yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (2240)
    • medya (39)

    2240. bu ülkedeki insanlar o kadar koyun ki, koy önüne yemlerini meee otlamaya devam ederler. sorgulamak yok, şikayet etmek yok. o yüzden neden gelenin geçenin kırbaç vurduğuna şaşırmıyorum artık.

    15 katlı bi apartmanın 14. katındayım. apartmanda 64 daire var. 5-6 tane de blok var. her ay da aidat ödeniyor. bu hafta da aidata zamcık toplantısı vardı bomba patladı.

    apartmandaki 2 asansör periyodik bakımda kırmızı etiket almış. görmeyelim diye de ebesinin örekesine yapıştırmışlar. canımızı sokakta bulmadığımız için eşim yöneticiye kibarca mesaj atmış, gevşek gevşek konuşmuş. çünkü kibar olursan itibar göremezsin.

    bu arada biz asansör kullanmayı direkt bıraktık. haftasonu için misafirlerim vardı, iptal ettim. hatta 14 katı çıkarken ve inerken yolda gördüğüm komşulara da, ''kullanmayın bence, kırmızı etiket bu, kullanılması yasak, mühürlenmeleri gerekiyor'' diye uyarımı yapıyorum ama koyunlar şey diyor ''hmm evt biliyoruz'' iyi ölün o zaman amk. koyunlar nasılsa sorgulamadan kullanmaya devam ediyolar diye yönetici yan gel yat osman hiçbir icraat yok 60 gün süresinin dolmasını bekliyor.

    tuhaf ve rahatsız edici olduğum için bu sefer ben mesaj attım, asansör yönetmeliği mevzuatına göre bu asansörün mühürlenmesi gerektiğini, bahsettiği 60 gün sürenin kullanım izni olmadığını, olası bir düşme durumunda taksirle adam öldürme suçundan yargılanacağını ve sigortanın ödeme yapmayacağı için kat maliklerinin ödeme yapması gerektiğini tek tek anlatan bir mesaj attım. ve reis bana cevap vermedi. hee öyle mi sen misin bana cevap vermeyen.

    asansör firmasını aradım, bu asansöre ne bakımlar yaptığınızı kalem kalem son 6 ay görmek istiyorum diye sıkıştırdım. ilçe belediyesini arayıp asansörleri mühürlemeleri için şikayet ettim, ve cimere yazdım.

    64 dairedeki yaklaşık 200 koyuna sesleniyorum. para ödüyorsunuz bu apartmana, bu ay zamlı ödeyeceksiniz. bi sorgulayın da! canınızın da mı kıymeti yok. ben öldükten sonra bu muz cumhuriyetinde apartman yöneticisini hapse atsalar nolur 2 güne para cezasına döner ve çıkar.

    neyse bu şikayetlerimden sonra beyefendi eşşek gibi hem apartman grubuna bilgilendirme yapmak, hem de benim mesajıma cevap vermek zorunda kaldı. hızımı alamadım sonra dingo'nun ahırı gibi önüne geleni içeri aldığından dolayı park yeri sıkıntısı yaşadığım için güvenliğe de saldırdım. neymiş kat malikleri arayıp nasıl benim misafirimi almazsın diye laf yapıyomuş. misafirin sadrazamın sol taşşağı mı diye sor ona o zaman dedim, kurala uymayan köyüne gitsin boş arazi istediği misafiri soksun. adam da şok oldu işte kimse böyle bi çıkış yapmamış demek ki.

    aaaa resmen evimden soğudum bu çomarlar yüzünden ya. allahtan bahçede 1700 tane falan kedi var da, biraz beni sakinleştiriyolar tatlışlarım

    1 saat önce

    2239. Çocukluğundan beri büyüme hevesinde olan, yaşlanma korkusu olmayan, geçmişi özlemeyen ben az önce ilk defa çocukluğuma dönmek istedim. 

    Rüyamda kardeşimin çocukluğunu gördükten sonra.

    bugün 06:21

    2238. instagram'da boş boş doomscrolling eyler iken karşıma çıkan bir videoda fonda çalan şarkı saniyesinde ruhuma işledi. yeni türkü'nün dönmek şarkısı. hemen açıp youtube'dan dinlemeye başladım, sözlerini okudum. bu şarkı neden böyle etkilemiş anladım sonra, hayatta karşılaştığım büyük sorunları daima kaçarak çözmeye çalışan biriyim.

    o sorun orada, görüş alanımda yoksa, ben orada değilsem güvendeyim çünkü. aradan makul bir süre geçtikten sonra ise hiçbir şeyin değişmediğini kafamı güm diye gerçekliğe çarpınca algılayana dek tabii.

    "Dönmek, mümkün mü artık

    Dönmek, onca yollardan sonra

    Yeniden yollara düşmek

    Neresi sıla bize, neresi gurbet?"

    dün 23:47


    2237. yazmak zorundayım.

    şu an nefes almaya başladım. yazmak nefes aldırdı. konuşmamı kaybetme sebebim de yazmamak muhtemelen. kalemle bile, en son ne zaman yazı yazmıştım?

    bu aralar ankarada hava basık. lodos gibi rüzgar var allah'ıma. baş ağrısı yakamı bırakmadı. iş miş yakamdan düştü, artık cayır cayır sigara içiyorum.

    bu yazdıklarımda bir anlam aramayınız.

    şu an gebze fm dinliyorum. tırnak uzatamıyorum. zayıflayamıyorum. çok basit şeyler benim için imkansız oldu. çok yalnızım. yani tuhaf. duygusal bir boşlukta mıyım, boşluk biraz duygusal mı bilmiyorum. saçı kısacık kestirmekle kaynak taktırmak arasında bir fark kalmadı gibi. iş yerinde duygusal dengesizliğimi daha fazla belli etmemek için saç rengime de saldıramıyorum. sırf iş hayatım sekteye uğramasın diye özel hayatımda almadığım kararlar var.

    bugün iş yoğunluğumuz sebebiyle boşanan bir arkadaşımızı konuşurken ağzımdan "yani eşim söz konusuysa işi değişitiririm" dedim. ama sonra fark ettim, gerçekten değiştirir miydim?

    ben bu hayatın duygusal yoğunluğuyla baş etmemek için işkolik olmuş olabilir miyim?

    bir dakika yıllar utansın çalıyor.

    arkadaşlar gerçekten bilmiyorum, 1,5 yıldır bir koltuk seçemedim. bu evi isteğim yer haline getiremedim. sizler nasıl ev kurup bir de yeni bir aileyi aile belliyorsunuz?

    bazen ilaçla tedavi edilecek bir durumum olsaydı diyorum.

    düşüren kim bu aşkı dilden dillere? aynalar yaşlanmış gösterse bile, yaşanmadan geçen yıllar utansın.

    istanbula o kadar geç yaşımda gittim ki görünce heyecanlanacağım sanmıştım. ve galiba geç yaşımdan kaynaklı hiçbir heyecan hissetmedim. bu her şeyde böyle midir?

    neyse buna odaklanmıyoruz. işimiz çok. işimiz var. iş var abi. çok iş var, yeni personel gelecek. biraz rahatlayacağım.

    belki tatil yaparım. aslında kötü araba kullanmıyorum. ama aynı anda hem konuşup hem araba kullanırken hala batırıyorum.

    çok küfür, çok sigara, ne oldum ben erkek mi?

    neyse, cam tavanlara hayır.

    dün 22:33

    2236. çilekeş konseri ilk duyurulduğunda içimdeki ergen parpus çok heyecanlandı. konser tarihi taaaa ekim olunca bi tık hayal kırıklığına uğrasa da umudunu kaybetmedi. sonra bilet fiyatlarını görünce bilet almaktan vazgeçti ama sürekli gidip geldi. en son da biletlerin ilk 15 dk 1000 tl daha ucuza satıldığını duyunca sinirlendi ve konseri boykot etmeye karar verdi.

    amaaaaa

    sonra dışarıda bi yemek bi kahve biraz gezme tozma dediğimde o parayı zaten bi günde rahatlıkla harcadığımı düşündüm. aklıma 15 yaşındaki parpus'un duvarına kendimden geriye'nin sözlerini yazması, parasını biriktirip aldığı elektro gitarına görkem adını koyması, nasıl çilekeş şarkılarını bağıra çağıra söylediği geldi ve bugün dayanamayıp o bileti aldım. yıllar sonra tek başıma gitmek için bi konser bileti aldım, hem de kocama haber bile vermeden. sadece benim uyutabildiğim kızıma o gün kim bakacak, eşimin bu konudaki tepkisi ne olacak hiç bilmiyorum. gruba da hala kızgınım.

    35 yaşındaki parpus duruma tepkili. ama 15 yaşındaki parpus çok heyecanlı. o konsere ben gitmeyeceğim, 15 yaşındaki parpus'u götüreceğim...

    dün 19:16

    2235. Apartmanda komşulara gürültü düzeneği kuran elemanı anlamak. Özellikle Alık Blok yöneticisinin (link: https://youtube.com/shorts/vNb6QMy6GAg?si=LGGBfR7mgPcMWiiZ kabusu olucam kabusu). Beni görünce geldi yine tipini sssss diyecekler ve bundan asla gocunmayacağım lol

    28 ocak 08:34

    2234. Bazı kadınlar en çok kendilerinin düşmanı. İş yerinde title olarak da rol olarak baktığımızda da üstü olduğum bir kadın vardı. O dönem yeni boşanmış, iki çocuklu, hiç de saygı göstermemiş eski eşi. Ayrılmak istediğinde ailesi bu eve dönemezsin demiş. Adam göz göre göre aldatırken gidecek yeri olmadığı için kalakalmış uzun süre. Bir şekilde sonra anne babası evini açmış da öyle boşanabilmiş.

    Dertleşirken ben iyi arkadaş olduk sandım. Hayatı zaten zor diye işlerini ben hep kolaylaştırdım. Onun işlerini önceliklendirdim hatta şirkette de tatlı kapılar açtım.

    İş hayatı ve maddi durumu toparladıkça kendine iyi bakmaya, spora, diyete başladı hatta beni de gaza getirdi. Bu arada herkes remote çalışıyor. Aynı şehirde bile değiliz ama dediğim gibi güzel bir dostluktu benim için.

    Derken bir yakınım vefat etti. Çok derinden sarsıldım. Birkaç gün izin aldım. Sonra da iş konularında kendimi geri çektim, durumumu da açıkladım şirkete. Bana bir baş sağlığı bile dilemedi ben izindeyken. Döndüğümde her zaman yaptığı gibi bütün sorunlarını benim üzerime atmaya çalıştı, sorunu asıl çözmesi gereken kişilere yönlendirdim. İşler alıştığı kadar kolay çözülemeyince beni suçlamaya çalıştı. Bana kötü davranıyorsun dedi. İyi değilim sadece sessizim dedim. Üstelik bir arayıp halimi hatırımı bile sormadın dedim. Benim de zor bir dönemim dedi, eski eşimle görüşmeye başladım dedi. Cevap vermedim.

    Yakın zamanda öğrendim ki eski eşiyle tekrar birlikte, iş konusunda hiç olmadığı kadar kontrolü kaybetti ve bugün onu gördüğümde üzüldüm. Çökmüş, kilo almış, koyu göz altları vs derken ruhu yok gibi görünüyordu.

    Neden böyle tercihler yapılır bilmiyorum ama acıdım. Hayatımda ilk defa birine acıdım. Çaresizlik olmadığını biliyorum çünkü bir düzen tutturmuştu. Ama bir insanı bu hale çaresizlik dışında ne sokar bilmiyorum. Yazık.

    27 ocak 16:28


    2233. Neden bazen her şey bu kadar zor, 30 yaşıma geldim hala bir dikiş tutturamadım gibi hissediyorum bazen. İşim, evim, arabam, beni seven bir eşim var. Ama işte. Olmuyor ya, bir ben mi beceremiyorum yaşamayı? dalgalı bir denizde karanlıkta batıp çıkıyor gibi hissediyorum çoğu zaman. Oysaki o denizde sırtüstü uzanıp gökyüzünü izleyebilmek isterdim, biraz da buna benzeseydi keşke yaşamak  

    25 ocak 23:54

    2232. Lipödemin allah belasını versin. 2 haftadır kalori sayıyorum, günlük oldukça büyük bir miktar kalori açığı oluşturuyorum ama 2 haftada giden sadece 1,3 kg. Giden kilo da ilk 5 günde gitti, 10 gündür gram oynamıyorum. Lipödeme uygun beslenmeden kilo verilemeyecek belli ki. Neden ben normal insanlar gibi beslenmeme rağmen aşırı kiloluyum? Çok yiyip kilolu olsam zerre kadar üzülmeyeceğim. Çok canım sıkkın, genetik mirasımın da allah müstehakını versin. 

    25 ocak 23:16

    2231. Derkenderken.tv diye bir instagram sayfasini var. kanalin sahibini tanimiyorum ama bu kanallari kim izliyor ya? Saadettin saran ve ela rumeysa cebeci videolarini izledim.  Sasirdim. Iki kisinin ozel hayatini kadini asagilayarak oyle bir yorumlamis ki. Erkek basarili ve birikimliyse kendi dengiyle mi seks yapmali? Karsisindaki kadin bu erkege denk olmadigini nereden anladin? Bu ne ya? 

    24 ocak 12:14