım, bu da lazım diye düşündük. markalar da olabildiğince yeni ürün çıkartarak bizim iştahımızı harladı. sonra tak bir pandemi oldu. iki senedir ne makyaj yapıyorum ne bir şey. malzemeye dair hiçbir şey almadığım gibi elimdekileri de aşırı uygun fiyatlara satmaya çalışıyorum. maksat da para kazanmak değil, birileri kullansın heder olmasın. Bunlara yatırdığımız zamanı ( aramak,bulmak,takip etmek) ve maddi kaynakları zaten söylemiyorum bile. Neyse ki, pandemiyle hipnozun etkisinden çıktım. elimdekiler bitsin satayım vs. sonrasında yeniden makyaj yapmaya başladığımda yeni alacağım ürünlerin toplam ürün sayısını 15-20 ile sınırlamayı hedefliyorum. biri bitmeden yeni bir şey almak yok zira o biri hiç bitmiyor ve çöpe gidiyor. Stoklamak için yeni dolaplar, yeni aparatlar ve yeni organizerlar alıyoruz.

    E hani indirimde almıştık? Eski project panlerime bakıyorum da.. fotoğraf eklemişim, listeler yapmışım pihiiy.

    23 ekim 10:45

    1397. Türkiye şartlarında zorunlu olarak katıldığımız kampanya.az önce koton'a gittim.idare eder denilecek pantolon 200 TL aynı şekilde

    şık bir bluz 200 TL'den başlıyor.Uzun zamandır ayakkabı almak istiyordum.170 TL'ye normal sade bir şey alabildim.Bu ayakkabının olması gereken fiyatı bence maksimum 60 TL.Bir kombin yapsak en az 500 TL tutacak.Bu şartlarda tüketemem dedim,tüm mağazalardan tepki olarak çıktım.Tamam ekonomi kötü ama fiyatlar da şişiriliyor.Bence toplum olarak tepki olarak tüketmeyip bir süre elimizdekilerle idare etmeliyiz.Hayat kendimizi şımartmak için çok pahalı.

    l

    22 ekim 23:30 23 ekim 00:04

    1396. Daha önce bu başlışa uzun uzun güzel girdiler yaptım. Şimdi sadece tek soru, nasıl tüketelim? Tükenen biziz. 

    22 ekim 16:32


    1395. artık market alışverişlerini minimum düzeyde tutmaya başladım. eskiden ıvır zıvır bir sürü şey alabilmek mümkündü ama artık olmuyor. tatlısız yapamazdım, lokumdan meyve kurularına alır doldururdum, hayır artık bunu da yapamıyorum. Kozmetikte yerli ürünlerin fiyatları çok daha uygun ve içlerinden çok başarılıları da var, serumda yerli ürün kullanıyorum, daha birçok şeyde de kullanabilirim elimdekiler bitince. hatta ve hatta bu serum etkisini gösteren, yok efendim gözenek sıkılaştıran ya da renk eşitsizliklerini düzelten, aktardan ya da internetten çok uygun fiyatlı alınabilecek yağlar var mı diye de araştırdım ama cilt sorunlarının bazılarına iyi gelecek türlerini bulamadım henüz. farmasi cruelty free bir marka olsa, ben tüm ürünlerimi ordan alırdım, tam bir f/p markası, tamamiyle memnun kalmadığım hiçbir ürünü olmadı. serumlar için the newlab önerebilirim, gerçekten başarılı bir marka. fiyatını uygun bulmadığım sürece hiçbir ürüne gereksiz para bayılmam artık bundan çok eminim. elimdekilerle 2-3 seneyi falan geçiririm herhalde, sonrasını bilmiyorum.

    edit: bu ay dolap üyeliği de başlattım. neden? takabilirim çünkü 2. el çanta veya 2. el deri mont da giyebilirim. haller vaziyetler böyle.

    17 ekim 17:51 17 ekim 17:54

    1394. Çıldıracağım artık. Maybelline rimeller 80, loreal rimeller indirimle 100 lira oldu. Almanyada yıllık araba kiralamak isterseniz aylık 80-100 euro' ya bir yıl boyunca arabaya biniyorsunuz. Seveyim böyle ülkeyi. Benim rimel aldığım paraya millet araba kiralıyor.

     Erteleyip almadığım ya aman merve daha bitmedi bitince alırsın dediğim herşeyi bir hafta sonra zamlı görüyorum. Küfür etmemek için kelimelerimi seçiyorum inanın. Allah hepimizin yardımcısı olsun en çokta çoluk çocuk okutanların

    17 ekim 00:43

    1393. Her şey ama her şey uçuyor. bu başlıktaki kaçıncı girdim bilmiyorum. Ama her seferinde daha büyük çıkmaza girerek yazıyoruz.

    Bugün Dışarıda kahve içmek için buluşalım diyen arkadaşları eve çağırdım. Bir kahveye 30 lira bayılıp sandalye tepelerinde sünene kadar çay demledim, bir iki atıştırmalık aldım aynı rakama. Vallahi hem evimde yayılıp otururum hem de keyifle sohbet ederiz dedik. Yarın arkadaşlara kahvaltı etmeye gideceğiz. Kişi başı 70 lira bayılacağız çoğu ziyan olacak şeylere. Çıkıntılık yapmamak için birşey demiyorum ama gerçekten dışarıdaki fiyatlar insanı çıldırtacak düzeyde.

    Eskiden gratisler falan indirim olsun olmasın kalabalık olurdu. Şimdi hiç öyle keyfine gezeyim diyen yok. Çünkü keyfine kozmetik alınabilecek bir ekonomi yok ortada.

    Estetik operasyon yaptiracaktim vazgeçtim. 10bin lira bayilmaktan vazgeçtim. Keyfi birseydi. Oysa bu ülkede önümü göremiyorum bari paramı biriktireyim diyerek bu hayalinden de vazgeçtim. Çok şükür alkol ve sigara ile aram yok. Gerçekten bunu tüketen insanlar nasıl yetişiyor inanamıyorum. Çünkü onları alsam başka hiçbir şeye para kalmaz.

    Kış geliyor doğalgaz daha tepemize binmedi. Ankara'da havalar sıcak gidiyor Allah'tan ama bir yandan yağmur yok kuraklık çok diye üzülüyorum. İki ucu boklu değnek. Cidden cinnet sebebi. Sabır diliyorum asgari ücretle ev geçindirene, çoluk çocuk okutana.

    16 ekim 20:58

    1392. (gizlinot: buraya yazdığım kaçıncı entry olduğunu hatırlamamakla birlikte) kampanya dahilinde, seyahat boy kozmetik ürünleri almaya başladığımı belirmek isterim. normal ya da avantaj boy ürünler fiyat-gramaj bakımından daha hesaplı olabilir ama ben o aldığım çoğu normal boy ürünü bozulmadan bitiremiyorum. ruj, maskara vb. ne varsa bitmiyor anacım, bit-mi-yor. kokusu değişiyor, rengi değişiyor, kuruyor, paketi eskiyor vs. kullanmak istemiyorum, iğreniyorum ya da verim alamıyorum bir süre sonra. e ben x gram ürüne n para vereceksem ve o ürünün 2x/3'ü kullandıktan sonra n/3 miktar para eden kısmını çöpe atacaksam ne anlamı var? gidiyorum x/2 gram ürüne 2n/3 para veriyorum (ki daha da ucuzdur hani 5n/9 falandır bence) ve parasının tamamını çıkaracak şekilde kullanıyorum ürünü. ayrıca evimde daha az yer kaplıyorlar ve taşıması kolay! elbette normal ya da avantaj boy alıp tepe tepe kullandığım ürünler var şampuan, krem, diş macunu, ped vs. gibi. fakat, mesela, hiçbir mac rujumu bitiremedim bugüne kadar. bu yüzden normal boy almaktansa artık mini boyda olan renklerinden alıyorum. aynı şey too faced maskara ya da çanta boy parfümlerde de geçerli.

    14 ekim 15:35


    1391. Benim de herkes gibi zorunlu olarak katıldığım kampanyadır.

    Başkalarının 3-5 birime aldığı ürünleri 100 küsür tlye almak canımı sıkıyor. Benim diğer ülkelerde yaşayan insanlardan ne eksiğim var da sürekli onların kolayca elde ettiği şeyleri türlü fedakarlıklar yaparak almak zorundayım?

    Çoğu ürünün gramajı düşüyor, kalitesi azalıyor ama fiyatı hep artıyor. Mesela çikolata alayım diyorum, eski tadından eser yok. Resmen damağıma yapışıyor yağı. Eskisi gibi yemiyorum artık bende. En sevdiğim çikolataların tadı bile yıllar önce bakkalda satılan kalitesiz ve markasız çikolataların tadıyla aynı. Etrafta dondurma kalmadı. Ya krema ya da buz. Ürün içerikleri kalitesiziyle değiştirildiği için ülke olarak ciddi sağlık sorunları bekliyor bizi.

    Yer silmeye bile tenezzül etmeyeceğim kumaşlardan yapılma kıyafetler en az 100 küsür. En fazla 3-4 kere giyilebilir. ya tüylenme yapar ya da deforme olur. Viskon-polyester kumaşların sağlığa zararlarından bahsetmiyorum bile. Ciddi ciddi evde kıyafet dikmeyi düşünüyorum artık.

    Elektronik desen "bu sene yeni modeli çıkmış, yenisiyle değiştireyim" gibi bir durum söz konusu değil. Gözüm gibi bakıyorum aman bozulmasın diye. Aldığım düşük model bilgisayarın fiyatı 3-4 senede öyle bir katlandı ki, keşke o zamanlar alıp şimdi satsaydım. Ytd

    Sanat ve hobi malzemeleri de altınla yarışıyor. Ne de olsa hobi sahibi olmak lüks ve gereksiz olarak görülüyor ülkemizde.

    Dışarda yemek yemek de pahalı. Gerçi onun yerine malzemeleri alıp evde yapsan daha pahalıya mal oluyor artık. Yemek videolarının altındaki yorumlara bakın, genelde "x yerine ne kullanabilirim, y olmasa olur mu" tarzında şeyler yazılmış. İnsanlar heves edip gördüğü tarifi bile yapamıyor, alternatif arıyor.

    Bütün bunlardan bunaldım, psikiyatriste gideyim de diyemiyorsunuz. Seans başı 300-400 TL. He benim gibi YouTube'tan muhteşem yüzyıl izleyeyim mis gibi terapi diyorsanız da 16 mbps internete 100 tl ödeyeceksiniz. Altyapı, port vs hiç biri yok. Üstelik İstanbul'un göbeğindeyim. 2008 yılında yaşıyorum resmen. Gözlerinin yeşilini özledim çalıyor kafamda artık. Antik mısır'da piramitlerin inşasında çalışan köleler bile molada internete girmeye kalksaydı,hızları benimkinden fazla olurdu.daha fazla internet şakası yapabilirim ama yapmayacağım. 2021 yılında 16 mbps internet başlı başına şaka zaten.

    Her şeyin alternatifini bul, evde yap, ondan vazgeç, bunu bırak, şunu tüketme derken taşı taşa sürterek ateş çıkartmaya başlayacağım az kaldı.

    Uga buga

    10 ekim 19:59

    1390. tüketmek istemiyoruz gerçekten hatta elimizdekiler de bitmesin.

    artık keyfi alınan kıyafetler, aksesuarlar, kap kacak, kitap bile düşündürüyor insanı bu şartlar altında. günlük ihtiyaç dahilindeki temel ihtiyaçlar bile anormal fiyatlarda çünkü özellikle kışa girerken doğal gaz, kömür derken. şuna değineceğim sadece vaktinde eleştirildiğimiz stokçuluk huyumuz sanırım ilk defa işe yaradı çünkü o zamanlar alınan her şey şuan yarar durumda. (gizlinot: swh)

    6 ekim 10:05

    1389. tüketmeden yaşamamız pek mümkün değil. ancak buradaki esas mesele aşırı-gereksiz ve çevreye zarar verici şekilde tüketim.

    şimdi biz elbise alıyoruz. o elbise poşetlere konuyor. bize gönderilirken yine plastik ambalaja yerleştiriliyor. biz çok mutlu bir şekilde açıp hemen elbisemizi deniyoruz. sonra? o plastik atıklar ne oluyor? bunları hiçbirimiz zerre kadar dert etmiyoruz. yokmuşlarcasına çöpe atıyoruz. oysa ki bu plastiklerin çoğu dönüp dolaşıp bizim midemize giriyor. sonra işte türlü kanserler...

    evrim ağacı bugün plastikler hakkında çok çarpıcı bir (link: https://www.youtube.com/watch?v=EzJPwC-MnyY&t=32s&ab_channel=EvrimA%C4%9Fac%C4%B1 video yayınlamış). izlemenizi öneririm.

    mikroplastikler yediğimiz içtiğimiz her şeye karışıyorlar. mesala türkiye'deki pek çok balığın %50'sinde ve sıkı durun midyelerin %90'nında farklı türlerde mikroplastik tespit edilmiş. işin daha da vahim yanı şu ki pek çok avrupa ülkesi kendi plastik atıklarını bize gönderiyor. güya biz bunları geri dönüştüryormuşuz...

    23 eylül 11:57 23 eylül 13:24