sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (19)
  • medya (0)

19. Öncelikle yurtdışına adapte olmanın çok kişisel bir konu olduğunu düşünüyorum. Kimileri çevresinin, kişiliğinin ve daha önceki tecrübelerinin yardımıyla çok kısa sürede adapte okurken kimisi psikolojik açıdan çok zorlanıyor, dolayısıyla girdileri okurken tek taraflı bakmamak lazım diye düşünüyorum.

1.5 yıldır İsveç'te yaşıyoruz eşimle. Benim işim sebebiyle geldik, eşim sonradan burda iş buldu. Olumlu ve olumsuz taraflarını kendimce yazmak istiyorum ben de.

Öncelikle olumsuzlardan bahsetmem gerekirse, beni en zorlayan şey servis sektörü ve sağlık sektörünün alıştığımız gibi olmaması. En ufak bir elektrikli eşya arızasını tamir ettirmek büyük bir çile oluyor çoğu zaman. Sağlık sistemi içinse şunu söylicem, işyerinde bir arkadaşımın bacağı çeşitli yerlerinden kırıldı ve ağrı kesici iğne bile yapılmadan acilde tam 6 saat acılar içinde beklemek zorunda kaldı. Çünkü doktor yok, sistem çok yavaş vs vs. Ha Türkiyedeki sistem daha mı iyi bilemem, herkes zırt pırt doktora gidiyor ve dünya kadar ilaç israfı oluyor o ayrı bir konu. Bunlar gündelik olarak yaşadığım ufak tefek sıkıntılar. Ama iyi tarafı şu ki kendi kendime iş bitirebilmeyi öğrendim koca evi kendimiz kurduk resmen.d

Kiralık ev bulmak çok zor. Bir sistem var her ay para ödeyip sıraya girip kiralık evleri ilk görme hakkına sahip oluyorsunuz, yok eğer ikinci kişilerden kiralarsanız da çok daha fazla kira ödemeniz gerekiyor. Bu ve benzeri durumlar Türkiyede alışık olduğumuz konfor alanının çok dışında.

İş bulmak zor diye birşey diyemeyeceğim çünkü turkiyede de cok zor, hele ki yabancılar için dil bilmeden iş bulmak imkansız neredeyse. O açıdan bir fark yok.

Olumlu taraflarına gelecek olursak herkesin bildiği medeniyet, çevreye hayvan haklarına duyarlılık, paranın değerliliği falan bunları geçiyorum zaten İsveç bu konularda zirve yapmış bir ülke. iyi çalışan bir sendika sistemi var. Sendika çalışanların öyle arkasında duruyor ki, insan gerçekten kendini güvende hissediyor. Maaş zammı mı istiyorsun, arıyorsun sendikayı seninle oturup yol haritası çiziyorlar, senin adına şirketle görüşüyorlar vs. Müdürün mobbing mi yaptı, psikolojin mi bozuldu, 1 aya kadar kafa izni alabiliyorsun ücretli. Bunu suistimal edenler de oluyor tabi ama şirket kesinlikle sana yaptırım uygulayamıyor bu destekler için (en azından benim çalıştığım yer öyle). Bütün bunlar gördüğüm kadarıyla isveç için geçerli, almanyada böyle olduğunu pek sanmıyorum.

Şahsen ırkçılık namına hiç kötü bir tecrübe yaşamadım veya Türk olduğum için yargılandığımı da hissetmedim. Ancak günün birinde örneğin bir konuda mahkemelik falan olursam bir İsveçliyle aynı kefeye konmayacağımın da farkındayım.

İklim soğuk evet ama ankarada uzun yıllar yaşamış biri olarak çok da etkilemedi:)

Burada ne kadar kalacağız bilmiyorum ama ailemizi ve arkadaşlarımızı o kadar özlüyoruz ki herşeyin üstünde bu özlem duygusu var. Bir noktadan sonra hiçbir şey insanın sevdikleriyle geçireceği vakitten daha değerli olmuyor.

İlk bir yılki sancılı süreç, tüm o kağıt işleri, banka hesabı açtırmalar (benimki 2 ay sürdü de) vs vs insanı canından bezdirse de, kesinlikle imkanınız varsa tecrübe edinmek açısından tavsiye ederim.

15 mayıs 11:20

18. Her gün daha çok aklıma gelen eylem. Bunda mezuniyetin yaklaşması ve bu ülkenin de bu ülkedeki geleceğimden de endişe etmem rol oynuyor. Ben toz pembe düşünemiyorum canım kanım vatanım diyemiyorum, eğer huzurlu değilsem,mutlu değilsem, aynı şartlarda daha iyi yaşamın mümkün olduğunu biliyorsam... bu aynı senin mahallende bim olup da alt mahalledeki macro centera gidememeye benziyor. Ama yurtdışında yaşama konusunda da tozpembe düşünmüyorum çünkü bizzat annemler hollandada yaşayıp en son 84te kesin dönüş yapmışlar. Hollanda-almanya gibi ülkelerin sanayi için işçi aldığı dönemde gitmişler aslında amaç türkiyede menenjit olduğu fark edilmeyip kalıcı beyin hasarı olan teyzemin bir şekilde belki orda tedavisi olur diyeymiş.Dedemler patates cipsi fabrikasında işçiymiş anneannemle vardiyalı çalışıyorlarmış. Evde hep türkçe konuşurlarmış kendi dillerini unutmamak için. Fabrikada en kötü en zorlukla yapılacak işleri gurbetçilere verirlermiş.  Ama teyzemin zihinsel engelli olduğundan dolayı tek katlı bahçeli ev vermişler daha rahat yaşasınlar diye ki 84ten çok çok daha önceki dönemden bahsediyorum annem 68li. Burda bunu kim yapar, hala bağlattıkları işsizlik maaşını alıyorlar mesela; kendi ülkesinde doğmamış, o ülkeye fayda vermemiş, orda hastalanmamış birine hala ödeme yapıyorlar. Yine her gün servisle rehabilitasyon yerine götürüp getirilirmiş. Yemek yemeyi, tuvalet alışkanlığını, giysilerini giymeyi orda öğrenmiş. Türkiyede daha menenjit tanısı koyamamışlar bırak rehabilitasyonu. Hatırlatıyorum sene 70ler. Birgün bir şekilde teyzem evden kaçmış, onu evinin bahçesinde otururken bulan kişi hemen polise haber vermiş bulunmuş. Türkiyede olsa neler gelirdi başına tahmin edebiliyorum. Öte yandan babamın dedesi, atatürkü görmüş cephede savaşmış. Hayvanların dışkısından buğdayı toplayıp yedikleri olurmuş savaş döneminde. İki taraftan da o kadar çarpıcı şeyler dinliyorum ki evet biliyorum bu vatan kolay kurtulmadı evet biliyorum nereye gitsem mülteci olacağım ama ben daha insancıl koşullarda yaşamayı hak ettiğimi, hak ettiğimizi düşünüyorum. İmkanım olsa giderim yalan değil, keşke tıp yerine mühendislik seçseydim o zaman master vs diye daha kolay olurdu bunu net biliyorum. Umarım çıkabilirim bu kafesin içinden çünkü türkiyede ortalama bir hayat için bile inanılmaz didinmek gerekiyor ve daha olası bir hayat varken bunları çekmek bana anlamsız geliyor.

11 mayıs 00:28

17. en büyük hayalim ve misyonum. tarihimi ve atalarımı çok seviyorum ama ülkede yaşadığım dönem nedeniyle kendimi kendi kültürümüze o kadar dışlanmış hissediyorum ki. sanki olduğum insan için herkes beni yargılıyormuş gibi. yapayalnızmışım gibi... buna ailevi meseleler falan da eklenince sanki olmam gereken yer burası değil gibi hissediyorum. bu tabiki gençkenki düşüncelerim ve hislerim hiç belli olmaz hayatın ne getireceği.

10 mayıs 22:31

16. insanın ufkunu açan bir tecrübe olduğu kesin. kendi ülkenizi ve ailenizi ne ölçüde özleyeceğiniz ise tamamen mizacınız ve yetiştirilme şartlarınızla ilgili. 

amerika'daki 9. ayımdan gözlemlerim; ırkçılık yok, türk olduğum için hiç olumsuz bir tavırla karşılaşmadım aksine bunu söylemem gerekiyor insanlar kendi memleketimde gördüğümden çok daha iyi niyetli ve sıcak kanlı bir yaklaşım içerisindeler. alışveriş sonunda kasaya gittiğimde ilk kez gördüğüm bir kasiyer teyze elindeki indirim kuponlarını "tarihi geçmek üzere ben kullanmayacağım senin işine yarasın" diye bana veriyor. arabamın lastiği otobanda patladığında kamyoneti olan yaşlı bir amca arabasının arkasına halatla arabamı bağlayıp en yakın lastikçiye beni bırakıp yoluna sonra devam ediyor. avm'den çıkarken güvenlik görevlisi aşırı yağan yağmurda ıslanmamam için şemsiye açıp arabama kadar benimle birlikte yürüyor. 9 ayda yaşadığım güzel ve beni mutlu eden örneklerden yalnızca birkaçı bunlar. kendi ülkemde kamuda çalışıyordum, babam yaşındaki erkek yöneticilerim kadın olduğum için benimle muhatap olmak istemiyorlardı, muhatap olmak zorunda kaldıklarında ise yüzüme bakmadan sinirli bir ses tonuyla konuşurlardı. işyerimde hemen yan masamda oturan 5 yıl birlikte çalıştığım 50'li yaşlardaki çalışma arkadaşım olan hanım teyze kızı için bana amerika'dan kaban sipariş verip, akşamları düğüne gideceği için işyerinden erken çıkıp kendi işlerini bana devredip ben odada yokken diğer çalışma arkadaşlarıma işlerden anlamadığıma ve beceremediğime, yüzümde çıkan sivilcelerimin ona göre mutsuz giden evliliğimin sonucu olduğuna, kilo aldığıma ve çirkinleştiğime dair dedikodumu yapardı. türkiye'de avm'ye girerken güvenlik görevlilerinden xray'den geçerken cebimde unuttuğum cep telefonum için azar yer, avm'ye girerken bir merhaba duymak yerine çantamı xray cihazına bırakmam konusunda bağırılarak komut alırdım. 

kendi ülkemde yaşadığım bana göre çirkin bu tecrübelerimin sebebinin ülkemizdeki insanların gittikçe akıl sağlığını yitirmesine veriyorum ben. insanlar sistemli bir şekilde kötü olmaya itiliyor.

ülkeme bir gün dönecek miyim? evet 3-4 yıl sonra dönme niyetimiz var ama kimseye eyvallahımız olmadan. 

10 mayıs 18:50 10 mayıs 18:54

15. aşağıda neden eksiliyorsunuz diyen arkadasa ithafen yazıyorum, Türkiye de 8,30 da iş başı yapıp yarım saat öğle arası ile, - öğle arasında ben bugün dışarda yiğeceğim gibi bir durum yok , öğle arasında dışarı çıkmak için izin almanın gerektiği, mesai bitimi - tam saat 6da çıktığında işten kaytarıp erken çıkmışsın muamelesi gördüğümüz için ve çoğu kişinin bu ve daha fazla yoğunlukta günde 10 saat ve fazlasını çalıştığımız için , makyaj saç baş sabah muhabbeti gibi bir durumda söz konusu olmadığından eksilenmiş olabilir yazdığınız girdi. Tabi ki Türkiye de yazdığınız tarz da rahat çalışabilen memurlar , şirket çalışanları var ama çoğunlukta olduklarını düşünmüyorum.

10 mayıs 15:31

14. yurtdışında yaşamak, yurtdışında doğmuş olsaydım çok daha olay olurdu. ne adaptasyon, ne dil sorunu, mis gibi olurdu. vatanımı milletimi çok seviyorum. fakat bu ülkenin kurallarının daha doğrusu kuralsızlığının, bireycilk karşıtlığının ve adalet algısının, bana uymadığını her gün görüyorum. bunu söyleyince snobluk olarak algılanıyor ama eminim kimsenin kimseye karışmadığı, içiçe geçmiş ilişkilerin olmadığı, sadece kendi başarınla bir yere geldiğin bir yerde eminim daha mutlu olurdum.

10 mayıs 10:18

13. yaşadıkları ülkeyi belirtmeden o ülke tek "yurtdışı" imiş gibi yorum yapanların olduğu başlık. bakın arkadaşlar güneydoğu asya var, afrika var, orta amerika var... yaklaşık 200 tane ülke yüzbinlerce şehir var... sizin x ülkesi deneyiminiz bir şekilde olabilir ama bu genel olarak yurt dışında yaşamanın o şekilde olacağı anlamına gelmez. almanya'da yaşamak diyebilirsiniz mesela.

10 mayıs 02:33

12. "haftada 40 saat çalışmak :)) türkiye’deki gibi değil arkadaşlar. sabah gelirsin makyaj yaparsın, kahvaltı eder çayını içer seçimlerden bahşeder 10 gibi işe başlarsın. yok öyle bir dünya. " deyip ustune de çalışma biçimini eleştirmiş süslü arkadaş asdgkll. asıl turkiye deki çalışma disiplinsizliğinin eleştirilmesi gerekirken bunu normal görüp çalışma ahlakını eleştirmek kusura bakmayın ama net tembelliğe ve çalışma ahlaksizligina dair ozlemdir.

Yaşadığın ülkenin dilini öğrenme zorunluluğunu eleştirmek ise ayrıca saçmalık. Suriyeliler türkçe çok bilmezler diye dalga geçilir dışlanılır. Bir kürt "bana ne türkçe konuşmak zorunda değilim" dese gerek kamusal alanda gerek sosyal medyada ölümüne linç edecek adamlar almanya da almanca öğrenme zorunluluğunu eleştiriyor. Gideceğiniz ülkenin kültürüne adapte olamayacaksaniz gitmeyin lütfen. Sonra gelip de buraya iki yüzlü elestirilerinizj, disiplinsizlik ve çalışma ahlaksızlığı hasretinizi yazmayın.

Türkiye disiplinli,işi günü gününe yapan ve aksatmadan ayrıca karşı taraftan da aynı şeyleri bekleyenler için cehennemdir. Ama disiplinsiz, çalışma ahlakindan bir haber olan ve kendi gibi insanları çokça görmek isteyenler için ise cennettir.

Başka konularda eleştiri olsun ama bu yukarıdakiler kesinlikle değil.

10 mayıs 01:10

11. iş ahlakıyla ve gittiğin ülkenin dilini öğrenmekle zorluk yaşayanların "işin özü öyle değil" dediği yaşam biçimi. keşke yurtdışında yaşamanın zorluklarından dert yananlar tek yönlü uçak bileti alsa da bitse 70lerden beri süren "vatanım çok ayrı yurtdışında yaşamak hiç öyle değil" klişesi.

10 mayıs 00:45

10. Hollanda ve Almanya gibi hali hazirda turk gocmen sayisi yuksek olan ve haliyle on yarginin bulundugu ulkeler uzerinden genelleme yapmanin dogru olmadigini dusunuyorum. Ayrica bir ulkede calismak icin o ulkenin ana dilini bilmenin bir gereklilik olmasindan daha dogal bir sey yok, bunun elestirilmesi bana cok garip geldi. Sirf insanlarin ingilizce konusabiliyor olmasi bir isyerinde konusmalarin ingilizce yapilmasina baglanamaz. Turkiyede is bulan yabancilar da catir cutur turkce konusmaya basliyorlar (kendi sirketimde birden fazla ornegini gordum). Cok uzun bir yazi yazmak istemiyorum ama burada elestirilen cogu sey ulkelerin kulturel ozellikleri ve sirf size uymuyor diye elestirmek bir tik komik geldi bana, en basitinden amerikada 6dan sonra acik bin tane yer bulabilirsiniz eglence hayati da cok iyidir ve amerikalilarin istemedigi isleri degil yapamadigi isleri gayet guzel konumlarda calisarak saygi gorerek yaparsiniz. Yurtdisinda yasamanin eksileri de artilari da var ama tamamen olumsuz yaklasmak gercekci degil, sadece yurtdisina tasinmak herkesin yapabilecegi/kaldirabilecegi bir sey degil. 

10 mayıs 00:28