yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2)
    • medya (0)

    1. yabancı özentisi insanların aslında dilimizde olmayan kelimeleri ısrarla türkçe cümleler içerisinde kullanmaları sonucu ortaya çıkmıştır. bu şekilde daha okumuş daha bilgili göründüklerine inanıyorlar efenim. hani bazı yerleşmiş kelimeler var otobüs gibi, televizyon gibi. zamanında tdk nın da karşılık kelime bulduğu ama bizdeki karşılığı dilimize yerleşememiş olan. o kelimeleri tabi ki tenzih ediyorum ama ısrarla yeni yeni kelimeler kullanılarak iyice anlaşılması zor diyaloglar kurulması kendi dilimizi kendi ellerimizle değersizleştirmekten başka birşey değil.

    (link: https://www.youtube.com/watch?v=Wxs-WNDeBjc gülse birsel in konu ile ilgili konuşması)

    28 şubat 2018 16:59 28 şubat 2018 17:00

    2. Bu konuda otoritenin gülse birsel olmadığı kanısındayım. İşin içinde birisi olarak (gizlinot: Kesinlikle kibir değil araştırmalar çerçevesinde ) konuşmak isterim ki, dil yeniliğe kapatabileceğimiz en imkansız olgu. İnsan evrimi oldukça yavaş ilerlerken, hızlı olan tek somut evrim dil gelişimi. Bir dil için yeni sözcükler kazanma durumu diğer dillerden alıntılama olduğunda "ödünçleme" olarak kavramlaşıyor. Ödünçlemenin temel sebebi, insanın en güçlü çabasının iletişim kurma olarak tanimlanması.

    Çok uzatmak istemiyorum girdiyi lakin tüm diller için geçerli olan bu evrimleşme durumunun, günümüz koşullarında yadırganmaması gerektiğini düşünüyorum. Nitekim 100 yıl önce konuşulan türkçe ile şu an iletişim kurmamız oldukça zor.

    Bu konularda tutucu olan insanları anlayabiliyorum. Dili korunması gereken bir olgu gibi görüyorlar. Fakat dil, insan beyninin gelişimsel süreçleri içerisinde ortaya çıkarabildiği tek somut öge.

    Uzatmayacağım dedim uzattım ama bir de şunu eklemek istiyorum. Gülse birsel' in ti'ye aldığı bu durumun, abarttığı kadar olmadığını, otoritenin kendisi olmadığını söylememin sebebini ise müsadenizle şu örnekle pekiştirmek istiyorum. Kendisinin 2000'lerde ortaya çıkardığı "avrupa yakası" isimli dizide, o dönem dillere pelesenk olmuş "kal gelmek", "oha falan olmak" deyişlerinin kendisi tarafından yaratıldığı ve o dönem kullanılan dilde oldukça yer kapladığını unutarak bu tür söylemlerde biraz geride kalmasını beklerdim. Bu tür kullanımların sözlüklerde yer bulması da gerekmiyor ayrıca kabul edilmeleri için ama kullanım sıklığı artınca zaten tdk kabul ediyor. Örnekleri çokça mevcut.

    Ha bu arada bu kadar tutucu olacaksak eğer kelime yerine de sözcük ifadesini kullanmamız daha doğru olur. Dediğim gibi dil gelişiyor, tutamayız çünkü doğal. Dili korumak adına yapabileceğimiz en somut şey, konuşma dilinden ziyade yazı diline odaklanmamız. Çünkü konuşma dilinin aksine kural barındıran dil yazılı dil.

    28 şubat 2018 17:35