sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (29)
  • medya (0)

1. insan hayatının her döneminde çok sevdiği, dost saydığı insanlara sahip oluyor. her dönemin dostu ayrı oluyor, sonra bir dönem kapanıyor o dostlar gidiyor başka dostlar geliyor. dostlarının da başka dostları oluyor. (gizlinot: en azından benim başıma gelenler böyle)

okul değiştiriyorsun, evleniyorsun, iş değiştiriyorsun ve oranın dostları orada kalıyor. ve zamanla insan daha da tahammülsüzleşiyor. eskiden idare edebileceğin yamuklukları artık idare edemez oluyorsun. bir insana katlanma kapasiten sürekli aşağı düşüyor.

yaş büyüdükçe insanların arkadaşlarından beklentileri değişiyor, keza paylaşım alanları da başkalaşıyor. ilkokul arkadaşınla neleri paylaştığını düşün? boya kalemlerini? peki o insanla bugün ne paylaşabilirsin? o artık başka biri belki de. hayatında bir sürü şey değişmiş senin de onun da. ya da işe girdin evlendin. üniversite arkadaşınla neyi paylaşacaksın? bara gidip rakı bira takıldığın insanla kabak yemeğini nasıl yaptığını mı paylaşacaksın? olmuyor maalesef. zamanla kopuş olması da kaçınılmaz gibi geliyor bana.

belli dönemlerin dostları orada kalır gençler, daha fazla ileri gitmez. çünkü o dönem bitmiştir. ama her gittiğin yerde başka arkadaşlar da bulursun. arkaya bakmamak lazım. geçmişte takılı kalmamak lazım. "bunca yıllık hukukumuz var" ile kendini aslında istemediğin insanlara zorla bağlamamalısın. kendine zarar. birine kendini mecbur hissetmek baş edilmesi çok zor bir duygu. anlaşamıyorsan anlaşamıyorsundur. hele ki kadınlar arasında kıskançlık ve kıyas olduğu müddetçe eski dostlukların sağlam kalması mümkün değil.

sen işe girdin ben giremedim, sen evlendin ben evlenemedim, sen araba aldın ben alamadım, sen bebek yaptın ben yapamadım, senin çocuk zeki benim ki salak ... bunun sonu yok. bir insanı koşulsuzca bir tek annesi sever. çok ajitasyon oldu süslüler, ama gerçek bu.

takılmayın, önünüze bakın, kimseye ve hiçbir şeye kendinizi mecbur etmeyin.

gelene merhaba gidene elveda. bu kadar basit.

2 eylül 2014 08:18 2 eylül 2014 08:19

2. bazıları için kaybedilen "en yakın" arkadaş demek yerine, kurtulduğumuz arkadaş demeyi daha doğru buluyorum açıkçası. hatta sürekli şükrediyorum ki şanslı bir insanmışım, erken kurtuldum diye. belli dönüm noktaları oluyor insanın hayatında.

ben sadece tek bir insana "en" sıfatını yüklemiştim, o da sağ olsun beni çok güzel yaralamıştı. ama şimdi ne oldu derseniz benim yaralarım kabuk bağladı, hatta bazen bilerek kendi canımı anılarla acıtmayı denedim ama hiçbir tepki vermedi kalbim.

o günden sonra okuduğum çok güzel bir söz geliyor hep aklıma: "doğru olan, kum atmaz gözlerine"

evet buna gerçekten inanıyorum. elimden gelen her şeyi yaptıysam ve vicdanım rahatsa karşımdakinin şımarıklığına prim vermiyorum. çünkü tartışamadığınız ya da tartışsanız bile kendi fikrinden bir milim oynamayan bir insanla paylaşacak bir şeyiniz yok bence. yıllar sonra gelen özürler, pişmanlıklar da hiçbir anlam ifade etmiyor benim açımdan.

hatta sırf kibarlık olsun diye gülümsemiyorum da yüzlerine. bilakis, unutmadım diyorum. unutmadım ve seni hatırlamak istemiyorum. şimdi lütfen hayatımın dışındaki yerine geri dön.

2 eylül 2014 08:57 2 eylül 2014 08:58

3. yavaş yavaş anlaşamayarak uzaklaşmayı anlarım da, küsmek nedir? hıhh küstüm ben sana tavrı yani? ha ciddi bir darbe yersin, konuşmayı kesersin. ne bileyim hayatından çıkartırsın. ama küsme dedin mi komik geliyor bana.

2 eylül 2014 09:05

4. http://www.suslusozluk.net/n/23434/ (gizlinot: küsmek değil de, ilişkiyi yakın arkadaşlıktan bir tanıdık seviyesine indirmek diyelim.)

ayrıca erkeklerin böyle saçma durumlarla karşılaşmamasına çok özeniyorum.

2 eylül 2014 10:59 2 eylül 2014 11:16

5. Sevgiliden ayrılmaktan beterdir. Yıllarını beraber geçirdiğin, hayatındaki en ufak ayrıntıdan bile haberi olan, derdinde mutluluğunda ilk olarak koştuğun, kendinden çok güvendiğin insanla küsmek çok zordur. Çok büyük bir yalnızlıktır. Onunla paylaşamadığın için tüm sevinçlerin kursağında kalır. Mutsuzluklar daha da katlanır o yanında olmayınca. Hep elin telefona gider sonra hatırlarsın arayamayacağını. İnsanlara anlatacağın anıların içi de hep o doludur. Alışırsın zamanla ama alışmış olmak daha da zordur. Hepsi bir yana da aranızda ne geçerse geçsin çok özlersin be..

2 eylül 2014 13:25

6. en yakın arkadaş diye bir kavram vardır ama bu yer ve zamana göre değişebilir.ilkokul biter farklı liselere gidersiniz başta sık görüşürsünüz ama lisedeki yeni arkadaşlar onların yerini doldurur ve ayda yılda bir konuşursunuz.lise biter ayrı üniversitelere gidersiniz bu sefer lisedeki canım cicim dediğiniz,çok şey paylaştığınız insanla da iki senenin sonunda arayı baya açtığınızı farkedersiniz.ilerisini bilemiyorum tabi ki ama bence bu üniversitede de böyle olacak,iş hayatında da.

ama bunların yanında bir de aile kavramı var. (gizlinot: özellikle anne ) doğduğun andan beri hep yanındalar,aranızda çıkarsız bir sevgi var.benim en yakın arkadaşlarım annem ve kız kardeşimdir mesela.herşeyimi hiç çekinmeden paylaşabildiğim,yeri geldiğinde bu paylaştıklarımı çıkarları için yüzüne vurmayacak insanlar onlar.bence en çok onların değeri bilinmeli.

25 ekim 2014 10:26

7. birbirinden çok farklı şartlar altında iki kere yaşadım.

4 kişilik arkadaş grubumuz vardı. ama küstüğüm arkadaşım diğer ikisinden çok daha yakındı bana. erkek arkadaşı olunca bizimle takılmamaya başladığını sandık, o da erkek arkadaşı olunca bizim onla takılmaktan kaçındığımızı sanmış. karşılıklı saçma salak iletişimsizlik yüzünden grup olarak küsüştük, 2 ay fln sürdü. allahıım sevgilimden ayrılınca bu kadar boşluğa düşmemişimdir herhalde. komik bşy olsa anlatacağım biri var ama onun gibi benle dalga geçecek biri yok, kötü bşy olsa anlatacak biri var ama onun gibi "buna mı üzülüyosan salaklaşma" diyen yok.. daha da uzar gider böyle. birgün okulda ben sınıfın kapısında beklerken o çıktı, yüzyüze geldik ikimizde küs olduğumuzu unutup gülecek gibi olduk ama resmen gülmemizi yuttuk ve yutkunduk :D ve tabiiki ikimizde anladık karşıdakini ahaha. ondan birkaç gün sonrada barıştık. ki bu yüzden düşüncem çok çok yakın arkadaşların uzun süre kalamayacağı yönünde, o inatlaşma illa ki bir yerde kırılıyor.

ama çok çok yakın arkadaş değilse, bağlar kopabilir. ikinci yaşadığım böyleydi.

yine aynı gruptan bir diğer arkadaşım (evet grubumuz biraz actionlıydı), hiç mi hiç tasvip etmediğimiz bir ilişkiye başladı (çocuk arkadaşımıza, daha sevgilisi varken asılıyordu..), sonra hayat tarzı, görüşü vs herşeyi değişmeye başladı. ayrıldılar, kız bize ayrıldıklarını birkaç hafta sonra laf arasında söyledi.. ayrıldıktan sonra bile isteye iki ayda 20 kilo verdi (sevgilisi olacak ayı "sen çok kilo aldın ya" fln diyordu). Sağlığıyla oynadı.. hala tam anlamıyla toparlayamadı. biz yardım etmeye çalıştıkça tersledi ve bizden uzaklaştı. gönül ota da konuyor b*kada konuyor tabii ki çocuk yüzünden yargılayamam benimde eski sevgilim hıyarında tekiydi ama çocuktan ayrıldıktan sonra başkalarıyla takılmaya başladı daha unutamadan. dediğim gibi kız gözümüzün önünde iç-dış tamamen değişime modifiyeye uğradı. sonuç şimdi okulda gördükçe hala merhaba, nbr diyerek konuşuyoruz ama eskiden hergün konuşur, görüşürdük.. küslük demeyeyim ama bu uzaklık devam edicek gibi.

ama şimdi zaman geçip düşününce ikinci küslüğü yaşadığım arkadaşım zaten arkadaşlık varken de çok yakın değilmiş, ayrıldıklarını bile 2-3 hafta sonra biz sorunca söylemişti fln.. bağlar zaten kopmaya meyilliymiş hergün, görüşüp, konuşsak da.. o yüzden dediğim gibi gerçekten çok yakın arkadaşsa o küslük uzun sürmüyor ama bi şekilde arada mesafe varsa küslük durumu katlanarak devam ediyor.

5 mart 2015 19:27

8. hayatım boyunca çokça yaşadığım olay.

sorun bende de olabilir gerçekten bilmiyorum. ama birden fazla kez yaşadım ben bu durumu. hepsi ayrı acıttı canımı.

yapılan karşılıklı hatalardan çok bence asıl hata haketmeyen kişilere 'en' pekiştirmesini vermek. haketmiyor çünkü o, yarı yolda bırakacak seni. insanın hayatında en fazla 2 tane 'en' yakın arkadaşı olur bence. hatta çoğunun 2 tane bile olmaz.

beni üzen ve sarsan en önemli olay üniversitede olmuştu. girdiğim ilk yıl bir arkadaşımla oda arkadaşı olduk. onu o kadar sevmiştim ki. daha sonra 1 kişi daha katıldı bize.

yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu, zaten beraber yaşıyorduk denebilir. hiç olmadığı kadar eğleniyordum onlarla 1 yılın sonunda şu an ki sevgilimle tanıştım. sevgilim beni tanıyabilmek, bana yaklaşabilmek için en yakın arkadaşımla kanki olmuşlardı (oda arkadaşım olmayan, diğeri). Neyse dişli geçen 6 ay sonunda biz sevgilimle çıkmaya başladık.

ilk 1 ay o kadar kötüydü ki, bu arkadaşım depresyona girdi. sevgilimle küstü, konuşmak istemedi. bana inanılmaz kötü davrandı. hatta en komiği ise; bana hazırladığı doğum günü partisine beni çağırmadı. tam doğum günümde bir yerde yemek programı yapmıştı ama o gün sabah ben sevgilimle olduğum için 'gelme akşam' dedi. ve inanın hiç bir şey yapmıyordum. belki eskiye nazaran daha az zaman ayırıyor olabilirdim belki, ama bundan rahatsız olmaması için ekstra çaba harcıyordum.

bir gün ben gene bu kız yüzünden ağlama krizine girdim, neden bana bunları yaptığını bilmemek daha da kötüydü. işte o an sevgilim açtı kendisini. kız buna aşık olmuş. geceleri bunu sarhoşken arayıp onu sevdiğini falan söylüyormuş. sevgilim numarasını engellemiş kızın ama başka numaralardan da arayıp duruyormuş.

sevgilimin bana bunu bu kadar geç söylemesi zaten çok büyük bir olay yarattı aramızda. o konuyu geçicem.

en yakın arkadaşımdan yediğim bu kazık benim için tarihe geçer. bunu duyduğum anda onu sildim defterimden. böyle bir durum varsa bile benle paylaşabilirdi. bahsi geçen kişi benim sevgilim olsa bile ben ona yardım etmeye çalışırdım, sonuçta sevgilimden önce o vardı hayatımda.

daha sonra ne mi oldu? ben bunu kimseyle paylaşmadım. oda arkadaşım da benle küstü. sebebi ise artık o kızla konuşmamam imiş. sebebini sordu, 'yok' dedim. onu da kaybettim.

okulda karşılaştığımızda kafamızı düşürüyoruz yere ikimizde. çünkü biliyoruz aramızda geçen durumu.

6 mart 2015 12:00

9. 1 kere başıma geldi. Müthiş sarsmıştı beni. Çünkü ne yediğimiz içtigimiz ayrı giderdi. Nede birbirmizden ayrı geçen bir dakikamız vardı.Tek cüzdanımız vardı ikimizin paraları oldugu o para gün boyunca bitirilene kadar gezdigimiz dönemdi. Onun beni tanıştırdıgı arkadaşları beni biraz fazla sevdi. Beni sürekli o arkadaşım olmadan heryere çagırdılar. 1 gittim 2 gittim ama bir süre sonra bende o olmadan gitmeyecegimi söyledim.Bu onun kulagına farklı bir şekilde gitti ve arkadaşlıgımız bozuldu he evet şuan yolda görsek selamlaşırız. Ama bir daha benim onun gibi bir arkadaşım olacagına inanmam mümkün degil. Ergen kafası işte naparsınız.Aslında gerçegi oda biliyor.Ama inadından ve üstünden geçen zamandan dolayı birşey yapmıyor

6 mart 2015 15:07

10. bazı zamanlarda gereklilik olan durum. kötü hissettirdiği kaçınılmaz gerçek birkaç defa başıma geldi. bazıları tam küsme olmasa da arayı açma şeklinde oldu. en önemlisi okul bittikten sonra en yakın arkadaşlarının farklı hayatlara, farklı şehirlerde başlamasıyla araya soğukluğun girmesi de bi nevi kaçınılmazlık. küsme değil ama yediğin içtiğinin bir olduğu insanla, gelinen son noktayı düşündüğünde aradaki farktır o.

6 mart 2015 23:23