sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (22)
  • medya (0)

22. Öncelikle yurtdışına adapte olmanın çok kişisel bir konu olduğunu düşünüyorum. Kimileri çevresinin, kişiliğinin ve daha önceki tecrübelerinin yardımıyla çok kısa sürede adapte okurken kimisi psikolojik açıdan çok zorlanıyor, dolayısıyla girdileri okurken tek taraflı bakmamak lazım diye düşünüyorum.

1.5 yıldır İsveç'te yaşıyoruz eşimle. Benim işim sebebiyle geldik, eşim sonradan burda iş buldu. Olumlu ve olumsuz taraflarını kendimce yazmak istiyorum ben de.

Öncelikle olumsuzlardan bahsetmem gerekirse, beni en zorlayan şey servis sektörü ve sağlık sektörünün alıştığımız gibi olmaması. En ufak bir elektrikli eşya arızasını tamir ettirmek büyük bir çile oluyor çoğu zaman. Sağlık sistemi içinse şunu söylicem, işyerinde bir arkadaşımın bacağı çeşitli yerlerinden kırıldı ve ağrı kesici iğne bile yapılmadan acilde tam 6 saat acılar içinde beklemek zorunda kaldı. Çünkü doktor yok, sistem çok yavaş vs vs. Ha Türkiyedeki sistem daha mı iyi bilemem, herkes zırt pırt doktora gidiyor ve dünya kadar ilaç israfı oluyor o ayrı bir konu. Bunlar gündelik olarak yaşadığım ufak tefek sıkıntılar. Ama iyi tarafı şu ki kendi kendime iş bitirebilmeyi öğrendim koca evi kendimiz kurduk resmen.d

Kiralık ev bulmak çok zor. Bir sistem var her ay para ödeyip sıraya girip kiralık evleri ilk görme hakkına sahip oluyorsunuz, yok eğer ikinci kişilerden kiralarsanız da çok daha fazla kira ödemeniz gerekiyor. Bu ve benzeri durumlar Türkiyede alışık olduğumuz konfor alanının çok dışında.

İş bulmak zor diye birşey diyemeyeceğim çünkü turkiyede de cok zor, hele ki yabancılar için dil bilmeden iş bulmak imkansız neredeyse. O açıdan bir fark yok.

Olumlu taraflarına gelecek olursak herkesin bildiği medeniyet, çevreye hayvan haklarına duyarlılık, paranın değerliliği falan bunları geçiyorum zaten İsveç bu konularda zirve yapmış bir ülke. iyi çalışan bir sendika sistemi var. Sendika çalışanların öyle arkasında duruyor ki, insan gerçekten kendini güvende hissediyor. Maaş zammı mı istiyorsun, arıyorsun sendikayı seninle oturup yol haritası çiziyorlar, senin adına şirketle görüşüyorlar vs. Müdürün mobbing mi yaptı, psikolojin mi bozuldu, 1 aya kadar kafa izni alabiliyorsun ücretli. Bunu suistimal edenler de oluyor tabi ama şirket kesinlikle sana yaptırım uygulayamıyor bu destekler için (en azından benim çalıştığım yer öyle). Bütün bunlar gördüğüm kadarıyla isveç için geçerli, almanyada böyle olduğunu pek sanmıyorum.

Şahsen ırkçılık namına hiç kötü bir tecrübe yaşamadım veya Türk olduğum için yargılandığımı da hissetmedim. Ancak günün birinde örneğin bir konuda mahkemelik falan olursam bir İsveçliyle aynı kefeye konmayacağımın da farkındayım.

İklim soğuk evet ama ankarada uzun yıllar yaşamış biri olarak çok da etkilemedi:)

Burada ne kadar kalacağız bilmiyorum ama ailemizi ve arkadaşlarımızı o kadar özlüyoruz ki herşeyin üstünde bu özlem duygusu var. Bir noktadan sonra hiçbir şey insanın sevdikleriyle geçireceği vakitten daha değerli olmuyor.

İlk bir yılki sancılı süreç, tüm o kağıt işleri, banka hesabı açtırmalar (benimki 2 ay sürdü de) vs vs insanı canından bezdirse de, kesinlikle imkanınız varsa tecrübe edinmek açısından tavsiye ederim.

15 mayıs 11:20

21. Her gün daha çok aklıma gelen eylem. Bunda mezuniyetin yaklaşması ve bu ülkenin de bu ülkedeki geleceğimden de endişe etmem rol oynuyor. Ben toz pembe düşünemiyorum canım kanım vatanım diyemiyorum, eğer huzurlu değilsem,mutlu değilsem, aynı şartlarda daha iyi yaşamın mümkün olduğunu biliyorsam... bu aynı senin mahallende bim olup da alt mahalledeki macro centera gidememeye benziyor. Ama yurtdışında yaşama konusunda da tozpembe düşünmüyorum çünkü bizzat annemler hollandada yaşayıp en son 84te kesin dönüş yapmışlar. Hollanda-almanya gibi ülkelerin sanayi için işçi aldığı dönemde gitmişler aslında amaç türkiyede menenjit olduğu fark edilmeyip kalıcı beyin hasarı olan teyzemin bir şekilde belki orda tedavisi olur diyeymiş.Dedemler patates cipsi fabrikasında işçiymiş anneannemle vardiyalı çalışıyorlarmış. Evde hep türkçe konuşurlarmış kendi dillerini unutmamak için. Fabrikada en kötü en zorlukla yapılacak işleri gurbetçilere verirlermiş.  Ama teyzemin zihinsel engelli olduğundan dolayı tek katlı bahçeli ev vermişler daha rahat yaşasınlar diye ki 84ten çok çok daha önceki dönemden bahsediyorum annem 68li. Burda bunu kim yapar, hala bağlattıkları işsizlik maaşını alıyorlar mesela; kendi ülkesinde doğmamış, o ülkeye fayda vermemiş, orda hastalanmamış birine hala ödeme yapıyorlar. Yine her gün servisle rehabilitasyon yerine götürüp getirilirmiş. Yemek yemeyi, tuvalet alışkanlığını, giysilerini giymeyi orda öğrenmiş. Türkiyede daha menenjit tanısı koyamamışlar bırak rehabilitasyonu. Hatırlatıyorum sene 70ler. Birgün bir şekilde teyzem evden kaçmış, onu evinin bahçesinde otururken bulan kişi hemen polise haber vermiş bulunmuş. Türkiyede olsa neler gelirdi başına tahmin edebiliyorum. Öte yandan babamın dedesi, atatürkü görmüş cephede savaşmış. Hayvanların dışkısından buğdayı toplayıp yedikleri olurmuş savaş döneminde. İki taraftan da o kadar çarpıcı şeyler dinliyorum ki evet biliyorum bu vatan kolay kurtulmadı evet biliyorum nereye gitsem mülteci olacağım ama ben daha insancıl koşullarda yaşamayı hak ettiğimi, hak ettiğimizi düşünüyorum. İmkanım olsa giderim yalan değil, keşke tıp yerine mühendislik seçseydim o zaman master vs diye daha kolay olurdu bunu net biliyorum. Umarım çıkabilirim bu kafesin içinden çünkü türkiyede ortalama bir hayat için bile inanılmaz didinmek gerekiyor ve daha olası bir hayat varken bunları çekmek bana anlamsız geliyor.

11 mayıs 00:28

20. Yurtdışında çalışmaya giden insanlar uzaydan düşmüyor bilakis Türkiye’de deneyim kazanmış Kişiler ve plaza hayatını biliyorlar :))

 Türkiye’de yasal olarak öğle yemeği 1 saat, Almanya’da 30dk ( aslında 4 saat için 15 dk, günde yarım saat oluyor) hakkınızı kullanırsınız kullanamazsınız bilemem. Almanya’da yabancı işçi

Alma kuralı da belli.

Bir de lokalin yapamadığı/yapmak istemediği işleri göçmene yaptırmak var. Adam koca ülkede bulamamıs Avrupa’da bulamamıs ve o biricik bitanecik her derde deva mühendisi Türkiye’de mi bulmuş? Kendimizi dev aynasında görmekten vazgecsek iyi olur. 

Bu Mesajlar hayalinizde bir cennet yaratmayın diye yazılıyor. Mesai, bağıran müdür, işşizlik, yoğunluk Avrupa’da da var. Tam Yanımda Alman 5 yıllık tecrübeli bir kız var mesela. Cok havalı bir iş yerinde müdürü yüzüne sıkça bağırıp hakaret edermiş. Şahsen Müdürden çekmek ne demek gayet iyi biliyorum. 

Çok uzun zamandır ekşi sözlükte yurtdısı deneyimlerini paylaşan insanları okudum ve hiç bir şey söyleyemiyorlar. Bir ülkenin sadece iyi tarafı olabilir mi? Çok mutluyum??? Böyle bir değerlendirme yeterli mi?  yabancısın ve insansın yahu hiç mi zorlukla karşılaşmadın? Ülkeye adımını attın ve poffff... doğru treni bulup eve gittin. Ertesi gün hayat normale mi döndü? Buna inanmak istiyorsanız buyrun İnan’ın. Ben yalnız gelen ve kendi geçimini sağlamak zorunda kadınlar için deneyimlerimi yazdım. Gene eklerim 

10 mayıs 23:56 11 mayıs 00:10

19. en büyük hayalim ve misyonum. tarihimi ve atalarımı çok seviyorum ama ülkede yaşadığım dönem nedeniyle kendimi kendi kültürümüze o kadar dışlanmış hissediyorum ki. sanki olduğum insan için herkes beni yargılıyormuş gibi. yapayalnızmışım gibi... buna ailevi meseleler falan da eklenince sanki olmam gereken yer burası değil gibi hissediyorum. bu tabiki gençkenki düşüncelerim ve hislerim hiç belli olmaz hayatın ne getireceği.

10 mayıs 22:31

18. aşağıda neden eksiliyorsunuz diyen arkadasa ithafen yazıyorum, Türkiye de 8,30 da iş başı yapıp yarım saat öğle arası ile, - öğle arasında ben bugün dışarda yiğeceğim gibi bir durum yok , öğle arasında dışarı çıkmak için izin almanın gerektiği, mesai bitimi - tam saat 6da çıktığında işten kaytarıp erken çıkmışsın muamelesi gördüğümüz için ve çoğu kişinin bu ve daha fazla yoğunlukta günde 10 saat ve fazlasını çalıştığımız için , makyaj saç baş sabah muhabbeti gibi bir durumda söz konusu olmadığından eksilenmiş olabilir yazdığınız girdi. Tabi ki Türkiye de yazdığınız tarz da rahat çalışabilen memurlar , şirket çalışanları var ama çoğunlukta olduklarını düşünmüyorum.

10 mayıs 15:31

17. yurtdışında yaşamak, yurtdışında doğmuş olsaydım çok daha olay olurdu. ne adaptasyon, ne dil sorunu, mis gibi olurdu. vatanımı milletimi çok seviyorum. fakat bu ülkenin kurallarının daha doğrusu kuralsızlığının, bireycilk karşıtlığının ve adalet algısının, bana uymadığını her gün görüyorum. bunu söyleyince snobluk olarak algılanıyor ama eminim kimsenin kimseye karışmadığı, içiçe geçmiş ilişkilerin olmadığı, sadece kendi başarınla bir yere geldiğin bir yerde eminim daha mutlu olurdum.

10 mayıs 10:18

16. Biraz da olumlu tarafından bahsedeyim. Eğitim o kadar iyi ki...

Mesela insanlar ana dillerindeki bir yazıyı okudu mu anlayabiliyorlar.

Hayatı idame ettirecek dil seviyesi ile profesyonel dil seviyesinin arasındaki farkı biliyorlar. Hepimiz turkce biliyoruz ama hepimiz dilekce yazamiyoruz veya is icin bir rapor yazamiyoruz. Ulkesine yabanci is gucunu davet eden almanlarin, vizeyi ve isi alincaya kadar almanca sarti koymazlarken ulkeye adim attiktan sonra dil sarti getirmeleri bence biraz sorgulanmali.

Ayrıca kültürel etkinin basitçe ahlaksızlık olarak yorumlanamayacagının da farkındalar. Dedim ya egitim onemli, arastirmis. Akdeniz insani tembellige meyillidir, nokta. Yunani italyani fasi turku ispanyolu... Bunlarin bir kara avrupa veya kuzey avrupa insani gibi calismalarini bekleyemeyiz. Almanya acı vatan - çöpçünün konuşmasını izlemenizi öneriyorum. 

Türkiye cehennem değil ama Almanya yada genel olarak gurbet cennet değil. Herseyin bir arada mükemmel oldugu bir ülke yok. 

10 mayıs 07:56 10 mayıs 09:43

15. yaşadıkları ülkeyi belirtmeden o ülke tek "yurtdışı" imiş gibi yorum yapanların olduğu başlık. bakın arkadaşlar güneydoğu asya var, afrika var, orta amerika var... yaklaşık 200 tane ülke yüzbinlerce şehir var... sizin x ülkesi deneyiminiz bir şekilde olabilir ama bu genel olarak yurt dışında yaşamanın o şekilde olacağı anlamına gelmez. almanya'da yaşamak diyebilirsiniz mesela.

10 mayıs 02:33

14. "haftada 40 saat çalışmak :)) türkiye’deki gibi değil arkadaşlar. sabah gelirsin makyaj yaparsın, kahvaltı eder çayını içer seçimlerden bahşeder 10 gibi işe başlarsın. yok öyle bir dünya. " deyip ustune de çalışma biçimini eleştirmiş süslü arkadaş asdgkll. asıl turkiye deki çalışma disiplinsizliğinin eleştirilmesi gerekirken bunu normal görüp çalışma ahlakını eleştirmek kusura bakmayın ama net tembelliğe ve çalışma ahlaksizligina dair ozlemdir.

Yaşadığın ülkenin dilini öğrenme zorunluluğunu eleştirmek ise ayrıca saçmalık. Suriyeliler türkçe çok bilmezler diye dalga geçilir dışlanılır. Bir kürt "bana ne türkçe konuşmak zorunda değilim" dese gerek kamusal alanda gerek sosyal medyada ölümüne linç edecek adamlar almanya da almanca öğrenme zorunluluğunu eleştiriyor. Gideceğiniz ülkenin kültürüne adapte olamayacaksaniz gitmeyin lütfen. Sonra gelip de buraya iki yüzlü elestirilerinizj, disiplinsizlik ve çalışma ahlaksızlığı hasretinizi yazmayın.

Türkiye disiplinli,işi günü gününe yapan ve aksatmadan ayrıca karşı taraftan da aynı şeyleri bekleyenler için cehennemdir. Ama disiplinsiz, çalışma ahlakindan bir haber olan ve kendi gibi insanları çokça görmek isteyenler için ise cennettir.

Başka konularda eleştiri olsun ama bu yukarıdakiler kesinlikle değil.

10 mayıs 01:10

13. iş ahlakıyla ve gittiğin ülkenin dilini öğrenmekle zorluk yaşayanların "işin özü öyle değil" dediği yaşam biçimi. keşke yurtdışında yaşamanın zorluklarından dert yananlar tek yönlü uçak bileti alsa da bitse 70lerden beri süren "vatanım çok ayrı yurtdışında yaşamak hiç öyle değil" klişesi.

10 mayıs 00:45