yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    12 yanıt
    • linki kopyala
    • şikayet et

    belki bana kızacaksınız ne biçim soru diyeceksiniz ama bir şey sormak istiyorum?

    sizce küçük yaşta anne kaybıyla baba kaybı birbirine denk mi?

    1. Bence değil. Küçük yaşta anne kaybı daha zor diye düşünüyorum. Kimseyi tetiklemek istemem. Ancak çoğunlukla erkekler tekrar evlenip hayatına bakıyor. Olan çocuklara oluyor. Annesi olmayanın babası da olmuyor malesef.

    14 mart 16:26

    2. Bence de değil ya.

    Belki benim babamdan kaynaklıdır ama kötü biri değil. Fakat gayet evlenir yoluna bakar bu kızın psikolojisi ne durumda anlamazdı. Üvey anne atıyorum ayrım yapıp psikolojik şiddet uygulasa da takmazdı. Ne var sizi dövüyor mu yemeğiniz önünde karnınız tok kıyafetleriniz temiz der geçerdi.

    14 mart 16:41

    3. her ikisini de fiziki olarak kaybetmediğim ama 10 yaşındayken annemin bizi terk edişiyle hem annemi hem babamı ruhen kaybettiğim bir yerden yazıyorum; aynı değil. ilk regl olduğumda annem yoktu, başıma bir şey gelirse koruyacak babam da yoktu. 15 sene öncesine dönüp bakıyorum, çok şeyimi kaybetmişim. yine diyorum ki; annem olsaydı böyle olmayabilirdi. ben babamın kim olduğuyla annem aradan çekilince tanıştım çünkü. umarım tüm çocuklar ebeveynleriyle büyür. 

    14 mart 17:43


    4. anne ve babanın rolü çocuk için çok farklı. kız çocuk olarak özellikle sadece annenize sorabileceğiz şeyler olabiliyor; regl olmak, ilk erkek arkadaş, ağda yapmak vb. bunlar ilk aklıma gelen yüzeysel şeyler tabii. eğer bunları sorabilecek bir abla/teyze yoksa o zaman daha da zor. ama mevzu bundan çok daha derin. hayatım boyunca annesiz yaşamak zorunda kalmış olarak bence bu her alanda etki eden bir şey diye düşünüyorum. ilkokulda bile kızları annesi güzel giydirir, saçlarını süsler falan... şimdi o kızların özgüveniyle benimkisi bir olmaz haliyle. bir arkadaşım babasız büyümüştü, annesi çok bakımlı bir kadındı kızını da özenle giydirirdi, şu renk şununla olmaz bu böyle giyilir diye tavsiye verirdi kıza. kızın her kıyafeti, tokası, ayakkabısı çok güzeldi. bense halamla alışveriş yapardım kadın yaşlı olduğu, bilmediği için bana çok düz görece demode şeyler alırdı (canı sağolsun o elinden gelenin en iyisini, fazlasını yapmıştır her zaman), yaşlı olduğu için bacak tüylerimi almamı vs. sakıncalı bulurdu, 1-2 yıl geç almaya başlamıştım o yüzden, külotlu çorap giydim hep. kişisel bakım nedir bu konuda da pek fikrim yoktu o yüzden ilk kez o arkadaşım uyarınca deodorant kullanmaya başlamıştım. o kızın ise erkek arkadaş konusunda çok ciddi problemleri oldu hayatı boyunca. baba figürü eksikliği çektiği için hep kendini koruyacak, kısakançlık yapacak keko erkeklerle toksik ilişkiler yaşadı. sevgilisi olmadığı zaman çok azdır, asla yalnız kalamaz. ben ise öz sevgi konusunda sorun yaşadım hep.

    14 mart 18:24

    5. kızlar şu an nasılsınız? hayatta nasıl ilerlediniz?

    ben 12 yaşında annemi kaybettim, babam evlenmedi ama her şeyi de bana yükledi. yanımızda da kimse olmadı. şu an bok gibi bir hayatım var, yani aslında çok uzun zamandır bok gibi hayatım ama artık dayanmakta iyice zorlanıyorum. hiçbir kazancım ve başarım yok. bugün her şeyi annemin yokluğuna bağlıyorum.

    14 mart 18:31

    6. süslü ben de senin gibi hayatımda kötü giden her şeyi anneme bağlıyorum. annem olsa hayatım bambaşka, çok güzel olurdu diye düşünüyorum. hatta erkek arkadaşım hava kötü olsa, tırnağın kırılsa bile bunu annene bağlıyorsun demişti. kabullenmesi zor ama doğru. evet belki geçmişteki birçok şeyin sebebi bu, belki her şey daha farklı olabilirdi. ama geçmiş geçmişte kaldı, insanın annesine en çok çocukken ihtiyacı oluyor ama şimdi yetişkin bir insanım. bugün yaşadığım olumsuz durumların annemle bir ilgisi yok. derslerim kötüyse bu benim çalışmamamla ilgili, iş yerinde mutsuzsam bu patronumla ilgili bir şey örneğin. annem olsa da bunlar değişmeyecekti bugün. hiç kimse ilk ailesini yani annesini, babasını seçemiyor. ama ikinci aileni seçebiliyorsun (bu ikinci ailen kocan ve çocukların da olabilir, arkadaşların veya kedin de, aile kavramı çok geniş bir şey bence). doğduğun evde başına gelecekleri sen seçemiyorsun çünkü çocuksun ama yetişkinlik hayatını nasıl yaşamak istediğini sen seçebilirsin. biliyorum böyle yazması, söylemesi kolay... ben de çok zorlanıyorum bu hayatta. annesiz büyümek beni çok hassas ve insanlara karşı çok naif düşünen, çok fedakar biri yaptı. keşke bencil, art niyetli ama kendini çok seven mutlu biri olsaydım diyorum (bence öyle insanlar hep daha mutlu). ama mizacımı değiştirme şansım yok, bunu da kabullendim. bence mevzu tüm bunları kabul edebilmekle ilgili ki zor olan da bu. asla yalnız değilsin bunu bilmeni isterim ve dilerim ki çokkk güzel bir hayatın olur, her şey gönlünce olur

    14 mart 19:15

    7. bir de şunu söyleyeyim benim de hiçbir kazancım ve başarım yok. ama çevremizdeki kaç kişinin var ki? aileden destek almadan 20'li yaşlarda ev araba alabilen kimse yok çevremde. bence bu ekonomide 30'lu yaşlarda bile bu pek mümkün değil. başarı konusu için de şunu söyleyebilirim, hayal ettiği işte çalışan/çok güzel maaş alan kaç arkadaşın var?  benim çok az. ve onların hayatı da mükemmel değil. instada herkes geziyor, çok mutlu, çok başarılı sanki ama gerçek hayatta böyle olan insan sayısı oldukça az. o yüzden herkesin hayatı iyi bir tek benimki kötü gibi düşünme. güzel bir kariyer, iş güç, birikim bunlar zaman alıyor ve normal olan bu. 

    14 mart 19:29


    8. Değil. İkisinin de toksik olmadığını düşünürsek hele ki eski nesilde kadınlar çocuklara ne demeleri gerektiğine kadar söylüyorlardı. Tüm Yetiştiriliş kadına aitti. 

    14 mart 19:39

    9. ben de bugünümü en derinden paylaşayım ss :) dışarıdan bakınca imrenilecek bir hayatım var gibi görünüyor, tabiri caizse köpek gibi çalıştım, oldu bir şeyler. ama ne olmadı biliyor musun? tamamlanamadım. 2 hafta önce ilk kez psikiyatriste gittim, antidepresan başladı. ve tüm bu evre, hayatımın 'tamam ya oldu' dediğim evresiydi. 26 yaşındayım. 

    üstte bir yazar yazmış, bugünümüzdekilerin tüm sorumluluğunu geçmişe atamayız, evet, ama geçmişiniz bugününüzü 'kilitlediğinde' o defterde bazı sayfaların tamamlanmadığını, okunmadığını, hissedilmediğini, sadece kaçmak için çok hızlı koştuğunuzu anlıyorsunuz. dilerim yaşanması gereken tüm yaslar zamanında yaşansın, ertelenmesin, ötelenmesin. 

    15 sene sonra ilk kez kaçmadan, geriye bakarak bugünümü tamamlamaya çalışıyorum. yolum da çok uzun biliyorum. her birinizin de, 'hayatta kalmaya' değil 'yaşamaya çalışan' kırık kalplerinden öpüyorum süslülerim. 

    14 mart 22:06

    10. bencede değil mesela annem babasını değide annesini kaybetse şuan başka bir ilde çok daha rahat hayat yaşayabilirdi. çünkü evlatlık verilirlirdi muhtemelen

    14 mart 22:39