sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (21)
  • medya (0)

21. 2. sınıfındayken tek 1(bir) tel beyaz saçım varken an itibariyle zibilyon tel beyazımın olmasına sebep olan fakülte. (gizlinot: gülü seven dikenine katlanır tabi de...)

19 kasım 2018 03:27

20. Kimsenin söylemediği ve yaşayarak öğrendiğim çok şey var. Keşke bilseydim dediğim şeyleri size anlatmak istiyorum biraz da iç dökmek gibi olacak.

Herkesde bir "tıp zor" argümanı var zor ama nesi zor kimse söylemiyor. Çalışır yaparım diyorsun öyle değil. Ben bu fakültede en çok psikolojik yükün altında kaldım ders yükündense. 3kişiden biri kendi fakültelerinin psikiyatri servisine başvuruyor, sigaranın zararlarını en çok bilen kesim olmamıza rağmen okula başlayıp sigaraya başlayan kesim bırakandan kat kat fazla. Stres seviyesini şu şekilde anlatabilirim; üniversite sınavına girdiğiniz son 1 hafta yaşadığınız stres var ya onu sürekli yaşıyorsunuz. Tus konusuna girmek bile istemiyorum.

Canımı sıkan başka bir olay karakterimin tamamen bu şekilde gelişmesi. Yaşdan bağımsız olarak farklı bir insanım ve bu iyi bir şey mi kötü mü bilemiyorum.

Bir kere mobbingin alasını yediğim için çoğu şeyi normalleştirdim, arada şöyle sorular görüyorum patronum/hocam beni odadan/sınıftan kovdu herkesin önünde azarladı gibi şeyler. Ee ne var bunda felan diyorum içimden. 400 kişinin önünde azarlanıp sınıftan kovulsanız ders sonu hocaya gidip Özür diliyorsunuz hocam sizi sinirlendirdiğim için özür dilerim temalı. Hastaların önünde falan Yerin dibine de sokulsam öyle bakıyorum tepkisiz.

Tepkisizlik dedim hiçbi şeye şaşırmıyorum, hayata karşı heyecanımı yitirmiş gibiyim bu canımı sıkıyor. Çevremdeki olaylara karşı gözlemci gibiyim. Bi uzman abimiz vardı "doktorlar hiçbi şeye şaşırmaz" diyen. Yanık İnsan etinin kokusunu biliyorum(gizlinot: Ameliyathanede koterle yakılarak dokular kesilir ki kanama fazla olmasın, büyük ameliyatlarda feci bir koku oluyor), kopmuş uzuvlar gayet normal şekilde taşınıyor gayet sıradanlaştı, birinin içinden alien çıkmadıkça şaşırmam şu noktada. O yüzden de durgunum böyle(gizlinot: Dikkat ettiyseniz doktorlar daha durgundur zaten böyle ) Heyecan olayı da sözlüler sonucu çıtayı aştığı için günlük olarak heyecan gösteremiyorum sanırım(gizlinot: Geçen gün sevgilimin ailesiyle tanıştım gergin ve heyecanlıydım ama sonraki haftaki sözlü için).(gizlinot: bi de Çevremdeki çoğu insanın okul veya insan ilişkileriyle ilgili sorunlarını ciddiye alamıyorum içimden hep benim yerimde olsan haline şükrederdin demek geliyor ama demiyorum tabi bu da başka bi sorun)

Sonra şey var doktorların her yerde doktor olduğunu söyleme ihtiyacı hissetmesi. Çünkü başka bir şey daha olamıyorsun, dünya üzerinde var oluş biçimin bu. Başka hiç bir şey olacak vaktiniz olmuyor, ben bir pianisttim mesela. O kadar paslandım ki şimdi otursam başına bir parça çıkmaz benden. Evde öyle duruyor piano, vakit yaratabilsem bile o sırada ders çalışabilirdim vicdan azabı çalmama engel oluyor. Annelerin sürekli anne olduğunu belirtmesi gibi, bir şey hayatınızın %90ını kaplıyorsa siz o oluyorsunuz zaten başka bir şey daha olamıyorsunuz.

Hayvan deneylerine karşı olmama rağmen kaç tane kurbağa, fare, tavşan kesmek zorunda kaldım içimde yaradır.

Minik minik de bir sürü şey var; bir sürü şeyden feragat etmek zorunda kalıyorsun küçük küçük olunca farketmiyorsun ama bi an bi bakmışsın her şeyini fakülteye göre ayarlamışsın. Oje sürmeyi ve bakımlı hafif uzun tırnakları çok severdim en son ne zaman tırnaklarım öyleydi hatırlamıyorum(gizlinot: Size komik gelecek belki ama ameliyata sizi almak için tırnaklarınıza bakan hoca var ), giydiğin giysiyi saçını makyajını bile tarzını sevdiğin için değil belli bir "ekole" uygun olsun diye, ayakkabıyı güzel duruşuna değil ben bunla koşturabilir miyim saatlerce ayakta dursam ağrıtır mı diye bakıyorsun.(gizlinot: Hadi haftaiçi hastanedesin haftasonu kendin olamaz mısın diyenlere haftasonu oturup evde ders çalışıyoruz)

Ben böyle bi gün burda anlatınca biri şey demişti "ağlayacaksanız okumasaydınız" :') Ağlamıyorum da hüzünlendim(gizlinot: Aslında kelimenin tam anlamıyla hastane koridorlarına çöküp ağladığımız da oluyor o yüzden ironik), hayatımın en güzel zamanlarında mutlu olma fırsatını kaçırıyor gibi hissediyorum. Seçtiğin bölüme göre uzmanlıkta rahatlayabiliyorsun, normale dönebiliyorsun ama işte 20li yaşlarının büyük çoğunluğu böyle gidiyor. Bazı şeyler de yaşında yaşayınca güzel, sonra istek ve hevesin kalmıyor zaten.

Mutluluğu para veya statünün önüne koyduğum için böyle düşünüyor da olabilirim ama bir de yaşadığımız Coğrafya var. Tüm bunları bilseydim bile swçim şansım olur muydu bilmiyorum Ülkede bulunduğum okula girebilcekken girmememi aptallık olarak kabul etmeyecek bir kişi bile yok ve şuursuz 18 yaşındaki ben de isteyerek girmiştim (gizlinot: Cehalet mutluluktur). O yüzden çoğu insanın bilinçsizce bu fakülteye geldiğini düşünüyorum, sonra da alışıp seviyorsunuz tabii (Stockholm sendromu) (kabullenilmiş çaresizlik). Bana da sorsalar dışarıdan seviyor musun diye seviyorum derim ama hiç düşündüğüm gibi dışardan görüldüğü gibi bir yer değil.

18 kasım 2018 14:13

19. Yurt dışı tıp tecrübem yok ama türkiye tıp fakülteleride genel özellik; kitaplarla değil hocaların egolarıyla boğuşursunuz. İstediklerini yaparsın, hakaret işitirsin, haksızlığa uğrarsın, hastaların önünde rencide edilirsin ama ertesi gün tekrar hocaya gülümsemek zorunda kalırsın.

8 kasım 2018 15:38

18. Hayatım boyunca zekamla öne çıkmış bir insan olarak fakülteye başladığımdan beri düzenli periyodlarla gerizekalı olabilme ihtimalimi sorguluyorum.

O periyodlardan birindeyim. Girmiyor yani kafaya var bi gerizekalılık demek ki.

7 kasım 2018 21:08

17. Bu yazıyı 3.sınıfta 0.1 puanla kalarak yazıyorum. Ne kadar üzüldüğümü tahmin edebilirsiniz. Bu okulu çok severek çok isteyerek çok da emekler vererek kazandım ama bunun bir dur durağı yok. Sürekli daha fazla çalışıyorsunuz hiçbir zaman kolaylaşmıyor. Etrafınızdaki arkadaslarınız başka bölümler okurken onların rahatlığını görünce ben neden yazdım diyorsunuz acıkcası hele de komite final zamanlarinda okulum temmuz ortasında yeni bitti arkadaşlarımınsa mayısta.. Tıp fakultesiyle alakalı sorularınız olursa ya da daha fazla bilgi isterseniz cevaplamak isterim :)

13 temmuz 2018 09:45 18 temmuz 2018 21:25

16. Çekilecek dert değilsin. İnsanın yaşam enerjisini sömürüyosun Seni yazan aklıma... Kanser ettin kanser. Öldür de kurtulalım.

9 aralık 2017 23:18

15. İnternlukte tanırsın dediler bense çoktan tanıyacağımı tanımıştım onun işten yırtmak için asistanın g.tnü öpceğini zaten biliyordum mesela onlar önceden belli ediyor. 

Asıl tus kafasındayken internlüğün sonunda tanıyorsunuz. Yeri geliyor onun çalışmasını kıskandırınızı bile söylüyor en çok sevdiklerinizden biri...

22 kasım 2017 00:18

14. Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım.

22 kasım 2017 00:01

13. Okuması çok zordur ama en zor mudur tartışılır.

Yani şimdi tıp okuduğumu duyunca insanlar ya bizimki de nedir falan moduna giriyor, hatta bazı arkadaşlarım çekiniyor "ya işte zor da seninki kadar değil elbet" falan diye yakınıyorlar. Ama düşününce bir hukuk okumak bana daha zor gelir ya da atıyorum matematikle ilgili bir bölümde okuduğumu hayal dahi edemiyorum asla beceremezdim sanırım. Her bölüm kendine zor yani.

Fakülteyi kazanınca bir şekilde halloluyor bence. Ha şimdi ben zorlanmiyor muyum? Evet. Her komite zamanı 15 gün önceden zırıltılarim başlıyor. Kaldım, kalacağım, kesin kalırım, geçmem imkansız vs vs. Ama şöyle bir şey var ki ne kadar calisirsan karşılığı da o oluyor. En azından ilk 3 sene için böyle. Bin küsür sayfalık notun hepsini halledemediğim için biraz da şans gerekiyor tabi.

"Ee yüksek puan almışsın tıp seçersin o zaman" veya " paraya para demem tabi ki tıp seçmeliyim" şeklindeki düşünceleri de bir o kadar saçma buluyorum. Evet bir şekilde o fakülte biter, bir şekilde mezun olursun. Ama gerçek bir hekim olmak o kadar kolay değil. Bunu gün geçtikçe daha iyi kavrıyorum ve hissettiğim o vicdani yükün altında ezilecek gibi oluyorum bazen. Daha doktorun d'si bile değilken böyle hissediyorsam ilerde bu yüke, bol para veya hava atmak için katlanacagimi zannetmiyorum. Tüm materyalin karşına gelecek olan hasta ve belki de en küçük hatan bir cana mal olacak. Gerçekten büyük vicdani yük.

Asıl zorluk bitirmeye çalışmak değil bitirdikten sonrasında diye düşünüyorum o yüzden. Yazacak olan da bunu düşünerek yazmalı. Gerçekten içine sinmiyorsa da yolun neresinden dönersen kardır. İşinden nefret eden bir doktora muayene olmak ister misin? Hayır. O zaman sen de o doktor olma. Ne kendine eziyet et ne de karşindaki hastaya.

Tabi bu zorluk meselesini yolun yarısında söylüyorum. Ne derece hakliyim ne derece değilim bilemiyorum. Yaşayıp göreceğiz.

Tam toparlayamadım ama kendimle de hesaplaştım son kısımları yazarken. Herkese kolaylıklar diliyorum. Okuduysaniz da teşekkürler.

9 kasım 2016 22:47

12. Dahiliye stajına kadar tadı çıkmaz.

O anksiyete , abiiii kesin kaldım , hoca bana taktı lafları , 2 haftadır günde max 4 saat uyumam gibi detaylar beni çok yıprattı şu an.

Mutsuzum depresyonun dibindeyim şu an.

3 gün sonra sınav bana şans dileyin :((

8 kasım 2016 01:49