yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1437)
    • medya (35)

    1437. aşırı ve gereksiz tüketimin türlü türlü nedenleri olabilir ama bana göre hepsinin sonu psikolojiye uzanıyor. kentlerde yaşayan bizler, yani istediği her şeye her an erişebilme olasılığına sahip olan bizler, kullandığı telefon ve bilgisayarlarla sürekli olarak reklamlara maruz kalan bizler için tüketmek alsında ruhumuzdaki görünmez boşlukları doldurmakla ilişkili. alım gücünüzün olup olmaması da önemli değil. burada önemli olan ulaşabilme olasılığınız. kentte yaşıyorsanız, sosyal medya hesaplarınız falan filan varsa bir şekilde sistemin içine dahilsiniz. oysa ki gidin mesela mardin'in ücra bir köyünde yaşayan insanları, gençleri görün... beklentileri ve ihtiyaçları o kadar küçük ki...

    "yaaa şu da olmasın mı? hiç mi tadını çıkarmayalım?" gibi şeyler söyleyeceksiniz. ama mesele bu da değil işte. "bu da olmasın mı" denilen şeylerin ardı arkası kesilmiyor asla. kaldı ki bunların gerçekten bizim arzuladığımız şeyler olduğundan da şüpheliyim zaten. eksik bir şeyler var ve biz bir şekilde böyle şeyler alarak kendimizi geçici süreliğine neşelendiriyoruz. sonra o boşluk yine orada kalıyor. haliyle bana göre "tüketmemek" çok ciddi bir karar. bu tamamıyla güçlü bir irade gerektiriyor. zihniyetinizi ve hayata karşı bakışınızı kökten değiştirmeniz lazım. veganlığa geçmek gibi bir eylem bu. aniden pek çok şeyden kendinizi mahrum bırakmayı göze almalısınız.

    10 mayıs 12:35 10 mayıs 12:42

    1436. artık markete gittiğimde pek bir şey alamıyorum eskiden illa ufak tefek birşeyler alır çıkardım şimdi ise neye ne kadar zam gelmiş sırf onun için girip çıkıyorum. marketten zaten abur cuburdur içecektir alan biri değilim. temel gıda ürünleri sebze meyve vs. bunları bile zor tüketiyoruz allah yardımcımız olsun. gıdayı mecbur tüketicez bu hayatı idame ettirmek zorundayız ama geri kalan ihtiyaçlar için tüketimi durdurmalıyız.

    bunu daha öncede burada dile getirmiştim ama tekrar yazayım. öncelikle şu indirim canavarı gibi duran sayfalardan ve ınfluencer tayfasından kurtulmaya bakın. bunlar bir ürünü öyle güzel pazarlıyorlar ki yorumlara bakmasan dersin bu fiyata mükemmel ürün falan. gereksiz bir tüketime sürüklüyorlar kendi cepleri dolarken bizimkiler boşalıyor. allah aşkına şunların linklerine para kazandırmayın artık. azalarak bitmelerini diliyorum. ben online alışverişte bile gıda ve temel ihtiyaçları oldum artık. bazen uyguna denk getirdiğim oldu. kozmetik bitmeden bir ürünü sırf meraktan almayın. yani iki allığın olsun bi pembe ton bi şeftali ton ama elli markanın olmasın ne gerek var. hatırlıyorumda annem gençken her üründen birer adet vardı bittikçe alırdı. parfüm bir tane yeter koleksiyona gerek yok. artık zara bile designer fiyatında zaten nasıl koleksiyon yapacaksak. bir kıyafet mağazasına ihtiyaç için gidilmeli. olaki gidersenizde bir şey beğendiniz diyelim karşısına geçip elli kere düşünün gerçekten buna gerek var mı ihtiyacım var. ben bu şekilde yaparak tüketimimi azalttım çok şükür. pantolon fazla fazla almayın jean varken jean alıyorlar paso şu indirim canavarları linkliyor ya hani bir jeanin yandan yırtmaçlısı yok cebinde yaması olanı bilmem nesi. ahh 90lar ya annemin iki üç renk jeani vardı döner dolaşır onları giyerdi. kesinlikle bu 2013 sonrası çok yüksek bir tüketim artışı var ve kitle durmuyor. kart full hala cırt cırt alıyorda alıyor. makyajda makül standart ürünler hepsinden birer parça olmalı, kıyafettede bence kesinlikle kapsül dolaba geçilmeli rahat kombinlenebilir renkleriniz varsa boşa para saçmayın değmez bu fast fashiona. çanta ayakkabıda da kaliteli markaların beş seneyi görecek ürünleri, kombinlenir renkleri alınmalı. gerçekten basit sade olan herşey daha kullanışlı. az tükettikçe az dert oluyor. ısrarla internet alışverişine abanmayın bu alışverişlerin kolayca yapılması büyük tetikleyici. mümkünse telefondaki alışveriş ve marka applerini silin. kendinizi gereksiz alışverişten soyutlayın. ihtiyacım gerçekten ama gerçekten var mı bunu düşünün.

    17 nisan 03:14 20 nisan 03:24

    1435. artık kısabileceğim daha fazla şey kalmadı ya. aylık harçlığım geldiği gibi gidiyor, evden uzakta survivor yaşıyor gibiyim. şimdiye kadar hep minimal oldum. giyimde de, takıda da, kozmetikte de, bakımda da. ama gerçekten yetmiyor.

    iki pantolonum var hepi topu, biri siyah diğeri kot. siyah olanı daha çok giydiğim için yıpranıyor iyice, tamire verecek param kalmadı. 5 yıldır kullandığım tafta şallarımda ip kaçması, minik ütü yanıkları ve renk dalgalanmaları başladı, internetin altını üstüne getirip 150 liraya 9 tane şal aldım bir şekilde. bilen bilir bu fiyata bu kadar şal almak çok zordur. onun dışında yeni bir kıyafetim yok.

    kozmetik koleksiyonumu allahtan pandemide düzmüşüm. şimdi fiyatlar almış başını gitmiş. 2 far paleti, 2 kapatıcı (gizlinot: ki birini tekrar almayı düşünmüyorum), 4 ruj, birer tane de kaş pomadı, rimel, far bazı, pudra, bronzer ve aydınlatıcım var. fırçalar konusunda pek mütevazı değilim, yüz fırçalarım birer tane ama göz fırçalarım biraz fazla, elimde her zaman temiz fırça kalması için. yine de çok para harcanarak alınan fırçalar değiller. aliexpress'teki fırçalardan işte, ucuz ama iş görüyor.

    ama gerçekten artık para yetiremiyorum ben. sülfatsız şampuanım aldı başını gitti, tekrar alamıyorum ve daha bereketli diye sülfatlı şampuana geri döndüm ne yazık ki. ucuzken nasılsa bunları severek kullanıyorum dediğim cilt bakım ürünlerimi stoklamak için birer tane daha almıştım, şu an stoktakileri kullanıyorum ve aldığım fiyatla aralarında dünya fark var. tekrar alabilirim inşallah, zaten hepi topu bir temizleyicim bir nemlendiricim var.

    çanakkale'de okuyorum, toplu taşımaya öyle bir zam geldi ki. twitter'da gündeme girmiştik hatta, bilen bilir. öğrencinin 4.5 lira basarak okula gittiği bir öğrenci kenti düşünün... :'))) okula gidiş gelişim 9 lira. kampüs içindeki kyklarda kalsam yürürdüm ama maalesef mümkün olmuyor kaldığım yurttan yürümek. her zaman otobüs de bulamıyorum, bindiğim duraktan okula giden iki hat var cadde boyunca. otobüs dolu gelirse 40 dakika beklemek zorundayım. yurttan kampüse taksi 30 lira yazıyordu, geçen gün aciliyetten ve mecburiyetten kullandım, ki güvende hissetmediğim için kullanmaktan kaçınırım, 50 lira olmuş.

    mutlu bir ilişkim var, evlenmeyi düşünüyoruz, şu an sadece koltuk takımımızı alabildik. 1+1 eve olabildiğince az eşyayla çıkmayı planlıyoruz, öyle saçma sapan tanımadığın akrabalarının oturup dedikodu yapacağı bir düğün yerine çok yakın arkadaşlarımızla ve çekirdek ailemizle tatlı bir kutlama planlıyoruz, ona rağmen zor. bir de her şeyimiz son model olsun, her şeyi alalım desek en az 5 yıl nişanlı beklememiz gerekiyor. şaka gibi.

    geçen gün youtube'da gezinirken çisem çakır'ın fondöten incelemesi videosuna denk geldim, nişan düğün için bir fondöten almak istiyordum ama kozmetik fiyatları fırlamışken iyice araştırmadan bir ürün almak akıl karı değil, çöpe atacak tek kuruşum yok. video sonunda revolution face&body almaya karar verdim, aynı ürünün farklı videolarını izleyeyim dedim, yabancı bir youtuber'ın inceleme videosuna gelen yorum:

    "15£ bu ürün için pahalı, revolution drugstore bir marka ve bu fiyat çok fazla"

    ağlıyorum resmen. adamlar 15 birim parayı drugstore bir ürüne vermek istemiyor resmen, aynı ürün bizde 100+ lira, "olsun yaaa ürün 120 ml iyi iyi" diye teselli ediyoruz kendimizi. flormar, golden rose falan türk markası güya, ithal markalar daha ucuz resmen, şaka gibi.

    yağ, şeker çok pahalı. sevgilimle dışarıdan söylemek yerine evde yapıyoruz otururken. daha bugün tavuklu kremalı makarna yaptım mesela ona. ama elektrik, gaz maliyeti düşünülürse karda mıyız zararda mı bilmiyorum. tanıştığımızın ikinci günü gezmeye gittik motorla biz, full depo 76 liraydı o zaman. şu an 150 liraya falan fullüyor galiba. fiyatlar dehşet.

    yine yeni tanıştığımız zaman telefonum kırılmıştı, 700 liraya yaptırdım. şu an 1000 lira falan. general mobile kullanıyorum ben abi bu fiyatlar şaka mı? ben gm ekranı 1000 liraya yaptırıyorsam apple kullanan kaç liraya yaptırıyordur kim bilir. pazarda daha pahalı diye şok'tan 4.5 liraya çorap aldım ben alooo?!?!?

    daha nereden nasıl kısayım bilemiyorum, 21 yaşındayım ve şu duruma içerliyorum. müzik festivali yakında, madrigal falan da gelecek diye gitmek istedik. 1+1 bilet 300 liraydı almadık. 300 lira az bir para değil çünkü artık. geçen beraber resim yapmak için tuval alalım dedik, kırtasiyeden 60 lira harcayıp çıktık. mezun olacağım bu sene (yani inşallah), mezuniyet partileri aşırı pahalı, kıyafete ayıracak bütçem de yok, tesettür giyim fiyatları hala zorluyor. bu gidişle lisedeki gibi sadece kep törenine katılacağım.

    eskiden de tutumluydum zaten, kendimi bildim bileli para biriktirip lazım olan bir şeyi kendim alıyordum. artık ona da para yetmiyor, biriktirsem de sonuç sıfır. gözlüklerimi yeniletmem lazım, uzun zamandır göremiyorum diye çerçeve ve cam hakkımın dolmasını bekledim, doldu ama bu sefer pahalı diye alamıyorum. bir optiğe uğrayıp sordum, 500 lira dedi adam. hayatımda 500 lira verip görmek istediğim bir şey yok, sevgilim de yakın mesafemde duruyor hep, görebiliyorum onu yani. gözlük falan almayacağım, alamam da zaten bu bütçeyle, nefret ediyorum her şeyden.

    baya uzun bir girdi oldu, amma da kafa açtım. kusura bakmayın çok özür diliyorum hepinizden ama patladım. okuyanlara da teşekkür ediyorum, umarım alım gücünün yüksek olduğu günler bizi bekliyordur bir yerlerde.

    12 nisan 17:46


    1434. Bence artik kampanyanin adini degistirelim. Belki bir mesaj olur buyuklerimize.

    "Istesek de tuketemiyoruz kampanyasi"

    10 nisan 00:18

    1433. farkında olmadan alışverişi günlük hayatımızın bir rutini haline getirmişiz süslüler. özellikle 2010'dan itibaren ülkecek haketmediğimiz bir ürün bolluğu içinde, paramızı ona buna saçarak yaşamamızın geri dönüşü tüm bunlar. (gizlinot: türkiye dışında da buna benzer vakalar var ama burada ülkemiz hakkında konuştuğumuz için oralara girmeyeceğim.)

    tüketmeme kampanyasının ilk adımı ne kadar tükettiğimizin farkına varıp daha az tüketmek olmalı biliyorum ama ne sıklıkla alışveriş yaptığımızı ve ne için yaptığımızı sorgulamak da sağlıklı bir yaklaşım. dümdüz evde otururken neden alışveriş yapma gereği duyar bir insan? yemin ediyorum çıkıp bir şeyler alasım geliyor ya da telefondan uygulamadan bakıyorum falan... hastalık derecesinde resmen. ve yalnız olmadığımı da biliyorum. peki neden? neden yılda 10 parça yeni giysi alan insanlar bir anda yılda en az 70 parça şey alır hale geldi? kolay ulaştığımız için mi, ucuz olduğu için mi? yoksa git gide büyüyen ve bizi yiyip bitiren bir alışveriş ihtiyacından mı kaynaklanıyor? bize bu ürünleri satan insanlar paraya doymayacaklar çünkü onlar da bizim gibi sürekli bir şeyler alıyorlar. üretim makinelerce yapıldığı ve kaynaklar tükenene kadar devam edeceği için bu para döngüsünün münkün olduğunca hızlı ve uzun süreli devam ettirilmesi gerekiyor. bir kişi bu döngüye karşı durduğunda otomatik olarak garipseniyor ya da dışlanıyor. bu alışkanlık ya da döngüye nasıl kafa tutarız bilemiyorum. elimiz zorda kalmadıkça içimizden, o güzel torbalara konacak ve eve gidince paketleri yeni açılacak ürünlere para vermeye olan isteğimiz devam edecek. ben senelerdir burdayım ve bu başlıkta birçok yazı yazdım ama hala almaya devam ediyorum. ekonomi de şükela, tanrı yardımcımız olsun.

    2 nisan 11:20

    1432. hassas ciltli olduğum için kutu mendillerle yüzümü kuruluyordum ancak bunlara harcadığım para ve atık çoğaldığından bu alışkanlığımdan vazgeçtim. incecik bir havlu aldım, onunla idare ediyorum ama hiçbir şey kutu mendil yumuşaklığında olmuyor :(

    artık tüketmediğim bir diğer şey ise parfüm. zaten çok parfüm kullanan biri değildim ama kokulu kolonyalar da parfüm gibi etki bırakıyor cildimde...

    23 mart 16:55

    1431. Pandemiyle başladığım "tüketmiyorum" anlayışı giderek "tüketemiyorum"a dönüşüyor ve bu durumu üzüntüyle izliyorum. Bir oje bile 14-15 lira... Ped 48-50 lira... Giyimden söz etmiyorum bile... Ben tam bir kot-tişört insanıyım. Zara, mango, twistten baskılı tişörtler alırdım, alırdım diyorum artık alamıyorum. Almak istemiyorum. Dün zaranın sitesine girdim, bir tişört 239 TL... İyi marka, en az 2-3 yıl giyebileceğiniz bir spor ayakkabı 1000 liradan başlıyor. En uygun fiyatlı markalarda kozmetik ürünleri uçuyor. Sürekli fiyat araştırması yapmaktan sıkılmaya başladım. Rimelim bitti, diordan almıştım pandemiden önce.... Şimdi dior değil maybelline bile pahalı geliyor bana. Dün ofise gittim, öğlen yemeğinden sonra canım bir kahve istedi. Bir tarçınlı çörek ve bir kahve 40 küsur lira tuttu.

    Benim tek önerim var; elimizdekilerin kıymetini bilmek... Kıyafetlerimizi, çantalarımızı, ayakkabılarımızı mümkün olduğunca temiz kullanmak. Alışveriş yaparken popülere değil iyi kaliteye yönelmek. Az ve öz satın almak, ihtiyaçlarımızın dışına çıkmamak.

    Sözlerim bu kadar :) Allah paramıza bereket versin...

    18 mart 12:00


    1430. Haftada 3 gün kpss kursu - okul arasında mekik dokuyorum ve akşam dersini beklerken yakınımda olan avm'de kahve içmeyi tercih ediyorum. Haliyle çıkarken de mağazaları dolaşmadan duramıyorum. Son zamanlarda fark ettim ki yalnızca uzun süre giden ve rutin kullandığım ürünleri yalnızca çok uyguna görürsem alıyorum. Indirimde herhangi bir şey görsem "bende zaten var, daha geçen gün uygulamadan sattım, kullanmıyorum" gibi gerekçelerle almaktan vazgeçiyorum. Kıyafet mağazalarını ise sormayın gitsin, 100 liradan aşağı hiçbir şey bulamıyorum. Yalnızca yeni gelen ürünlere ve kasa yanındaki cüzdan, kozmetik ürünlerine bakıp geçiyorum. Kısacası Ekonominin gidişatının bende bir farkındalık oluşturduğunu düşünüyorum. Tüketmemekten ziyade yalnızca ihtiyaç kapsamında uygun fiyata ürün bulunca tüketmek yani mesele.

    11 mart 23:08

    1429. Hunharca tükettim bu ara. Epey giysi ve ayakkabı aldım indirimlerden. Ülke öyle bir konumdaki, birşeyi almasam seneye aynı ürün o an almadığıma pişman edecek rakamlara çıkacak. Sırf bunu düşünerek aldım pişman değilim. Fakat bir yandan da para elime geçer geçmez aylık sabit bir miktarı artırıp (gizlinot: Ki burada gerekirse yeme içme gezmeden kısarım yine de yaparım mantığı var) kenara koyuyorum. Ülkenin ne vakit düze çıkar ve halk o vakte kadar bu fiyatlarla nasıl mücadele edebilir bilmiyorum. Bir ayçiçek yağı krizi bile nelere yol açtı. Dolayısıyla un, yağ, şeker gibi krizleri geçtim esas öngörülen elektrik krizi gelirse sıkıntı büyük. O yüzden tüketmeyin diyordum ama zaten tüketemeyeceğimiz için neyi nasıl biliyorsanız öyle yapın demeye geldim. Şuan 10 liralik ürüne 100 lira versek aa ucuzmuş diyecek hale geldik. İşte enflasyon böyle birşey. Yazık canım ülkeme..

    11 mart 22:21 11 mart 22:22

    1428. ömrümün en az tükettiğim dönemlerinde hep daha mutluydum. özellikle öğrencilik yıllarında alınan en küçük şeyin bile kıymetini bilip keyfini doyasıya yaşardım. para kazanmaya başladıktan sonra ister istemez daha fazla tüketmeye başlıyoruz. aldığımız tüm o "yeni" şeyler her manada kısa sürede eskiyor. çünkü sürekli yenisini almaya teşvik eden bir düzen içerindeyiz. bir türlü tatmin olamıyoruz. açıkçası ben az tüketip para biriktirdiğim zamanlarda daha mutlu hissediyorum kendimi. hatta bu konuda yapılan araştırmalara göre (link: https://oncecouponatime.com/tr/inshopping/doga-dostu-urunleri-tercih-etmek-yerine-tuketimi-azaltmak tüketimi azaltmak hakikaten de insanları mutlu ediyormuş.) hatta bir araştırmada doğayla dost (ekolojik) ürünler kullanan bilinçli tüketici ile daha az alışveriş yapan tüketici gruplarını kıyaslamışlar. her halükarda az tüketenler hayatlarından daha fazla memnunlar. yanlış anlaşılmasın, alım gücü olup da az tüketmeyi tercih edenlerden bahsediyorum elbette. temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan birisinden mutlu olmasını bekleyemezsiniz zaten.

    18 şubat 14:21 19 şubat 00:45