sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (30)
    • medya (0)

    1. Ortalık yangın yeriyken su tutmayımı yoksa kaçmayımı düşünürdüm sorusuna cevap aslında bu.

    Ben sanırım yangın varken kaçmayı her ne kadar istesemde, geride kalanlarıda bırakmak istemeyen biriyim. Belki düşünce olarak başka bir ülkedeki insanlarla daha iyi anlaşacağım. Beni daha iyi anlayacaklar, hak verecekler. Fakat şu da bir gerçek ki burada yaşayan yüzde ellilik bir kesimde benle aynı duyguları, hemde aynı toprağı paylaşıyor. Aynı insana "ata" diyoruz. Acılarımız hep aynı.

    Oldu ki imkanım oldu gittim... Atatürk kadar yürekli olamadım gittim... Geride kalanların mücadelesini uzaktan izlemek şu anda çektiğim acıdan daha beter acıtacak yüreğimi. Ateş halinde yanan bir ülkede varsın yansın demek, kurtuluş savaşını gerçekleştiren bir millete ihanet olur kanaatindeyim. Ben hiç bir zaman yurt dışının balını kaymağını yiyip, türkiyeye gelip vatan güzellesimi yapan, savaş zamanıda ortadan sıvışanlardan olamam.

    Gitmekle bitse gönül bağı, bitmiyor ki.

    Ukte: (yazar: martellkizi)

    26 haziran 2018 18:02 26 haziran 2018 18:05

    2. Koşul şartlar uygun olup gerçekten kendimi garantiye aldığıma inanırsam giderim. Olmayanı zorlamayan olmayacak şey için de kendini yırtıp dövünen biri hiçbi zaman olmadım. Ama mevcut durumu da kabullenemem çünkü biliyorum daha iyi bir dünya daha insani koşullar var bu mümkün ve bunu hak ediyorum herkes hak ediyor. Üniversite seçimim puanıma göreydi ben istanbulda yaşamayı seçmedim, ama birkaç seneye ankara veya izmire gidip turist olarak yine gelirim. Aynı şey türkiye için de öyle vaktimin çoğunu daha huzurlu hissettiğim yerde geçirip mert alaş misali gezmeye görmeye hasret gidermeye gelmek isterim. Bir de şu var galiba kabullenmek, bizim toplumuzun yapısı bu değişmicek bunu kabullendim. Özetle imkanım oluesa gayet de yapabilceğim şey hatta ara ara küfrederim kendime tıp zaten zor daha da zorlaştırmayayım diye ingilizceden türkçe bölüme geçtiğim için. Mesela şuan da :)

    26 haziran 2018 18:26

    3. Büyük konuşmak istemiyorum, hep başıma gelir ama asla gitmek istemiyorum. Bu ülke benim ülkem, Atamın ülkesi. Gidemem, kalbim yarılır ama gidemem

    26 haziran 2018 20:58

    4. Dört nala gelip uzak asyadan, akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan “b u  M e m l e k e t  b i z i m” !..

    Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen bu toprak “bu cehennem bu cennet   b i z i m”!

    Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine! “B u  h a s r e t  b i z i m”!..

    Nazım

    Hikmet

    R a n

    26 haziran 2018 21:54 26 haziran 2018 21:55

    5. Gidenleri anlayabiliyorum.Hayat tarzınızı yaşayamadığınız, kendinizi yeterince geliştiremediğiniz belki mutlu olamadığınız için gidiyorsunuz.Fakat ben ne olursa olsun kalmak taraftarıyım.Çünkü başka Türkiye yok.Evet kötüye gidiş var, kapkaranlık ama yine de bu karanlıklarla savaşacak aydınlar biz olmalıyız diye düşünüyorum.Gidenlere saygım sonsuz ama keşke kalsalar

    3 mart 12:54

    6. imkanım olsa sevdiklerimle beraber hiç düşünmeden giderim, acı ama gerçek olan bir şey var ortada ülkede yaşanılabilir hal kalmadı. günden güne her şey daha kötüye gidiyor, insanı kendi memleketinden uzaklaşmak isteyecek kadar bu hale getirenler utansın tabi utanacak yüzleri varsa. (gizlinot:hiç sanmıyorum) 

    3 mart 13:22

    7. Çocukluktan beri yapmak istediğim eylem. Hayır ekonomi ile bir ilgisi yok, küçücük çocuk ne anlar akp'den? Ben mutsuzum bu ülkede. Çok mutsuzum. Genç bir kadın olarak uğradığım taciz sayısı çocuk yaşta uğradıklarımın yarısı değildir. 8 yaşında çocuğun giydiği elbiseye, dinlediği müziğe karşılan, zevkleri eleştirilen bir ülkede yaşıyorum, 8-9 yaşında çocuğun genç-yaşlı erkekler tarafından ellenip, laf atıldığı. Hayatımı bu ülkeden gitmek için yaşıyorum, kendimi az geliştirmiş, biricik Türkiye'me yetememiş biri olarak(!)

    Türkiye'de doğduğum için bu ülkede kimseye bir şey borçlu değilim, yediğim, içtiğimi ben ve ailem fazlasıyla vergi olarak ödüyor, aldığım eğitim kalitesiz, sağlık hizmeti kalitesiz, aldığım nefesin ederinin 10 katını ödüyorum zaten.

    Mesele para falan da değil. Bu ülkenin insanına ben bir şey borçlu değilim. Bin yıldır kulluk yapmış, bağımsızlığı için belki ama egemenliği için asla savaşmamış, barbarlık çağı kabileleri gibi bir komutan önderliğinde(!) birbirinin boynunu kesip, kendi çocuğunu ihbar edecek insan topluluğu ile yaşıyorum.

    Bir kadın olarak en basit yaşam haklarım için, tecavüze uğramamak için bekaret ve örtünme, öldürülmemek için namus ve muhafazakarlık aranan bir ülkede yaşıyorum. Benim milletim, benim köylüm fırsatı olsa beni, modern giyimli, eğitimli bir kadını tecavüz edip, taşlayarak öldürür ama o benim milletim başka Türkiye yok!

    Benim gibi okuyan milyonlarca insan var ama hiçbirimiz hakettiğimiz gibi yaşamayacağız, çünkü haketmiyoruz aslında okuyoruz da noluyor? Hiç!

    Şimdi benim kendini geliştirememiş arkadaşlarım size nasihatim, bırakın bu milliyetçiliği bu ülkeye hiçbir şey borçlu değilsiniz, hiçbirinizin gençliği, geleceği bu toprak parçasından daha kıymetsiz değil. En azından benimki değil, hiç değil.

    3 mart 13:32

    8. Hiçbir zaman istemediğim, umarım mecbur kalmam dediğim olay. Benim çocukluğum küçük bir ilçede nispeten iyi geçti. Rahatça sokakta da oynadık, devlet okulunda çağdaş öğretmenlerden iyi bir eğitim de aldık. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil maalesef. Yurtdışında belki çok daha iyi bir hayatım olabilir, ama içimden gelmiyor gitmek. Sebebi buraya düşkünlüğüm veya düzeleceğine dair umudum değil kesinlikle. Ya da orada naparım da değil, dilim var uluslararası geçerli bir diplomam var, bir şekilde yolumu bulurum biliyorum. Ama işte insan kendi ülkesinde kendi bildiği şekilde daha rahat eder gibi geliyor. Tabii bilemem belki bi cesaret gitsem keşke daha önce gelseydim diyebilirim. Ama küçük şehirlerde yetişmiş biri olarak istanbula gidince bile anksiyetem tavan yapıyor, mutsuz oluyorum. Beynimdeki sınırları yıkarsam belki denerim.

    3 mart 14:15

    9. Kendilerine sorulacak olsa gururla ben Atatürkçüyüm diyecek insanların, kendisinin tarif edilemeyecek zorluklarla, emekle, canıyla, kanıyla, savaşarak kurduğu cumhuriyeti terk etmek istediklerini söylediği başlık. Ama ile başlayan cümleler kurulacaktır, ama ülke kötü halde, ama iktidar, ama şöyle, ama böyle. Kendilerine verilecek en güzel cevabı 10 Ekim 1927 yılından günümüze nokta atışı yapan Mustafa Kemal Atatürk söylemiştir ;

    " Ey Türk gençliği! Birinci vazifen; Türk istiklalini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dâhilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

    3 mart 14:26

    10. insanın, tesadüfen içinde doğduğu bir coğrafyaya karşı fanatizm derecesinde duygular beslemesi oldukça sağlıksız. aşağı yukarı 70 sene yaşayacağımız şu gezegende, kendimiz için iyi olanı istememizin neresi yanlış, neresi kötü, neresi suç? şu an türkiye, neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak bir halde. ekonomimiz çökmüş halde. pasaportlarımızın, kimliklerimizin dünyada hiçbir değeri yok. dünya bizi ya arap olarak tanıyor, ya terörist ya da hiç tanımıyor. eğitimden, bilimden, sanattan bahsetmiyorum bile çünkü yok. her şey vasatın da altında. refah yok, medeniyet yok, özgürlük yok. insanlar her saniye, ya öldürülürsem, ya tecavüze uğrarsam, ya fikirlerim yüzünden hapse atılırsam...gibi korkularla yaşıyor. bu işin sencesi bencesi yok. gerçekler ortada. bunlar “bahane” değil. bunlar gerçek. elime öyle bir imkan geçtiği gibi, hiç beklemeden kaçıp kurtulacağım bu ülkeden. bu başlık altında da yapılmış olan içi boş milliyetçiliklerin, vatan millet romantizminin en kötü ihtimalle lisede falan kalması gerekiyordu. lütfen anlayın artık; bizim bu ülkeye bir borcumuz yok, biz bu ülkeden alacaklıyız.

     şu an bu girdiyi okuyan herkesin, değerli vakitlerinden yarım saat ayırıp (link: https://youtu.be/HZ_1vFsk38U şu videoyu) izlemelerini rica ederim. türkiye’de yaşayan, bir şekilde türkiye ile ilgisi olan herkesin izlemesi gereken bir video.

    “...bu noktadan sonra; çok açık konuşmak lazım bu konuda, türkiye’nin kalkınması diye bir şey söz konusu olamaz. türkiye kalkınamaz. büyümeyle kalkınmayı ayırmak lazım. büyürsünüz. nasıl büyürsünüz? turizmle büyürsünüz, bir sürü boru hattı geçer, ucuz sanayi ürünleri üretirsiniz. ama kalkınma dediğimiz, modern bir toplum olma: çocuk evliliklerinin olmadığı, kadına şiddetin olmadığı, insanların finansal okur-yazarlık yaptığı veyahut siyasi okur-yazarlık düzeyinin yüksek olduğu...bir modern toplum anlayışı neyi gerektiriyorsa, kalkınma o’dur. bu noktadan sonra artık serbest piyasa ekonomisini konuşmanın filan da bir yararı yok. ilk önce bu tamiratın yapılması lazım, ancak ondan sonra türkiye’nin geleceği hakkında birtakım kararlar, fikirler yürütebiliriz.”

    “...türk lirası, 2018 yılında amerikan doları karşısında %42,2 değer kaybetti.”

    “...%25,2’ye varan enflasyon oranıyla, toplum son 15 yılın en yüksek fiyat artışı ile karşı karşıya.”

    “...türkiye 2018 yılını, basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 157. sırada tamamladı.”

    “...türkiye, 2019 yılı itibarıyla “özgür olmayan ülkeler” kategorisine geriledi.”

    3 mart 15:27