yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (63)
    • medya (5)

    63. Gunden gune artan kurlardan ve market fiyatlarindan ötürü zorlasan eylem

    Eskiden markette hic dusunmeden sepete atarken ilk defa dusunur oldum. Ev almak araba almak telefon almak cok daha zor . Kirtasiye urunleri pahali. Ustte yazildigi gibi hobi urunleri cok pahali.

    Buna ragmen maaslarin artmadigi bir ulke

    19 eylül 15:58

    62. Ben bugün hobilerime bütçe ayırmalı mıyım ayırmamalıyım onu tartışıyorum kendimle. Hobilerim için para harcamak istiyorum ama sonra o paraya ihtiyacım olabilir harcamayayım diye kendimi vazgeçiriyorum. Çünkü öyle bir belirsizlik içerisindeyiz ki önümüzü göremiyoruz. Geleceğimizi değil artık bugünümüzü garanti altına almak için uğraşıyoruz. Ben yaşamaya çalışırken endişe duymak istemiyorum. Maslow piramidine göre biz daha 1.basamaktaki fiziksel gereksinimleri bile tamamlayamıyoruz gelişme düzeyimizi nasıl bir üst basamağa taşıyacağız?

    19 eylül 12:18

    61. Az önce ömür dediğin programında bir teyze babasının savaş zamanını anlatıyordu. Az bir parça hamur verirlermiş onu yerlermiş. Sonra aç kalınca deri ayakkabılarını yiyecek duruma gelmişler yokluktan. Bugün ki türkiye' nın durumu bu olmamalı, kolay kazanilmadigini yeniden hatırladım. Vazgeçmek icin çok sebep var biliyorum (gizlinot: Buraya uzun bir liste yapabilirim)ama sebepler kurtuluş savaşında da çoktu.

    Eksi sözlükte geçen gün 'kendini yaşadığın topluma ait hissetmemek' adlı bir başlıkta o kadar olumsuz yorum okudum ki çoğu da haklı. Zaten türkiye' de ki gençlerin %76 yurtdışına gitmeyi planlıyormuş. Bu genç kitle yurt dışına giderse geriye kalan dinazorlar ne yapabilir diye düşünüyorum.

    5 eylül 22:08


    60. Kendimi ölene dek eve kapatmak istiyorum bazen. Üstteki yazara o kadar çok katılıyorum ki... bazen dışarı çıktığımda paranoyak gibi sürekli arkama bakıyorum biri geliyor mu diye, ya gelirse ya saldırırsa ya vurursa ya taciz ederse... en kötüsü bunları yapınca serbestçe yine gezecek, olan masum insanlara oluyor.. onlar ruh hastası gibi istediğini yapıp dışarıda gezerken ben kendimi eve kapatmayı düşünüyorum ki başıma bişey gelmesin. Nasıl Türkiye ama. 

    ilgili medya:
    1
    3 eylül 03:00

    59. Yolda yanınızdan geçen insan psikopat olabilir. Yan baktınız diyen sizi öldürebilir. Trafik kavgasında can verebilirsiniz. Kısacası bu ülkede yaşamak bir hiç uğruna ölme ihtimalinin hep sizinle beraber olmasıdır.

    3 eylül 02:21

    58. Öncelikle benim bu vatana bu millete neyim varsa feda olsun fakat bu şekilde değil. Ben senelerdir kendi şahsi yardımlarımı yapıyordum şimdi de öyle olacak; elimle, gözümün gördüğüne yardım edeceğim. Vergilerim nereye gidiyor sahiden bilmek istiyorum.bu ortamda hala neden kanal projesi diye diretiliyor bilmek istiyorum.  testlerin şakır şakır satıldığı haberleri ortalıkta dolaşıyor? -bazı haber sitelerinde- bu doğru mu bilmek istiyorum. Corona hastalarının olduğu serviste çalışan temizlik görevlisi diyor ki ben hastaların altını alıyorum nevresimlerini değiştiriyorum yemeğini veriyorum, sürekli birebir temas halindeyim çok korkuyorum. Çalışma şartlarımda hiçbir düzenleme yok. Ne esnek çalışma saati, ne maaş... benim eşim de doktor o da büyük risk altında ama en azından ufak da olsa şartlarında iyileştirme var. açıkyüreklilikle söyleyeyim bu adamın canı benim eşimin canından daha mı değersiz?Bu adamı düşünen var mı?yok. Tamam onu da biz düşünürüz. Başka bir vatandaş mecburen çalışmaya çıkmış sebze meyve satıyor. muhabir soruyor neden sokaktasınız, adam diyor ki mecburum. Evde annem var kardeşim var. her sabah beşte kalkmak zorundayım. Ben ister miyim sokakta olmayı. Her ülkenin başkanı çıkıp siz sağlığınızı düşünün para bizim işimiz derken bizim başkanımız dua edeceğiz dedi diyor. Ben zaten dua ediyorum ama...diyor.cumhurbaşkanı konuşurken orada on tane daha bakan vardı, onların yerine bir çaycı bir simitçi koysanız onlardan daha iyi kararlar alırlardı halkı düşünürlerdi diyor. Bu adamı düşünen var mı ? Yok mu? Tamam onu da biz düşünürüz. Deprem oluyor 99 depreminden beri ödediğimiz deprem vergisi 72 milyarı geçmiş. Nerede, Bilmiyoruz. Vatandaş evsiz kalmış ev sahipleri kiraları üç katına çıkartmış, battaniye fiyatları üç beş katına çıkmış. Vatandaş çaresiz. Kış kıyamet. Dışarıda mı kalsınlar. Kalmasınlar. Ama nasıl.bilen yok mu.Onu da biz düşünürüz. Şimdi mecburen işe giden milyonlarca asgari ücretli vatandaş korku içinde. Zaten kısıtlamalarla bir sürü yer kapanmış berberinden, lokantasına. Kimisi korkudan kapatmış. Hep beraber on gün evde kalsaydık bu insanlar da daha fazla kapalı kalıp zarar etmeyecekti belki. Ama öyle bir durumdayız ki on günü feda edecek maddi gücümüz yok görünene göre. Fedakarlık her daim yapılsın, hassas olan her konuda yapılsın, ama ne olur bu fedakarlığı toplumun her kesimi yapsın. Başta hükümet yapsın. Her defasında taşın altına elini koyan fakir halk olmasın. Birileri sarayda yaşarken o sarayın tozunu pisini diğerleri yutmasın.Ağrıma giden çok fazla şey var.hangi birine değinsem içimi dökemeyeceğim. Başlık Türkiye'de yaşamak ve özetle yaşamak bu değil.

    31 mart 13:40 31 mart 13:54

    57. Bu gün tekrar beni sinirlendirmiş hadisedir. Madem devlete halk bakacak o zaman devlet niye var kardeşim? Neden biz her olayda devlete yardım ediyoruz? Madem devlet vergileri bizim için kullanmıyor , kimin için kullanıyor? Bütün ülkelerde benzin fiyatları rekor seviyelerde düşerken bizim ülkede niye zam geliyor? Neden devlet arkamızda durmazken ona tonla vergi ödüyoruz? Neden, neden, neden? Abv.

    31 mart 00:17


    56. Mustafa kemal atatürk’ün evladı olmakLa gurur duymaya rağmen;

    Her güne insanlığınızdan utanarak uyanmak. 

    5 temmuz 2018 01:08

    55. bir seçim olur, birilerinin hayatı durur.

    bir seçim olur, kan dökülür.

    bir seçim olur, görevi başındaki insanlar darp edilir.

    bir seçim olur, görevi oy kullanmak olan seçmen oy kullandığı okulda nöbet tutar. neden? oyuna sahip çıkmak için. niye sahip çıkıyor ki bu seçmen? cevap fıkra gibi oyu çalınmasın diye.

    bir seçim olur, seçim sandıkta kazanılır diyenler sandığı istediği gibi ele geçirir.

    bir seçim olur, vatandaşın interneti yavaşlatılır, belli sitelere girmesine engel olunur.

    bir seçim olur, gün gelir evde oturup seçim sonucunu televizyon karşısında izlemek bile lüks olur. çünkü oyunu kullanıp evinde oturup sonuç beklemek bile bu ülke için

    fazla iyimserlik olur.

    işte tüm bu durumlar sonucunda bir ülke seçime gider. bu şartlar altında birileri oy kullanırken, toplumun bir kesimi de göz göre göre yok sayılır. mesela gizli gizli otobüslerle okula getirilen suriyeliler dahi elini kolunu sallayarak rahatça oy kullanabilirken, kadın sığınma evlerindeki şiddet mağduru 12000 kadının güvenlikleri sağlanamadığı gerekçesiyle ellerinden oy kullanma hakları alınır. hoş aile ve sosyal politikalar bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 'bu kadınlarımız da oy kullanacaktır.' denildi. ama kaç kadın oy kullanabildi orası gerçekten muamma. sonra şanlıurfa'daki bazı köylerde kadınların yerine babaları ya da kocaları oy kullandı iddiaları, blok oylar falan öyle yani önemsiz, gayet sıradan şeyler bizim için.

    türkiye'de yaşamak demek sevinirken bile silaha sarılmayı, ondan güç almak demek. işte tüm bunları bir seçim nedeniyle aynı gün içinde yaşamayı gerektirir. çünkü türkiye'de vatandaş bunları yaşarken birileri muasır medeniyetler seviyesini hedef gösterip ona ulaşmaktan, hatta üstüne çıkmaktan bahseder ki, işte tam da burada bana bir gülme geliyor (gizlinot: kusura bakma atam bu hedefi sen göstermiştin ama bizde son durumlar bu )..

    25 haziran 2018 00:27

    54. geçen yaz y.dışı tatili için bavul hazırlarken bir süredir giymediğim ama çok sevdiğim bir elbiseyi de yanıma aldım. tatilin ilk günü giymek için denediğimde göğüs kısmına sütyensiz ancak sığıyordum ve sütyenle giyersem fermuarın kapanmasına imkan yoktu. kısa bir bakışmadan sonra "ben bunu sütyensiz giyeceğim" dedim. göğüs uçlarıma yara bandı yapıştırdım ve odadan çıktık. sanıyorum ortaokuldan beri ilk defa sütyensiz dışarda gezişim. nasıl tedirginim sanki alnımda yazıyor. gittiğimiz yer yazlık, sahil şehri değil bu arada, insanlar günlük giyimlerinde. sadece yarım saat sonra bu durumu unuttum çünkü gün içinde kimse ama kimse bana bakmadı. ne mememe ne kıyafetime, ne bacağıma kimse bakmadı. bakmaz ki neden ilgilensin? sadece yanından geçerken gözgöze gelirsin belki, o kadar. insanlar seninle değil, kendi hayatlarıyla ilgili.

    şimdi bir de bunu en modern dediğiniz şehirde yapmaya çalışın. omuzlarınızı içeri göçertmekten gününüz burnunuzdan gelir, sinirden en yakın yere girip "lanet olsun" der sütyen ya da kıyafet alırsınız.

    bu ülkede neler neler yaşanıyor, hepsinde başka küfrediyorum yaşanan çaresizliğe ancak şu deneyimim aklıma geldikçe içim acır. keşke olay sadece "sütyensiz gezebilmek" olsaydı. satır aralarından toplum incelemeli, psikoloijk gerilim romanı çıkar.

    11 nisan 2018 21:04