yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (52)
    • medya (1)

    52. Linç yemeyeceksem asla kullanmayacağım uygulama. Yüz yüze tanıştığımızda bile çoğu kişiye güvenemiyoruz. Kaldı ki internetten sadece fotoğrafına bakıp biriyle buluşamam sanırım.

    14 ağustos 15:05

    51. 2 yıl kadar önceydi, birkaç arkadaşımla bir iddiaya girdik ve kaybettim. Bana ceza olarak en çok kınadığım ve “ buradan hiç insan partner bulmaya Korkmaz mı? Sevgili olmak da ne demek? Asosyal misiniz? “ diyerek eleştirdiğim uygulama olan Tinder üzerinden bir profil açmamı ve buradan bana super like atan ilk kişi ile konu nereye giderse gitsin müdehale etmeden akışa göre 2 gün konuşmamı uygun gördüler. Neyse tabii ben oflaya poflaya indirdim, profilimi açtım ve super like atan kişiyi aramaya başladım. Bulduğum ilk kişi gerçekten oldukça normal bir tipti. Ortalama bir tip, öyle abuk resimleri olmayan. Neyse eşleştik ve konuşmaya başladık. Ben sinir içinde sohbet ediyorum, yanımdakiler kıkırdıyor falan. Ama aşırı şanslıydım, gayet günlük konulardan kibar kibar konuşan birine denk gelmiştim. Konuyu kesinlikle cinselliğe getirmedi. Üstelik oldukça fazla ortak zevkimiz, ilgimiz de vardı.  İddianın cezası olan 2 günlük süre bittiğinde konuşmayı kesemedim, çok seviyeli ve iyi gidiyordu. Neyse iki gün sonunda telefondan konuşmaya başladık ve tanıştıktan 1 hafta sonra da yüzyüze geldik. Ben biraz soğuk biriyimdir ama o, o kadar sıcak kanlı biriydi ki arkadaşlığımız baya ilerledi. Kendimi bana oldukça iyi hissettiren bir ilişkiye dönüştü. Bu kadar kınadığım ve büyük konuştuğum bir uygulamadan böyle biriyle tanışacağım, hem de ceza olarak, hiç aklıma gelmezdi. 

    Soru editi: anlaşılmıyormuş, 2 yıldır hayatımda bu kişi. 

    13 ağustos 22:22 13 ağustos 22:37

    50. ne kadar sevmeye çalışsam da alışamadığım, sevemediğim uygulama.

    tinder, fuck buddy bulma uygulamasıdır. yani birilerinin buradan sevgili yapması, evlenmesi uygulamanın niteliğini değiştirmez.

    sözlük yazarısınızdır, biriyle tanışırsınız evlenirsiniz fakat bu sözlüğü bunun için geliştirilmiş bir uygulama yapmaz gibi düşünün.

    tinder'ı sevemedim çünkü hızlı tüketimin duygulara yansımış halidir tinder. tinder'da önünüzde yüzlerce güzel kadın, yüzlerce yakışıklı erkek çıkar. "hmm bunun burası kötü", "memesi küçük", "yüzü çirkin", "arabası yok", "işi dandik" vb. sebeplerden ötürü sola kaydırır ve yolunuza devam edersiniz.

    match aldığınız zaman da ilk 5dakikada karar verirsiniz karşı tarafı ne kadar beğendiğinize ve eğer karşı tarafa veya size yazan daha yakışıklı/güzel bir partner yoksa belki de eşleştiğiniz kişiyle buluşabilirsiniz. bu iş böyle ilerler her zaman.

    yani tinder'da match aldıktan sonra sohbeti devam ettirmenin yegane koşulu, karşı tarafın o esnada sizden daha iyi görünümlü bir bireyle konuşmuyor olmasıdır.

    "gelelim internetten tanışmaya mı kaldık?" lafına. arkadaşlar kaçınız gidip sokakta gördüğü, hoşlandığı insana bugüne kadar merhaba dediniz? çok çok azdır bu rakam. hepsini geçtim, internet kişiler hakkında çok daha fazla bilgi sunar.

    siz sokakta gördüğünüz birisinin ilgi alanlarını, ne iş yaptığını, nerde yaşadığını, nerelere gittiğini, arkadaşlarını, çevresini falan bilemezsiniz. ancak sosyal medya ve çöpçatanlık uygulamalarında bu bilgileri insanlar kendileri size sunar. doğrusu, yanlışı tartışılır ama bir sıfırdan büyüktür değil mi? :)

    bugün interneti yok etsek, dünyadaki birçok sistem durma noktasına gelir. en basit örnek para gönderemez/alamaz, doktor muayenesi olamaz (internetle bile zor), haberleşmeyi gerçekleştiremezsiniz.

    internet dediğimiz şey, basit bir şey değildir. bugün internetten tanışılmayan ilişkiler bile (annemle babam) internetle devam ediyor :) yok mu sizinkilerin instagram'ı, whatsapp'ı falan?..

    çok da takılmayın...

    13 ağustos 21:18

    49. Erkeklerin heveslendiği ama kadınların kullanabildiği uygulama. Madem bu kadar kötü erkeklerden oluşuyor. Neden kullanıyorsunuz?

    13 ağustos 18:43

    48. (gbkz: der schulte)'nin (link: https://www.instagram.com/p/BuD5f6nA9YN/?igshid=13y9mob0hir9n şu) videosunda karşınıza çıkabilecek erkekleri özetlediği platform.

    tanımı girdiğimize göre (gbkz: tinder)'daki erkek profilinin türkiye'ye özel detaylı analizine geçebiliriz. yaaaa-şaaa-sın (gizlinot: swh).

    -tinder'ı ilk yüklediğinizde beğendiğiniz profili çözene kadar algoritma size her çeşit insanı gösterecektir. bu insanlar içerisinde bir grup var ki, onlardan assssla kurtulamıyorsunuz. uzaydaki (gbkz: arka plan radyasyonu) gibi veya havadaki (gbkz: azot) gibiler. kimse istemiyor, ama sayıca çok olarak varlar. bu bahsettiğim grup: sokakta görseniz yolunuzu değiştireceğiniz (gbkz: yankesici)ye benzeyen tipler grubu. yanlış anlaşılmasın, bu bir ekonomik sınıflandırma değil. aksine, bu grubun çoğu orta-üst gelire sahip. kendini jiletliyormuş hissi veren saç modeli, yanık teni üstüne giydiği korkunç renkli kıyafetler (gizlinot: neon renklerle adidas yazan eşofman) (gizlinot: mavi beyaz ekoseli kısa kollu gömlek) (gizlinot: dar taşlanmış kot) (gizlinot: göbeğine kadar açık gömlek), elindeki tespih, bitişik kaşlar, atarlı giderli profil sözleri, nargile dumanı üflerken çekilmiş fotoğraf, yüzüne 7 beden küçük güneş gözlüğüyle çene hizası altından çekilmiş korkunç fotoğraflar ve tercihen ankara kızılay'daki türkçe pop çalan cafelerde kız keserek ömrünü geçirmesiyle bu grubu şıp diye diğer (gbkz: çükdaş)larından ayırabilirsiniz. dediğim gibi, bu gruptan asla kaçış yok. denizde kum, tinder'da bu grup. hepsini (gbkz: süper sol) ile sola gönderiyoruz.

    bu arada, gerçekten de tinder'a (gbkz: super like)'ın tam zıttı olan bir (gbkz: süper sol) özelliği gelmeli. uygulama, süper sola attığımız kişilere benzer kişileri bize asla göstermemeli. gerçi öyle olursa ankara'da hiç erkek bulamayabilirim. neyse.

    -profiline "kadın sponsoru değilim", "no (gbkz: golddigger)" falan yazan, fazla ekşi okumuş kalitesizler: tek kelimeyle ıyk. yav sen kimsin de profiline böyle şeyler yazıyorsun? sanki kadınlar peşinde kuyruk oluyor 'ahmeeet bana çanta al' diye. zengin ol ya da olma, sonuçta bir (gbkz: acun ılıcalı) değilsiniz hiçbiriniz. kim sizin 3 kuruş paranızı ne yapsın? ıyh ya. gördükçe asabım bozuluyor. sponsorlukmuş! canım benim acaba şundan olabilir mi... mmmh nasıl desem? belki de bir erkekte para dışında bir şeyler arayan, karakterli, düzgün kadınlar sana bakmıyor olabilir mi? bir düşün. bir de, acilen ekşi'yi azalt.

    -"(gbkz: ego) tatmin edecekler beğenmesin", "yazmayacaklar sola", "(gbkz: ego)suz kadın arıyorum", "(gbkz: ego)n yoksa yaşatırım seni" gibi şeyler yazan (gbkz: egofobik)ler. öfffff, başlayacağım sana da (gbkz: ego)na da haa. (gbkz: freud) bu kadar (gbkz: ego) dememiştir, rahmetli mezarında ters dönmüştür şimdi. anlıyorum, kadınlar eşleşme aldıklarında asla mesaj atmıyorlar, mesajlara da cevap vermiyorlar (gizlinot: çünkü gerçek şu ki, o kadar kişiye sıra gelmiyor), ama bunu gidip de profiline yazmak biraz (gbkz: şey). böyle (gbkz: egofobik) erkekler bana çok özgüvensiz geliyor. ayrıca kesin "kadınların hımıl hımıl olması" gibi kalıpları vardır kafasında. vır vır vır yer sizi o kalıplarla. ayyyhhh yok, bunu çekeceğime (gbkz: bakire) ölürüm daha iyi. (gbkz: süper sol).

    -"çok terliyim canım hiç öpmiyiiim" tipleri. (gbkz: truman sendromu) gibi, insanda kocaman bir (gbkz: holdingli yaz dizisi)nde yaşıyormuş hissi bırakıyorlar. gerçekten bunları sağa atan ve sahte/eskort olmayan kadın var mı, hiç emin değilim. spor salonunda terli vücutlarıyla çektiği bir selfie, ülkemizin güney kıyılarında bir tatil beldesinde (gbkz: slip mayo)yla çekilmiş başka bir sportif fotoğraf, ağırlık kaldırırkenki bir bumerang, kendisine en az 2 beden dar tişörtü giyerken, tişörtün yırtılmasına 5 kala çekilmiş normal bir fotoğraf olur profillerinde. bunlara baktıkça ben terliyorum. ayrıca allah muhafaza elimi falan tutsa kırar bu adam, zira 1.55'im. herif iki tokat çaksa hiçbir şey yapamam, dağa kaldırsa kendimi savunamam falan diye düşünüyorum. bu profiller bende (gbkz: paranoya)ya sebep oluyor. "bubaaaaağğğğ beni kurtar" diye uygulamayı silesim geliyor. belki (bkz: bir intihar yöntemi olarak spor hocasıyla randevuya çıkmak) denenebilir. bir de ter damlasına karşı tikim var, görünce gözlerim yaşarır. bunların profilleri beni gözyaşlarına boğuyor. ölmek istemiyorum, tişikkirliieeer. (gbkz: süper sol).

    -doktorlar: cerrahi stajını yapmış her doktorun o iğrenç yeşil kıyafetlerle ameliyathanede fotoğraf çektirmesi farzdır, o kıyafete kan bulaşmasıyla herkese (gbkz: gore) pozlarını göstermek ve milletin midesini bulandırmak ekstra sünnettir, steteskopla fotoğraf ise vaciptir. acaba kadın doktorlar da yapıyor mu böyle? ben hiç görmedim. ama, erkeklerin %90'ının üstüne kan bulaşmış bir ameliyathane fotoğrafı var. abicim deli misiniz? tansiyonum düşüyor o fotoğrafları görünce. girdiğiniz ilk (gbkz: kıl dönmesi) ameliyatının fotoğrafının (gbkz: dating) uygulamasında ne işi var?! veya sezeryenle doğum fotoğrafının?! aklıma hastane anılarım geliyor, afakanlar basıyor. buluşsak, mutlaka hastane deneyimleriyle kafamı ütüler, geçen gün acile gelen kolu kopmuş acemi kasabı, bir ay önce dilini diktikleri teyzeyi, yaktıkları lezyonları falan anlatarak benimle sosyalleşir(!) diye düşünüyorum. bir de, (gbkz: doktor olmak)tan başka bir kimliği yokmuş gibi geliyor. kadın doktorlar kesinlikle böyle değil, arkadaşlarımdan biliyorum. bizim kızları 1 kere bile apandisit ameliyatında sırıtarak poz verirken görmedim. (gbkz: süper sol).

    -(gbkz: hippi)ler: uzun rastalı saç veya kısa saç-uzun sakal kombinasyonu, dövme, baristalık, dövmecilik, salaş kafe işletmeciliği veya baba parasıyla (gbkz: keyif verici madde) tüketiciliği dışında 1 şeye yarar mesleği olmayan, kendini kültürlü ve bilgili zannedip tek kültürel aktivitesi (gbkz: bob marley) gibi takılıp 1-2 tane 1960 yazımı siyasi analiz okumak olan tipler. bunlarla sohbet edilmez. buluşup bira içmek isterler. sonrasında kapacağınız (gbkz: std)'lerden (gizlinot: cinsel yollarla bulaşan hastalıklar) müessesemiz sorumlu değildir. (gbkz: süper sol).

    -"amaç belli" ,"eğlence için ;))))", "amacına uygun kullanmayanlar sola", "sadece 72 saatliğine ankara'dayım, eğlenmek için sağa ;))" yazan (gbkz: amaç) ve (gbkz: eğlence) saplantılı (gbkz: special snowflake)'ler. bu grup acımasızca demokratik bir grup ya. üniversite öğrencisinden beyaz yaka bankacısına, 42 yaşında olup 35 yazan esnafından polis/askerine, (gbkz: konsolosluk) çalışanı amerikalı diplomattan mühendisine... ya ahahah anlamıyorum bu özgüven nereden geliyor? hangi manyak böyle bir bio'yu görüp sizi sağa atar? bunu görüp sağa atan kadın en iyi ihtimalle (gbkz: hiv) taşıyıcısıdır, en kötü ihtimalle ise (gbkz: black mirror)'daki gibi içkinize zehir atıp siz kan kusarken tahrik olan bir sapıktır manyaktır. ben öldürülmekten falan korkarım açıkçası. ayrıca 2 günlüğüne suç oranlarının yerlerde gezdiği, medeniyet beşiği (gbkz: norveç)'e gitsem, kadın halimle böyle bir şey yazıp rezil olmayı veya (gbkz: eurotrash) dediğimiz bir dolu manyakla cinsellik yaşamayı göze alamazdım. siz biraz (gbkz: şey)siniz beyler. en aptalca şekillerde ölenlere verilen (gbkz: darwin ödülleri)ne aday gösteriyorsunuz kendinizi, haberiniz yok. size de (gbkz: super sol).

    -dışarıdan cool gözüküp içi seni beni yakan beyaz yakalılar. malum, toplum yapımız (gbkz: bireysellik) denen kavramı asla onaylamıyor. en birey olanlarda bile bir eğreti duruyor. tam oturmuyor. bu grup, tek başına yaşayan, gayet iyi kazanan, üniversite mezunu, yabancı dil bilen, senede en az 2 kez bayram tatillerini birleştirip (gbkz: avrupa) turuna çıkan tiplerdir. ancak tanıdıkça fark edersiniz ki tek hobisi (gbkz: alkol), (gbkz: kadınlar), (gbkz: bilgisayar oyunları) ve (gbkz: gezmek)tir. 4 senedir çalışmasına rağmen öğrenci evi standartlarında yaşar, hep vakti olmadığı için spor/yemek yapmaz, ama ne zaman içmeye çağırsanız koştura koştura gelir. yeterli bir sayıda (gbkz: skor)a eriştikten sonra, e yaş da ilerlemişken "evi çekip çevirecek", "hayatını düzene sokacak" (gizlinot: direkt kendilerinden duyulmuş laflar bunlar) bir kadın arar. okumaz, tiyatroya gitmez, merak etmez, güya (gbkz: anti-popülist) bir elit olduğu için (gbkz: game of thrones) izlemez ama, felsefe desen (gbkz: ekşi)'den okuduğunu bilir, en fazla kadın düşmanı fikirleriyle ünlenmiş (gbkz: schopenhauer) ve (gbkz: bukowski) gibi yazarları bilir, güncellerini takip etmez, kendini zeki zanneder, aslında aptaldır, çünkü kendini geliştirmez, okumaz demiş miydim? okumaz, okumaz, okumaaaaaaaaaaz... offf bu grup komple (gbkz: süper sol) benim için. 2 sohbet etmeyi bile içim almıyor. "hııı ne güzel evet (gbkz: amsterdam) çok güzel kehe" falan diyip, kendi içimde yok olmayı bekliyorum. rahmime ağrılar saplanıyor. bir de favori lafları "(gbkz: sapyoseksüel)im", "aptal kadınlar sola lütveeeen". yahu seni zeki kadın ne yapsın? neyse. (gbkz: süper sol).

    -tanıdıklar... ahaaaaa şimdi geldik zurnanın zırt dediği yere. sevgili romalılar, tinder'da kimin sizi beğendiğinizi gold hesabınız olmadan göremiyorsunuz. ama 1 hafta kullanınca bile algoritmanın size aşağı yukarı hangi tipleri yolladığını çözecek hale geliyorsunuz. bu tipin dışında kalan tipler ise çoğunlukla sizi beğenmiş kişiler oluyor. çünkü algortima, eşleşme olsun diye sizi beğenenlere öncelik tanıyor. benim özelimde ise ben asla okuldan/bölümden tipleri beğenmiyorum. o yüzden algoritma normal koşullarda neredeyse hiç odtülü çıkartmıyor karşıma. aniden bölümde gördüğüm veya 2. sınıfta lab partnerim olan kişi karşıma çıkınca diyorum ki "aha %100 bu beni beğenmiş."

    **bu bilgiyi verdikten sonra yaşadığım ekstremliklere gelelim. hazırlıktan bir arkadaşım karşıma çıktı, sola attım (beğenmedim). 2 gün sonra instagram'dan ekledi. tee liseden uzaktan bildiğim birisi yine karşıma çıktı, yine beğenmedim. kendisi karşıma çıktığından beri hikâyelerime cevap atıyor. bölümden en az 2-3 eski tanıdık/eski lab bilmemnesine denk geldim, hepppppsi bir anda hikâyelerime cevap atmaya başladı. ya ahahahaha yapın da az belli edin. ayrıca, zamanında aklınız neredeydi?

    **en ekstremi ise (gbkz: ilkokul aşkı)mı tinder'da gördüm. beğenmiş beni. püü sana 8 sene aşıktım ben, şimdi kelleşip sap kalınca beğenmişsin, ama ojemin pamuğunu koklatmam.

    **bir başka ekstrem örnek ise şu, yine okuldan tanıdığım birisi ismini (gbkz: demir) yazmış, okuluna da (gbkz: bilkent) demiş (gizlinot: ikisi de yalan). ahahahahaha ya doğulu zengin aşiretli dizilere mi özendin sen? (gbkz: can sungur)'un dalga geçmek için yarattığı (gbkz: aras karanlık) karakteri gibi. (gbkz: demir) (gbkz: seyfullahoğlu), seyfullahoğlu holding'in tek veliahtı, aynı zamanda modern yaşama entegre olup özel üniversitede okumuş, ismi gibi kendisi de çok hırçın birisidir, kaslı, esmer ve kaşlıdır. üfffff. şimdiden tahrik oldum. bu dizi tutar, hatta genç kızlarımız (gbkz: demir seyfullahoğlu)'nun tuttuğu kapı kollarına dokunurken bayılır falan (gizlinot: asmalı konak dizisinin setinde olmuş gerçek bir olay bu). bak hâlâ gözlerimin önünden gitmiyor o profil. çocuğu da gerçekte görseniz, hafif utangaç, çok sesi çıkmayan, tatlış birisiydi. 40 yıl düşünsem gündüzleri (gbkz: clark kent) olan (gbkz: superman) gibi geceleri tinder'ın haşin kaslısı (gbkz: demir)'e dönüşeceği aklıma gelmezdi. ummadık taş baş yarıyormuş gerçekten de.

    **neyse, yani beyler ulan nasıl olsa kimin beğendiği belli değil diye her önünüze geleni, eski kırığınızı, okuldan bacınızı falan sağa atıyorsunuz ama o kabbbbak gibi anlaşılıyor. sola atıp, haberimiz yokmuş gibi davranıyoruz.

    -ingilizce bilmeyen yabancılar: yine müthiş 1 grup. geneli (gbkz: ispanya) veya (gbkz: latin amerika) taraflarındandır. ya siz ne işe yarıyorsunuz, nasıl hayatta kalıyorsunuz asla anlayamayacağım. bir tanesi koreliydi ve bilgisayar mühendisliği master'ı yaptığını bana 4 cümle hâlinde söyledi. her cümle ise "like" ile başlıyordu. "like I'm studying. like i'm doing masters. you know, like computer engineering." kendisiyle buluşsak, havadan sudan konuşmayı ancak 4 saatte, o da (gbkz: google translate) yardımıyla bitirebiliriz gibime geliyor. yalnız, ankara'daki yabancılara, özellikle de ingiliz ve amerikalılara harbiden acıdım. akıcı ingilizce görünce neden diplerinin düştüğünü çoook iyi anladım. (gbkz: mehter takımı) gibi bir ileri iki geri ingilizce konuşmaya hiç niyetim yok, (gbkz: süper sol).

    -arap şeyh şıhları: bunların aslında (gbkz: saç ektirmek) için istanbul'a gelmişken, gitmeden yeni saçlarıyla ankara'ya uğradıklarından şüpheleniyorum. bir tane arkadaşım dalgasına sağa atınca eşleşiverdim birisiyle. adamın profili full arapça. tabi ki ilk cümlesi "salamın alaykum" oldu. bu konuda başka bir yorumum yok (gizlinot: ahahaha).

    -kahve falı, burç yorumu ve rüya analizi hesapları: bunu da yapmışlar, yuh ya. kendilerine tek bir sözüm var: böyle düşüyor mu bilader? size de (gbkz: süper sol) beee.

    keşke vaktimiz ve sabrımız olsa da seri köz getircileri, profiline sadece arabasının fotoğrafını koyan (gbkz: transformers) abileri, pavyonda dansöze para takan ve bunun fotoğrafını (gbkz: tinder)'a yükleyenleri, güya (gbkz: finansal köle) olmak isteyen (bence) seri katilleri, aşırı entellikten bayan (gbkz: trt 3) cosplay'lerini, "kız arkadaşımdan gizli. tipim düzgün. sadece seks arıyorum" yazan boyu posu devrilesiceleri, 37 yaşında olup "evliyim. her türlü maddi manevi yaşatırım ;))))" yazan (gbkz: sugar daddy) (gbkz: wannabe)'lerini, "sadece söhbet" yazan fotoğrafsız değişikleri, aşırı zengin ve kaslı fotoğraflar koyup sosyal deney yapan (gbkz: ekşici)leri ve geriye kalan 10 kişiyi falan inceleyebilsek.

    (gbkz: tinder) evreninden selamlar. bir sonraki analizimizde görüşmek dileğiyle, esen kalın.

    edit: çok önemli birkaç grup daha ekledim. hâlâ en komiği (gbkz: demir). ya allah canını almasın senin, nerden esti (gbkz: demir) ismiyle tinder açmak ahahahaha.

    13 ağustos 15:57 13 ağustos 18:18

    47. Her adını okuduğumda aklıma tandır ve lavaş geliyor. Bu konuyu bile yemeğe baglayan beynimi tebrik ediyorum.

    3 ağustos 13:12

    46. Şehir değiştirdikçe kullandığım uygulama. Her şehrin profili farklı ve fark ettiğim kadarıyla ülkemizin 7 bölgesi kendi içlerinde benzerlik gösteriyor. Seri közcüler, kaslarına tüm kızların hayran olduğunu bilenler (gizlinot: Swh) ve araba sürerken direksiyon fotoğrafı koyanlar bu uygulamanın demirbaşıdır, onlarsız bir tinder düşünülemez. Kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalardan biri selamlaşma faslından hemen sonra -ki bu da en fazla 3 kelime eder- Instagram soranlardır. Eğlenmek isteyenlerin uygulamasıdır.

    2 ağustos 19:54

    45. hakkında (gbkz: kadınlar için hayatta kalma rehberi) oluşturulması gereken uygulamadır. modern insanın derdi, özellikle iş hayatına atıldıktan sonra kendi kafasına göre olan insanlarla tanışamamak. soru-cevap'ta bir çok kez soruldu, yaşım x, işim var eğitimim var bence çirkin de değilim ama neden kimseyle tanışamıyorum, nereden insanlarla tanışacağız diye dert yanan bir çok kadın var. işte bu kadınlar için, yani çalışan veya öğrenci olup, daha aktif bir flört hayatı yaşamak, belki bazen sevişmek, belki bazen sadece bir kahve içmek, bazen tanışıp ilerisini düşünmek isteyen bekar süslüler için yazıyorum bunu. deneyimlerime ve eski hatalarıma dayanarak hazırladığım tinder'da hayatta kalma rehberi:

    -profiline boyunu ve kilosunu yazanlarla 420 yazanları sola atın. pişman olmazsınız. sebebini sormayın.

    -közcüleri, profiline herhangi bir kadınla fotoğraf koyanları (3lü yapmak için açmıştır), yarı çıplak poz verenleri, sadece kedisini köpeğini arabasını koyup kendini unutanları... kısacası tekinsiz gelen her tipi sola kaydırın. gerçekten milyar tane erkek var. hiçbirini özlemezsiniz, söz veriyorum.

    -kimsenin okuluna, işine gücüne, geçmişte kaç ülke gezdiğine ve (gbkz: milliyet)ine bakıp, hayaller kurmayın, saf davranmayın. böyle evrensel bir ataerkillik var üstümüzde maalesef. herkes kadınları eleştirmeye ve istediği gibi yönlendirmeye kurulu. avrupalıdan da boğaziçi mezunu yüksek mühendisten de kadınlar konusunda süper über olgun ve (gbkz: doymuş) olmasını asla ama asla beklemeyin canlarım benim. denendi onaylandı. bu işler çok kişisel perspektif ve kendini yetiştirmeyle alakalı. tamamen kişisel bir şey.

    -adamı tanıyayım, kendimi sağlama alayım diye gereğinden fazla kasmayın. zira öyle bir dünya yok. en sinsirella sapıklar, en naif ve masum gözükenlerden çıkıyor. ayrıca elinde cık cık cık sürekli mesajlaşmayı kim sever? belli bir yaşın üstünde çalışan süslüler anladı beni.

    -e o zaman napacaaaz? diyorsanız, buluşun kızlar. ama akşam vakti tenha mahalledeki bir pub'da değil. gündüz vakti bir kahvecide buluşma teklif edin temel güveni aldıktan sonra. kahveye mırın kırın edip, (gbkz: alkol) veya başka şeyler için ısrar ederse, basın (gbkz: unmatch)'i. gündüz vakti buluşmak çok önemli bakın. hem daha güvenli, hem adam sarmazsa tüm akşamınızı ona gömdüğünüz için pişman olmazsınız, hem alkol almazsınız. buluşma teklif eden taraf olmaktan, numara istemekten çekinmeyin. neden bu uygulamayı kullandığınızı unutmayın. bir insanı ekranın ötesinden tanıyamazsınız. bir insanla telefondan flört etmekle gerçekte oturup 2 çay içmek çok farklıdır. buluşma teklif edersem hafif mi kaçarım diye düşünmeyin. zaten hedef kitlemiz, böyle şeyleri düşünmeyecek insanlar. baktınız buluşalım diyince saçmaladı, ekersiniz veya bir daha görüşmezsiniz olur biter.

    burada parantez. şimdiye kadar 3 yabancı ve 2 türke ben buluşalım dedim. ters bir hareketlerini görmedim.

    bu arada hemen bir ek parantez açayım. tabi ki direkt buluşup sevişmek istiyor da olabilirsiniz. ben bu rehberi tinder'ı sadece tanışma ve olursa bir şeyler yaşama amacında olan, ama hep bir şekilde aksini yaşayan kişiler için yazıyorum.

    -alkol konusu hem karşınızdakini ayık kafayla tanımanız açısından, hem de güvenlik açısından çok önemli bir konu türkiye'de. ennnn fazla 1 bira için. onu da yavaş için. tercihen az alkollü bir şey için.

    -birden çok randevu ayarlayın. kızlar şimdi bayramlık ağzımı açmak istemiyorum ama, biz hepimiz aynı naneyi yiyiyoruz, kabul edelim. 1 kişiyi kafamızda büyütüyor, onu hemen flört hayatımızın merkezine alıyor, diğer seçenekleri unutuveriyoruz. e hal öyle olunca da, adamlar nereye çekerse oraya gidiyoruz. sonra vay efendim neden mesaj atmadı, neden şöyle yaptı böyle yaptı diye kendi kendimize kalbimizi kırıyoruz. halbuki yabancıların (gbkz: being exclusive) diye bir kavramı var, o çok işe yarıyor. yani flörtünüzle "artık sadece birbirimizle flört ediyoruz/ görüşüyoruz/ sen özelsin" aşamasına gelmeden önce, mutlaka başkalarıyla görüşün ki takıntı yapmayın. bu konuşmayı yapmadan önce de kimseden sadakat beklemeyin. zira vermiyorlar. denendi onaylandı. sonra kalbi kırılan, hayalleri yıkılan yine biz oluyoruz, kendimizi çirkin veya kötücül görmeye başlıyoruz. yapma annem, yapma güzelim.

    -bu randevu işi önemli. ne kadar vurgulasam az. zaten kadın olarak, beğendiğiniz insanların neredeyse tamamıyla eşleşeceksiniz. o yüzden hem yüksek standartlar koyup az kişiyle eşleşin, hem de eşleşip uygun bulduğunuz kişilerle arka arkaya randevular ayarlayın. çünkü tinder'ı birileriyle tanışmak için kullanıyorsunuz. haftada 2 gününüz boşsa, 2 randevu ayarlayın 1-2 saatlik. veya akşam işten çıktıktan sonra yarım saatliğine kahve içmeye çağırın merkezi bir yerde. hem tanışmış olursunuz, hem değişiklik olur. yalnızım diye üzülen siz değil miydiniz canım? sonrasında işiniz olduğunu önceden bildirin yalnız.

    -ilk ve hatta ilk 5 buluşmada asla arabasına binmeyin kimsenin. evine de gitmeyin. çünkü güvenlik. bu girdiyi (gbkz: müge anlı) yazmış gibi oldu ama, haberlere ve kadın cinayetlerine göz ucuyla bakacak olursanız, neden böyle uyardığımı anlarsınız. ben paranoyak değilim hayat böyle yaptı beni.

    -daha yüzyüze görüşmeden tinder'da bulunma amacınızı sorgulayan tiplere (gbkz: serdar ortaç)'tan (gbkz: seni çöpe atacağım poşete yazık) armağan ediyoruz. tinder'ı amacına uygun kullanıp kullanmadığımızı sorgulayan (gbkz: çöp)ler var bir de. siz eğitilemezsiniz. tinder bir (gbkz: dating) yani, randevulaşma/tanışma uygulamasıdır. her sağa attığımızla buluşmak, her buluştuğumuzla sevişmek gibi bir zorunluluğumuz yok. sağa atmak demek seni yalamak istiyorum demek değil. biraz rahatlayın beyler ya. bastırılmış ve yaşanamamış cinselliğin acısını (gbkz: tinder kullanan kız) gibi başlıklarda yaşamaya devam. ama topluma karışmayın pliiiiz.

    -tabi ki birisi belirli bir samimiyetten sonra size ne amaçla kullandığınızı sorabilir. burada sıkıntı, (gbkz: ne) dediği değil, (gbkz: nasıl) dediği. ve benim deneyimlerime göre eğer yüz yüze buluşmadan önce bu konuyu açıyorsa, %110 yokluyordur, özgüvensizdir, cinselliğe saplantı duyuyodur, süreçten ve flörtleşmekten çok, sonuca ve o gece onunla evine gelip gelmemenize odaklıdır.

    burada erkeklere özel ek not: seksle hiçbir problemim yok, (gbkz: frijit) değilim. ancak, karşımdaki kişinin cinsellik odaklı bir abaza veya gizli (gbkz: mizojin) (gizlinot: kadın düşmanı) olmasından çok, kendime (gbkz: denk) birisi olmasını tercih ederim. bence tüm kadınlar böyle tercih eder.

    -sahte hesap konusu çok önemli. hem güvenlik hem de kırılgan özgüvenimiz açısından kerizlenmemek için dikkat edilecek konular şöyle: eğer karşınızdaki çok çok ideal duruyorsa sahte olabilir, fotoğraflarda iki kulağının gözükmesine dikkat edin, çok uzaktan bi mankeni koyup görüşmeye yoo o bendim diye gelebilirler. özellikle yabancılarla ilgilenen süslülere not, yabancı çok fazla sahte hesap var. adam türklerin daha az eşleşme aldığını çözmüş çünkü. burada söylediklerine ve cümlelerin türkçe düşünülüp düşünülmemesine dikkat edin. mesela birisi (kendini yabancı gösteriyor) bana it's comic demişti. aslında türkçe düşünmüş, çünkü biz bu komik deriz. doğrusu it's funny olacaktı. (gizlinot: hem ingilizcenden hem de karakterinden puan kırıp unmatch evrenine yolladım seni corç). başka bir tanesi çok acayip bir iş söyledi. fotoğrafları da garipti zaten. instagram istedim, önce var dedi sonra yok. ayrıca güya dünyayı geziyor ve uefa için çalışıyor ama ingilizcesi (gbkz: ümit besen)'in ünlü şarkısı (gbkz: i love you i love you do you love me yes i do) seviyesinde. yolladım gitti. hasılı, insanların gerçek olduğu kanısına varmadan önce uyanık olun. instagram ve sosyal medya isteyin buluşmadan önce. instagramın sahteliğini anlarsınız diye tahmin ediyorum. biraz stalkla memleketinden/iş yerinden birileri var mı diye bakabilirsiniz.

    -ben bunları herkesi kullanın, kalp kırın, mavi boncuk dağıtın falan diye demiyorum. gerçekten yalnız insan sayısı çok fazla. uygun birisini bulmak ise çok zor bu devirde. bir kadın olarak, (gbkz: tinder)'ı yukarı dediğim gibi aşk hayatınızı canlandırmak için kullanabilirsiniz. çünkü bizim için eşleşme almak çok kolay. yükleyin, 30 dk içinde yeni biriyle kahve içerken bulabilirsiniz kendinizi. ama işte, bu iş bir sanat. o insan seli içinde kaybolmadan, kendini kaybetmeden ve kesinlikle çöp tiplerle vakit kaybetmeden daha aktif bir özel hayat için kendimce bulduğum önerileri paylaştım. özetle; uyanık olun ama buluşun, görüşün, ağırdan alın ama internetten yürütmeyin, birden çok kişiyle görüşün ama kendi vaktinizden de çalmayın. herkese bol şans!

    edit: laflarından kıllanıp sosyal medya istediğim bir "yabancı" daha delirip "sen bana güvenmiosan hiç grşmylm.S" dedi. Ben de "esasen bunu sorduğum için mutlu olmalısın, ben gerçeğim ve gördüğüm kişiyle buluşmak istiyorum demektir bu" dedim. Hırto tinder'a şikayet etmemeyim diye telefon numaramı alır almaz eşleşmeyi kaldırmış. Ama ben, ben kiiii külyutmaz gamma, dayanamadım gittim uzun detaylı bir şikayet oluşturdum tinder'a. Oradaki kuralları okurken gördüm ki size kaba davranan kişileri de şikayet edebiliyormuşsunuz. Şimdi ava çıkıyorum. Önüme gelen saçma sapan profilleri şikayete boğacağım. Diğer şikayetime gelen tepkiye göre uygulamayı silebilirim de silmeyebilirim de. Ama korkmadım değil. Salaklık edip çat diye buluşsam belki bambaşka biriyle karşılaşacaktım. Of!

    edit 2: (gbkz: ümit besen) yerine (gbkz: mahmut tuncer) yazmışım. düzeltme için (yazar: matahhayriye)'ye teşekkürler. şimdi youtube'dan açıp dinleyeceğim şarkıyı ahaha.

    2 ağustos 14:37 10 ağustos 15:04

    44. yaz aylarının gelmesi, artan boş zaman ve yakın arkadaşların birer birer sevgili bulup benimle olan iletişimini (gbkz: 2. katiplik düzeyi)ne indirmesi neticesinde tekrar kullanmaya başladığım uygulamadır.

    yalnız bu sefer maymun gözünü açtı beyler. bir önceki girdimde dediğim gibi, en iyi erkek bile tinder'a geçince bir demet tiyatro'daki (gbkz: feriştah) gibi bir şeye evrildiği için artık sadece yabancılarla konuşma kararı aldım. ulan anadilim gibi ingilizcem var, ne diye uğraşıyorum türklerle?! azıcık kültür öğrenirim, ülkesini sorarım, dil pratiği yapmış olurum, farklı birisi olmuş olur. çünkü herkes aşağı yukarı aynı ankara'da. mühendislik fakültesi + savunma veya akademide iş kombosundan gına geldi. biraz brexit konuşmak, yugoslavya'nın dağılışı sonrası neler olduğunu öğrenmek, göç dairesi şakaları yapmak istiyorum. bira içirip ne ara hamle yapmalıyım diye hesap yapan bastırılmış cinsellik mamülü dangozlardan da bıktım. belki değişik bir yemek yeriz, belki farklı mutfaklar tanırız, ne bileyim. sevişeceksek de böyle olsun.

    yolumuz açık olsun. şimdiden 3 date ayarladım. ancak birisi "bebeyim çok güselsin", "seni hostelimde ağırlamak isterim" diyen bir muhtemel (gbkz: std) (gizlinot: cinsel yollarla bulaşan hastalık) taşıyıcısı olduğu için onu unmatch'leyerek 2 kişiye düşürdüm match sayımı.

    yalnız ankara'daki yabancıların %60'ı arap, %30'u ingiliz, kalan %10 da doğu avrupalı. bu kadar ingilizin burada ne işi var diye işkillenmedim değil. bir anda milli duygularım kabardı (gizlinot: swh).

    yabancı deneyimlerimi de detaylıca anlatacağım başlıktır. sitey tüund.

    edit büdüt: ilk randevum oldukça iyi geçti. türk kültürüne uyum sağlarken yaşadığı sorunlar hakkında bolca güldük. hamama götürülmesi, orada kese yaptırırken ellenmesi gibi şeyler yaşamış. ayrıca aile yapısı hakkında geniş bilgi edindim. hoş bir deneyim oldu açıkçası. gerçi karşımdaki insan trt3 gibi kültür şelalesi bir tipti. kendisine trt3 gibisin diyemedim ingilizce, desem de anlamazdı zaten. türklerle ilgili en önemli gözlemlerini sordum, ailenin gözetimi ve korumasından bir türlü çıkamama ve yetişkinlikte bile tam yetişkin olamayıp iri çocuk olmaya devam etme dedi. hak verdim. o sırada beni babam aradı. gülüştük.

    valla beğendim ya. bu tabi sırf yabancı olmasından kaynaklanmıyor, o kişinin kişiliğiyle de alakalı, ancak nihayetinde 2 insan da çok farklı geçmişlerden geldiği için kurcalanacak konu çok oluyor. o yüzden konusuz kalıp, "eee nerde oturuyorsun :))))" gibi imalı sohbetlere girmeden veya romantik ilişkiler üzerine aforizma kasmadan olaysız dağıldık.

    kilometrelerce ötede doğup büyüyüp g.t kadar çevrede büyümesine rağmen, 2 apayrı insanın, özellikle orta yaş üstü baby boomer jenerasyonunun birbirine çok benziyor oluşu beni çok şaşırttı. onun muhafazakar x milleti milliyetçisi halasıyla benim okuma yazma bilmeyen yörük halamın benzerliği çok garip. hayat ne garip ya. dünya çok garip.

    edit 2: 2. dateime de bir amerikalıyla çıktım. güzel vakit geçirdim. bolca güldük. yalnız adam 5 senedir türkiyede yaşıyormuş ve öyle bir hale gelmiş ki, türk kültürünü benden daha iyi biliyor ahsjs. yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. başarılı olmuş. amerikalıların da bizim gibi kötü şans kovmak için tahtaya vurduğunu öğrendim. "ajan mısın acaba?", "şurda düşüp ölsen ben milli kahraman olurum" gibi nadide şakalar yaptım. muhtemelen türkiye'deki tek masum amerikalıyı öldürmüş olursun dedi. yemedim. anadolu çocuğu yemeeeez ey coni. bir dahaki sefere yankee go home demeyi planlıyorum. patriot'lar yüzünden ülkecek kırgınız zaten bunlara. neyse, 5 senelik deneyiminde türk kadınını aşırı kıskanç, ağaca baksa bile "nereye baktın!!!!!!!!11111" diye kıskançlık krizlerine giren, aşırı kontrolcü olarak tanımlıyor. yuh dedim. bu gözlemini şimdiye kadar (gbkz: iç anadolu)nun güzide kırsal kentlerinde yaşamasına bağlıyorum. "türkiye mozaiktir beybi" dedim, ama ingilizcede çok güzel durmadı (gizlinot: swh). ayrıca mühendislerle görüşe görüşe mühendisliğin bu balon dışından nasıl gözüktüğünü unutmuşum. sağolsun kendisi ütopik sorularıyla hafızamı tazeledi. bu kişiyle de 2. randevuya çıkarım gibi duruyor.

    bir gözlemim de şu oldu, yabancıların öpüşmekle ilgili bir problemi var. türk kültüründe biz birini gördüğümüzde yanaklarımızı birbirine değdirip havayı öperiz ya, belli ki bunlara demişler abi bak böyle bir öpüşme kültürü var diye, ama asla açıklamamışlar ahaha. ikisiyle de buluştuğumuzda benimle el sıkıştılar sadece, ayrılırken de (gbkz: babaanne) gibi iki yanağımdan özellikle öperek vedalaştılar. ahaha yani bir insanın (gbkz: mış gibi) yaptığı bu kadar belli olabilirdi ancak. bence sınır kapısında welcome to turkey yazısının yanına kocaman harflerle "you should kiss the air while greeting" yazmalıyız. öteki türlüsü fena çünkü. akşam akşam aklıma babaannem ve diğer yaşlı akrabalarım geldi. ay o ne be, tövbeee.

    bir sonraki maceralarda görüşmek üzere, esen kalın.

    edit 3: yukarıdaki adamla tekrar görüştük. adamı gündüz vakti eve çağırmış olmama rağmen elinde şarapla sırtlanlık yapmaya gelmemişti. off buraları ekşiciler okuyup kuduracak ama sori beyler, insan aç olmayınca normal takılabiliyor böyle. neyse oturduk sohbet muhabbet derken akşamı ettik ve adama kendi yaptığım (gbkz: zeytinyağlı börülce) yemeğinden yedirdim. (bkz: eve atılan erkeğe zeytinyağlı börülce yedirmek). türk olmak çok eğlenceli bir şey, kendiniz bir anda hevesle mutfakta "do you know (gbkz: börülce)?" derken bulabiliyorsunuz. üstüne bir de hindistancevizi yağlı kahve içirdim. oooh. muhtemelen şu an tuvaletten bana küfrediyordur (gizlinot: swh). inşallah ölmez ha. gıda zehirlenmesinden veya ishalden dolayı ölürse amerika bana demokrasi getirir diye korkuyorum açıkçası. neyse, sonra olaysız dağıldık. başka bir tinder date'i vardı, oraya gitti. ben de şaka maka önce batının gavatlığını almışım. keşke ilim irfan öğrenseydim. neyse, bir dahakine (gbkz: nasa)'yı sorarım.

    24 temmuz 13:49 31 temmuz 23:59

    43. Dün gece bir merak hesap açıp göz attığım uygulama. Kesinlikle berbattı. 

    Eski sevgilim yabancı, uzun süredir de bir türk erkeğiyle flörtleşmem olmamıştı bu yüzden. Allah allah diyorum neymiş be türk erkekleri. Orda burda bizlere kezban diye konuşup ego tatmini yapan erkekler bunlar mı diye düşünüyor insan. 

    Tipleri gayet hoş insanlar nasıl bu kadar itici olmayı başarmış anlayamadım. Yüzler yakışıklı ama elde araba anahtarı veya nargile, kasım kasım kasılarak moda çekiminde gibi verilmiş pozlar, tişörte eziyet eden kol kaslarını kendinden daha çok sevdiğine dair pozlar, sigara araba anahtarı cüzdan masada yanında da tavlayla kasılırken pozlar, saçta bi kg jöleyle yandan bakmalı yürek yakmalı pozlar vs vs. 

    Kısacası beni dumura uğratan uygulamadır. Uzun süredir genç yaşlarda bir türk erkeğiyle çok yakın iletişimim olmadığı için gerçekten şaşırdım. ne ara böyle sırtlan görünümlü bir popülasyona evrilmişler yahu. Bir tane de samimi yüzü gülerek çekilen bir fotoğraf ve en ufak içtenlik göremedim. Sanki kompleks yapmışlar da ben çok fena sevişirim pozları vermişler gibi

    10 mart 11:03