sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (22)
    • medya (0)

    1. Daha cok ilk defa universite yıllarında karsilasilan,eve cikmadan önce 1 evde 1000 cazgirligi olan, "aynı eve girmeden kimseyi taniyamazsin" nasihatlerini yas icabiyla koca icin degil de onun icin verdirten, 8-9 senelik iliskiden sonra evlenip 2 ay sonra bosananlari anlamamı sağlayan arkadasımsi seyler.

    18 ekim 2014 06:41

    2. en baştan eğer imkanınız varsa eve tek çıkmanızı tavsiye ederim. ha benim gibi imkanınız yoksa yaşlanırsınız söyleyeyim. o çok güvendiğiniz değer verdiğiniz ev arkadaşınız gün gelir bir saat içinde siz ne olduğunu anlamadan evi boşaltır. o yüzden çok güvenmemek lazım.

    tanım: aynı sınıfta olmamanız gereken kişi.

    14 aralık 2014 18:20

    3. sizin için 'doğru' kişi olmadığında ev hayatınızı cehenneme çevirebilecek kişi.

    bakınız: hell is other people!

    14 aralık 2014 18:29

    4. sanırım bu konuda çok şanslıyım. dünyanın en mükemmel ev arkadaşlarına sahibim diye düşünüyorum. dışarıda olsa belki o kadar iyi anlaşamayacağım insanlarla evde mükemmel bir düzen işliyor. gözle görülür kurallarımız yok ama kim ne zaman ne yapacağını biliyor. birbirimiz alttan alabiliyoruz. müzik sesi, eve arkadaş getirme sorun olmuyor ama kimse aşmadı bu durumu.

    **belkide tüm bunların nedeni maddi olarak hiçbir sıkıntı yaşamamaktır. en yakın arkadaşımla eve çıkayım deme diyenleri anlıyorum. hangi insanla aynı evde yaşanır çözmek çok zor.

    14 aralık 2014 20:14

    5. bitakım sebeplerden hiç ev arkadaşım olamadı. lisede biri yatıya çağırmamıştı bile :( bu yüzden hep özenirim

    15 aralık 2014 00:30

    6. insan doğasını daha yakından tanımak adına tecrübe kazandırır ev arkadaşları. hiç kimseye güvenmemeniz gerektiğini, insanlarla aranıza mutlaka bir mesafe koymanız gerektiğini hatırlatır. karşı taraf sizi yumuşak görünce temizlik sırasını da size kaktırır, evin ortak masrafını da size kaktırır, bulaşığı da yemeği de her şeyi size kaktırır. yani ev arkadaşlarına karşı çok dikkatli olunmalıdır, aksi takdirde (gbkz: ya sabır) diye diye sinir hastası olursunuz valla.

    ben kendi ev arkadaşımın ne mal olduğunu baştan anlayıp mesafeyi koymuştum, birbirimizle aynı ortamda dahi bulunmuyorduk mümkün olduğunca.

    15 nisan 2015 11:40

    7. çile çekilerek bu hayatta sabır konusunda bana level atlatan bir arkadaştır kendisi.Çenesi hiç durmaz.Konuşurda konuşur.Tuvalate giderim az beynim dinlensin diye tuvalet kapısından bağırarak ona göre çok fantastik bana göre herkesle binbeşyüz kat aynı olan iş hayatı, aşk hayatı ve aile tantanalarını anlatırda anlatır.Biraz sus diyemiyorsun.Çünkü biraz susuyor sadece.Sonra yine devam.Neyseki başka bir şehirde iş buldu da gitti.Ben de yalnız ve huzurlu hayatıma bir daha ev arkadaşı konusunda kaşınmama doğrultusunda geri döndüm.

    15 nisan 2015 12:28

    8. hiç edinmediğimdir. pek kolay arkadaş edinemeyen benim için çok da büyük bir kayıp değildir.

    15 nisan 2015 20:27

    9. 27 aralık 2013 tarihinde evimizin penceresinden atlayarak intihar edendir.

    ölümü hep yaşlılara yakıştırırız, gençler hiç ölmeyecekmiş gibi hissederiz. hele ki tanıdığınız birinin hayatına son vermesi... bunu hele hele hiç düşünmeyiz.

    insanlara kızarız sinirleniriz ama kim bilir içinde ne fırtınalar kopuyordur bunu da hiç düşünmeyiz.

    eve uğramaz, gelir eşya alır giderdi. kızardım hep kızardım beni yalnız bırakıyorsun diye. salak ben sormazdım derdin ne diye. kızmak daha kolay ya sinirlenmek filan.

    erkek arkadaşı vardı onda kalırdı hep, ben mutlular sanırdım çok seviyorum derdi. psikopat derecesinde çocuğa bağlanacağını tahmin edemedim hiç. çocuk yüzünden beni ikinci plana atıyor diye kızardım ona.

    bir gün çocuğun ayrılmak istediğini söyledi. teselli etmeye çalıştım ama gözlerindeki o hırsı, o anormalliği göremedim.

    gelme eve bu akşam dedi. gidecek yerim yok odamdan çıkmam benden rahatsız olursan dedim. nereden bileyim kafasına ne koyduğunu. odamda değil yanında olmalıydım! olmalıydım işte bu kadar da kör nasıl olabildim hala anlayamıyorum kendimi tokatlamak istiyorum hatırladıkça.

    çocuk arkasından gelmiş eve, film izliyordum salak gibi geldiklerini duymadım bile...

    çocuk odaya daldı ağzından tükürükler saçarak atladı!!! dedi. anlayamadım bakakaldım, çocuk merdivenlerden uçarcasına indi kapıyı açık bırakarak. 1 - 2 sn durdum sonra çoraplarımla fırladım 4. kattan aşağı indim.

    çocuğun kucağında kanlar içinde arkadaşımı görünce gerçek anlamda beynimden sanki sıcak kaynar su döküldü ya bildiğin hissettim aktı tepemden yanaklarıma doğru. kalabalık doluştu ama yok ya ses duymuyorum hiç kulaklarımda sadece uğultu. gözlerimde de yaşlardan bişey göremiyorum sürekli silmem gerekiyor...

    gene sinir işte anca yapabildiğimiz sinirlenmek birilerini suçlamak ya, çocuğa saldırdım senin yüzünden diye. komşular ayırdı. hala hatırlıyorum alçıya alırlar her yerini, öyle yatar bir iki ay sonra kalkar iyileşir sanıyorum. arkadaşım iyileşsin o zaman göreceksin sen gününü diyordum. yakıştıramadım hala yemin ederim öleceği aklımın ucundan bile geçmedi.

    ambulansa bindik arkaya bindirmediler bizi. hala daha ambulans sireni duyunca gözlerim dolar.

    yol 1 saat sürdü sanki. ambulanstan indiğimizde doktorlar odaya götürürken kalp masajı yapıyorlardı. o zaman anladım durumu ciddi alçıyla kurtaramayacak ve yere yıkıldım. uyandığımda teyzeler, ellerinde su beni ayıltmaya çalışıyorlardı. aklımdan çıkmıyor odaya götürülürkenki bakışı daha doğrusu gözünün açık kalışı mı demeliyim ambulansta vefat etmiş zaten. odaya sokmadılar yalvardım yakardım ağladım göstermediler bana. hala ümit ediyorum ama yakıştıramıyorum ölmedi durumu ağır ama ölmedi diye düşünüyorum. biz birbirimize emanettik sahip çıkamadım ona diye saçımı başımı yoluyordum bi ara hatırlıyorum da. arkamızdan gelen apartman görevlisi kapıdan anahtarı almış yatağımın üzerinden telefonu almış senin mi diye soruyor. annem aramış yüz kere. annemi aramışım ama ne konuştum hatırlamıyorum. anında yola çıkmışlar. arkadaşımın annesi vefat etmişti zaten babasını arayacak durumda değildim tee sabah annemler gelince aradılar sabaha kadar haberleri olmadı. keşke güçlü olabilseydim kendimde olabilseydim haber verseydim sıcağı sıcağına. kendime o kadar sinirleniyorum ki. asalak gibi manyak gibi saf gibi bok çuvalı gibi yığıldım hiç birşey yapamadım.

    annemler geldiğinde bana yoğun bakımda iyi olacak dediler. inandım hemencik tabi öldüğüne inanmak istemiyorum ki. eve geldik eşyalarımı toparlayıp memlekete götürmek istediler. hayır iyileşmeden bir yere gitmem dedim. babasını aradılar konuştu adam benimle git kızım sen ben yanındayım merak etme diye. o zaman kabul ettim gitmeyi. varınca arkadaşlarından öğrendim öldüğünü.

    benim için ilk değildi aslında, yurttaki oda arkadaşım da özel üniversitede okuyordu durumları pek iyi değildi sınıfta kalınca hap içip intihara kalkışmıştı da midesini yıkatmaya götürmüştüm gece gece. lanet yurttaki kimse gelmemişti ölürse şahit olmak istemiyoruz diyerek!!! taksiyle hastaneye gitmiştik. ama o kurtulmuştu. bu arkadaşım da böyle olmalıydı kurtarmalıydım onu, yapışmalıydım bırakmamalıydım. salak gibi sinirli sinirli odamda oturmamalıydım...

    şu saatte kendimden nefret ede ede, gözlerimden yaşlar aka aka yazdığım için bu girdiyi bir daha geri dönüp okuyamayacağım, hata varsa şikayet edebilirsiniz editoryal müdahale için.

    sosyal mesaj filan verme derdinde değilim ama onlardan şikayet etmeyiniz. ben gibi hayatta olsa da ağzıma sıçsa keşke demek çok daha kötü. kırmak kolay, zor olanı yapmak gerek. davranışların altında yatan bir sebep vardır belki demek gerek. bunu başarabilseydim keşke.

    16 nisan 2015 04:45

    10. onca yıl ayni evi paylaştığım, 1 kere bile tartismadigim ve hala görüştüğüm güzel insan.

    hayatın sunduğu armağanım.

    16 nisan 2015 10:49