sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (4)
    • medya (0)

    1. memleketi sorulduğunda insanların bir il söylemesi beklenir ama bizde istisnasız ´trakyalıyım´oluyor cevap. her şeyini sevdiğim canım memleketim. insanı ayrı güzeldir, yol boyu görülen ayçiçek tarlaları ayrı güzel. burnumun direği sızladı başlığı görünce gece gece.. :)

    12 kasım 2015 00:42

    2. Trakya diyince benim aklıma ilk başta rakı geliyor yalan yok. eskiden, et yerken de Ciğer gelirdi. Bir de kapı gıcırdasına oynayan insanlar. Eski sevgilim tekirdağlıydı. Bir düğünlerine gittim. Ben bu kadar yiyen içen eğlenen insanı bi arada görmedim. 3 gün 3 gece sürekli yemek, rakı ve durmayan bir müzik, gerçekten çok eğlenceliydi.

    12 kasım 2015 02:21

    3. annemin memleketi çanakkale.

    doğma büyüme istanbulluyum ama gerçekten ait hissettiğim, evimdeymişim gibi rahat hissettiğim bir yer.

    sadece çanakkale ile sınırlı değil trakyanın her yeri için geçerli bu durum.

    12 kasım 2015 19:43

    4. Sülalem selanikten göçüp yerleştikleri yer. Zamanında ot bitmezmiş. İnsanlar yıllarca uğraşmış sonunda güzelim trakya oluşmuş. Ben küçükken çok güzeldi. Hala bozulmamış yerleri var ama o kadar göçe dayanamadı güzelim memleketim. Çocukluğumla birlikte gitti herşey. 7 yıldır belki daha fazladır gitmiyorum çünkü heryerinde anım var. Tekirdağ evim benim. O anason kokusu hala burnumda. Edirne ise geçemediğim sınırları olan şehir. trakyadan ilk giderken bir daha dönmicem herşeyi unutcam diyerek bindim ilk kez uçağa. Zaten uçağa da ilk kez biniyordum. Üstünden geçerken unutcam dedim korkuyla karışık. O zaman anladım 16 yasında büyümek zorunda kaldığımı, yalnız yaşamak zorunda olduğumu, güçlü olmak zorunda olduğumu, duvarlarım olması gerektiğini. Gökyüzünden öyle güzel duruyordu ki hep böyle kalsın diye beynimde resmini çekmeye çalıştım ama her denememde aklıma anılarım geldi. O zaman anladım ki insan anılarını bırakamıyor ardında. Şimdi oldum 27 ve hala gitmeye korkuyorum. Anılarımın kirlenmesinden korkuyorum. Değişmiş görmekten korkuyorum. En çok artık unutmaktan korkuyorum.

    Küçüktüm 5 6 yaşlarında, hatırlıyorum kesik kesik, üstümde kırmızı bir şeyler var. Şort galiba. Ayakkabılarım da kırmızı. Annem babam yanımda evden (gizlinot: hala aynı ev duruyor )aşağı koşuyoruz, yokuştan. Orada dut ya da üzüm var onlardan yicez dalından koparıp. Bir ağaç gölgesinde tahtadan yapılmış banka oturuyoruz. Keşke hiç geçmeseydi zaman. Keşke hep sevdiklerim yanımda kalsaydı.

    Bu aralar o kadar ihtiyacım var ki onlara. Yorgun, bitkin hissediyorum. Biraz nefes alırdım dinlenip. Ağaç duruyor mudur? Ya bank? Bu hiç bir yere ait hissedememek geçer mi zamanla?

    Sanırım sadece öldüğüm gün gömülmek için tekrar gidicem trakyaya.

    6 mart 2016 22:59