sorular içinde ara
    yeni soru sor
    son sorular
    son cevaplar
    kategoriler
    • süslü
    • moda alışveriş
    • kuaför & güzellik merkezi
    • sağlık
    • spor
    • gönül işleri
    • aile arkadaş ilişkileri
    • cinsellik
    • eğitim & kariyer
    • seyahat
    • pet
    • sanat
    • bürokrasi
    • diğer
    girdi yaz
    medya ekle
    • linki kopyala
    • şikayet et
    • girdiler (7)
    • medya (0)

    1. Kadınlardan çok erkeklerde olandır. Yanlış anlaşılmasın kendi kilosuna değil tabi başka kadınların ve sevgililerinin/eşlerinin kiloları konusunda takıntılılar.

    İlk sevgilim benim kilo almamı, çok zayıf olduğumu söylüyordu. 2. Sevgilim ise benim kilo vermem gerektiğini söylüyordu. İşin komik yanı, 2 ilişkimde de aynı kilodaydım.(gizlinot: 170 52 kilo)

    Ayrıca Baskı yapmak ve kırıcı konuşmak söz konusu idi ikisinde de. ilk ilişkimde aptal gibi karşımdakinin istediği kiloya ulaşmaya çalıştım birde. Aptal gibi diyorum çünkü birkaç kilo fazlam olduğunu ya da eksiğim olduğunu düşündüğü için bana laf eden erkek nasıl beni sevebilir? Hiç düşünmemiştim. bunu başıma kakan bir erkeğin ķötü günümde yanımda olacağına asla inancım olmaz. Bu kadar önemsiz şeyleri bana dert ettiren insana güvenim de olmaz açıkçası. Hadi ilk tanışıldığında fizik önemli rol oynuyor da aylar, yıllar geçtikten sonra, bu samimiyetsiz tavırlar beni seven bir insana ait olamaz gibi geliyor. Ben karşımdaki insanı her şekilde sever, beğenirim. Koşullara bağlamam asla birlikteliğimizi. O yüzden bana kendimi kötü hissettirmesine de izin veremem kimsenin. Kendimi mutlu hissettiğim şekilde görünürüm gerisi umrumda değil. Üzgünüm birkaç kilomun eksikliğini ya da fazlalığını kafasına takacak erkek zaten bana mutluluk veremez.

    22 eylül 2017 10:22

    2. insanda zamanla algı bozukluğu yaratan takıntı. liseye başladığımdan beri sürekli "kilo verme isteği" halinde oldum. hayatımın hiçbir döneminde fazla kilolu olmadım, en fazla 55'i görmüşümdür fakat bu takıntı hiç bitmedi. dönem dönem umursamadım dönem dönem kendime acı çektirip hiçbir şey yemedim. bir ara ilaç kullandığım için 1 ayda 53 kilodan 46 kiloya düşmüştüm ama hiçbir farklılık görmüyordum kendimde. hatta daha kilolu olduğuma inanıyordum tartılmadığım için. çok kilo vermişsin diyenlere de inanmayıp tersliyordum. bunlar hep algı bozukluğu. ha bu durum son buldu mu derseniz hayır bulmadı. en son "48 kiloya düşeyim daha kilo vermem" diyordum ve bir tartıldım ki zaten 48 kiloymuşum. beni çok mutsuz ediyor ama durum bu. umarım vücudumu sevmeyi bir gün başarabilirim.

    28 aralık 2017 23:25

    3. Bir zamanlar hayatı ertelememe neden olan  takıntıydı hiçbir şey yapmak istemezdim her şeyi 5 kilo verince giderim 10 kilo verince alırım gibi bahanelerle ertelerdim hayattan zevk almazdım dışarda ota marula 20 tl verip yediğimden bile zevk aldırmazdım kendime özgüvenimi yerle bir ederdi düşüncelerim konuşurken kendimi sürekli küçümserdim önümden geçen herkesi inceleyip ne zaman onlar gibi olabileceğim diye düşünüp kendimi kahrederdim en kötüsüde her şeyim laftaydı sadece kendimi üzdüğümle kalırdım sonra bütün bu eziyeti bir kaç kilo için neden çekiyorum dedim yavaş yavaş düşüncelerimden arınmaya başladım belki tamamen değil ama minimuma indirdim kilolarımdanda kurtuldum bir anda inanın hiçbir şey sizin bizim mutluluğumuzdan önemli değil kuruntuları bırakınca her şey çok daha güzel oluyor lütfen kendinize eziyet etmeyin 

    28 aralık 2017 23:37

    4. Lise dönemindeyken 115 kiloydum, daha sonra 48 kiloya kadar zayıfladım ancak sağlık sorunlarım oluştuğu için 65 kiloya geri döndüm. 180 boyuma gayet orantılı bir kilo olduğunu varsayıyorum, zayıfladıktan sonra ne yesem kilo alamamaya başladım ve arkadaşlarım bana ne çok yiyosun ya diye baskı yapmaya başladı. Yıllarca "kilo mu aldın sen?" Cumlesinin benim hayatımı mahveden tek şey olduğunu sandım. Geçen sene ağır bir depresyon geçirdim ve insanlar "ne kadar zayıfladın ya" dedi oysaki aynı kilodaydım. Bu sene ise psikolojik tedavim bitti ve kurtuldum derken geçen seneden dolayı psikolojik ve yediklerimle orantılı bir hastalık geçirdim ki hala tedavi altındayım, yediklerım kısıtlandı aylardır tatlı vs yiyemiyorum en sevdiğim yemekleri yiyemiyorum ve yiyebildiğim şey doymamın zor olduğu 5-6 çeşit şey meyve bile yiyemiyorum nerdeyse. O zamanlar keşke ay kilo alcam ya diyip kendime engel olmasaymışım diyorum şimdi de... Yediklerimin sınırlı olduğundan bahsetmiştim bunları sürekli yiyorum ve sanırım kilo aldım bu seferde fotoğraf paylaştığımda 3 yıldır suratını dahi görmediğim naptığımdan habersiz insanlar "ay kilo mu aldın" diyor ve hastalığım olduğunu tek bir yemekle doyamadığımı, sınırlı sayıda şeyi yiyip hayatıma devam etmem gerektiğini bilmeden... Bu hastalığı geçirdikten sonra ne kilo takıntım kaldı ne de başka bir şey.. Evde 3 aydır tartının pili yok ve almadım. Zaten sınırlı şey yiyorum istersem 3 tabak birden yiyorum, artık umrumda değil çünkü. Bu takıntısı olan süslüler lütfen bunu aşsınlar benim gibi çok üzülürsünüz sonra... En sevdiğim yemekleri, içecekleri (sudan başka bir şey içemiyorum) yiyip içemezken hayatın bir anlamı kalmıyor mesela arkadaşlarımla dışarıda bir şey yiyemiyorum dedikodu yapamıyorum çünkü dışarda hiçbir şey yiyemiyorum... Bırakın kilo alın, kendinizi sevdikten sonra ne olursa olsun kafanıza takılmıyor...

    2 aralık 2018 17:03 2 aralık 2018 17:04

    5. Uzunca bir süre bende de olan takıntıydı. Anoreksik, bulimik ve binge eater olduğum birkaç yıllık dönemin sonlarına doğru "ulan ben biraz oturup bunun tarihini araştırayım" demiştim. Zırt pırt değişen güzellik kriterleri ve - ben dahil - zavallı insancıkların o standartlara uyma çabasının geçmişte ne kadar geriye gittiğini okudukça bana bir sıkıntı bastı, sonra da saldım gitti. Birkaç ay sonra da yeme psikolojim düzene girdi. O dönemden okuduklarımdan aklımda kalanlar:

    Ortaçağ Avrupa'sında uzun bir süre kadının zayıfı, hatta çok zayıfı makbulmuş. Hatta böyle memesi falan hiç olmayacak, o derece. Kalçanın genişi doğurganlık simgesi olduğundan yine isteniyor tabii. O dönemde kadınlar zayıf görünebilmek için korse takıyorlar, hatta çocukluktan itibaren takanlar var. Tabii bu yüzden omurga deformasyonuna uğrayıp ölenler ya da sakat kalanlar oluyormuş. Bunlar tabii soylu tabakası. Yoksa elin köylüsü sabah akşam bir kendisinin bir de lordunun tarlasını ekip biçiyor, kilosunu güzelliğini ne ara taksın? Yediği de bir gıdım şey zaten...

    Rönesans tablolarında kat kat yağlanmış vücutlar, doğurganlık simgesi selülitler hepimizin malumu. Ama asıl şişmanlık/balık etlilik trendi Hollanda'nın 16. yüzyılda bölgenin en başarılı ekonomisi olması ile değişiyor. Nasıl şu an dünya devi amerika sinema starları ve pop şarkıcıları ile çin'in ve türkiye'nin güzellik anlayışına reset attıysa, o dönemde de zenginleşen ve bundan ötürü yiyeceğe daha kolay erişimi olan tontiş hollandalı kadınların portreleri avrupa'da dolaşıma giriyor. Amsterdam'ın ve delft'in yuvarlak memeli, gıdılı dilberlerinin resimlerini gören avrupalı hanımlar bu sefer büyümesin diye çocukluktan tahta korse ile sıktıkları memelerini dolgunlaştırmaya, yağlanmaya çalışıyor. Bu trend de kalıcı olmuyor, hop 18. yüzyıla doğru yine bir "ip gibi olma" sevdası başlıyor. Hatta öyle ki o dönemde ingiltere'nin Osmanlı sefirinin karısı Lady Montagu hayretle Anadolu kasabalarındaki ve köylerindeki en güzel kadınların hep en şişman olanlar olduğunu yazıyor seyahatnamesinde. Lady Montagu bir ara hamama da gidiyor. Soyunma esnasında belini inceltmek için giydiği korseyi gören Osmanlı bacıları bu kafes kılıklı içliğin gerekliliğine bir mana getiremiyor, hatta Lady Montagu için üzülüyorlar.

    "Şişmanlığın Tarihi" kitabında da Avrupa tarihi boyunca zayıflamak için öne sürülen çözümleri sıralıyordu sosyolog/tarihçi Vigarello. Baya ilginç şeyler vardı diye hatırlıyorum, ama en çok aklımda kalan şu: etlerin birbirine sürtünmesi ile yağların eriyeceği yaygın bir inanışmış (sanırım 18.yüzyılda?). Yani göbeğinizin katlarını elinizle tutup birbirine sürttükçe sürtüyorsunuz. Televizyonda satılan o titreşimli kemerlerin atası diyebilir miyiz bu yönteme?

    Kıssadan hisse zayıf ya da şişman, yumuşak hatlı ya da kaslı; sürekli değişen bu kıstaslara uyacağız diye bir yerlerimizi yırtıp durmuşuz :(

    5 mayıs 07:59 5 mayıs 08:02

    6. Bir aile hikayesi dizisinde çok doğru işlenen sorun. Ben de senelerdir bu takıntının etkisinden kurtulamamış bir birey olarak -hafiflemesi tamamen geçmesi anlamına gelmiyor- bir erkeğin eski ve zayıf sevgilileriyle kendini kıyas etmeyi, standart kızlar gibi yok ben daha güzelim demek yerine ondan sonra benim gibi birini nasıl sever demeyi öyle iyi anlıyorum ki, hayatımı izliyorum sanki. 

    Öyle bir illettir ki standartın önemini insanın kafasına vura vura öğretir. Kilo değiş sadece, toplum baskısı nedeniyle aile feritlerinin bile standart ve sorunsuz olması gerektiğini öğrenirsin. Velhasıl, kilo takıntısı belki de “evlenebilme” takıntısından sonra insan üzerindeki en kötü psikolojik sorunlara neden olan toplum baskısı “sonuçlarından” biridir. 

    5 mayıs 21:27

    7. ilkokuldan beri bende olan şey. ortaokula kadar normal kiloda bir kız çocuğuydum ama yine yaşıtlarımdan bir tık kiloluydum, ortaokula geçince hızla kilo almaya başladım. üniversiteye başladığımda lise son sınıfta yaptığım saçma bir diyetle 30 kilo verip zayıf ama berbat bir cilde sahip, saçları dökülmüş, kan ve vitamin değerlerimi mahvetmiş haldeydim. üniversite, aile, arkadaşlar ve erkek arkadaş problemleri derken 40 kilo aldım. bugün şunu farkediyorum yemek benim için ne ifade ediyor diye mutsuzluğumu örtbas etmeye çalıştığım anlık bir kaçamak ama artık yerken mutlu da olmuyorum aksine beni mutsuz ediyor yemek dediğim şey de sağlıksız gıdalar abur cubur vs zevk almıyorum hiçbirinden ama yiyorum, bunun tamamiyle psikolojik bir sıkıntı olduğunun farkında olmama rağmen devam ediyorum. şu an kiloluyum gecem gündüzüm zayıflama hayalleriyle geçiyor her gün diyete başlayıp akşamında sonlandırıyorum. mide ameliyatı olup hızla zayıflayanları görünce psikolojim bozuluyor benden daha zayıf insanlar mide ameliyatı oluyor çevremde doktor ve diyestisyen arkadaşlarım var onlar da dahil ailem buna karşı aslında ben de mide ameliyatını asla yaptırmam canımdan önemli değil diyorum ama maalesef etkileniyorum öyle hızla zayıflayanlardan. sabrım yok kendimi toparlamam lazım bir yerden başlamam lazım bu kadar bilinçli olup kendime söz geçirememek çok yoruyor. sürekli tek düşündüğüm şey kilom son 2 aydır eve kapandım kilom yüzünden. umarım kendimi toparlarım ve sağlıklı bir şekilde kurtulurum

    5 mayıs 23:07