yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (19)
    • medya (4)

    1. taylor lautner'a ne zaman baksam bir alpaka görüyorum. söyleceklerim bu kadar.

    görsellere ekleyeceğim.

    19 aralık 2017 00:19

    2. içimdeki ergeni uyandıran seri.

    baya seviyorum ben.bunu itirafa mı yazsaydım agshs hatta son iki filmi ezberlemiştim.

    ha bir de filmleri ne kadar kötü de olsa soundtrack albümleri birer şaheserdir.

    son olarak #teamedward #teamcullen <3

    19 aralık 2017 01:04

    3. vay arkadas bu serinin filmi ciktiginda ben universitedeydim. (gizlinot: yaslilique sasdfafaf) hatirliyorum da yurtta odaca okumustuk tum seriyi elden ele 3 gunde. tabi ki buffyli bir nesil olarak o vampir tasvirleri, guneste parlamalar, yok efendim kemik kiracak sekilde seks yapmalar bu nedenle edward ve bellanin sadece kabiz kabiz opusmesi, kan emmek gibi vahsice bir eylemi gerceklestirken bile karizmatik gorunmeler, fashion weekten firlamiscasina ortalarda dolasmalar vb vb sacma gelmisti. evet sariyor ve surukleyici ama acayip sig bir kitap ve film serisi bence. filmlerin tek guzel yani ise soundtracklerdi, allahi var tum filmlerinin muziklerine ozenmisler, alexandre desplat ise muthis bir is cikarmis.

    19 aralık 2017 01:56


    4. Ergenken pek sevdiğim vampirli-perili konulu kitaplardan ennn sevdiğim dizi serisiydi. O zamanlar bu tarz filmleri sevenlere hede hödö derken, kendimi eve gitsemde kitaplarını okusam derken buluyordum. Hani kitaplar böyle çok sayfa olduğu için gözünüzde büyür ya, allahım o kitap sayfaları bitmesin diye yavaş yavaş okumalar, tuvalete gidip orda okumalar, yemek yemek yerine kitap okumam falan hepsi gözümde canlanıyor alacakaranlık denildiğinde. Filmini pek sevmiyordum ama kitabına diyecek tek bir lafım olamaz. Şimdi alsam başlasam okumaya kesin yine kendimi izole eder dört seriyide baştan sona okurum. alacakaranlık kadar heyecanlı bir seriyi bir daha okuyamadım, ya da hevesim geçti bu tarz vampirli şeylere sanırım. Gerçi ben jacop'u seviyordum, vampirlerden bana neyse. (gizlinot: Swf)

    19 aralık 2017 02:54 19 aralık 2017 02:57

    5. sayesinde ingilizce öğrendiğim seri. respect!

    kitaplar kötüydü ama aynı zamanda bağımlılık yapıyordu, o kadar ki fanfiction okumak zorunda kalmıştım djlfkhglkfg

    19 aralık 2017 09:13

    6. yaa ama ben universitedeydim. sanirim son 3. siniftaydim, 2008 olabilir. hava soguktu hatirliyorum. cilginlar gibi ergen ergen okurdum. o zaman turkce kitaplari yoktu. internetten pdf seklinde indirip okurdum. cilginlar gibi online mecralarda takip ederdim falan. butun filmlerine tabii ki gittim. hatta dvd olarak aldim falan.

    kitaplarin ingilizcesi cok cok basit yazildigindan, kolay okumalik cerez kitaplar. ingilizcenizi gelistirmek icin bir kitap arayisindaysaniz tavsiye ederim.

    ben ispanyolcasina basladim ispanyolcam gelissin diye.

    19 aralık 2017 14:50

    7. İnanılmaz heyecanla okuduğum kitaplardı.

    Birde film soundtracklerini telefonuma indirmiştim. Kitabı o müzikler eşliğinde okuyordum asdffg. Robert pattinson un söylediği şarkılar favorimdi ahh ahh :)

    20 aralık 2017 00:16


    8. yılda muhakkak birkaç kez baştan izleme maratonu yaptığım, hayatımın 4-5 yılını fangirllüğüne ayırdığım, ergenliğimin vazgeçilmez serisi. malum karantinada olduğumuz ve ben de işsiz olduğum için hakkında biraz uzun yazıcam.

    twilight ilk çıktığı zamanlarda, en çok ilgileneninden, en alakasız insanına kadar herkesin dilindeydi. "bir vampirle insanın aşkı..." diye o kadar çok duyardım ki epey destansı bir şey zannetmiştim. dolayısıyla ben de herkes gibi merak edip izledim. ama ben ilk filmi izlediğim zaman yeni ay yeni vizyona girmişti. ama ben gidecek kimsem olmadığı için sinemada izleyememiştim ve aylarca cdsinin çıkmasını beklemiştim (gizlinot: sad story) (gizlinot: tabii o zamanlar netflix yok) tabii o zamanlar baya pembe gözlükle izledim tüm seriyi. şimdi yıllar geçtikçe milyon tane saçmalığı yeni yeni fark ediyorum.

    mesela bella'nın ne özelliği var da okulda herkes bu kızın peşinde? jessica'nın düğünde yaptığı konuşmadaki gibi ne voleybol takımında oynuyordu, ne bilmem neyin başkanıydı(gizlinot: lol) bu kızın ne hikmeti var da herkes buna aşık oluyor vay efendim ezeli düşmanlar bu kızı kurtarmak için birleşiyor? baksan çok da güzel değil. hele filmde mutluyken bile gülmüyor bu kadın. filmlerin afişine bakarsanız 5 yıl boyunca hep aynı mimikle olduğunu anlarsınız. bella'nın son filmde vampir olduğunda bu kızın olağanüstü bir vampir olarak tasvir edilmesine baya sinir olmuştum. insan kanından kaçıyor falan. bir de edward cullen gibi dünya yakışıklısı bir sevgiliye sahip olup "vampir olmak istiyorum ama konu sadece sen değilsin, ben hiçbir zaman normal olmadım" demesi. annenin karnından vampir olarak doğacakmışsın da bir yanlışlık olmuş pardon.

    film aslında bunun gibi bir sürü açık uçlu şey barındırıyor. mesela reneesme yarı vampir yarı insan ama bu kızın akıbeti ne olacak? uzunca bir süre yaşayacak ama ne kadar uzun? ve volturi neden bu çocuğa bu kadar karşıydı, her yerde bir sürü yeni doğan varken? (buna filmi ilk izlediğim zaman da anlam verememiştim) jacob'ın minicik bir bebeğe aşık olma saçmalığından hiç bahsetmiyorum bile. sonra serinin en normal insanı charlie, jacob karşısında kurda dönüşüyor, üstüne iki dakikadan fazla düşünmüyor, reneesme 10 günde 6 yaşına geliyor, hiç sorgulamıyor falan. ulan ben kafayı yerdim bu nasıl hayat diye.

    bana kalırsa filmde saçmalıklar silsilesi 3. filmle başlıyor. ilk filmdeki o sıcak tatlı hikayeyi hala aynı heyecanla izliyorum, ikinci filmin de depresif havasını çok seviyorum ama tutulmayla beraber olaylar aşırı saçma bir hal alıyor. ilk iki filmin neredeyse repliklerine kadar her şeyini ezberlemiş birisi olarak, tutulmada ve son iki filmlerde olayları sadece genel hatlarıyla biliyorum hatta çoğunu hatırlamıyorum bile. ama yine de onları izlediğimde de o zamanları hatırlayıp mutlu oluyorum. bu serinin en büyük şansı bence facebook'un popüler olduğu zamanlarda çıkması oldu. her gün binlerce sayfalar açılıyordu facebookta, photoshoplar, fanfictionlar gırlaydı. bi de manyak gibi hep harry potter fanlarıyla kavga ediyor, anamızı babamızı savunuyormuş gibi oyuncuları falan savunuyorduk. o zamanlar facebookta 2000 tane falan arkadaşım vardı, hepsi soy ismi cullen, pattinson olan fan hesaplarıydı. twilight televizyonda yayınlandığı zaman herkes 0.facebooka girip tüm replikleri sıralardı. şu an o arkadaşlarımdan hala konuştuklarım var, hatta birisiyle aynı üniversitedeyiz :) nedense böyle küçük tesadüfler de mutlu ediyor beni, o zamanlar ne manyakmışız diye konuşuyoruz bazen.

    alacakaranlık serisi o zamanlar katıldıkları her ödül töreninde en iyi film ödülünü alıyordu. ben de tabii sanki oscar almışçasına "vay be gerçekten en iyi film seçildi" moduna giriyordum. sonradan fark ettim ki o ödül törenleri hep gençlerin oylarıyla seçiliyormuş (bkz: teen choice awards) insan zaman geçtikçe gerçekten ben bunu nasıl izledim diyor. hatta arada robert pattinson'ın eski röportajlarına denk geliyorum, aslında twilight'ın ne kadar saçma olduğunu söylemekten asla çekinmiyor. filmin yan oyuncuları ise hallerinden memnun, hepsi hala seriden gülümseyerek bahsedebiliyorken başrol oyuncuları twilight kelimesini duydukça kaçmak istiyor. aslında haksız da sayılmazlar, çok genç yaşta çok büyük bir popülarite elde ettiler dolayısıyla her hareketleri hep takip edildi. bazı eski prömiyer videolarını izlediğim zaman hayranların çığlıklarından ben rahatsız oluyorum, kim bilir onlar ne çekmiştir.

    neyse, bolca zamanım olduğu için biraz bu seri hakkında konuşmak istedim. şimdi ne kadar saçma gelse de, üstteki entrylerden de anladığım kadarıyla herkesin hayatında bir dönem güzel bir yer edinen bir seriymiş. şu an çerez niyetine izlenilebilecek filmler kategorisindedir ama ben gibi hayatının bir dönemini bu seriye adamış insanlar için farklı bi yeri vardır.

    edit: stephenie meyer'in sitesinde birkaç gündür geri sayım vardı, bugün gelen habere göre alacakaranlık'ı edward'ın gözünden yazdığı midnight sun'ı 4 ağustos 2020'de çıkaracakmış. çok mutlu oldum çok duygulandım. zamanında kitabın bir kısmı sızdığı için yazmayı bırakmıştı yazar, yaklaşık 10 yıldır ha çıktı ha çıkacak diye konuşuluyordu. farklı bir bakış açısından okuyup eski günlere dönmek için sabırsızlanıyorum!

    29 nisan 2020 02:47 4 mayıs 2020 19:09

    9. dün iki küçük liseli kızın alacakaranlık serisini bilmediklerini ve "o nee abii yaa" tarzı söylemlerini duyunca duygulandım ve bu bomboş zamanlarda tekrar açıp izledim. ilk izlediğimde daha 8. sınıftaydım. o dönem çılgın bir alacakaranlık furyası vardı. iyi kötü herkes bilirdi. hey gidi günleerr...

    şimdi yıllar sonra izleyince fark ettim ki ilk film cidden kötü. hem hikaye olarak hem oyunculuk olarak. özellikle robert pattinson çok çiğmiş o zamanlar. abartılı tepkiler, saçma bakışlar... hikaye ise tam bir ergen hikayesi işte.

    2. film çok sakin olduğu için sevmiyorum o yüzden onu izlemedim bile.

    hatta koca seriden sadece 4 ve 5. filmi seviyorum. oyunculuklar daha bi oturmuş, konu daha bi bağlayıcı.

    ilk izlediğimde kristen stewart'ı hiç beğenmemiştim. ne bileyim çok basit bir güzellikte gelmişti, sanki bella karakteri için daha güzel biri olmalıydı benim için. ama dün izleyince acayip güzel buldum, çok sade bir güzelliği varmış o dönem. özellikle 4 ve 5. filmde gerek makyajı gerek saçı hayran bıraktı. sanırım insan küçükken daha bi gösterişli şeyleri seviyor, zamanla sade güzellikler ilgi çekiyor.

    değişmeyen fikrim o dönemde alice karakterini çok seviyordum hala çok seviyor ve güzel buluyorum. emmet karakteri ise hikayesi anlatılmadığı ve geri planda bırakıldığı için kalbimde bir yara.

    yine ilk izlediğimde bella'nın gelinliğini ve saçını hiç beğenmemiştim fakat bu sefer buna da hayran kaldım. dönemsiz ve çok şık, çok zarif. hele saçı... hemen bu sabah kendimde yapmayı denedim tabi. saç, makyaj, gelinlik, düğün alanı... her şey çok çok güzelmiş.

    zamanla zevkim çok değişmiş bunu anladım. iyi ki değişmiş ama...

    ne bileyim güzel oldu benim için, yine o dönemlere döndüm, jacob'a az kin gütmemiştim bella'nın kızına mühürlendiği için. hani gerçek bir insan olsa bulup döverdim, öyle bir kinliydim. edwardcı tarafımı hatırladım, bella'ya sinir oluşlarımı falan... geçmişte bu filmle anısı olanlara önerim tekrar izleyin, bu sefer farklı bakabilirsiniz... ayrıca güzel bir hatırlatıcı oluyor.

    29 nisan 2020 19:28

    10. Çok ama çok sevdiğim bir seriydi. Hepsini izledim ama ben ilk filmi çok sevmiştim gerçi kitabı daha büyüleyiciydi. Belki bu karantina günlerinde yine izlerim neden olmasın. 

    29 nisan 2020 19:39