yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (18)
    • medya (0)

    1. İşe yarama açısından coğrafyaları şu şekilde ayırabiliriz. Birinci dünya ülkeleri, ikinci dünya ülkeleri, üçüncü dünya ülkeleri ve russosphere ya da rus etken alanı.

    Üçüncü dünya ülkeleriyle başlamak gerekirse.

    Arapça Semitik ailesine bağlı ortadoğuda konuşulan bir dildir. Öncelikle geçersiz bir dildir. Lehçeleri çok acayiptir, birbirlerini anlamakta zorluk çekerler. Türkiye'de öğretileni kurana yöneliktir ve araplar türklerin arapçasını komik bulur. Sonra arapça öğrenenler iş hayatında neden ciddiye alınmadığı için ağlar. Yüzlerce kat beter bir ivana sert ile konuştuğunu ve iş yapmaya çalıştığını düşün ve buna arap zihniyetini ekle. Bir arapa "ülkenizde ingilizce mi, fransızca mı, rusça mı daha yararlı olur?" Diye sorduğunuzda alacağınız cevap fransızcadır. Hatta ülkelerine arapça ve fransızca bilen iki türk gitse fransızca bilen daha çok saygı görür. Hataylılar da suriyelilere benzer bir arapça konuştuğundan makaraya alınırlar.

    Ortadoğu dışında afrika'da da fransızca ingilizceden biraz daha fazla oranla etkilidir.

    Kazananımız fransızca. Türkiye'de en çok politika'da işe yarayacak bir dildir. Fazla yüz göz olmadan diplomatik ilişki kurmayı sağlar. Afrika'da karşılıklı vize kaldırımı yerine sadece bize kaldırmaları bununla sağlanabilirdi. Torpil yerine fransızca üzerinden eğitim almış diplomatları buralara görevlendirseydin ve fransızca bilen politikacıları bu alanlara yönlendirseydin bazı işler başarılabilirdi parlementoda. Ortadoğuda hakimiyet iddiası kurup aralarına kaynaşmaya çalışma çabası arapçaya yönelme falan komiktir ve işe yaramaz. Ben de tüm bu basiretsizlikleri görmemek için amerikan haberlerini ve gelişmelerini takip eder, türk tarafına yine de bakmam. Hakimiyeti bir mesafe üzerinden fransızcayı kullanacağın bir stratejiyle yapsaydın ve bunları yaparken ne hakimiyet iddian olmazdı ama bir etki alanı da sağlardın. bu ülkelerle gereksiz yere yüz göz olma hep bir eksi olarak döner. Anca kendini üçüncü dünya devletleri arasına indirir ve birinci dünya devletleri tarafından yönetilir halde bulursun kendini.

    İş alanında afrika'da altın rezervleri, ortadoğuda petrol ve inşaat işlerinde işe yarayabilir fransızca. Diğer şirketlerin arasından sıyrılmaya çalışan yatırımcı türk şirketlerinde.

    ~~~

    İkinci dünya ülkeleri.

    Güney amerika ve ispanyolca. Ticaret ve limana geldi mi işimize yarayacak bir dil. İhracat ve ithalat sorununa ağlayana kadar devlet şu konulara azıcık kafayı yorsa neler başarılabilir. Ne amerika ne rusya. Arjantin'deki yahudiler çoğunlukla osmanlıdan gitmiştir ve hala bize karşı sempatisi vardır. İsrail ise aşkenazi, etopyalı, mizrahi yahudileriyle kaynar. Arjantin'deki yahudi diyasporasının israil ile olan ilişkilerde bizim açımızdan potansiyeli büyük ihtimalle hiçbir zaman anlaşılmayacak. Ticaret üzerinden sessizce ilerlesen israil'le gemilerin batmadan masaya oturup ülkenin avantajına birçok şeyi dönüştürebilirsin. İsrail birinci dünya ülkesine yakın olsa da üzerinde ikinci dünya stratejisi işe yarar. İş açısından türkiye'ye gelen japonlar neyse güney amerikada o olabiliriz.

    ~~~~

    Rus etken alanı.

    Ruslar bir yere kadar ama ruslardan çok orta asyanın potansiyelinin büyük olduğu alan. Her şeyi düzgün yapıp aklı başında güzel insanlar olup gerizekalılar tarafından yönetilmesek uluslar arasında ağırlığımızı koyabileceğimiz bölge. Ortadoğu hikaye. Amerika gülen'e boşu boşuna türkçe olimpiyatları, türkvizyon vs. Diye yardırmadı. Ortadoğunun aksine amerika'nın biz olmadan etki edebileceği bir yer değil ve kendi bağımsız gücümüzü yaratabileceğimiz bölge. Ama ortadoğu gibi batırmasın diye hükumete bir şeyler fısıldamayı kesmiş olacak ki başçalan kendi çalıp kendi oynuyor.

    En büyük yatırımları yapabileceğimiz, almanların sinsi sinsi gezdiği bölge. Fransa'nın türklere atarlanması nasıl ermeni diyasporasıyla oluyorsa, almanların atarlanmaları kazakistan'daki almanların etkisiyle paralel olmuştur hep.

    Yatırımlık iş yapmalık bölge. Afrika'da sessiz sedasız zamanında nasıl herkes temellerini kurup sonra birbiriyle yarıştıysa aynı çatışma yaşanacak. Ondan bakan oğullarının eline verirlerse ülkeden aldıklarını buralara götürürler, sonra orada almanlara fransızlara kaptırır bu salaklar.

    ~~~~~

    Birinci dünya ülkeleri.

    Amerika, japonya, fındık, fıstık. İngilizce. Her alan. Herkesin bilmesi gerektiği(çoğu insanın memur kafasıyla memur düzeyinde bildiği) ama tek başına yeterli olmayan dil.

    İşe yarar diller. İngilizce, rusça, ispanyolca, fransızca. Tabi hepsi yerine göre. Ama almanca derseniz gülerim.

    Diğer diller? İşe yaramaz diller. Özel bir sektör durumu yoksa ki bence varsa bile zaman kaybı. Çince, japonca gibi diller taşeron firmalarla çalışıyorsanız ve karşı firmada ingilizce bilen yoksa işe yarayan diller. Ama singapur ve hong kong üzerinden bunlarla iş yapmayı şimdiden akıl etmemişse o şirket zaten kısa ömürlü olur.

    Sıkıntıdan imla hatalarıyla dolu bir yazı yazdım. Yine de gönderiyorum, belki işinize yarar süslüler.

    8 aralık 2014 19:23

    2. yatkınlığımın olduğu bölümdür. yani mesela almancayı çok sevmiyorum ama yeni bir şey öğrendiğimde hemen aklıma kazınıyor. keza ingilizce de öyle. ya da mesela ingilizce kompozisyon yazılacaksa elime kalemi alıyorum ve zaten kelimeler kağıda kendiliğinden geçiyor gibi.

    6 aralık 2015 18:51

    3. Sevmek şart ilk başta. o dile ilgi duymak o dilin konuşulduğu ülkenin kültürünü merak edip, sevmekle başlar. İngiliz dili ve edebiyatı öğrencisi olarak, ingilizcenin bilgiye erişmek için en hızlı ve en kolay yol olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında dile yeteneğim yok, yani kolayca bir dili öğrenemiyorum ama beni ayakta tutan şey ilgim, merakım ve azmim. Şuan ikinci dil olarak Japonca öğreniyorum ve bayağı zorlanıyorum. Ama pes etmeyeceğim. Size tavsiyem eğer benim gibi zor öğrenen biriyseniz, öğrenmek istediğiniz dili seçip kursa ya da evde kendiniz öğrenmeye başladıktan sonra o dili konuşan bir native speaker arkadaş edinin kendinize bunun için en kolay yol yine yabancı forumlar ya da mektup arkadaşlığı. Kendinizi ifade edebildikçe daha çok öğrenmek isteyeceksiniz bu yolla.

    6 aralık 2015 19:41


    4. Allahin emri (bkz: duygu özaslan )

    7 aralık 2015 02:33

    5. şu yaşıma dek dört yabancı dil eğitimi aldım.biri malum ingilizce ortaokuldan üniversite 1.sınıfa kadar öğretildi.ikinci yabancı dili lisede seçmeli olarak 3 yıl ve sonra üniversitede 1 yıl daha öğrenmeye çalıştım.üçüncüsü üniversitede bölümümdü ve en hakkıyla konuştuğum dildir.sonuncusu sırf meraktan 6 aylık bir kurstu.

    dil yaşayan bir varlık ve devamlı konuşulmadığı, duyulmadığı takdirde köreliyor.kelime hafızası siliniyor yavaş yavaş.birde öğrenmeye çalıştığınız dili pratikte kullanmak mühim bence.o yüzden ya etrafınızda ana dili öğrenmeye çalıştığınız dil olan insanlar olmalı ya da o dilin konuşulduğu ülkeye gitmelisiniz.zira kurslarda, derslerde öğretilmeyen dilbilgisi vs. tonla detay var.

    8 aralık 2015 11:42

    6. ileri derece ingilizce ve almanca konuşup orta karar da ispanyolca ve fransızca bilerek fazlasıyla bende olan lisan. babam ingilizceyle çok iç içedir ki kendisi ben anaokulunda türkçe okuma yazmadan önce ingilizce okuma yazmayı söktürdü. ancak dil nankördür. siz üstüne gitmedikçe, uğraş vermedikçe körelir ve unutursunuz.

    25 mayıs 2016 18:07

    7. öğrenmesi heves, ilgi, zaman gerektirir.

    ingilizcem ileri seviye, konuşma, yazma, duyduğumu anlama vs. hepsi. çünkü yurt dışında tecrübe ettim, sürekli online oyun oynadım, çok insanla konuştum. tömerin, dizilerin filmlerin çok faydasını gördüm.

    italyancam başlangıç, okuyup yazabiliyorum ama konuşmam ve duyduğumu anlamam biraz sıkıntılı henüz. italyanca eğitimimi milanoda aldım.

    latince ve antik yunancam da orta seviyede.

    umarım ispanyolca, almanca veya fransızcaya başlayacağım yakında.

    6 ağustos 2016 21:14


    8. ingilizceye ek olarak hangisini öğreneceğime bir türlü karar veremediğim.

    ingilizcem de mükemmel değil ama bir yerden sonra artık türkiyede yaşayarak ilerlemiyor. O yüzden ingilizcemi geliştirme fırsatı bulabileceğim ana kadar ikinci bir dil öğrenme çabasına girdim, ispanyolcayı seçmiştim kendime ama son zamanlarda kararsız kaldım. Fransızcayı hiç sevmememe rağmen ilerde kanadaya gitme ihtimali nedeniyle seçeneklerimin arasına ekledim, almanca ise en sevdiğim ama yüksek lisans için avusturyaya falan gitmezsem pek işime yaramayacak, ispanyolca da çok konuşulan dillerden biri fakat yukarda bahsettiğim iki durumun gerçekleşmesi durumunda işlevselliği düşüyor.

    sanki dünya ülkeleri beni almak için kapımdaymış gibi oldu ama :d

    6 ağustos 2016 22:19

    9. halil hoca'nın da çok önem verdiği bir şeydi en az bir garp bir şark lisanı öğrenmeli tarihi okumak isteyen demişti kendisiyle yapılan bir ropörtajda.

    bu hayatta sahip olup da övündüğüm tek şey öğrenmeye merakımdır. öğrendikçe öğrenmek, okudukça daha çok okumak istiyorum. dünya koskocaman bir deney alanı gibi her şeyi incelemek, görmek istiyorum. yeni bir dil öğrenmek bir anda okuyabileceğiniz materyali, dinleyebileceğiniz şarkı ve hikayeleri 2 katına çıkarıyor. muazzam bir kazanç.

    insan kibirli bi varlık olmasına rağmen öğrenme konusunda kendisini çok küçümsüyor. abi yeryüzünde var olmuş en geniş hafızaya, en gelişmiş işlemcili beyne sahipsin kullan onu, vur kırbacı vur kırbacı.bir jack sparrow özlü sözü der ki alabildiğin kadarını al ve asla geri verme.ben de diyorum ki öğrenebildiğin kadarını öğren radarları hep açık tut.

    ben ingilizce, almanca, ispanyolca, farsça ve osmanlı türkçesi öğreniyorum. ömrümün sonuna kadar da öğrenmeye devam edeceğim. dil hadi tamam öğrendim bitti gibi bi şey değil neticede 22 yıllık ana dilimde bile her gün yeni bi şey öğreniyorum. kendimi bu dillerde yeterli gördüğüm zaman yeni bir dil öğrenmeye koyulacağım.

    benim naçizane tavsiyem dil öğrenmek isteyenlere dinlemek ve konuşmak. dileyen sizi deli sansın ama çata pata konuşun, yanlış yapa yapa duya duya kulak dolgunluğunuz artacaktır. hiç çekinmeyin hiç kimse sizden bir japon gibi japonca konuşmanızı beklemez yanlış yapıyor dahi olsanız +1 dille karşınızdakinde en fazla saygı ve hayranlık uyandırabilirsiniz.

    öğrendiğiniz dile ait materyal biriktirmeyi de unutmayın. türkiye'de yabancı dilde yayın ne yazık ki çok az ama bulabildiğiniz makale,dergi,gazete,kitap gibi şeyleri okumaya ve dilin güncel gelişimini takip etmeye çalışın.

    imkanınız varsa o dilde altyazısız veya dinlediğiniz dilde altyazılı filmler ve diziler izleyin hem nasıl söylediğini duyun hem nasıl yazıldığını.

    katılabileceğiniz konuşma grubu varsa ya da daha iyisi anadili öğrenmek istediğiniz dil olan insanlar tanıyorsanız onlarla sık sık muhabbet edin.

    bir de minnacık bi not olarak söylüyorum kişisel tecrübelerimden eğer öğrendiğiniz dil sizin için yeni bi alfabeyse ilkokulda yapılan çizgi çalışması gibi bıkmadan yılmadan harfleri tekrar tekrar yazın hatta eşinizin dostunuzun adını,sokaktaki tabelaları falan o alfabeye transkribe etmeye çalışın.

    minnacık not2: öğrendiğiniz dil dışında o dil ailesine ait bir başka dil biliyorsanız birbirine ket vurmasınlar diye birbirine çok benzeyen kelimeleri bir liste yaparak çalışabilirsiniz ben bu şekilde hem kelimeyi daha kolay hatırlıyorum hem de kelime hangi dile ait ayrım yapabiliyorum.

    tamam tamam bu son notu: kendinizi tanıyın neyi nasıl kolay öğrendiğinizi bilin kendinize işkence etmeyin mesela siz görsel hafızası iyi olan bi insansanız post-itlere yapıştırıp yapıştırıp her yere asın kelimeleri, boş boş baksanız bile aklınızda kalır bi süre sonra, işitsel hafızanız gelişmişse kelimelerin söylenişlerini kaydedip telefonunuza atın arada 10 dakika dinleseniz bile yeter gibi. hiçbi şey yapamıyorsanız öğrendiğiniz dilde şarkı dinleyin ve eşlik etmeye çalışın.

    kıssadan hisse: dil nankördür tekrar etmeyi ihmal etmeyin.

    6 ağustos 2016 23:07

    10. Bir adet ispanyolcasıyla başım dertte.

    Zaman zaman "ingilizceden kolaymış diyorlar ehe" ve "yazıldığı gibi okunuyor aaynı türkçe çok basit" diyenleri vurmak istiyorum. Fiil çekimleri beni çıldırtıyor. Bazen bu fiil burada da mı farklı çekimleniyor diye kafayı yiyorum. Burası benim çalışırken kafayı yemiş kısmımdı. Şimdi sakin kısmıma geçelim.

    insanın kendine yeni şeyler katması kadar güzel bir şey yok. Dil öğrenmek de bu açından muazzam bir şey. Biraz romantikleşeceğim ama belki hiç gitmediğiniz bir yerde insanların nasıl iletişim kurduklarını, hangi kelimelerle günaydınlaştıklarını, hangi cümlelerle tartışıp, barıştıklarını, seni seviyorumlarını öğreniyorsunuz. Sonra oraya gittiğinizde onlarla siz aynı dilde konuşuyorsunuz. Bence bu çok etkileyici bir şey. İspanyolca çalışırken aklıma hep gabriel márquez'i getiriyorum ben mesela. Onun benim anlamaya çalıştığım dilde düşündüğünü, aklında o ispanyolca kelimelerin döndüğünü düşünmek beni heveslendiren şeylerden.

    Dil öğrenmek bence biraz zorlu bir süreç. Ama zamanla, elinize -daha seviye 1'de olsa - hikaye kitabını aldığınızda, anladığınızı görünce yaşanan mutluluk da az şeyde var gibi.

    7 ağustos 2016 00:36 7 ağustos 2016 00:36