yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (1)
    • medya (0)

    1. 2019 yapımı bir drama filmi. still alice ile oscar kazanmış olan julianne moore yine yürek dağlıyor. michelle williams (gizlinot: eskiden severdim ama son yıllarda kendisini pek sevmiyorum. geçmişte yer aldığı diziye dair yaptığı açıklamalar, hüzünlü haller...) ve billy crudup ona eşlik ediyorlar. insana kendini birçok açıdan sorgulatan ağır bir film, tokat gibi çarpabilir aman dikkat.

    ---spoiler---

    filmin senaryo matematiğinin çok iyi olduğunu söylemeliyim. ilk dakikaları ''bu ne biçim klişe'' diye düşünürken film bittiğinde senaryoya hayran kaldım. her şeyi aşama aşama öğreniyoruz: isabel'in grace'in annesi olduğunu, theresa'nın hasta olduğunu ve taşlar yerine oturuyor. bunu da ''yaptım oldu'' tarzında bir şekilde değil altını doldura doldura vermişler, bravo.

    örnek vermek gerekirse theresa'nın filmde trafikle ilgili en az üç dört tane repliği olduğunu fark edeceksiniz. ''oradan gitmeyelim trafik uzar, trafiğe takılmak istemiyorum...'' bunu ''şehirli insan, modern insan'' kalıbına (gizlinot: ki filmde theresa'yı itici ve materyalist, isabel'i melek ve ermiş göstermişler. ya da ben böyle gördüm. bu yer yer sinir bozucu olabiliyor. insanız hepimiz, hepsinden biraz var içimizde.) uydurmak için yaptıklarını düşünmüştüm ama kadın hasta. bir saniye bile çok önemli onun için, kaybedecek vakti yok.

    filmin isabel (gizlinot: suratına suratına ''sen kızını bıraktın ondan hayır işi yapıyorsun'' denmesi kaba ama lafın içeriği psikolojik olarak pek de yanlış değil. isabel'in bu işlere yönelmesi vicdan azabı kaynaklı muhtemelen.) ve ''huzur hindistan'da'' kısmını kamu spotu gibi buldum. filmin vermek istediği ''dünyada ölümden başkası yalan'' mesajına aykırı ve çok sığ bir yorum olacak ama jai'ye takıldım. amerika'ya gitse hayatı değişecekti belki. böyle bir kararı çocuğa bırakmak ne kadar doğru bilemedim. çocuğu kolundan tutup zorla götürecek hali yoktu ama sahip olabileceği imkanları anlatabilirdi. o yaşta bir çocuk alıştığı ortamı, oyun arkadaşlarını bırakmak istemez fakat ileri yaşlarda arkadaşların değil sahip olabildiğin imkanların bir önemi oluyor.

    evlatlık konusuna girersem çıkamam, girdiyi uzatmak istemiyorum. (gizlinot: baba anlaşmayı bozduğu için kabahatli ama kızı anneye düşman yetiştirmek yerine öldü demiş. ne daha doğru olurdu bilemedim.) filmin kemiğini oluşturuyor ama verilmek istenen mesaj için bir aracı sadece. zaten filmde bu süreç çok hızlı gelişiyor, grace'in durumu kabullenişi ve hesaplaşmaları, evliliği, boşanması falan çok havada ve anlamsız kalıyor. o da nazar boncuğu olsun.

    film bittikten sonra julianne'nin ''hazır değilim'' diye ağlaması ve ondan geriye kalanın bir avuç kül olması yüreğime oturdu sadece. bir avuç kül. yaşına, parana, çocuklarına, geçmişine, geleceğine bakmıyor. ne zaman geleceği belli değil. düşünmeye korktuğum şeyleri görmek kolay olmadı.

    ---spoiler---

    2 mart 23:23