sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (9)
  • medya (0)

1. bu cümleyi duyduysanız, birazdan size bedelini hak etmeyecek kadar pahalı bir hizmet ya da ürün satılacak demektir. bir diğer kardeşi de (gbkz: kendini ödüllendirmek)

hayatımızı yaşayıp giderken, bu sinsi sözcükle yaklaşır bize lüks hizmet ya da ürün satıcıları. "amaaan, her zaman mı yapıyorsun bunu? senin de bunu yaşamaya hakkın yok mu? bir kaçış olarak düşün bunu, bir kerecikten ne olur, kendini özel hisset biraz." gibi anlamlara gelir bu cümle.

bak şimdi, mesela size asla işinize yaramayacak, hiçbir kazanç sağlamayacak, sadece para harcamanıza sebep olacak bir ürün satayım. altın ışıltılı banyo köpüğü olsun bu.

- ne gerek var?

+ aslında yok. sadece kendini küvette bununla yıkayacaksın. ama çok güzel oluyor böyle, relaks falan hissediyorsun.

bu cümlelerle satamam bu ürünü, ama bir de şunu dinle:

- ne gerek var?

+ bu banyo köpüğü egzotik kokularıyla sizi baştan çıkaracak, rahatlamanızı ve arınmanızı sağlayacak, günün stresini atmanıza yardımcı olacak. bugün kendinizi şımartın, kendinizle başbaşa kalmak için özel bir zaman ayırın...

- aa tamam, alayım o zaman.

bu cümleyi hayatınızın her anında görebilirsiniz. kahve alırken, parfüm alırken, masaj yaptırırken, cilt bakımına giderken, o asla kullanmayacağınız far rengini ya da bir süre sonra kuruyacak olan ojeyi sepetinize atarken...

90'lı yıllar öncesi kalabalık gruba uyum söz konusuyken, reklamcılar "ama karşı komşu da bunu kullanıyor, siz de onlar gibi olun" gibi cümlelerle pazarlama yapardı. 90'lı yıllardan sonra çıkan bireyselleştirme hareketiyle şu cümleler vurgulanmaya başladı: "siz özelsiniz", "diğerlerinden farklı olun", "siz başkasınız", "seni farklı kılan bu!", "vallahi senin gibisi yok"

bu tür gazlarla pohpohlanıp "evet ya, özelim ben, hem bir kerecik şımarmaktan ne çıkar" diye diye şımarık bir nesil olup çıktık.

edit: ilgili cümleyi google'da arayınca (link: http://www.lelaq.com/images/uygulama/kendini-simart.gif pahalı takı) reklamı görmek de hoş bir rastlantı oldu tabii. evet, sadece bu milyarlık ürünlerle şımarabilirsin kızım, bijuteri falan kesmez seni.

9 ocak 2014 00:26

2. makyaj malzemesi ve bi'takım ıvırzıvır varlıklarımın müsebbibi bakış açısı.

al al nereye kadar. bilinçli tüketici olmak gerek, diiimi ya.

9 ocak 2014 11:55

3. Bayanlarin yuklu miktarda alisveris yapacaginin gostergesi.haber vermis iste kadincaz

11 ocak 2014 15:43


4. her fırsatta yediğim nanedir. gerçi bu güzel hissi bana karşı silah olarak kullanmaya çalışan satıcılara kulaklarımı nasıl tıkayacağımı öğrenene kadar pahalıya patladı bu ama artık aldım aklımı başıma. el aleme kendimi şımarttırmıyorum artık. kendim seçiyorum şımarıklıklarımı salim kafayla.

banyoda kendimi prensesler gibi mi hissedeceğim. alsın o banyo köpüğünü başına çalsın. koca küvete bir iki kaşık süttozu, uğraşasım varsa kendi ellerimle yaptığım ve istediğim gibi kokan (gbkz: bath bomb)lar neyime yetmiyor.

romantikliğim mi tuttu. açar şarabımı kaybolurum sevdiğim müziklerde. olmadı mumları yakar seyrine bakarım.

saçıma mayonez sürer, oturup güzel bir romantik komedi izlerim.

çok çalışır kendime yeni pabuçlar hediye ederim.

bir şey yapamasam saçıma çiçek takarım. siz de yapın. hatta etrafınızdakileri de ortak edin şımarıklıklarınıza.

11 ocak 2014 23:22

5. yanlış anlaşılan benim de yanlış anladığım bir durumdur..o kadar şımarttım ki artık terbiye edeceğim.

gereksiz tüketimin gereksiz olduğu ortaya çıkmasın diye denilen addır aynı zamanda. 5 liraya da krem var 30 liraya da. ikisi de aynı kalitede. aynı nem oranına sahip. kendini şımartmak adına 30 liralık ambalajı daha güzel ürünü alıyorsun. o ambalaj sen yaşlanınca sana bakmıyor ama çöpe gidiyor. al sana gereksiz tüketim.

ben de güzel ambalaja dayanamam. artık kontrol etmeyi öğrendim.

kanepeme yayılıp işi/dersi bırakıp sevdiğim bir şeyi yaptığım her an kendimi şımartıyorum . para harcamak gerekmiyor ama bize öyle öğrettiler.

12 şubat 2016 00:27

6. Biz kadınlar evde, işte deli gibi çalışıp para kazandıkça, onca çalıştığımız günün acısını kendimize bir şey alınca geçecek gibi düşünüp alışverişe saldırıyoruz. Alınca, anlık bir mutluluk duyup yine gözümüzü başka bir şeye dikiyoruz. Noluyor, bir dejavu yaşıyoruz. Alma hastalığına yakalandık çoğumuz. Her yeni bir şey alıp kendimi şımarttığımda, evet artık yeni alacak birşeyim kalmadı diyorum. Ama yine onlarca pantolon varken yine bir pantolon; yüzlerce çanta varken bir başka modelini daha, daha saymıyım canım sıkıldı. Bazen kendimi şımartmış gibi değil, bir aç gözlü gibi hissediyorum. :(

12 şubat 2016 01:38

7. bu başlık beni çok düşündürdü sözlük.Bence insanın kendisine ayırdığı her vakit kendisini şımartmasıdır.Şöyle ki sevdiği yemeği yemesi,televizyon izlemesi, erken yatması, alışveriş yapması yani onu mutlu edebilecek şeylerin hepsi kendini şımartmadır.Benim için bu ayrıca 2 günde 750 gr nutella bitirmedir aşktır sevdadır

12 şubat 2016 01:38


8. Sevgililer günü gelirken yalnız birinin en çok ihtiyacı olan şeydir. Aslında ben şu an 1 haftamı tümden iptal etmek adına kimsayal peeling yaptırdım ve böylece sevgililer gününüde zaten çıkamazdım tarzı bir bahaneylede yakmış oldum. Ama indirimlerde nasıl ihtiyacım olan ürünleri gidip alacağımı atlamışım. Bakalım bu şımarmanın sonunda kaçırdığım ürünler ruh halimi nasıl etkileyecek göreceğiz.

12 şubat 2016 01:47 26 mayıs 2016 01:30

9. tam bir satış insanı ya da reklam cümlesi.

"kendinizi şımartın!"

ya bi' bırak allasen.

her şeyi geçtim, uçuyorum; louboutin'den stiletto giyip hollywood artizi, Xerjoff koku sıkınca da monako prensesi olabilsem de şımarabilsem...

sabah olunca, ben de "eppeğinin peşinde" orta direk bir kadınım yahu.

12 şubat 2016 02:56