yeni
popüler
    sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (4)
    • medya (0)

    1. Yunanistan’ın adını tanrıça athena’dan alan başkenti. Mitolojide deniz tanrısı poseidon ve bilgelik tanrıçası athena’nın şehir için pek çok kez karşı karşıya geldiği en sonunda poseidon’un mızrağını yere vurarak tuzlu su kaynağı yaratarak şehre armağan ettiği, athena’nın ise şehire barışın simgesi olan bir zeytin ağacı armağan ettiği, şehrin sakinlerinin de zeytin ağacını ve dolayısıyla athena’yı tercih ederek şehre bu ismi verdikleri söylenir.

    Şehri ilk kez kuşbakışı gördüğümde bembeyaz binalar, çok az yeşil alan ve çepeçevre masmavi deniz dikkatimi çekmişti. Uçakla 1,5 saat civarı sürüyor. Havaalanından şehire geliş çok kolay. Yan destinasyonlarla birlikte 3 ayrı metro hattı var. şehrin bütün turistik atraksiyonlarının yer aldığı syntagma, ermou, monastiraki, plaka ve akropolis’e metro ile ulaşılabiliyor. Ayrıca adalara gideceksiniz mutlaka işinizin düşeceği pire limanı’na da yine havaalanından veya merkezden metro ile geçebiliyorsunuz. Metro ile ilgili ilginç bir durum var. Havaalanından şehire gelirken gişeden bilet aldım ve 8 euro ödedim fakat şehir içinde metro 1.20 euro. Dönüşte pire’den şehir içine geleceğim için 1,20 euro’ya bilet aldım. merkezde inip 1 saat takıldım sonra tekrar havaalanı metrosuna binerken herhangi bir turnike vb olmadığı ve 1 saat içinde aktarma hakkı olduğu için aynı bilet cebimde bindim ve havaalanına kadar öyle gitmiş oldum. Bu vesileyle avrupa’nın en yakışıklı başbakanı tsipras’tan da özür dileyeyim sanırım ekonomiye bir darbe de benden geldi. Siz de bilin ama yapmayın çok ayıp. Bir de yakalanınca 20 katı ceza ödetiyorlarmış.

    Ben atina’da toplam 24 saat geçirdim. Bir dahakine 2 veya 2,5 gün ayırıp daha detaylı gezmek istiyorum ama 1 gün içinde de atina’nın şöyle bir kabası alınır yani o kadar büyük bir şehir değil. Yürüyerek gezilebiliyor büyük ölçüde ve metro da var. Ben nasıl gezdim nereleri gördüm?

    Öncelikle atina’nın istiklal caddesi ermou caddesi. Bu caddenin bir ucu haberlerde falan sürekli gördüğümüz parlemento binasının da yer aldığı syntagma meydanı’na diğer ucu da yine şehrin en merkezi yerlerinden biri olan monastiraki meydanı’na uzanıyor. Cadde trafiğe kapalı ve hem cadde üstünde hem de ara sokaklarda pek çok otel, cafe, bar, sephora,mango, korres gibi ünlü markaların dükkanları ve yerel dükkanlar mevcut. Benim kaldığım yer caddeye açılan ara sokaklardan birinde yer alıyordu ve geceliği 76 euro idi. Ucuz olmamakla birikte 1 gece kalacağım, yalnız olduğum ve her yere yürüyerek veya metro ile hızlı şekilde ulaşabileceğim için tercih ettim. Otel aman aman değildi ama 1-2 gece gayet güzel idare edebilecek bir yer.

    Öğle saatlerinde otele giriş yaptım ve hiç oyalanmadan dışarı attım kendimi. Önce koşa koşa metrodan indiğim syntagma meydanı’na geri gittim çünkü hem parlamento binası’nın önünde geleneksel yunan askeri kıyafetleri içinde bekleyen askerlerin nöbet değişimini görüp fotoğraflamak istiyordum, hem oradan üstü açık citybuslar ile şehir turlarına bakacaktım hem de allah’ın bildiğini kuldan saklamayayım tsipras’ın korumalarına para yedirsem azıcık ucundan gösterirler mi gibi hain planlar içindeydim. Askerleri fotoğrafladım, korumaları göremedim, citybus’lar da 16 euro civarıydı. Ben gittiğimde euro 3,5 tl olduğundan akropolis’e metro ile gider sonra da yürürüm hayatta bu parayı vermem dedim ki zaten değmezdi. Syntagma’dan tekrar ermou’nun başına geldim. Tam o esnada köşede duran happy bus isimli lunaparklardaki çocukların gezdiği trenlere benzer aracı gördüm. Baktım ki o da akropolis’e kadar geze geze gidiyor ve sadece 6 euro bari buna bineyim de tıngır mıngır gideyim dedim. İyi de yapmışım gerçekten eğlenceli bir yolculuktu. Plaka ve monastiraki’de daracık sokaklarda bizim bindiğimiz aracın geçmesi için kenara çekilen insanlarla dirsek temasına girerek, beklediğimiz anlarda tavernaların önündeki garsonlar ile menü konusunda hasbihal ederek tıngır mıngır akropolis’e kadar çıktık. Bu arada yolda bir kaç atraksiyon gördük ama durup anlatmıyorlar veya fotoğraf çekmeye fırsat olmuyor.

    Akropolis’in girişi 14 euro. Yine ben yalnız olduğum, aşırı sıcak bir havada orada bulunduğum ve kısıtlı zamanım olduğu için adet yerini bulsun diye şöyle bir gezindim ve akropolis’i karşıdan, bütün şehri de tepeden gören bir beleş tepe bularak bol bol fotoğraf çektim. Beleş tepe ana baba günü çekinmeyen siz de çıkın manzarası çok güzel. Akropolis’i detaylı gezmek bir dahaki sefere inşallah dedim ama vaktiniz varsa mutlaka gezin tabii. Akropolis’in eteklerinde athena tarafından mı hediye edildi bilemiyorum ama zeytin ağaçlıkları var ve ben bir zeytin ağacı sever olarak bunlara bayıldım. Oturdum dinlendim oralarda. Sonra da yokuş aşağı inen yoldan dümdüz yürüdüm. Bu yol çok keyifli bir yol. İki taraflı cafeler ve bir sürü el işi, hediyelik eşya tezgahları var. Arada gerçekten çok orjinal şeyler satanlar da var. Mesela bizdeki karagöz hacivat benzeri kuklalar yapan bir tezgah gördüm. Her birine tek tek baktım oyalandım, alışveriş ettim, muhabbet ettim. Gözüme kestirdiğim bir cafede oturdum bir frappe içtim ve biraz dinlendim. Sonra araçla geldiğim yolu takip ederek yürüye yürüye plaka’yı turladım. Oradan da monastiraki meydanı’na geldim.

    Monastraki küçük ama çok kalabalık bir meydan. Meydana girer girmez bir flormar mağazası dikkat çekiyor. Burada osmanlı’dan kalma bir cami de mevcut ama şu anda cami olarak kullanılmıyor. Ayrıca bizdeki kapalıçarşı’nın minik versiyonu “flea market” yani bit pazarı var. Burada da yine çeşitli hediyelik eşya, zeytinyağı, sabun, baklava, kadayıf gibi türkiye’de de her yerde bulunduğu için bana enteresan gelmeyen ıvır zıvır satan dükkanlar var. Ama gezmesi zevkli tabii. Sonra yine meydana açılan sokaklardan birinde sağlı sollu kebapçılar bulunuyor. Kebap bizdekinin birebir aynısı değil tabii greek style. Bir de bizdeki döner benzeri “gyro” ve şiş kebap “souvlaki” satan yerler var. Bu sokağın en meşhuru “thanasis”. Yiyecekseniz orada yiyin gerçekten çok başarılı. Ayrıca meydanda 360 cocktail bar ve bir kaç tane daha böyle terası olan mekan var. Buradan akropolis ve meydanı izleyerek bir şeyler içip günbatımını izlemek pek güzel oluyor. onu da kesinlikle tavsiye ederim.

    Atina’da siesta uygulamasından dolayı gece 22:00’den sonra başlıyor. Akşam yemeği için Plaka’yı tercih ettim. Plaka bizdeki karaköy gibi denilebilir. Dar sokaklar, otantik ürünler satan bir sürü dükkan ve bohem cafelerden oluşuyor. Gündüzü güzel gecesi daha da güzel bir yer. Sanırım atina’da gördüklerim içinde en beğendiğim yer oldu. Ben gittiğimde inanılmaz kalabalık ve neşeli bir ortam vardı. Sokaklarda masalar, herkes yiyip içip eğleniyordu. Ben de park gibi bir yerin içinde masaları olan ferah feza bir yerde karar kıldım, oturdum ve bizdekinden farklı olarak süzme yoğurtla yapılan cacık ve souvlaki yedim. Oradan sonra da gündüz gezdiğim yerleri geze geze yine döndüm dolaştım monastiraki meydanı’na vardım. Monastiraki’de de diğer avrupa şehirlerinde olduğu gibi meydanda toplanma, sağda solda boş bulunan merdiven vb yerlere oturup hiç tanımadığın insanlarla orada tanışıp muhabbet etme belki içkini sigaranı paylaşma gibi bir kültür var. Ben de bir sap olarak hemen aralarına karıştım tabii. Zaten insanlar oldukça çenesi düşük, bir de türk olunca neredeyse akraba çıkacak duruma geldik. Konuştuk güldük, meydana gelip performans sergileyenleri izledik, sonra bir ara afrikalı bir grup ile polis arasında gerilim yaşandı ben de hemen bir türk olarak “gaz sıkar şimdi bunlar” korkusuyla kalktım ama aksine oradaki vatandaşlar polisi ıslıklayıp yuhalayınca polis adamların gösterilerini bitirmelerine izin verdi ve gösteri bittikten sonra olay çıkarmadan adamları aldı götürdü. Oradan da clubların falan olduğu gazi tarafına gitmek istedim ama ertesi sabah erken kalkıp feribota yetişeceğim için zorlamadım ve otelime döndüm. Benim gibi çabuk uykusu gelmeyen gençler ve kendini genç hissedenler deneyebilir.

    Atina’da ikinci günümün sabahı Pire’ye giderek feribotla hydra adası’na geçtim ve o gün maalesef şehri gezemedim. Feribot öncesi kendimi sephora ve korres’e atarım diyordum ama Pazar günü bütün dükkanlar kapalıydı. Bir dahaki sefere akropolis, gazi, psiri, omonia, kolonaki ve şehir dışında yer alan plajlara gitmek listemde yer alıyor.

    Ukte (yazar: percheno)

    13 ocak 2016 14:49

    2. Selanik'ten sonra göze sevimsiz gelen Yunanistan başkenti. Deniz ayağınızın altında değil bi' kere. En büyük sorunu trafik; ama güzel yanları da yok değil. Mesela daha sarı ışıkta öndeki araç hareket etsin diye kornaya basmalar; gerekli gereksiz kornaya basmalar ve bir trafik duygu belirteci olarak korna : Vatan hasreti çekmeniz imkansız. Arabayı bir parka koyup toplu taşıma araçlarını kullanmak en mantıklısı. Hop on hop off otobüslerle tüm şehri gezebilirsiniz. Adalara Atina'dan geçmek isterseniz uçak daha hesaplı bir seçenek ayrıca. 1 ay öncesinden 10-15 Euro arasında fiyatlarla bilet bulunabiliyor.

    (gizlinot: ryan air sağolsun )

    13 ocak 2016 15:18

    3. Hem yaz hem de lezzet tatili için mutlaka gidilmesi gereken yerlerden biri diye düşünüyorum. "Azıcık paralara sofra donatıyoruz" tadında olmasa da, yine diğer Avrupa şehirlerine göre daha ucuz olduğunu söyleyebilirim. Şehrin enerjisi kendinizi her zaman iyi hissettirmek için hazır! Sadece O Kostas'da (link: https://youtu.be/X6tzC7XTbGA Souvlaki) yiyip dönseniz bile bu geziden baya karlı çıkabilirsiniz.

    5 ocak 2018 11:12

    4. Geçen hafta atina'daydım. 3 gece kaldık, pegasusla uçtuk. Tam 2 gün gezmek için vaktimiz oldu. Plaka bölgesinde kaldık, otelimiz ermou caddesine ve syntagma meydanına 5 dk mesafedeydi. Havalimanından indiğinizde x95 otobüsüyle şehre inmenizi tavsiye ederim en ucuz yol bu. 6 euro tam bilet öğrenci kartınız varsa 3 euro. Sadece akropolise giriş 10 euro öğrenciye yarı fiyatına ama maalesef gişedeki görevli benim kimliğimi yeterli bulmadı illa okul sistemine gir dedi. Internette rezil olunca eh seninle mi uğraşıcam deyip tam biletten aldım. Küçük bir şehir akropol ve lykavittos tepelerine çıkıp meydanları da gezdiniz mi bitiyor. Her yerde nazar boncuğu, baklava ve lokum satılıyor. Bundan pek hoşlanmadım açıkçası. Mutlaka mutlaka souvlaki ve lukumades'de lokma yiyin. Yeme içme kesinlikle diğer avrupa ülkelerine göre daha ucuz ve damak zevkimize uygun.

    3 şubat 00:17