2237. yazmak zorundayım.
şu an nefes almaya başladım. yazmak nefes aldırdı. konuşmamı kaybetme sebebim de yazmamak muhtemelen. kalemle bile, en son ne zaman yazı yazmıştım?
bu aralar ankarada hava basık. lodos gibi rüzgar var allah'ıma. baş ağrısı yakamı bırakmadı. iş miş yakamdan düştü, artık cayır cayır sigara içiyorum.
bu yazdıklarımda bir anlam aramayınız.
şu an gebze fm dinliyorum. tırnak uzatamıyorum. zayıflayamıyorum. çok basit şeyler benim için imkansız oldu. çok yalnızım. yani tuhaf. duygusal bir boşlukta mıyım, boşluk biraz duygusal mı bilmiyorum. saçı kısacık kestirmekle kaynak taktırmak arasında bir fark kalmadı gibi. iş yerinde duygusal dengesizliğimi daha fazla belli etmemek için saç rengime de saldıramıyorum. sırf iş hayatım sekteye uğramasın diye özel hayatımda almadığım kararlar var.
bugün iş yoğunluğumuz sebebiyle boşanan bir arkadaşımızı konuşurken ağzımdan "yani eşim söz konusuysa işi değişitiririm" dedim. ama sonra fark ettim, gerçekten değiştirir miydim?
ben bu hayatın duygusal yoğunluğuyla baş etmemek için işkolik olmuş olabilir miyim?
bir dakika yıllar utansın çalıyor.
arkadaşlar gerçekten bilmiyorum, 1,5 yıldır bir koltuk seçemedim. bu evi isteğim yer haline getiremedim. sizler nasıl ev kurup bir de yeni bir aileyi aile belliyorsunuz?
bazen ilaçla tedavi edilecek bir durumum olsaydı diyorum.
düşüren kim bu aşkı dilden dillere? aynalar yaşlanmış gösterse bile, yaşanmadan geçen yıllar utansın.
istanbula o kadar geç yaşımda gittim ki görünce heyecanlanacağım sanmıştım. ve galiba geç yaşımdan kaynaklı hiçbir heyecan hissetmedim. bu her şeyde böyle midir?
neyse buna odaklanmıyoruz. işimiz çok. işimiz var. iş var abi. çok iş var, yeni personel gelecek. biraz rahatlayacağım.
belki tatil yaparım. aslında kötü araba kullanmıyorum. ama aynı anda hem konuşup hem araba kullanırken hala batırıyorum.
çok küfür, çok sigara, ne oldum ben erkek mi?
neyse, cam tavanlara hayır.
parpus