yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (45)
    • medya (10)

    45. küçüklüğümden itibaren aslında çok fazla dinlediğim ama bunu farkına altta girdisi olansüslü sun of a beach in yazdığı girdi sayesinde fark ettim. Neredeyse çoğu şarkısını ezbere biliyorum ve spotify da hep en başta çıkıyor yıl sonu listlerimde. Buna karşın kendisinin tarzıyla çok alakasız bir tarzım olsa da (ortaokul mezuniyetinde sırf onun kahkülü vard diye kahkül kestirmem ve fiziklerimizin çok benzemesi dışında) müziği beni çok yakalıyor. En sevdiğim albümleri folklore, lover,1989 ve reputation.

    İnanılmaz catchy şarkıları var bu onun şarkı sözü yazmada olan başarısını gösteriyor bence. Meyve veren ağaç taşlanır tarzı bir kariyeri oldu gereksiz beef lerin içine çekildi bazen kendi overreact davrandı (better than revenge, bad blood vs..). Artık romantik ilişkisinde mutlu olmasına gerçekten seviniyorum çünkü üzdüğü de üzüldüğü de çok oldu. Hepsi medya ve hayranlarının önünde çok açık yaşandı artık ilişkisini geride tutmak istemesi çok normal geliyor. Müziğe aşık biri olduğu daha genç olmasına rağmen çok fazla albümü olmasından ve şarkıların söz müzik kısmından sorumlu olmasından anlaşılıyor. tutkuyla yaptığı belli mesela bff si Selena Gomez gibi aklına estikçe değil.

    Yıllar boyunca dış görünüşünü, müzik stilini, klip stilini oldukça değiştirse de son iki albümüyle evine dönmüş gerçekten ve bana da bu şekilde hissettirdi kendimi. 

    Cardigan şarkısı 2020 de en çok dinlediğim şarkılardan olmuş ki eylül ya da ağustos gibi çıkmıştı albümü halbuki. O sıcak yaz günlerinde bu kış kokan albümü dinleyip hüzünleniyordum. Artık kış geldi hala dinleyip aynı şekilde hüzünleniyorum.

    23 ocak 14:56 23 ocak 14:57

    44. Exile şarkısını ilk dinledikten sonra, hayatımda ilk kez bir şarkıda ağladım. Az da değil, iki saate yakın dolu dolu ağladım, ki beni şu yaşıma kadar bırakın bir şarkının anlatmasını gözümü bile doldurduğu çok az görülmüştür ve onlar da lisede çok mutsuz olduğum zamanlardı. Ben hiçbir şarkıdan bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum.

    Taylor'ı küçüklüğümden beri çok severim, ben 6. Sınıftayken, yaşım 12'ken patlayan you belong with me şarkısıyla fanı olmam da bir olmuştu. O zamandan beri de deliler gibi dinliyorum.

    Sanıyordum ki yaşım küçük, ergen olduğum için çok seviyorum yaşım 18-20'yi aşınca dinlemem, ama tam tersi oldu:) hala her sene Spotify en çok dinlenen sanatçılar listesinde ilk 3'e girer, hiç şaşmaz. Fark ettim ki ben bu kadının büyük hayranıyım. Türkiye'ye geleceğini hiç sanmasam da, gelirse en önden en pahalı biletini gözüm kapalı alırım. 15 yaşıma deliler gibi binlerce kez fifteen şarkısını dinleyerek, 22 yaşıma da deliler gibi yine binlerce kez 22 şarkısını dinleyerek girdim:) t-pain'le yaptığı thug life düeti bile çok güzeldi bence:) kendisi de "şarkı yazarı olmasam şarkıcı olmazdım" demişti bir zamanlar, hikayeleri müzikle birleştirmesini inanılmaz buluyorum. Şarkıyı dinlerken hikayenin içine girip anı yaşıyorum resmen o duyguları o kadar derin hissediyorum ki, o yazarken kim bilir nasıl hissetmiştir. bana en hitap eden albümü speak now sanıyorum, tüm albümlerine aşık da olsam reputation albümünü daha az dinleyesim geliyor bana hitap etmediğinden olabilir, yalnız o albümdeki güçlü, istediğini alan ve asla yıkılmayan kadın modu da beni motive eder.

    Hep bir good girl modunda, asla büyük logolu ürünler kullanmaz, chanel dior gibi "ben marka giyiyorum" diye bağıran markalar kullandığı hiç görülmemiştir, markası asla belli olmayan loubitoun'un çantalarından vs takar ve hala inanılmaz stylish durmayı başarır. Düz çizgili kazaklar, oduncu gömlekleri, ressam şapkalarıyla mini kumaş şortlar, oxford ayakkabılarıyla düz gri tişörtler giyer. Tırnakları hep kısa kesilmiş halde. Saçlarını arkadan örüp dağınık haliye albümüne kapak fotoğrafı yapar (hala da güzeldir).

    7/24 annesiyle takılır, kah yürüyüşe çıkarlar kah sohbet etmeye, eğlenmeye, alışverişe, hep annesiyledir hiç de sözünden çıkmaz:) arkadaşları bile onun gibi sakin ve tüm skandallardan uzak rafine bir hayat sürer, çevresi örnek alınasıdır.

    Erkekler de tabii ki her zaman bitchy kadınlara düşen varlıklar olarak bu kızı hep üzmüşlerdir. Bu kadar güzel, vs meleği gibi fizikli ve güzel bir kadın bile iyi kız modunda olunca 27-28 yaşına kadar resmen gram değer görmedi ve bir ilişkisi bile yüzünü güldürmedi. Joe jonas gibi iyi erkekler bile taylor'a gram kıymet vermediği halde anda sopie turner'a kraliçe gibi davranıyor tapıyor... Kendisinin de mad woman şarkısında dediği gibi, "no one likes a mad woman, you made her like that". Neyse ki şu an joe aldwin ile, kendi gibi iyi ve hassas biriyle beraber. Aynı white horse şarkısında "I'm not your princess, this ain't a fairytale" dedikten sonra "I'm gonna find someone someday who might actually treat me well, this is a big world, that was a small town" demesi gibi, gitti ingilterelerden prens tadında birini buldu. Özel hayatlarını asla belli etmiyorlar ve en fazla konser arkalarında falan görüntüleniyorlar. Beraber prens&prenses gibiler ve birbirlerine de öyle davranıyorlar, çok istiyorum beraber bir aile kursunlar yaşları da 30lara gelmişken💖

    Bu kadının pozitifliğinde, olaylara bakışındaki iyi kalpliliğinde, bu kadar başarısına rağmen büyük saygısızlıklar yaşamış olmasıyla, good girl olarak erkekler tarafından hep üzülmüş olmasıyla, you belong with me şarkısından beri hep kendimle bağdaştırırım taylor'ı. Tüm şarkılarında kendimden bir parça bulurum, motive olurum. Ve ne kadınlığını kullanarak ne de başka insanları ezmeden böyle iyi yerlere gelmesi de başarı konusunda benim inancımı arttırıyor. Bugünlerde folklore'u başa sara sara dinliyorum.

    Son olarak "Cause baby I could build a castle out of all the bricks they threw at me" 💖

    23 ocak 11:07 23 ocak 15:06

    43. bugün folklore albümünün kardeşi diye adlandırdığı evermore diye bir albüm daha çıkarmıştır.

    pek "hit" şarkılar dinlemeyen biri olarak taylor swift'i çok çok beğeniyorum ve konser için gelse gözüm kapalı o bileti alırım kesinlikle. öykü anlatır gibi şarkılar yazıyor, dinleyiciyi kendine bağladığını düşünüyorum.

    not: evermore da dinlediğim kadarıyla folkore kadar olmasa da gayet güzel şarkılar içeren bir albüm.

    11 aralık 2020 21:25


    42. folklore albümünü cok sevdim. "the last great american dynasty" sarkisina asik olmus olabilirim. satin aldigi evin önceki sahibinin gercek hikayesini anlatiyor. kim bu bill ve rebecca diye arastirdim da önceden de bahsetmis. kadinin orta siniftan bosanmis biri olup, büyük petrol veliahtiyla evlenmesi, adamin kalp krizinden ölmesi, kasabanin kadini dislamasi ve kadinin parasini gönlünce cilginca harcamasi... cok hosuma gitti, degisik bir parca olmus.

    27 kasım 2020 12:12 27 kasım 2020 12:38

    41. folklore albumunu asiri begendigim asiri unlu sarkicimiz. ne kadar mainstream olursa olsun bu kadin, inanilmaz samimi bir album yapmis. ergenlere veya country muzik sevenlere veya beyaz amerikalilara hitap eden bir taylor yok artik, sadece genc bir kadin var, asik olmus(gizlinot: the 1), kalbi kirilmis(gizlinot: exile), bazen sinirlenmis (gizlinot: mad woman) bazen pes etmis(gizlinot: hoax). ayni ask hikayesini erkegin gozunden (gizlinot: betty), birinci kizin gozunden (gizlinot: cardigan) ve ikinci kizin gozunden (gizlinot: august) anlatmis. kim ne derse desin taylor muthis bir hikaye anlaticisi. Ben dinlemeye doyamadim.

    10 ağustos 2020 04:14 10 ağustos 2020 04:23

    40. geçtiğimiz günlerde sürpriz bir şekilde yayınladığı 'folklore' isimli albümü ile şahsımı fethetmiştir. en en en çok, açık ara bu albümünü sevdim taylor swift'in. kendi hikayelerinin yanı sıra, başka hikayeleri de anlatarak; hikaye anlatıcılığında güzel bir yer açmıştır kendine. aynı zamanda indie ve folk janrında bir albüm yaptığı ve bunu hakkıyla başardığı için, kendisinin gerçek bir "sanatçı" olduğunu düşünüyorum artık. kadın, türkü yazıp söylese yine dinletir kendini. onu anladım. ama keşke hep indie/folk/alternatif yazsa, bestelese, söylese. ne güzel de etti. 

    ayrıca son albümünde; "you drew stars around my scars" gibi aşmış bir sözü de bulunmakta.

    folklore albümündeki favori şarkılarım ise; my tears ricochet, mirrorball, the last american dynasty, betty, mad woman, peace, cardigan, exile ve this is me trying oldu. görüldüğü üzre, neredeyse bütün şarkıları favorim olmuş albümdeki.

    28 temmuz 2020 00:32 28 temmuz 2020 00:36

    39. Cok guzel ve basarili buldugum sarkicidir. (link: https://www.suslusozluk.com/miss-americana?i=1118050 Miss Americana) belgeselini izledikten sonra kendisine ayri bir saygi duymusumdur. 

    Bugun yayinladigi folklore albumunu de begendim. indie/alternative tarzlarina yakin simdiye kadar yaptigi muzik turlerinden farkli olmus. Ancak benim en sevdigim taylor albumu olan red’e benzer bir hava da sezdim. Dinledigim kadariyla exile, the last american dynasty ve august sarkilari hosuma gitti. 

    24 temmuz 2020 16:38 24 temmuz 2020 16:40


    38. Folklore albümü kendisinin olgunlaştığını Gösteren bir albüm.Sanatsal buldum ve video klip kapakları hoşuma gitti.Tarz olarak bana çok hitap etmiyor reputation daha benlikti ama indie folk ve alternatif müzik severler beğenir.Taylorı sürekli yeni şeyler denediği için seviyorum keşke bir de rock denese çünkü (link: https://youtu.be/cZgoJtqa0WE We are never getting back togetherın rock versiyonu çok iyiydi )

    24 temmuz 2020 16:34

    37. 8. albümünü görücüye çıkaran amerikalı sanatçı. sıkı bir dinleyicisi olarak söylemeliyim ki folklore açık ara en sevdiğim albümü oldu. sabahtan beri döndüre döndüre dinliyorum. şarkıları iyice sindirdikten sonra en olgun albümü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Normalde önceki albümlerinde bazı şarkılarını dinlemek içimden gelmezdi ve onları pas geçerdim ama bu albümde pas geçmek istediğim hiçbir şarkısı olmadı. aksine her birini tekrar tekrar dinlemek istedim. yaş ilerledikçe biraz daha indie folk ve alternatif müziğe yönelimim arttı. instagramda paylaştığı fotoğraflardan sonra albümün biraz daha sakin yapılı indie folka doğru kayacağını hissetmiştim ama bu kadarını beklemiyordum. birkaç parça olmasını beklerken bütün albümün aslında sakin ve olgun olduğunu görmek beni çok sevindirdi. bu albümle alakalı yapacağım tek farklı şey yayınlanma tarihi olurdu herhalde çünkü tam anlamıyla sonbahar ve/veya kış mevsimine yakışacak bir sakinlikte olmuş. hani böyle tam yağan yağmuru izlerken çayımı ya da kahvemi yudumlamalık bir albüm ki şu an dışarda delicesine yağmur yağmakta ve ben de tam olarak dinlerken çayımı yudumlamaktayım. eminim güneşli bir günde dinlediğimde aldığım tat farklı olacak. 

    Söz yazarlığında taylor'un ne kadar iyi olduğu çoğunluk tarafından kabul edilen bir gerçek fakat bu albümde kaliteyi daha da yükseltmiş durumda. yine de müziksel olarak bazı hayranlarını düş kırıklığına uğratacağını düşünüyorum. çünkü bu zamana kadar yaptığı işlerden oldukça farklı. genellikle albümlerinde birden fazla yapıyı birlikte kullanıyordu ama bu albümde şarkıların hepsi bir bütünlük içinde. kimilerine göre bu bütünlük bir ahenk yaratırken kimilerine göre ise tekdüzelik yaratır. bu tekdüzelikten ötürü albümü sıkıcı ya da her şarkı birbirine benziyor diye etiketleyenler muhakkak olacaktır. ozellikle lover ve 1989 taylor'ını sevenlerin bu albümü sıkıcı bulacağını düşünüyorum. daha doğrusu tüm şarkıların aynı tınıda olması albümü dinlerken bir yerden sonra o kişileri sıkabilir. yine de nasıl hissediyorsa öyle davranması, özellikle eski yapım şirketinden ayrıldıktan sonra, genele yönelik kazanç uğruna bir şeyler yapmaktansa kendi hissettiklerine göre şarkılar yapması takdire şayan. 

    şarkılara gelirsek ilk dinleyişte beni yakalayanlar cardigan, exile, my tears ricochet, mirrorball, seven, august, this is me trying, invisible string, mad woman, epiphany ve betty oldu. 16 şarkılık albümde 11 şarkıyı ilk dinleyişte sevmek beklemediğim bir şeydi. yine de top 2 seçmem gerekirse 1 numara exile, 2 numara da seven olur. özellikle exile arka arkaya dinlediğim bir şarkı oldu. bunda bon iver'ın da büyük etkisi var. bon iver ile ilk kez house m.d izlerken tanışmıştım. o zamandan beri favori gruplarımdan biridir. grubun ismini albüm kapağında ilk gördüğümde taylor ve justin'in ses uyumu kafamda oturmamıştı. taylor'ın ne kadar narin bir sesi varsa justin'in de bir o kadar çoğunlukla baritona kayan derin bir sesi var. şarkıyı dinlediktan sonra ise daha iyi bir uyum olamazdı diye düşünüyorum. vokaller birbiriyle o kadar uyum ve harmoni içinde ki tekrar tekrar dinleme isteği uyandırıyor. 

    kısacası benim bayılarak dinlediğim bir album oldu. indie folk sevenlerin de bu albümü severek dinleyeceğini düşünüyorum. yazıma bir son verirken exile'dan herkesin kendiyle bağdaştırabileceği bir kısmı sizinle paylaşmayı kendime bir borç bilirim.

    I think I've seen this film before

    And I didn't like the ending

    You're not my homeland anymore

    So what am I defending now?

    You were my town, now I'm in exile, seein' you out

    I think I've seen this film before

    So I'm leavin' out the side door

    24 temmuz 2020 15:21

    36. Karantina boyunca ölü taklidi yaptıktan sonra 16 şarkılık(gizlinot: Deluxe versiyonda 17) albümü folklore'ü güm diye kucağımıza bırakmış sanatçıdır. Tam 2020'den ümidi kesmişken çok da iyi yapmıştır. Söz yazarlığını konuşturduğu ve hatta bana biraz red'i hatırlatan tam bir sonbahar albümü.

    Kişisel favorim bon ıver'la düet yaptığı exile.

    ilgili medya:
    3
    24 temmuz 2020 15:05