yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (44)
    • medya (1)

    44. 4 yıllık üniversite hayatıma dair en çok özlediğimdir. O kadar tuhaf bir yer ki her telden her şehirden onlarca insan var Hele KYK yurdunda kalıyorsanız. Sabahlara kadar süren dedikodular, sınav dönemleri sabahlamalar ama asla ders çalışmamalar, gülme krizleri, ağlama nöbetleri, yatakları birleştirip yapılan film geceleri, ütüyle gecenin bir yarısı yapılıp yenilen tostlar sonrasında duyulan vicdan azapları, hiç tanımadığın birinin derdine ortak olma Allah'ım çok güzeldi be eğer öğrenci evinde kalsaydım bu kadar renkli bir hayatım olmazdı diye düşünüyorum o kadar insan tanıyorsunuz her biri başka bir dünya. İnsana gerçekten her anlamda o kadar çok şey katıyor ki iliklerinize kadar olgunlaştığınızı hissediyorsunuz.

    Edit: Gecenin ikisinde açlıktan ölmek üzereyken hastayız diye acile gidip oraya yemek söyleyip karnımızı doyurup hastaneden de belge alıp yurda dönmüşlüğümüz var. (gizlinot: Ben şimdi bu hayatı nasıl özlemeyim)

    2 aralık 18:48 2 aralık 18:59

    43. çok uyusanız da asla uykuya doyamadığınız hayattır, açlıktan uyuyamamaktır bir de odada uyuyan var diye (ki özellikle sabahları muhakkak vardır) hazırlanırken müzik açıp dinleyememektir. özellikle kyk'da kalınıyor ise ne kadar yerseniz yiyin saat 10.30 gibi deli bi açlık vurur.

    edit: ha bir de çay bardağını özledimsu.

    2 aralık 06:57 2 aralık 06:57

    42. yedi kişilik bir odada kaldım. sadece kendi odam bile bir derya deniz, herkes farklı kültürlerden, kimse birbiriyle pek anlaşamıyor ama odaya herhangi birinin memleketinden bir yiyecek geldiyse koşulsuz şartsız paylaşılıyor.

    yatağım tuvaletin ve dış kapının yanında her gelen çarpıyor, istemsizce uyanıyorum. tuvalet banyo temiz görünüyor aslında ama on gün falan benimseyemeyip kakamı yapamıyorum, çatlayacağım.

    yemekler inanılmaz çeşitli, çin tavuğu, hindi falan bile çıkıyor. tatları da fena sayılmaz ama o da ne benim bütün vücut sivilce içinde. on dokuz yaşıma kadar regl dönemleri haricinde sivilce çıkarmayan ben deli gibi kaşınmalı sivilceler çıkarıyorum. doktora gidiyorum bin çeşit test yapıyor anlamıyor bir şey. şap olabilir diyor. yemekhanedeki ablalarla muhabbetimiz iyi, bir gün araya sıkıştırıp soruyorum: “hayatım biz de aynı yerden yiyoruz, yok öyle bir şey” diyor. 

    sabah beşte pencere açık değil diye kavgaya tutuşan kızlar konu aşk acısı olunca birden kaynaşıyor. bunlar güzel yanlarıydı. bir gün kafaya düzleştirici fırlatmalı bir kavga yaşandı. kadınların bu kadar korkunç olabileceğini bilmiyordum.

    böyle bir yerde hem sosyalleşip hem de yaşamak keyifliydi ama zordu da bu kadar hayat tecrübesiyle benim sırtım yere gelmez herhalde derken dört ay kalıp ayrıldım o yurttan. şu anda dört kişilik daha sakin ve küçük bir yerdeyim. yemeklerin tadı daha kötü ama alerjim artık yok. cildim hala düzelmiş değil gerçi de çıldırmışçasına kaşıntı geçti. 

    yıkanmayanu, uyumayanı, dedikoducusunu, hırsızını bin türlüsünü gördüm insanların. daha da görmeye devam ediyorum ama çok iyilerle de karşılaştım. ne olursa olsun içimdeki ev özlemini, göçebelik halini bir türlü bastıramıyorum. yakında öğrenci evine geçmeyi düşünüyorum, bir de onu deneyelim, allah kerim.

    yurtta kalanlara bir tavsiye: asıl kemik arkadaş grubunuz okulunuzda olsun, yurda kendinizi çok kaptırmayın. kalabalık kız grupları asla bölünmeden duramıyor çünkü, hiç de sağlıklı olmuyor.

    26 eylül 00:39


    41. 4 yıl kyk yurdunda kalmış, yaz okulunda okulun yurdunda kalmış biri olarak diyebilirimki hayatı size öğreten yegane yerlerden birisi.hep değişik, hezeyanları olan karakterlerle karşılaştım.Güzel dostluklar da kazandım.Ilk gittiğim gün ağlamistim sonraları alışınca çok sevdim.mezun olunca insan zor,kötü taraflarını bile özlüyor.özetle sizi o cam fanusunuzda yaşadığınız hayatın aslında öyle olmadığını göstererek büyütüyor en azından beni öyle oldu.

    25 eylül 22:53

    40. 4 sene kyk yurdunda kaldım, tecrübelerimi paylaşayım.

    yurda giderken yanınıza almanız gereken şeyler:

    1)plastik terlik.

    ilk gün terliksiz gelenler çok zorluk çekiyo, yatağa uzanıp kalkarken her seferinde ayakkabı giyip çıkarmak gerekiyo, banyoya gitse duşa çıplak ayakla giriyo (banyolar pek temiz değil, milletin pedini çıkarıp yere attığı bi yer) rahat bir plastik terlik alın, hemşire terliği gibi kapalı olmasın, duştan sonra kurumuyo onlar, çoraplarınız yamyaş olur, bantlı olanlar hem çabuk kuruyo hem de havadar, ayaklarınız rahat eder.

    2)asmalı kilit.

    bunun anahtarını kaybedeceksiniz muhtemelen, yedek anahtarlı olsun, cüzdanınıza, yastık kılıfının içine falan koyarsınız. kaybederseniz görevliye söylüyosunuz, gelip kilidi kırıyo ama mesai saatleri içinde.

    3)alez.

    daha önce başkasının kullandığı yatağa yatacaksınız sonuçta, çok eskiyse sarı lekeler oluyo, kan lekesi de olabiliyo. alez kullanırsanız siz de yatağı kirletmemiş olursunuz hem.

    4)kupa, tabak, çatal, bıçak ve kaşık.

    5)çengelli iğne.

    çarşaflar lastiksizdi en son, değiştiğini sanmıyorum, yatarken mutlaka yerinden çıkardı, çengelli iğne ile alttan iğnelerseniz rahat edersiniz ama çengelli iğne döşeğin yanlarında değil altında kalmalı, yerinden çıkabiliyo bazen, uyku sersemliğiyle dönerken bi yerinize batabilir.

    6)kanguru.

    dolabınız çok küçük olacak, en verimli şekilde kullanmanız gerek. kanguruyu kapağa asıp içine sık kullandığınız şeyleri koyabilirsiniz.

    az sayıda rulo içeren tuvalet kağıtları pahalı, dolap üstünde yeterince yer var, 32'li alıp dolap üstüne koyabilirsiniz. sıvı sabunu da bikaç litrelik alsanız iyi olur.

    ortaklaşa kettle alınıp kullanılır genelde, o kettle'ı idare görecek ve el koyacak, çok pahalı bi şey almayın o yüzden, sinbo'nun en ucuz modelini alabilirsiniz, markasız çok adi kettle'lar var, bazıları kaynarken buram buram yanık kokusu geliyo, elektrik çarpabilir veya patlarsa yanabilirsiniz. üçlü fiş almanız gerek bir de.

    çamaşır makineleri büyük oluyo, tek kişinin açık veya koyu renklileri kesinlikle doldurmuyo, uzun süre yetecek kadar iç çamaşırı alırsanız arkadaşınızla anlaşıp iç çamaşırları hariç kirli çamaşırlarınızı biriktirip birlikte verebilirsiniz, iç çamaşırlarını da ayda bir defa kendi kıyafetlerinizle yıkatırsınız.

    kurutma makinesi tüm çamaşırları berbat ediyo, sütyen ve külotların lastikleri gevşiyo, bir yılda kullanılamayacak hale geliyo, diğer kıyafetleri de çok yıpratıyo. çamaşır asma yeri olur, kurutmaya vermeyip oraya asarsanız da çalınma riski var. ben şöyle yapıyodum, tüm gün yurtta olacağım veya odanın tüm gün dolu olacağı bir gün sabah alacak şekilde çamaşırlarımı veriyodum, sabah ıslak çamaşırlarımı yatağın başına ve yorganımın üstüne seriyodum, arada saç kurutma makinesini üstlerine tutuyodum, yazın cam açık kuruyo, kışsa kalorifer gürül gürül yanıyo, yine kuruyo, yorgan çok nemliyse yatmadan önce yine saç kurutma makinesiyle kurutuyodum.

    kantin belli bir saatten sonra kapanıyo, buzdolabına konması gerekmeyen yiyeceklerden alıp dolabınıza koyun, gece acıkırsanız yersiniz.

    4 veya 6 kişi bir odada yaşayacaksınız, devamlı dipdibe olunca kısa sürede samimi oluyosunuz, bu sürede sınırlarınızı iyi çizmeniz gerek, rahatsız olduğunuz şeyleri belirtmeniz ve karşınızdakine de saygılı olmanız gerek.

    kimi top atsan uyanmaz ama geri kalanlar için gece ışık ve gürültü en büyük problem, tartışmalar bundan çıkar genelde. her odanın farklı kuralları vardır, kimi odada herkes uyuyana kadar ışık açıktır, önce uyuyan uyku bandını takıp yatar, kiminde 12'de kapanır vs. bunları oturup kararlaştırmanız gerek. tabi ilk günden "hadi kuralları belirleyelim" demeyin, zamanla yaşadıkça "şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım" diye konuşulur. anlaşamıyosanız da odanızı değiştirirsiniz olur biter.

    ben kıyafetlerimi başkasının giymesinden hoşlanmam, güvendiğim ve temizliğinden emin olduğum bir iki kişiye bir iki kere ödünç vermişimdir, o da günlük kullanıma değil de iş görüşmesi, doğumgünü partisi vs. için, verdiğime pişman olmadım çok şükür. en büyük tartışma nedenlerinden birisi de budur. saçmasapan insanlar kıyafet alır pis kokulu veya lekeli şekilde iade eder, hor kullanır, dikişlerini genişletir, ayakları kokar, ayakkabı alır, sonraki 3 gün gece gündüz pencere önünde bekletsen de o koku o ayakkabıdan çıkmaz, takı alır kırık şekilde iade eder, güneş gözlüğü alır, camı çatlak şekilde verir vs. farklı kıyafetler giymek istiyo olabilirsiniz, karşılıklı değişe değişe giyelim diye bu işe girişirseniz karşınızdakiyle aranız bozulur söyleyeyim. bi tane gerizekalı vardı, "ben bi ortama girdiğimde en güzel kıyafet benim olmalı" demişti haspam, milletten kıyafet dilenirdi, hergün farklı giyinmezse ölecek sanki, pis birisi olduğu için kimse vermezdi, bi keresinde ilk defa tanıştığı birine "senin ayakkabı numaran kaç, inanmıyoruum benimki de 37, seninki daha küçük görünüyo ama" deyip ertesi gün ayakkabısını istemişliği ve reddedilince de "istedim, vermedi ya" diye herkese ağlamışlığı var, bi tane salak diyeceğim artık, buna ipek şalını ödünç vermişti, kız kullanmış, ardından da saçına zeytinyağı maskesi yapıp o şalla sarmış, yağlı yağlı iade etmişti şalı...

    huyunu suyunu bilmediğiniz kişilerle para işine girmeyin. devamlı maddi problemi olan, param yok diye ağlayan, hep bilmemne için bilmemne kadar paraya ihtiyaç duyan kişilerden uzak durun, onların ömür boyu iki yakaları bi araya gelmeyecek, hep acil bilmemkaç lira bulmaları gerekecek. kredi kartımı verip şifresini söylediğim ve yaptığı alışverişin ücretini son ödeme tarihinden önce ödeyen de oldu, bir kahve parası istediğinde vermediğim kişiler de oldu. borç alıyosanız ne zaman geri ödeyeceğinizi söyleyin ve o tarihi geçirmeden ödeyin. bir insana borcunu hatırlatıyosanız, ondan hayır gelmez, özel asistanı gibi hatırlatmadan, istemeden ödenmesi gerek.

    dikkat etmeniz gereken bir diğer konu otlakçılar. sigaraya başlamamanızı temenni ediyorum ama ola ki başladınız, günde bir paket sigara içtiği halde haftada bir paket sigara almayan insanlar görecekseniz, "bi sigara versene yaa" diye diye dolaşır bunlar, bir de yurt kantininde sigara olmaz malum, gece de dışarı çıkılmıyo, "paketim bitti, bi tane içmezsem gece uyuyamam, çok kötüyüm" diye gece gece milletin kapısına dayanır bunlar, yalan söylüyolar, inanmayın. sigara, tuvalet kağıdı rulosu, el sabunu, şampuan, kalem, silgi gibi ufak tefek, insanların söylerken utandığı şeyleri dilenmeye bayılır bu tipler, bi tanesi vardı, arkadaşım değil, yurtta tanıdığım yüzlerce kişiden biri, bigün gelip makyaj pamuğu istedi, verdim, ertesi gün tekrar geldi, böyle 10 gün devam etmiştir belki, arkadaşım olsa ilk gün paketin yarısını verirdim ama vermedim, daha niye geliyosun, makyaj pamuğunda değilim tabi ama her akşam gelip istediğinde ben yataktan kalkıp dolabı açıp verirken üşeniyorum ama bu bir tane pamuk için odasından benim odama iki blok yürüyüp gelmeye hiç üşenmiyo, 10 gündür yürüdüğü yolu toplasak yurdun karşısındaki markete 2 kere gidip gidip pamuğunu alıp gelmişti, en son bitti dedim de gelmeyi bıraktı manyak.

    şimdi böyle anlatınca gözünüz korkmasın tabi, göründüğü kadar kötü değil, "ben yurtta kalamam" derken eviniz gibi olacak orası, gayet güzel ve keyifli zamanlar geçireceksiniz, ayrılırken hüzünleneceksiniz, sonradan çok özleyeceksiniz.(gizlinot: swh)

    28 haziran 01:00

    39. 18 yaşında bir sümsük olarak girip, 22 yaşında bir boksör gibi hayata atılmamı sağlayan aktivite.

    Sağolsun ne kadar değişik karakter varsa hepsiyle tanışmaya vesile oldu. Yurtta kalmaya çok şey borçluyum.

    27 haziran 19:00

    38. Bütün gece ve neredeyse her gün yan oda arkadaşınızın sevgilisi hakkında her şeyi öğrenmektir. Hayır bu kadar nefret ediyorlarsa birlikte neden hala birlikteler onu da anlamıyorum ki... 

    27 haziran 16:39


    37. bence ilk sene kesinlikle yurtta kalmak mantıklı. Öncelikle ailenizden ayrı bambaşka bir şehre gidiyorsunuz ve bir çok insan için bu çok zor. Hayatında kendi ufak ihtiyaçları dışında pek de market alışverişi yapmamış, bütçesini günlük veya haftalık harçlık ile ve çok küçük bir alan için yapmış, ailesinden ilk kez ayrı kalan insanlardık çoğumuz. Bu yüzden sizinle benzer yaşta ve durumda olan insanlarla olmak çok daha rahat ve kolay. Bireysel takılmayı aşırı düşkün değilseniz büyük kolaylık. Üstelik bilmediğiniz bi şehirde evin başka riskleri de olabilir. Yurt hem daha sosyal hem daha ekonomik çoğu zaman. Ama özellikle oda arkadaşlarıyla samimiyetin dozu çok önemli yoksa sonu hüsran ve kavga oluyor ki yaşadığınız yerde böyle bir şey olunca otomatik olarak soğursunuz. İlk yıldan sonra da ne özellikte bir ev ve ev arkadaşı istediğinizi az çok anlamış olursunuz bu tecrübeyle. 

    27 haziran 00:19

    36. 1 senedir teoride yurtta kalıyorum ama çoğu zamanımı arkadaşımın evinde geçirdiğim için (gece dahil) pek tecrübe kazanamadım. yurdum okulun yurdu. odalar 2 kişilik, banyosu odanın içinde. oda arkadaşımla fazlaca uyuştuk o yüzden orda geçirdiğim vakitler keyifliydi. birbirimizin alanına müdehale etmeden bir düzen oturttuk. çok mutluyum ilk senemi böyle keyifli bir insanla geçirdiğim için. en azından 1 sene daha kendi evime çıkamayacağım ve seneye de odalarımız meb yasağı yüzünden 4 kişilik olacak. tandığım, bildiğim insanları istedim oda arkadaşı olarak ama sevmek başka aynı odayı paylaşmak başka. umarım anlaşamayıp ağlayarak eve çıkmak zorunda kalmam.

    26 haziran 23:17

    35. Büyük tecrübedir. Ya ömürlük ders olur, sinir hastalığı kalır bünyede ya da sağlam arkadaşlık kazanırsınız. Sonuncusu milyonda bir ihtimal yalnız.

    Bir de olayın yurtla, binayla, odadaki insan sayısıyla alakası yok. Zerre uyuşamadıktan sonra 2 kişilik oda da cehennem oluyor, 8 kişilik de. Hiç fark yok.

    Ama 1 kişiyle bile yakın arkadaş olabilirseniz o 8 kişilik odada bile mutlu olursunuz.

    Bir de tecrübeme dayanarak söylüyorum ki, kadın milleti sanıldığı kadar titiz değilmiş. Kantine inerken bile full makyaj yapan kızlar, yapışkanına kadar kullandığı pedi kapı arkasına laps diye yapıştırabiliyormuş.

    Klozet kapağına, duş giderine defi hacet edenlerden bahsetmek istemiyorum.

    Her kim yaşayacaksa bu olayı, güç onunla olsun. Ben şimdiden duasına başlıyorum.

    26 haziran 21:24