sorular içinde ara
yeni soru sor
son sorular
son cevaplar
kategoriler
  • süslü
  • moda alışveriş
  • kuaför & güzellik merkezi
  • sağlık
  • spor
  • gönül işleri
  • aile arkadaş ilişkileri
  • cinsellik
  • eğitim & kariyer
  • seyahat
  • pet
  • sanat
  • bürokrasi
  • diğer
girdi yaz
medya ekle
  • linki kopyala
  • şikayet et
  • girdiler (65)
  • medya (0)

1. hangisini anlatayım.

1 eylül 2014 23:36

2. Başlığı görünce ağzım kulaklarıma kadar açıldı. Dinlemeyi een sevdiğim hikayelerdir ama anlatacak bir şeyim olmadığı için yine bir kez daha üzülüyorum. Yazın süslüler de okuyalım

2 eylül 2014 00:06

3. Birçok süslüye katılıyorum. Kesinlikle benim de en sevdiğim muhabbetler :))

Ajansa bağlı çalışıyorum yalnız mankenlik falan değil kongre toplantı organizasyonları yapıyoruz. Sevgilim ziraat mühendisi ve onun şirketinin organizasyonlarını da bizim ajans yapıyo. Neyse bi gün iş vardı, otele gittik. Ben grubun otel konaklamalarını yapıyorum. Tabi erkek arkadaşım Antalya'dan olduğu ve toplantı antalyada olduğu için o konaklamayacakmış. Ben resepsiyonda işleri hallederken beni görmüş, gelip toplantı salonunun yerini sormuş ama yüzüne pek bakmamışım. Halbuki radar gibiyimdir 2 metre boyunda kumral yeşil gözlü adama bakmamışım bildiğiniz. Neyse toplantı çıkışı gala salonunun önünde arkadaşlarla konuşurken baya suzmuş beni. Daha sonra yanıma gelip konuşmak istemiş ama çekinmiş hatta lavaboya gitmiş kaç kez göreyim diye. O gün konuşmadı tabi. Neyse 1 hafta sonra yine onların şirketinin fuarda işi var 3 kız gidicez. Şirket çalışanları alacak evlerden bizi. Beni alacak olan kişi aradı, arabasına bindim. Baya yakışıklı bi adam. (Uu beybi dedim içimden) ben sizi hiç görmemiştim dedim ben seni gördüm biliyorum dedi. İçimden hihihih yapıyorum ben tabi. Neyse 4 gün o aldı bıraktı beni eve. Bu arada hep çok güzel araba kullandığını iddia ediyo ben de büyük konuşma diyorum.Son gün fuardan çıkarken arkadaşlarım aradı X mekanında buluşalım diye. O sırada onu da arkadaşı aradı X mekanına gelsene diye. Beni eve bıraktı taksiyle gidicem arkadaşlarımın yanına. Bindim taksiye, yolda giderken baktım sağda kaza var. Bi baktım sevgilim. Daha sonradan öğrendiğime göre bi an önce mekana varabilmek için hız yapmış. Önemli bişey yoktu beraber gittik mekana. Ben arkadaşlarımla sürekli gülüyorum tabi. Serhatin arkadaşı 'bu kız sana bakmıyo hacı' demiş, canı sıkılmış, kalktılar gittiler tabi ben de baya bozuldum. Neyse biliyordum ama bana yazacağını kaç gün geçti yazmadı. Gün saymış tam 1 hafta sonra yazdı 1ay sonra 28 aralıkta sevgili olduk. Ve işin garip yani, benden önceki sevgilisi evlenme meraklısıymış ve falcı kıza demiş ki sen bu çocuğu 28 aralığa kadar nikah masasına oturtmazsan sonra rüyanda görürsün. Ta taa tam da o gün sevgili olduk 8 aydır birlikteyiz :)

2 eylül 2014 08:16

4. bir gün bu başlığa hayatımın aşkını buldum naralarıyla dönmek ümidiyle, o zamana kadar anlatacağım tek afili hikaye bitiş hikayeleri sanırım :)

2 eylül 2014 09:35

5. Üniversiteye ilk geldiğim sene idi, kendisinin ismini hep duyuyordum arkadaşlarımdan. Bacağını kırmıştı buz pistinde, alçılıydı :) Bu alçı onu baya popüler ve komik yapmıştı arkadaşlarımızın arasnda. Sürekli ismi geçiyordu grubumuz içerisinde ama kendisini hiç görmemiştim.

Bir gün arkadaşlarımdan birinin yurt odasına gitmiştik, sadece bilgisayarlarından birşey bakmak istiyorduk. O da oradaydı. Ayağı alçılı ve koltuk değnekleri vardı.

Ona dediğim ilk şey 'oo sen o meşhur ayağını kıran çocuksun' olmuştu :) O bana sadece gülmüştü ve 'evet' demişti. Uzun uzun bakmıştı ve hafif tebessüm etmişti.

Daha sonra onu birkaç hafta görmedim. Birkaç hafta sonra bizim grupla takılmaya başladı. Sürekli beraber aynı grup içerisindeydik, ama asla birbirimizle konuşmuyorduk, mesajlaşmıyorduk. Grup içerisinde bakışıyorduk sadece. İnanmayacaksınız ama bu 6 ay sürdü. Benden hoşlandığını biliyordum bu 6 ay içerisinde, arkadaşlarımıza söylemişti. Ama bana hiç açılamadı. Çünkü ben öyle çekingenimdir ki, hoşlandığım insanla ekstra soğuk olurum nedense. Oda benden yüz alamadığı için, ve söylediğnie göre 'ilk defa tattığı bir duygu' olduğu için benle konuşamamaış hiç.

6 ay sonra aniden bana söyledi. Daha hiç mesajlaşmamıştık bile birbirimizle. Tanımıyorduk birbirimizi. İki yabancıydık sadece ve bir akşam aniden çıkmaya başladık.

Şuan 3. senemiz. Her gün onunla tanıştığım için şükrediyorum :)

2 eylül 2014 10:00

6. soğuk bir şubat sabahıydı. (hikaye boluda geçiyor.) iş yerine gitmek için servise bindik. gayet sıradan bir güne benziyorken duraktan servise daha önce görmediğimiz birisi bindi. üzerinde koyu mor şişme mont, jean ve kahverengi harley botlar vardı. (hala unutamam.) adam öyle dikkatimi çekti ki :) off allaamm içimden kim bu bilmem ne derken arkadan yeni çevre mühendisi fısıltısını duydum :) içimdeki canavar resmen halay çekmeye başladı. içimden düşünüyorum ama roma sütunu gibi adam nerden bulmuş bizim şirketi diye :) neyse ayrı birimlerde çalıştığımız ve işletmelerimizin yerleri farklı olduğu için sabahları servis hariç kendisiyle çok fazla sohbet etme fırsatım olmadı. birkaç hafta sonra iş arkadaşlarıyla rutin içme coşma gecemize o da geldi. ilerleyen saatlerde dışarıya sigara içmeye geldi tam da biz ilişkilerden söz ediyorduk. ben içimden kesin sevgili vardır diye üzülürken ; kızlarla ilgili yüzünün asla gülmediğini çok şanssız olduğundan bahsetti :)) ve o en önemli göz göze gelme olayı oldu.. tabi ben içimden mutluluktan mahmut tuncere bağladım kendimi :) o gece orada gökyüzüne doğru benim olsun allahım diye dua ettim. artık nasıl içten bir dua etmişsem 4 ay sonra nişanlandık 4 ay sonra da evlendik. şu an 1 senelik evliyiz ve çok mutluyuz (3 gün sonra ilk yıl dönümümüz) (gizlinot: kalp kalp kalp)

2 eylül 2014 16:02 2 eylül 2014 16:04

7. Ben de anlatayım bari :) ayrılma hikayelerine yazamamıştım çünkü daha önce hiç sevgilimden ayrılmadım. şu andaki sevgilim benim ilk sevgilim ve inşallah tek sevgilim olur.

Neyse efendim, ben üniversite sınavına hazırlanıyorum. ama baya kapattım kendimi. okul-dersane-ev üçgeni arasında gidip geliyorum sürekli. cep telefonumda kontör yok, bilgisayar yok, internet yok. kısacası hiçbir şey yok, sadece sınava odaklandım.

Sonra bilen bilir 0.facebook vardı (ybkz: heeey gidi günler ) eh bu çıkınca ben de değerlendireyim dedim. yani alt tarafı facebook. hem kafam dağılır diye düşündüm. Bir gün bir arkadaşım bir sayfadan paylaşım yapmış. sayfaya tıkladım, beğendim de takibe aldım.

bugüne kadar birçok şey okudum, birçok kişi takip ettim sosyal medyada ama sevgilim haricinde kimsenin sayfasına "ayyyyy ben bu çocuklar sevgili olmalıyım!" demedim, "bu çocuk benim ruh eşim olmalı!" demedim. ya da esmer kızlarla ilgili bir beğeni cümlesi kurduğunda kumral bir bağyan olarak gücenmedim. tüm bunlar sevgilimin yazdıklarına özel durumlardı. hatta sanki ortada bir şey varmış gibi eski sevgilisi zeynep'le (ybkz: daimi stalkerınım kızım) ilgili bir şey yazdığında dertlenmiştim. her dakika yazdıklarına bakıyorum falan. inanılmaz seviyorum yazdıklarını.

sonra sınavlar bitti, bana bilgisayar geldi, internet geldi. ben bilgisayardan da aynı duygularla takip ediyorum kendisini. yöneticinin adı yazıyor ya tıkladım bakayım resmine diye. yarabbim o ne tatlılık, o ne yakışıklılık... gözlerimde kalpler yanıp sönüyor böyle. bu arada sevgilim esmerdir ve ben bugüne kadar esmer hiçbir erkeği beğenmemişimdir.

üniversiteye başladım. sayfaya olan ilgim bitmedi ama biraz azaldı. yani önceki gibi değildi takibim falan, ama yine de seviyorum, takip ediyorum. mart ayında kendisinin twitter hesabını buldum. hemen oradan da takip ettim.

ardından tabi başladı retweetler, favoriler falan. ama vallahi yürümüyordum çünkü gözümde o kadar yüksek bir yerde ki bana sümüğünü bile atmaz diye düşünüyorum. sonra bir gün bir twit atıyor, ben de ona yazıyorum ve o da bana cevap veriyor! yazdığı en fazla 50 karakterlik bir şey ama benim nasıl sevindiğimi, sevincimden kendimi duvarlara çarptığımı, salak gibi yatakta yuvarlandığımı görmeniz lazım.

sonra ben bir kere yüz buldum ya artık allah ne verdiyse yazıp duruyorum. sabırlı çocuk ama cevap veriyor hep, yalnızca benim kadar hevesli değil. benim de o zamanlar twitterdakı profil resmim arkam dönükken çekilmiş bir resim, yüzüm belli değil yani. aman dedim görsün gudubet suratımı da ona göre yazsın ya da yazmasın diye düşündüm. ama yine de tam gudubetine cesaret edemedim şöyle güzellerinden bir fotoğraf koydum. aradan geçen kısa bir süre içerisinde kendisi de beni takip etti. (ybkz: ho ho ho güzel miyim neyim neyimm :) )

bende de bir kendimi geri çekme çalışmaları "yok ya bugün yazmıcam." falan. tabi her seferinde yazıyorum. konuşmalar artık uzun ama ne fark eder hepsini ben başlatıyorum.

bir gece kendisi sayfasında şarkı paylaştı. (ybkz: göksel uzaktan ) (ybkz: sonradan benim için paylaştığını öğrendim ) bir baktım şarkının altında kızın biri buna asılmış. bu da böyle gönüllü olmadan bir cevap vermiş. bana bak dedim kızım, seni ayağımın altına alırım. daldım ben de yorumlara ve elbette sevgili sevgilimin tüm ilgisini üzerime topladım :)

Bir yandan da derin düşünceler içerisindeyim neden beni hala eklemiyor diye bunun için de twitterdan kızıyorum kendisine. ona mention atmadan onun hakkında konuşuyorum anlasın da eklesin diye. ama suç bendeymiş a dostlar. ekleme isteklerine kapalıymışım. (ybkz: artık bendeki ne tür bir salaklıksa )

Neyse sonra beni ekledi, ardından olaylar gelişti. ama o ekledikten sonra diğer gün arkadaşlarımla buluşacak olmama rağmen saat altıya kadar uyuyamadım. öyle delirdim ki camsille dolaplarımı sildim.

13 eylül 2014 15:07

8. ay anlatmayı en sevdiğim şey :)

2010 senesinin eylül ayında üniversite için Afyon'a gittim. Çok yakın bir arkadaşım sevgilisiyle buluşacağını söyledi ve benimde onlara eşlik etmemi istedi. O zamanlar adını çok duyduğum şimdiki sevgilim bizi alacak yurdun önünden. 2 defa falan arkadaşıma eşlik etmek için bindim arabaya ama ikisinde de akşamdı ve arabada bile birbirimizin yüzüne bakmamıştık ve ben sıkıldığım için yarım saatten fazla durmamıştım onlarla.

Bir gün arkadaşımla okuldan dönüyoruz en berbat halimle. yurdun aşağısındaki kafenin önünden geçerken gördük onu. Arkadaşım durdu muhabbet ediyorlar bende yere bakıyorum. Bir ara kafamı kaldırdım 3-5 saniye onun yüzüne baktım ve kafamı eğdim tekrar yere. O gittikten sonra arkadaşıma söylediğim tek cümle ' kızım ben aşık oldum ' idi. İlk görüşte aşka da inanmış olduk böylece. ( İlk kez aşık oluyorum bu arada :) )

Bir gün yurtta oturuyorum. Arkadaşımla mesajlaşıyorum. sevgilisi ve benimkiyle beraber kafede oturuyormuş. İçimden keşke telefonu Aks alsa da mesaj atsa dedim.Tam o anda napiyorsun diye bir mesaj geldi Aks'tan. Arkadaşım midye yemeye gideceklerini söylemişti. Keşke bana da getirseler dedim içimden ve hemen ardından bir mesaj daha istersen sana da midye getireyim diye sevgili sevgilimden. Çok şaşırdım tabi..

3-5 gün sonra yine aynı arkadaşım sevgilisinin evinde bana mesaj attı. herkes burada enstürmanlarıyla çok güzel şeyler çalıyorlar sende gel diye. Tabi Aks'ta oarda kaçar mı kaçmaz :) Hiç bilmediğim bir tarafta evleri ama hazırlandım atladım dolmuşa gittim. İstediğin bir parça varsa çalalım dedi Aksciğim. Kaç kadeh kırıldıyı çalar mısınız dedim çalamayız yeni çaldık dedi ben kızarmış morarmış bunlar girdiler istediğim şarkıya baktım gülüyor benimki :)

1 kaç saat sonra gitmek için kalktım o sırada Aks'ında programı varmış o da kalktı. Kızlar beni durağa götürdü minibüs beklerken Aks önümden arabasıyla geçti gitti. ben Çok sinirlendim tabi. İnsan nezaketen götüreyim der falan diye. Ben öyle içimden küfürler yağdırırken bir baktım bi araba geri geri geliyor. Açtı cami gel seni de bırakayım dedi. Bende nasıl heycanlandıysam arabanın arka kapısını açtım bi baktım kocaman org mümkün değil benim sığmam. Benimki gülüyor yine gel öne gel dedi :). Neyse bindim ben yanına. Giderken bu yanlış yola girdi falan ben doğru yolu tarif ettim ama meğer bu yolu zaten avucunun içi gibi biliyormuş 4 yıldır oradaymış Benimle daha fazla zaman geçirmek için öyle yapmış.

3-5 gün sonra da facebooktan ekleştik görüşme günü ayarladık falan filan.

Sonuna kadar okuyan süslü arkadaşlarım varsa teşekkür ederim. Ve onlara kısa bir not: Çok seviyorum süslüler :)

20 aralık 2014 02:07

9. Aslinda hersey hazirlik sinifinda basladi. O zamanlar facebook'um vardi. Sevgilim de beni ordan ekledi. (gizlinot: ayni bolumdeyiz diye ) havadan sudan bir konusmamiz oldu ama o kadar.(gizlinot: sende mi kamucusun filan vb). Sonra ben facebook'umu kapattim. 1.siniftayken farkli arkadas gruplarindaydik hic yuzyuze muhabbetimiz olmadi. Bir aksam bi arkadasim beni duraga birakti. Sevgilimde duraktaydi ve arkadasimla sevgilimin muhabbeti oldugundan 3müz konusmaya basladik. Ayni otobuse bindik ikimizde. (gizlinot: evimiz ayni semtteymis megerse ).boylece muhabbetimiz basladi. Sonra neredeyse 1 ay boyunca sacma sapan bahanelerle basbasa bulustuk. Benim neleri sevip sevmedigimi ogrenip. Vapurda teklifi patlatti:)(gizlinot: vapura; denize bayilirim)

1 haziran 2012 den buyana beraberiz. Cok sukur:)

2 ocak 2015 00:46 2 ocak 2015 01:59

10. Çok ilginç bir tanışma hikayem yok ama ismini bile duyunca gülümsüyorum. Aynı üniversitedeyiz. İkimiz de birinci sınıf. Ben eczacılık okuyorum o da diş hekimliği. Onun ev ve sınıf arkadaşı benim aynı sınıfta olduğum yakın bir arkadaşımdan hoşlanıyor. Konuşmayı denedi ama benim arkadaşım da hiç yüz vermedi. İyi ki vermemiş. :) Daha sonra yüz alamayan arkadaş gidip benim sevdiceğime kızın fotoğrafını gösteriyor "bu kızdan çok hoşlanıyorum bana yardım et ne yaptıysam konuşamadım" demiş. Fotoğraf da bizim yan yana olduğumuz bir fotoğraf. Anlattığına göre daha ilk gördüğü saniye içinde bir şeyler hissetmiş ve geleceği görmüş benimle. Sonrasında konuşmalar, tesadüfen yoluma çıkmaya çalışmalar derken ilerledi aramızdaki şey. Ben ilk zamanlar hiç yüz vermedim tabi. Birgün beni arkadaş grubuyla gideceği bir sinemaya davet etti. Ben tabiki gitmek istemedim. (arkadaşlarını hala hiç sevmem) Daha sonra çok kırıldı heralde hiç yazmadı. Ertesi gün filmin saatinde bir mesaj geldi. Baktım ses kaydı. Filmden. Şarkı normale hoşuma gitmeyecek bir şarkı ama o an hissettiklerimi hala bile anlatamıyorum. Zar zor cümle kuruyorum. Çok kısa konuştuk. Diğer gün okulda hep onu görmek istiyorum. yazmıyor üzülüyorum. Sonra baktım ben ciddi ciddi aşık oluyorum bu çocuğa. Dedim ne olacaksa olsun. Kendimi ona bıraktım. Konuşmalarımız bayağı ilerledi. Hiç sesini duymamışım hep mesajla konuşmuşuz. Seni arayayım mı dedi. Ara dedim. Tam iki saat konuştuk. Böylece hayatımın en güzel sesini duymuş oldum. Diğer gün okula gittim. Konuşalım görüşelim dedim. Bir cesaret :) Dört dakikalık bir konuşmamız oldu. Elimdeki eklem yüzüklerine bakarak "kaç tane onlar" deyip güldü. Kekeledim resmen. "Hıı seviyorum" dedim. Heyecandan yüzüne bile bakamadım. Beni fakülteme bıraktı ve gitti. Yazarken bile nasıl heyecanlıyım anlatamıyorum. Daha sonra ilk buluşmalar gece yarılarına kadar konuşmalar derken birgün sinemaya gidelim mi dedi. Kabul ettim ve gittik. Aynı filme :) Asker arkadaşı gibi izledik tüm filmi. Derken o şarkının çaldığı sahne geldi. Dönüp "O şarkı değil mi" dedim. Evet dedi. Ama nasıl bir evet demek o. Heyecanını görmemek için kör olmak lazım. Daha sonra elini cebine doğru uzattı birden. Bir kutu çıkardı. Sana bir şey vermek istiyorum dedi. Dönüp kutuyu açmasını bekledim ve açtı. Kar tanesi şeklinde bir yüzük çıktı. Çok güzeldi. Elimi uzattım. İkimizin de parmakları titriyor. Taktıktan sonra "sen benim için eşsizsin" dedi. O yüzüğü bir yıl boyunca takıp kaybettiysem de yeri ben de hep ayrı olacak. Bir yıl 25 gündür benimle. Ailemden biri oldu. Çok aşığım sözlük.

5 nisan 2015 10:41